videohaber İstanbuldaki Sahabeler - Mahihaber
HADİSLERDEN

İstanbuldaki Sahabeler


Ashab-ı Kiram ve Ni’me-l-ceyş

Peygamber Hz. Muhammed'i görmüş, O'nu dinlemiş Müslümanlar "sahabe" olarak isimlendirilir.

Sahabelere, Peygamberi görmüş ve O'nun sesini duymuş olmalarından ötürü Müslümanlarca büyük saygı duyulmaktadır.

“Arapların İstanbul kuşatmasında bulunmuş ve burada şehit olmuş sahabeler (:Ashab-ı kiram: Peygamber zamanında yaşamış, O’nunla birlikte mücadele etmiş kişiler) vardır.

Onların inancı, sevgiyi, mücadeleyi kendisinden işittikleri “Son Peygamber”in bir hadisinde İstanbul’un bir gün mutlaka fethedileceği bildirilmiş, bu fethi gerçekleştiren kumandan “ni’me-l-emir” (mutlu kumandan), askerler ise “ni’me-l-ceyş” (mutlu askerler) olarak nitelendirilmiştir. Ashab-ı kiramdan ve İstanbul’un fethinde yer almış “mutlu askerler”den pek çoğu surların dibinde gömülüdür.

İşte İstanbul’un taşındaki toprağındaki altın onlardır…

İstanbul'da mezarları bulunan sahabeler Bizans döneminde Emevi veya Abbasi ordularıyla birlikte,şehri fethetmek için buraya gelmişlerdir. Daha sonra çeşitli nedenlerle hayatlannı kaybetmişler ve İstanbul'a gömülmüşlerdir.

İşte böylesine kutsi bir görevle vatanlarını bırakıp buralara kadar gelen bu mübarek insanları gelecek nesillere aktarmak için bu çalışmayı yapmış bulunmaktayız.

İsmi zikredilen büyüklerimiz hakkında bilgisi olanlar 'ek bilgi ve resim ' gönderebilirlerse, bu kaynağı geliştirebiliriz inşallah.

Fatih Sultan Mehmed, 1453'te İstanbul'u fethettikten sonra İstanbul önlerinde şehid düşen Peygamberimiz'in arkadaşlarının bir kısmının mezarlarının yerleri tespit edilip, üzerlerine türbe inşa edildi.

Mezarlarının yeri bulunamayan veya İstanbul'a gelmemiş bazı sahabeler için de makamlar yapıldı.

Fakat yakın zamana kadar kaynaklara inilerek ciddi bir çalışma yapılmadığı için bu konuda fazla bir bilgimiz yoktu. Bilge Danışmanlık yayınları arasında çıkan Dr. Coşkun Yılmaz ve Dr. Necdet Yılmaz'ın uzun araştırmalara dayanan "İstanbullu Sahabeler" isimli kitapları İstanbul'un ebedi misafirlerini teferruatlı olarak anlatıyor.

İstanbul kuşatmaları

Hz. Muhammed, İstanbul'un fethiyle ilgili ilk müjdeyi, Mekkeli müşriklerin saldırısından korunmak için Medine'nin etrafına hendeklerin kazıldığı 627 yılında vermişti. Bu, o günün şartlarında inanılması kolay haberlerden değildi. Hz. Peygamber, Medine'yi etrafına surlar kazarak korumak için şehrin etrafına hendekler açan Müslümanlar'a dönemin en büyük devletlerinin; İran'ın, Suriye'nin, Mısır'ın, Yemen'in, Bizans'ın, İstanbul'un fethini müjdeliyordu. Münafıklar ise bu sözler karşısında "Medine'nin dışına bile çıkamıyorsunuz" diye alay bile etmişlerdi.

Bizans'a karşı ilk gazalar Peygamberimiz zamanında başladı ve hulefai raşidin zamanında hızla devam etti. Müslümanlar, ilk defa Hz. Osman döneminde karadan ve denizden İstanbul'a ulaşmak için ciddi hazırlıklar yaptılar. 655'te İstanbul'a hareket eden ilk donanma Anadolu'nun güneybatı sahillerinde ve Antalya'ya bağlı Fenike açıklarına kadar ilerledi. Bu bölgede meydana gelen savaşta Bizans donanması imha edildi.

