HADİSLERDEN

Haberi Paylaşabilirsiniz

Ev Hanımına Mükafat... Cennetin Kendisi



Medineli sahabe ev hanımları, Efendimiz’e (s.a.s)  herhangi bir konuda bir şey sormak istedikleri zaman cesareti, özgüveni ve kendini güzel ifade edebilmesi nedeniyle Esmâ binti Yezid’e (r.anhâ) ricada bulunurlardı.

Yine bir gün sahabelerin ev hanımları, oldukça önemli bir konuyu sorması için onu Efendimiz’e (s.a.s) gönderdiler. Esmâ binti Yezid (r.anhâ) Efendimiz’in (s.a.s) huzuruna çıktı ve şöyle dedi: “Anam babam sana feda olsun yâ Rasûlallah! Ben sana hanımların elçisi olarak geldim. Allah seni bütün erkek ve kadınlara peygamber göndermiştir. Biz de sana ve senin Rabbine iman ettik. Biz kadınlar, evlerimizde oturmakta, beylerimizin isteklerini yerine getirmekte ve çocuklarımızı büyütmekteyiz. Siz erkekler ise Cuma namazı kılmak, camiye ve cemaate gitmek, hastaları ziyaret etmek, cenazelerde bulunmak, birden fazla hacca gitmek gibi hususlarda bize üstün kılındınız. Daha önemlisi de Allah yolunda cihat etmek gibi sevaplara ve faziletlere sahip oldunuz. Bir erkek hac veya umre için yahut düşmanla savaşmak ve cihad etmek için yola çıktığı vakit, biz mallarını korur, iplik eğirip elbiselerini temizler ve dikeriz. Çocuklarını büyütürüz. Bu hizmetlerimizle biz de erkeklerin kazandığı hayır ve sevaba ortak olamaz mıyız veya onlar gibi bizde sevap kazanabilir miyiz” diye sordu.

Rasûlullah (s.a.s) Esmâ binti Yezid’i (r.anhâ)  dinledikten sonra etrafındakilere dönerek “Siz bir kadından, sorduğu bir soruda muradını bundan daha güzel ifade edenini işittiniz mi” buyurarak, onu sorduğu bu önemli sorudan dolayı tebrik etti ve onun şahsında bütün hanımlarına şu müjdeyi verdi: “Ey hanım, dinle ve seni buraya temsilci gönderen hanımlara da iyice anlat! Bir kadın kocasının isteklerini yerine getirerek, güzel geçinip onun hoşnutluğunu, rızasını kazanırsa, bu saydığın üstün amellerin hepsine denk bir iş yapmış olur. Yani aynı sevapları elde eder.” (Şuabu’l-İman) buyurdu.

Efendimiz’in (s.a.s) cihad dâhil neredeyse bütün ibadetlerin sevabıyla müjdelediği ev hanımlığı, kadınlarımızın evlerinden başlattıkları cennet yolculuğunun adıdır. “Kadın, beş vakit namazını kılar, bir aylık orucunu tutar, namusunu korur ve kocasına itaat ederse ona: ‘Hangi kapıdan dilersen oradan cennete gir’ denilir.” (Ahmed bin Hanbel) Nebevi müjdesinin öncelikli muhatap kimliğidir ev hanımlığı…
Ev hanımlığı, Üstad Hasan el Benna nın, “Siz İslam devletini evlerinizde kurun Allah sokaklarınızı da, şehirlerinizi de, devletlerinizi de İslamlaştırır” sözünde belirttiği evdeki İslam devletinin en önemli kurucu unsurudur. Asli vazifelerinden koparılmış ve tahrif edilmiş Müslüman kadın kimliğini yeniden inşa ederek, İslam’ın devletleşmesi yolunda ihtiyacımız olan şuurlu aileleri kurabilecek mübarek, izzetli ve cennetlik bir görevdir ev hanımlığı…

“Mümin, Allah korkusundan ve O’na itaatten sonra, Saliha bir kadından yararlandığı kadar hiçbir şeyden yararlanmamıştır. Çünkü ondan bir şey istediğinde sözünü dinler ve isteğini yerine getirir, yüzüne baktığında kendisini sevindirir, üzerine yemin etse, yeminini doğru

çıkarır, bir yolculuğa çıksa, kendisinin bulunmadığı sırada namusunu ve malını korur.” (İbn Mâce) hadisindeki özelliklerle bezenmiş, saliha bir ev hanımına sahip olan mümin erkekler, bu dünya hayatının en büyük nimetine nail olmuşlardır.

Abdülaziz Kıranşal
http://www.milligazete.com.tr/ev_hanimligindan
Google Plus'da Paylaş

0 yorum:

Yorum Gönder

Haberi Dostlarınızla Paylaşabilirsiniz