videohaber İstanbul Müftüsünden Düşündüren Paylaşım - Mahihaber
HADİSLERDEN

İstanbul Müftüsünden Düşündüren Paylaşım




İstanbul il Müftüsü Prof.Dr.Hasan Kamil Yılmaz twitter üzerinden yaptığı paylaşımda dikkat çekici sözlere yer verdi.

İnançlı inançsız her kesimin hedefinde olan Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Prof.Dr. Ali Erbaş' la birlikte başlayan değişimiyle görev alanlarının başta olmak üzere tüm duyuru ve paylaşımlarına, kararlarına bir mana vermek isteyenlerin çokluğu dikkat çekiyor.

Asıllı asılsız ithamlarla adeta yıpratılmaya çalışılan Diyanet İşleri Başkanlığı çalışanları da ne yapacaklarını, ne söyleyeceklerini, ne tür karar alacakları konusunda tereddütler ve rahatsızlıklar yaşar duruma geldi.

Fırtınayı andıran kaosları oluşturmak isteyen tepkilere Diyanet düşmanları çanak tutarken, bunlara alet olan sözde dindar kesimde son haftalardaki akılalmaz saldırılarla Diyanet'i hıyanet kurumu haline getirmek için adeta çıldırmış durumda olunca ister istemez "ne oluyor, nereye gidiyoruz " soruları sorduruyor.

Onca yıl başarılı çalışmalarla Diyanet İşleri Kurumunu adeta zirveye taşıyan Prof.Dr. Mehmet Görmez ve ekibine saldıranlar bu kez yeni başkan Prof.Dr. Ali Erbaş ve ekibine saldırmaya başladı.

Belki başkan Ali Erbaş tam olarak sağlıklı bir çalışmaya başlayamadı. Ne yapacağı, neler yapabileceği bile belli değilken salvo eleştirilere uğramış olması ve son olarak vaiz İhsan Şenocak bahanesiyle saldırıların her kesimden çoğalarak gelmesi, gerçek amacın şahısların değil şahıslar üzerinden Diyanet Kurumuna saldırı , kurumun yıpratılması olarak net şekilde görülmeye başladı.

Vaiz İhsan Şenocak'ın "soruşturmanın selameti için açığa alınmasını"  saldırı amacı olarak kullanan bedbahtların şuursuzca çıkışları da Diyanet İşleri Başkanlığının lağv edilmesine çalışılmasına dindar ve laik kesimin işbirliği olarak bakılıyor.

Bu iki güruhu tetikleyen perde arkasında kim var bizler tabii ki bilemeyiz. Ama her kim ya da kimler varsa sonuçta bu ülkenin saygın kurumuyla bu milletin din anlayışını rayına oturtmuş bir yapısını çökertmeye çalışıyor. Hem de dünya çapında başarılı faaliyetlere imza atıyorken.

Bundan hoşlanmayanların karanlık yüzleri elbet bir gün ortaya çıkacaktır.

Diyanet kurumunda çalışıp da klavye şövalyeliği yaparak, takma isimlerle Diyanet'e saldıran çalışanların varlığı da ayrıca dikkat çekici.

Söz arasında Diyanet içinde bulunan bu hıyanetin basit figüranlarının da tespit edilmesi ve uzaklaştırılması, men edilmesi yerinde bir karar olarak düşünülebilir.

Ancak, Diyanet'in sert bildirileri, geç cevap vermesi, toplumu net olarak aydınlatmaması ve açığa alınınca kıyametler kopartan personelini zamanında susturmamış olması da kendisini katı kurallar içerisinde adeta Silahlı Kuvvetler kurumu gibi hissettiren Diyanet'te yanlış üzerine yanlış yapmaya itekliyor..

Şefkatli ve ılımlı olması, ideolojisini sevgi ve yaklaşım üzerine kurması gereken Diyanet kurumunun suskunluğu ya da günler sonra açıklamalarda bulunması  bambaşka bir hatanın göstergesi olarak ortaya çıkmaktadır.

