Header Ads

Peygamberin Zekat Toplayanlara Uyarısı



Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) Ezd[1] kabilesinden İbn-i Lütbiyye’yi, Süleymoğulları kabilesinin zekatını toplamak üzere, âmil (zekat memuru olarak) olarak görevlendirmişti. Memur, görevini yapıp Medine’ye dönünce Resulullah’ın huzuruna varıp hesabını veririken;


“Ey Allah’ın Resulü! Şu sizin zekât mallarınız, bunlar da bana verilen hediyelerdir.” dedi. (Bu söz Peygamber Efendimiz’in canını sıktı) ve Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) hayretle sordu: “Tuhaf şey! Sen doğru sözlü bir adamsan söyle bakalım, ananın-babanın evinde otursaydın bu mallar sana hediye olarak verilir miydi? Bunu bir dene bakalım!”

Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) onu şahsen ikaz etmekle yetinmedi, minbere çıktı Allah'a hamd ve senadan sonra şöyle buyurdu:

"Size ne oluyor ki! İçinizden birilerini Allah'ın bana verdiği yetki ile âmil (zekat memuru) olarak bir yere gönderiyorum, (ona orada devletin memuru olduğundan dolayı bazı şeyler veriyorlar.) Dönünce kalkıp bana; "Bunlar sizindir, şunlar da bana hediye verilmiştir" diyor. Bu adam eğer doğru sözlüyse, babasının veya anasının evinde otursaydı da hediyesi ayağına gelseydi ya! (Ana-babasının evinde otursaydı bunlar ona verilir miydi?) Allah'a yemin ederim ki, sizden kim haksız yere bir şey alırsa kıyamet günü haksız olarak aldığı şeyi yüklenerek gelecektir. Kıyamet günü Allah'ın huzurunda birinizin bağıran bir deveyi, böğüren bir ineği veya meleyen bir koyunu yüklenerek geldiğini sakın görmeyeyim ". Sonra koltuk altlarının beyazlığı görülecek kadar ellerini kaldırdı ve şöyle buyurdu: "Allah’ım tebliğ ettim mi? Allah’ım tebliğ ettim mi? Allah’ım tebliğ ettim mi?[2]

Hadis-i şerifte, bir memurun görevinin verdiği imkân ve yetkileri kullanarak, halktan hediye almasının haram olduğu açıkca ifade edilmektedir. Çünkü bu hediye meşru bir yoldan gelmemiştir. Onu veren kimse ya memurun yetkisinden korkarak, ya da ondan bir menfaat veya en azından bir müsamaha bekleyerek verir ki, bu da memurun görevini kötüye kullanmasına sebep olabilir. Bir memurun görevini kötüye kullanmasının ihanet ve haram olduğu konusunda da şüphe yoktur.

Evet, İslam rüşvetin her türlüsünü haram kıldığı gibi[3], özelde zekat memurlarının[4], genelde de devlet görevlilerinin[5] hediye almasını “devlet malına hıyanet, ganimetten çalma” şeklinde nitelemiş, nüfuzu kötüye kullanıp menfaat temin etmenin her türlüsünü de yasaklamıştır.[6]

Bunların yanında, Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) memurların, devlet ve ammeye ait malları kullanırken de çok hassas olmalarını, bir iğne kadar bile olsa devlete ve ammeye ait maldan herhangi bir şeyi zimmetlerine geçirmemelerini emretmiş ve aksi bir davranışta bulunmayı hıyanet saymıştır.

Bu hususla ilgili olarak Adiyy ibn-i Ümeyrate’l-Kindî’nin (radıyallahu anh) rivayet ettiği bir hadis-i şerifte de;

Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyur:

“Ey insanlar, sizden kimi bir iş için tayin ettiğimizde o bizden bir iğneyi veya iğneden daha kıymetli bir şeyi gizleyecek olsa bu bir gulüldür yani hıyanettir ve kıyamet günü onunla Allah huzuruna gelecektir."

Adiyy (radıyallahu anh) anlatmaya devam ediyor; Bunun üzerine siması hala gözümün önünde olan Ensar'dan siyah tenli bir adam ayağa kalktı ve Allah Resûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) yanına gitti ve O’na:

“Ey Allah’ın Resûlü! Zekat memurluğu görevini benden geri al!” dedi. Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem.):

“Sana ne oluyor ki bu görevi bırakmak istiyorsun?” diye sordu. Adam:

“Ey Allah’ın Resûlü! Bu hususta seni şöyle şöyle derken işittim!” dedi. Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem):

“Evet ben dediğimi şimdi de söylüyorum: Sizden her kimi bir zekat görevi işine memur tayin edersek, görevi sırasında halktan almış olduğu malların azını da çoğunu da bize getirsin. Bu işinden dolayı kendisine verileni alsın. Alınması yasaklanan şeyi de almasın!”[7]

----------------------------------------------------

Dipnotlar:

[1] Başka rivayetlerde Esd Kabilesi olarak da geçer.

[2] Buhârî, Hiyel 15, Cum'a 29, Zekat 67, Hibe 17, Eyman 3, Ahkam 24, 41; Müslim, İmaret 26, (1832); Ebu Davud, İmaret 11, (2946); Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned, 5/423.


[3] Bkz. Bakara sûresi 2/188; Mâide sûresi, 5/42: Tirmizi, Ahkâm 9; İbn Mâce, Ahkâm 2; Ebû Dâvûd, Akdıye 4 (3580); Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned, 5/279.

[4] Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned, 5/424.

[5] el-Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, 10/233.

[6] Saffet Köse, “Rüşvet”, DİA, 35/303.

[7] Ebu Dâvud, Akdiye 5, 3581; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 4/192.

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.