Header Ads

mahihaber.com/

Tespih kullanmak ve Tesbihat hakkında

Tesbih ; Zikir, hatırlama.

Allahü tealayı kemal, üstünlük sıfatlarıyla sıfatlandırıp, O'na layık olmayan bütün noksan sıfatlardan uzak kılmayı ifade edtmek

Tesbih: Sübhanallah, Sübhane Rabbiyel-Azim,  Sübhane Rabbiyel-A'la, Ayetel Kürsi, Elhamdülillah, Allahü ekber demek,

Tesbih bir ibadettir. Dinimizde namazda, namazdan sonra ve diğer zamanlarda yapılabilir

Namaz içinde Allahü ekber, rükuda Sübhane Rabbiyel-Azim, secdede Sübhane Rabbiyel-A'la, namazdan sonra Ayetel Kürsi okumak, otuz üç kere Sübhanallah, otuz üç kere Elhamdülillah, otuz üç kere Allahü ekber demek, tesbih çekmek olup en önemli sünnetlerdendir.

Tespih; çeşitli maddelerden yapılmış, ortasındaki delikten ipliğe dizilmiş, belirli şekilde doksan dokuz veya otuz üç tane olan araca da denir.

Namazlardan sonra yapılan tesbihlerin, parmakla veya bir aletle yapılması bidat değil, Peygamberimizin takriri sünnetlerindendir.

Çünkü Peygamber efendimiz; hanımlarından Safiye validemize tesbihleri çekerken sayıyı şaşırmamak için çakıl tanelerini kullanmasını emretmiş; yine bir kadının tesbihleri çekirdek taneleriyle saydığını gördüğü halde men etmemiştir. Tesbih çekerken sayıyı belli etmek için ipe düğüm atarak tesbih çeken sahabilerin olduğu bildirilmiştir.

İslam alimleri ve evliyanın büyükleri tesbihi kullanmışlardır. Evliyanın büyüklerinden olan Cüneyd-i Bağdadi kuddise sirruh, tesbih hakkında; "Beni Allahü tealaya yaklaştıran bu nesneyi terk edemem" buyurarak ölüm döşeğinde dahi tesbihi elinden bırakmamıştır. Yine büyük alim Abdülkadir-i Geylani; "Bazı büyükler elinde tesbih olduğu halde uyur, uyandığı zaman onu yine çekilir halde görürmüş, dilini de hakkı zikreder bulurmuş." buyurmuşlardır.

Tesbihler yapılırken, özellikle yeşim, mercan, kehribar,Zümrüt, yakut gibi kıymetli ve sert taşlardan yapılan çeşitleri vardır.

Tesbihte başlıca şu kısımlar bulunur:

İmame: Tesbih ipinin iki ucunun içinden geçirilip, tepesinde düğümlenen uzunca bir sap görünümünde olan, tesbihin başlangıç noktasını belli eden kısım.

Püskül: İmamenin ucunda bulunan ipekten süslü kısım. Buna kamçı da denir.

Nişane: Her otuz üç tanede bir, yassıca ve ortası delik kısım, buna durak da denir.

Sandal ağacı, öd ağacı gibi kokulu ağaçlardan ve amberden yapılan tesbihler güzel koku verir. Rengi, tatlı bir kırmızı olan mercan tesbihler çok kıymetlidir.

Tesbih, insanlara Allahü tealayı hatırlatan bir vasıta olduğundan, örfümüze de girmiştir. Anadolu'da yaşayan örflerimizden biri de, ölen bir babanın tesbihi Kur'an-ı kerimi ve saati büyük oğula verilir. Büyük oğul babanın yerini tuttuğundan örfe sadık kalarak Kur'an-ı kerimi okur, tesbihi çeker. Böylece, Aile yapısından gelen feyz ve bereket devam ederdi.

Kur'an-ı kerimde tesbihle ilgili birçok ayet-i kerime vardır.

Hadid suresi 1. ayet-i kerimesinde mealen; "Göklerde ve yerde ne varsa hep Allah'ı tesbih etmektedir."

İsra suresi 44. ayet-i kerimesinde mealen; "Yedi gök ve yer, bir de bunlar içinde bulunanlar (insan, cin ve melekler) Allah'ı tesbih ederler. Hiçbir varlık, yoktur ki, O'nu hamd ve tesbih etmesin. Fakat siz onların tesbihini (dillerini bilmediğinizden) anlamazsınız." buyurulmaktadır.

Peygamber efendimiz hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır:

"Bir kimse gece yatarken günde yüz defa "Sübhanallahi vel hamdülillahi vela ilahe illallahü vallahü ekber" derse, o kimse tesbih, tahmid ve tekbir eylemiş olur."

Bunu çok okumakla kusurlarının, günahlarının affedilmesini istemiş olur. Böylece günah ve sevaplarını düşünerek kendini muhasebe yapar.

Yine bir hadis-i şerifte;

"Cenab-ı Allahın dinde sevgili, dilde hafif, terazide ağır olan iki şeyini bildiriyorum: "Sübhanallahi ve bihamdihi, sübhanallahil azim." Diğer bir hadis-i şerifte; "Bir günde yüz defa "Sübhanallahi ve bihamdihi" derse o kimsenin günahları deniz köpüğü kadar çok olsa (kul hakları hariç) affolunur." buyrulmuştur.

“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendilerine Tekbir, Takdis ve Tehlile riayet etmelerini ve bunları parmaklarla yapmalarını emrederek: ‘Kuşkusuz parmaklar sorguya çekilecek ve konuşturulacak. Rahmeti unutarak gaflette olmayın’ buyurdu.” Ebu Davud 1501, Tirmizi 3583

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.