HADİSLERDEN

Haberi Paylaşabilirsiniz

Müftü Korktu mu ?


2017 yılı son aylarında açıklanan "İl Müftüler Kararnamesi"nin açıklanmasından sonra bir çok sürprizleri de beraberinde getirdi.
Ve son olarak Tunceli Müftülüğü'ne atanan müftü yardımcısının kararı gündeme bomba gibi düştü.

Bilindiği gibi, Cumhurbaşkanı'nın onayı ve Resmi Gazete'de yayınlanmasından sonra il müftülerinin kimi merkeze alındı, kimilerinin yerine ilçe müftüleri atanıp terfileri yapıldı. Kimi il müftüsü de yer değiştir. 33 Müftü atamasının yankıları sürerken beraberinde sürprizleri de getirdi.
İl müftülüğüne atandığı halde müşavirlik sınavını kazananlar olduğu gibi atandığı yeri çok sevenlerinin olmasının yanı sıra gideceği yeri beğenmeyenler hatta daha kötüsü oldu.
Feragat edenler gibi...
Bunlardan biri de Tunceli İl Müftülüğüne terfi efen Çorum İl Müftü Yardımcısı Ahmet Süzen...
Dost haber sitelerimizden olan dinihaberler.com yayınladığı haberde ilginç bir olaya imza atmış oldu.
Haber sitesi "Müftü Ahmet Süzen'den Flaş Karar!" başlığı altında "Çorum İl Müftü Yardımcısı Ahmet Süzen, il müftüsü olmaktan vazgeçti" diyerek Tuncelii Müftülüğü'ne atanan müftünün feragat ettiğini açıkladı.
Haber " Bir kaç gün önce yayımlanan "İl Müftüler Kararnamesi" kamuoyunun en çok konuştuğu konu oldu. Resmi Gazete'de yayımlanan İl Müftü Atamalarında Çorum İl Müftü Yardımcısı Ahmet Süzen, Tunceli İl Müftülüğüne terfi etmişti. Edinilen bilgilere göre Müftü Ahmet Süzen, İl Müftülüğü makamında feragat ederek yerine başka bir müftünün atanmasını istedi."
Hayırdır, inşallah dedik ama haberde bundan öte bir bilgi bulamadık.
Gazeteciliğin temel şartlarındandır. Bir olayın haber olması için 7 N 1 K'ya haber içinde cevap vermelisiniz.
Ne var ki İnternet sayesinde herkes gazeteci olunca bu özellikte kayboldu. Bazen haberin içeriği bilmeceyle dolu oluyor.
İl müftü yardımcılığından il müftülüğüne atanmak, Diyanet'te arzulanan bir makamdır. Çoğu kişinin halihazırda mevcut tüm ilçe müftülerinin hayalidir. İl Müftüsü olmak az bir şey değildir.
Pekala, bu müftü beyin atanması istem dışı mı olmuştur. Atama zorla mı yapılmaktadır. Daha önce fikir alış verişi olmamış mıdır.
Mesela il müftülüğüne atanan ve daha sonra müşavirlik sınavı sonrası yurt dışına çıkacak olanların bilgisi Diyanet'te yok muydu.?
Diyanet'te başkanlıklar arasında bilgi akışı mı yoktu.
He birim davulu kendi tokmağı ile mi çalıyor? Koordinasyon nerede..
Neden il müftüsü ataması yapılanlar müşavirlik görevine de atanmış oldu.
Geçelim. Elbet, bu soruların cevabı Diyanet'te vardır.
Gelelim Tunceli'ye gitmekten vazgeçen müftüye.
Ne oldu.. Neden feragat ettiniz.
Atama yerini mi beğenmediniz.
Sağlığınıza, canınıza mı zarar gelir endişeniz oldu.
Oralar vatan toprağı değil mi ?
Oralarda 657'e tabi çalışanlar görev yapmıyor mu ?
Askeri, polisi, doktoru, öğretmeni osu busu Devlet tayin etti diye oralara gitmiyor mu ?
Ya da aynı makamdaşından oralarda hizmet verenlerin canı yok mu ?
Bir müftü yardımcısı il müftülüğünde neden feragat eder.
İlk aklıma gelen bunlar oldu.
Belki başka bir gerçek vardır.
Sayın "Ahmet Süzen" görev yerlerini "süzer"ken aklına burası gelmemiş mi olacak.
Yaşlılık mı diyeceğim ama müftü bey henüz 52 yaşında.. 1964 doğumlu.
Genç sayılır.
Hasta mı.. Ağır bir hastalığı varsa, geçmiş olsun diyelim.Sağlık nedenlerinden dolayı Diyanet'teki işinden neden ayrılmıyor. İstifa etmesi yada erken emeklilik hakkı varsa baştan niye ayrılmadı.
Dedik ya, Tunceli mi sorun yoksa. Çünkü aklımıza başka bir neden gelmiyor.
Orada görev yapanların canı can değil mi? Sonra hizmet ümmet için, vatan içinse gerisi teferruat değil midir?
Vatanın her karış toprağı kamu hizmetlisi için hele bir de din gönüllüsü (!) için aynı değil midir?
Kanaat önderi  yer beğenir mi ? Bu nasıl önderlik. Müftü demek anlamca nedir ki.?
Hem sonra, Cumhurbaşkanı onaylayana kadar bir çok imzadan geçen bu karar, Cumhurbaşkanı onayı,Resmi Gazete'de yayından sonra "ben feragat ettim, gitmiyorum demek ne demek.
Sizin gitmek istemediğiniz yerde görev yapan ana kuzuları da sizin gibi feragat etme hakkına sahip değil mi.
Hele böylesine hassas günlerde, hele böylesine halkın dini ile alay edenlerin mihrap ve kürsüleri doldurup İslam'a karşı cepheleştikleri bir günde.
Hele ki Güneydoğu gibi din konusunun iyice hassaslaştığı, camilerin bombalandığı, sahtekar vatan haini imam müsveddelerinin boy gösterdiği zamanda.
Ben çok düşündüm. İşin içinden çıkamadım.
Müftü bey, korktunuz mu ?

Erol KARA - 15.12.2016
Google Plus'da Paylaş

0 yorum:

Yorum Gönder

Haberi Dostlarınızla Paylaşabilirsiniz