Diyanet, Komşu Hakkında Ağır Konuştu


Komşu tabiri, birbirine bitişik veya yakın yerlerde yaşayanlar için kullanılır. Komşu olmanın doğurduğu birtakım hak ve görevlerin yanı sıra bunların sağlandığı bir ilişkiler düzeni bulunmaktadır. Bunlara genel olarak komşuluk veya komşuluk ilişkileri denilir.

Komşuluk ilişkileri ailelerin huzur ve güven içinde yaşamaları açısından önemlidir. İyi komşuluk ilişkileri mutluluk ve sevincin paylaşılmasında, sıkıntı ve kederin göğüslenmesinde ayrı bir öneme sahip olduğundan fert ve ailelere toplum içinde destek olur. Dolayısıyla sosyal bünyeyi güçlendirir. Kötü komşuluk ilişkileri de sürekli rahatsızlık, güvensizlik ve yalnızlık hissi uyandırır.

Sosyal dayanışma ve yardımlaşma açısından insana aileden sonra en yakın sosyal çevreyi komşular teşkil ettiği içindir ki, gerek Kur’an ve gerekse hadislerde komşuluk ilişkilerine titizlikle değinilmiştir. Bir âyette ana-baba ve yakın akrabalardan sonra, yakın ve uzak komşuya iyilik etmek, iyi davranmak tavsiye edilmektedir (Nisâ 4/36). Peygamberimiz komşuluk hakları konusunda kendisine yapılan sıkı tavsiyeleri anlatmak ve komşuluk hukukuna dikkat çekmek maksadıyla, “Cebrail bana komşu hakları konusunda öyle hükümler getirdi ki, bu gidişle her halde komşu komşuya vâris kılınır diye düşündüm” (Buhârî, Edeb, 123) demiştir. Peygamberimiz (s.a.s.)’in, “Komşusu elinden, dilinden emin olmayan kişi kâmil mümin sayılmaz” (Buhârî, “Edeb”, 29) sözü, komşuluk ilişkisinin önemini ve ne kadar hassas bir konu olduğunu açık bir şekilde göstermektedir. Yine Resûlullah(s.a.s.)’in “Allah’a ve âhiret gününe inanan kimse komşusuna ikramda bulunsun” (Buhârî, Edeb, 31) gibi sözleri de bu bağlamda değerlendirilebilir.

Resûl-i Ekrem, komşuluk ilişkilerinde nasıl davranmak gerektiği hususlar arasında “evini onun rüzgârını (güneşini, manzarasını) engelleyecek şekilde yüksek yapmamayı” (Mecma`u’z-zevâ’id, VIII, 168-170) sayarak, komşuluk ilişkileri hakkında kuşatıcı bir çerçeve çizmiştir. Bu itibarla bir Müslüman’ın, din ve dindarlık farkı, kültür ve bölge farkı gözetmeksizin bütün komşularıyla iyi ilişki içinde olması, İslâm’ın yardımlaşma, dayanışma, zarar vermeme, küs durmama ilkeleri doğrultusunda hareket etmesi, bu konudaki örf ve âdeti ihmal etmemesi gerekir.

Günümüzde hızlı şehirleşmenin, şehir yapılaşmasının ve değişen iş hayatının komşuluk ilişkilerini olumsuz yönde etkilediği görülmektedir. Aynı apartmanda yaşadıkları halde yardımlaşma, dayanışma bir tarafa; insanların birbirlerine zarar vermeleri İslam’a aykırıdır. Komşuluk ilişkilerinin müsbet yönleri hakkıyla gerçekleştirilemese de, hiç değilse olumsuz yönlerinden kaçınmak mümkündür. Bunun için komşuları rahatsız edecek davranışlardan, kaçınmak gerekir. Allah katında da kul katında da hakkında komşularının iyi şahitlik yaptığı bir kişi olmaya çalışmak gerekir. Nitekim Peygamberimiz (s.a.v.) bir hadis-i şeriflerinde; “Bir kimse, bir başkasının haysiyetine ya da malına tecavüz ederek onun hakkını üzerine geçirirse, altın ve gümüş bulunmayan kıyamet gününden evvel, hak sahibine hakkını ödeyerek onunla helalleşsin. Aksi halde yaptığı haksızlık ve zulmü nispetinde, onun iyi amellerinden alınıp hak sahibine verilir. İyiliği yoksa veya iyilikleri hak sahibinin hakkını karşılamaya yetmezse, hak sahibinin günahlarından alınıp haksızlık eden kişiye yüklenir” buyurmuşlardır. (Buhari, Mezalim 10.)
Google Plus'da Paylaş

0 yorum:

Yorum Gönder