İlk İstanbul kuşatması 668'de gerçekleşti. Müslüman Arap ordusu Malatya-Kayseri-Eskişehir istikametini takip ederek Kadıköy'e geldi ve kışı burada geçirdi. Merkezden istenen yardımcı kuvvetler de 669 ilkbaharında İstanbul'a gelerek Sütlüce'deki Cemal Efendi Türbesi'nin bulunduğu bölgede konuşlanarak İstanbul muhasarasına katıldı.

Eyüp Sultan

Bu ilk kuşatmaya katılan sahabelerin en tanınmışı halkımızın Eyüp Sultan olarak andığı Hz. Ebu Eyyub Halid el-Ensari idi.

Eyüp Sultan, Peygamberimiz'i Medine'de evinde aylarca misafir etme şerefine erişmiş bir sahabeydi.

İslam tarihinin ünlü simalarından dört Abdullah'tan üçü de bu kuşatmaya katılmıştı.

Bunlar, Peygamber Efendimizin amcası Hz. Abbas'ın oğlu Abdullah, Hz. Ömer'in oğlu Abdullah ve cennetle müjdelenen sahabelerden Hz. Zübeyr'in oğlu Hz. Abdullah idi. Bunlar dışında çok sayıda sahabe de İstanbul önlerine gelmişti.

Peygamber Efendimiz'in arkadaşlarının katıldığı ikinci İstanbul seferi ise 673'te başladı. 674'te İstanbul karadan ve denizden kuşatıldı. Bu kuşatma 6 yıl sürdü, ancak bir netice alınamadı.

İstanbul'da sahabe mezarları

Bu iki kuşatma da, sahabelerin katılımı ve onların İstanbul'un fethine verdikleri değer açısından çok önemlidir. Bu seferlere ileri yaşlarına rağmen çok sayıda sahabe atlı ve yaya olarak katılmış, binlerce kilometre yolu aşarak İstanbul önlerine gelmiş ve savaşmışlar ve bu topraklarda şehid olmuşlardı. Sur çevresindeki bazı bölgelerin sahabeler haziresi, yani kabristanı olarak anılması da bunun işaretidir.

Mesela, Peygamber Efendimiz'in süt kardeşi Hazreti Şeybetü'l Hudri'nin türbesinin bulunduğu Ayvansaray'da sur dibindeki hazire onlarca sahabenin savaş sırasında şehid olarak defnedildiği yer olarak bilinir.

Bu yüzden, daha Fatih Sultan Mehmed zamanında buraya türbe yapılmış, türbedarlık görevini de Fatih döneminin önemli isimlerinden Toklu Dede üstlenmişti.

Eyüp Sultan başta olmak üzere birçok sahabenin İstanbul önlerinde şehid düşmesi, şehrin alınması için Müslümanlar arasında bir fetih motivasyonu oluşturmuştu. Sahabenin mezarlarının Bizans'ın elinden kurtarmak da fethin önemli manevi sebeplerindendi. Sahabenin İstanbul'daki varlığı o kadar önemliydi ki, Osmanlı alimleri, onlardan dolayı şehrin ebediyen Müslümanlar'ın elinde kalacağına inanırlardı.

Bu sitemizde bu sahabeleri bulabileceksiniz..

Allahu Teala Hepsinden Razı Olsun. Biz onlardan razıyız

Hazreti Hüseyin
Hazreti Abdurrahman Sami Hazretleri
Hazreti Abdullah bin Amr Bin As Hazretleri
Hazreti Abdullah El-Hudri Hazretleri
Hazreti Abdullah bin Hişam Hazretleri
Hazreti Abdullah El-Ensari Hazretleri
Hazreti Abdüssadık Amir b. Ubade b. Same
Hazreti Cabir bin Muhammed El-Ensârî
Hazreti Cabir bin Abdullah El-Ensârî
Hazreti Şûbe
Hazreti Cafer bin Abdullah El-Ensârî
Hazreti Ebu Zerr-i Ğıfari Hazretleri
Hazreti Ebu Said El-Hudrî Hazretleri
Hazreti Ebu Derda  Hazretleri
Hazreti Ebu Şeybetül Hudrî Hazretleri
Hazreti Ka’b
Hazreti Muhammed el Ensari
Hazreti Hafir
Hazreti Hamdullah el Ensari
Hazreti Vehb bin Huşeyre
Hazreti Cafer el Ensari
Hazreti Süfyan bin Üyeyne


Google Plus'da Paylaş

0 yorum:

Yorum Gönder