Haberi Paylaşabilirsiniz

Dünden bugüne iki ev


Çile ve muhabbet örneği Peygamberimizin doğduğu ve 50 yaşına kadar yaşadığı Mekke'deyiz.

Es Selâmu ‘Aleyküm ve Rahmetüllah… Sevgili can dostlar.

Şişe (Ravza) bölgesinde kalıyoruz.. Efendimiz Nur dağına gidip-geldiği yol üzerindeyiz..

Buradan Kâbe’ye giderken, ki Safa ve Merve tarafıdır, evvelâ İki ev göze çarpar. İlk olarak Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.a.v)’nın doğduğu evi, sonra da Kâbeye daha yakın olan Ebu Cehil’in evi..

Kur’anı okumak kadar, bu mekanları da okumak çok önemli.

Aynı mahallede yaşadılar, aynı yaştaydılar ama ayrı dünyanın adamı oldular. Hz. Muhammed bir yetim. Son Peygamber.. Ama sahibi Allah Azze ve Celle.

Ebu Cehl’in asıl adı; Amr b. Hişam. Cevresi yakınları bilgi ve akıl babası anlamında ”Ebul Hakem” derlerdi. Allaha inanır ama O evimize kalbimize, sokağımıza, yaşam tarzımıza karışmasın zihniyetindeydi. “Allah gökleri, biz ise yerdeki insanları idare ederiz” kararındaydı.. İslam davasını engellemek için parlamentosunu, gücünü kullanmaktan geri durmadı..

Ve.. Efendimiz tarafından bu ümmetin firavunu ilan edildi.

Şimdi ikisinin de evi de Kabe avlusunda..

Peygamberimizin evi şu an Kütüphâne olarak tahsis edilmiş ama izdiham endişesiyle kapalı tutuluyor: Kapı üzerine Arapça; Mektebetün Mekkede Mükerreme ( Mekkei Mükerreme Kütüphanesi) yazar. Mânidardır ; Peygamberler İlim Mîras birakırlar..

Ama Ebu Cehilin evinin girişinde ise Devrâtün MiyahirRicâl (kısaca; erkek tuvaleti) yazar..

Ne ibretli bir manzara.. İşler sonucuna göre değer kazanır. Gelecek nesillere ne açık mesaj..

Geliniz dostlar bu manzarayı okuyalım, anlayalım ve anlatalım:

Bu iki ev iki zihniyeti ve sistemi temsil ediyor. İki yaşam tarzını temsil ediyor. Semboldür bunlar. Asırlara ve çağlara.. Ve de bizlere..

Birine milyonlar akıyor, milyarlar akıyor. Rahmet okuyor. Selamlar gönderiyor.. Ki Muhammed ismi İslam dünyasında en çok verilen ve yaşatılan isim.. Adı gönüllerde ve yükseklerde yaşatılıyor..

Ama bilerek veya bilmeyerek Ebu cehil zihniyeti, sistemi ve taraftarı olanlar dahi “Ebu Cehil” ismini çocuklarına verdikleri görülmüş değil..

Bir hacı Kâbe kapı avlusunda, Şurtaya/polise sorar: Hela? Polis de: Helâ!.. Haaa Beyti Helâ (Hela evi demek) der ve Ebu Cehil evini gösterir.. Adı helâ ile anılmak..

Biraz da Mizah:

Ey Ebu Cehil.
Sevmediğin inanmadığın Hz. Muhammed’e çok teşekkür borçlusun ey Ebu Cehil. Çağırdığı dine icabet eden, dünyanın dört bir yanından, coğrafyadan ülkeden farklı renk ve dillerde gelen Muhammed sevdalıları senin halini görüyorlar.. Sıkıştıklarında evine yöneliyor; “yahu şuranın da hakkını ve istihkakını hele verelim de Kâbe’ye rahat girelim” diye evvela sana uğruyorlar..

Ya… Muhammed de olmasaydı seni günümüzde kim tanıyacaktı ki, nelerden mahrum olacaktın..

Dün evinde “artık irtica had safhaya ulaştı, başı ezilmelidir” diye kararlar alınırken; şimdi evin ne yararlar sağlıyor..

Gittin ama Hacılara ne hizmetin devam ediyor Ey Ebu Cehil.. İnsanları rahatlatıyorsun.

Hadi hediyelerin bol olsun..

Endonezyalı hacı kardeşlerimin dillerinden düşürmediklerini ben de tekrarlayayım: Esteğfirullah El-Azîm ..

AAAAh zamane batıl yaşam ve sistem yanlıları anlayabilseler… İdrak ettir. Hidâyet ver Ey yüce Rabbimiz.. Kafir, Müşrik, din ile dünyayı ayrı tutan sistemlerin gönüllü savunucusu destekçisi ve davetçilerine ibret olsun…

Yalnız unutmamalı ki, evini sâdece otel ve tuvalet olarak kullanıp; İslam nûrunu, Kur’an güneşini evinde parlatmayarak günlerini senelerirni sevap ganimeti toplamadan geçirenlere, evini peygamber evi gibi ilim edep ve ahlak eğitimi yapmayanlara da ders alma vardır..

Mizah hoş da, Efendimizin sünnetiyle iç içe ne kadar yaşayabiliyoruz.. Kalıcı olan da budur..

Rabbimiz evlerimizi Nur’suz (Kur’ansız), hafızalarımızı şuursuz, davranışlarımızı ve ibadet mekanlarımızı düstursuz eylemesin.. Âaaamîiiin. Haydi biraz daha sesli deyin ben Mekkeden duyayım: ÂMîîîN !..

İsmail Küçükakyüz - Eğitimci Yazar - 30 Aralık 2007 Pazar
Google Plus'da Paylaş

0 yorum:

Yorum Gönder

Haberi Dostlarınızla Paylaşabilirsiniz