Bunlar yaşanırken en güzel uyarı İstanbul Müftüsü Prof.Dr. Hasan Kamil Yılmaz'dan geldi. Yılmaz twitter üzerinden yaptığı paylaşımda insanları sukunete, düşünceye ve daha duyarlı olması yönünde bir çağrıya davet etti.

Müftü beyi yakınen tanımasakta Diyanet İşleri Başkan yardımcılığından bu yana izliyor, çalışmalarını, topluma yaklaşımını ilgi ile izliyoruz. Bulunduğu konuma göre mütevaziliği, alçak gönüllüğü ile sahabe tarzı hal ve hareketleriyle ve gönülleri kırmaktan ziyade sağlığını dahi hiçe sayan belki ailesiyle dahi pek görüşme fırsatı bulmadan gece gündüz çalışmaya, hizmete odaklanan biri olduğunu görüyoruz.

Hatta en son görülen bir manzarası var ki, geçtiğimiz hafta İstanbul Aksaray Muratpaşa camiinde cuma namazını Bakan Bekir Bozdağ ile birlikte protokol var dedirtmeden cemaatin arasında, hasırlar üzerinde ve gerilerde cuma namazına iştiraki vardı ki bazı makam sahiplerinin ders alması gereken manzara idi.

Bugün oturduğu makamda geçmişte kimlerin oturduğunu az çok biliyoruz. Halka yabancı, halktan uzak tam bir bürokrat havasında gelip geçen hatta bazıları emekli olduktan sonra konuşmaya başlayanlardan sonra önce İstanbul, önce insan önce misyonumuz prensibiyle kimseye incitmeden vazifesini gören bir müftünün varlığı Süleymaniye'deki o kasvetli, gidilmese de olur dedirten donuk çehreli , asık yüzlü yapıyı şenlendirdi.

Biz Allah eksikliğini göstermesin dediğimiz müftünün yaptığı paylaşımın dikkatlice okunmasını, düşünülmesini isityoruz.

Toplumun bu düşünceyi taşıması lazım.

Sayın Yılmaz paylaşımında "Geçmiş meseleleri unutun. Kişilerin geçmiş hatalarını hatırlamayın. Bu durum mevcut mutluluğunuzu bozar. Hayırlı Cumalar ..." derken sosyal toplumda yaşayan bireylerin mutluluğunu geçmişi deşerek değil önüne bakarak yaşayacağını vurguluyor.



Bilhassa bu ülkenin 15 yıldır başında olan, Türkiye'yi kısa sürede büyük yerlere taşıyan, Dünyada söz sahibi olmamıza kadar pek çok yönde üst çizgilere taşıyan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla göreve gelmiş kişilerin daha ilk saatlerinde ağır eleştirlerle geçmişi deşilerek yıpratılmaya çalışılması ülke insaınını zararınadır.

Sonra Cumhurbaşkanına saygısızlıktır. Bu ülkenin başkanı, reisi karar vermişse sakince ve dikkatlice itaat etmek gerekir. Bu ayrıca dini bir vecibedir.

Bir zamanlar ülkeye katkısı olmadığı halde " yaptıysam yaptım, olmuşsa olmuştur, yollar yürümekle aşınmaz" gibi laf peynirleriyle ülkeyi karanlıklar içerisinde bırakanlara gık demeyenlerin şimdi işkembelerinden zart zurt etmesi abesle iştigaldir.

Terbiyesizliktir.

İstanbul Müftüsü Prof.Dr. Hasan Kamil Yılmaz'ın bu paylaşımını yürekten destekliyor ve önümüze bakmamızın millet olarak bazı şeyleri unutmamız gerektiğine inanıyorum. Bu ülkeyi yönetenlerin dahi bunlarla meşgul edilmemesi gerekir.

Erol Kara - 06.11.2017
Google Plus'da Paylaş

0 yorum:

Yorum Gönder