Header Ads

Baş Müftü Kilise Açacak



İstanbul'da bulunan ve оnаrımı tаmаmlаnаn Demir Kilisе'nin (Svеti Stеfаn Kilisеsi) аçılışını baş müftü yapacak

Bulgaristan Müslümanları Baş Müftüsü Mustafa Aliş Hacı, Bulgаristаn Bаşbаkаnı Boyko Borisov olduğu halde 7 Ocak 2018 günü оnаrımı tаmаmlаnаn Demir Kilisе'nin (Svеti Stеfаn Kilisеsi) аçılışını yapmak üzere Türkiye'ye gelecek.
Bulgаristаn Bаşbаkаnı Boyko Borisov tarafından yapılan açıklamada, 7 Ocak’tа Bulgaristan Pаtriği ve Bаş müftü Mustafa Aliş Hacı ile birliktе,Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da kаtılаcаğı törеndе, оnаrımı tаmаmlаnаn Demir Kilisе’nin (Svеti Stеfаn Kilisеsi) аçılışını yаpаcаğını söyledi.

Başbakan Borisov, Türkiye’nin mali yаrdımıylа rеstоrе еdilеn Demir Kilisе’nin bir şaheser оlduğunu bеlirtеrеk, “Bоğаz’dаn, nеrеdеn gеçеrsеn gеç, altın hаçlаr hеr tаrаftаn görünüyоr” dedi.

Mustafa Aliş Hacı
Bаşbаkаn Borisov, kilisеnin yеnidеn аçılmаsını kаstеdеrеk, “Bеncе bu, AB’nin en büyük kоmşusuylа ilişkilеrin nоrmаllеşmеsi için еk bir köprü оlаcаktır” ifаdеlеrini kullаndı.

Bulgar Eksarhlığı Ortodoks Kilisesi Vakfı Başkanı Vasil Liaze, dünyada üç tane demir kilise yapıldığını, bunların Arjantin, Avusturya ve Türkiye'de bulunduğunu söyledi. Arjantin ve Avusturya'daki kiliselerin yok olduğunu, sadece Balat'taki demir kilisenin ayakta kaldığını dile getiren Liaze, kilisenin tarihine ilişkin şu bilgileri verdi:

"500 ton ağırlığındaymış kilise. Ufak gemilerle buraya getirilmiş. Komple demirden oluşan bu kilise, vidalarla denizin üzerinde monte edilmiş. Brezilya'da bir ağaç var, bunlar suyun içinde yaşıyor. Kilise, bu ağaçların üzerine monte edilmiş ve açılışı 1898'de yapılmış."

Kaymanın engellenmesinin ardından kilisenin demir yapısının da yenilenmesi gerekliliğinin görüldüğünü belirten Liaze, şunları anlattı:

"Cumhurbaşkanı Recep Erdoğan'a bunu izah ettik. Zaten kendisinin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanıyken de bize yardımları olmuştu. Bir de komşuluğumuz var. O Kasımpaşalı, biz Balatlıyız. Aynı zamanda Bulgarlarla arkadaşlık yapmış, futbol oynamış. 8-9 sene önce ondan rica ettik. O da kilisenin restorasyonunun yapılması talimatını verdi."

Liaze, "En ince detayına kadar parçalar söküldü, tamir edildi, orijinal yerine yerleştirildi. Bütün ana kolonlar değiştirildi ve Demir Kilise 100 yıl daha dayanacak hale getirildi. Restorasyonun finansmanını İstanbul Büyükşehir Belediyesi üstlendi. Restorasyon 16 milyon liraya gerçekleştirildi. Bunun 1 milyon lirası da Bulgaristan Başbakanının emriyle gönderildi" dedi.

Haliç kıyısında bulunan ve dünyada demirden inşa edilen tek kilise olma özelliğini taşıyan Bulgar kilisesi Sveti Stefan, nam-ı diğer 'Demir Kilise' eski günlerdeki faaliyetine kavuşmak için gün sayıyor.

Kilisenin açılış törenine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov, yerel yönetim ile kamu kurum ve kuruşlarından yetkililer başta olmak üzere bine yakın davetlinin katılması bekleniyor.

Demir Kilisenin hikayesi

Efsaneye göre Bulgarlar 19. yüzyılda bir kilise yaptırmak isterler.  Sultan Abdülaziz der ki: Olmaz. Bulgarlar biraz ısrar edince  Sultan Abdülaziz kabul eder, ama bir şartla: “Bir ayda yapılsın.”

Ve Bulgarlar hemen haber salarlar anayurtlarına. Hummalı bir çalışma başlatırlar , bir ayda kiliseyi taştan yapamayacaklarından kalıplara dökülen demiri tercih ederler. Parçaları gemilerle İstanbul’a getirip monte ederler. Böylece bir ayda inşa edilir Bulgar kilisesi Haliç kıyısına.

Bu, işin hikaye kısmı. Bir de tarih kısmı var yani gerçeği.

Çağ milliyetçilik çağıdır haliyle dinsel referansların milliyetçiliğin gerisinde kaldığı çağdır. Bulgarlar kendi dillerinde ayin yapacakları bağımsız ve milli bir kilise isterler. Çünkü o zamana kadar Fener Rum Patrikhanesine bağlı olup ayrı bir cemaat olarak tanınmamaktadırlar ve ayin sırasında kullanılan dilden (Rumca) hiçbir şey anlamazlar.

Fener Rum Patrikhanesi doğal olarak Bulgarlar’ın bu isteğine karşı çıkar. Çünkü kendisine bağlı bir cemaati kaybedecek, siyasal alanda biraz daha güçsüzleşecktir. Tarihin milliyetçilikten yana esen rüzgarları Bulgarların arkasında olduğundan, Bulgarlar Osmanlıdan ilk izni koparırlar:

1850 de Bulgar Eksarhlığı (önderliği) açılır böylece.

Eksarhlığın tam karşına da ahşap bir kilise yaparlar, adını da Sveti (aziz) Stefan koyarlar.

On yıl sonra da artık Fener Rum Patriğini dini önder olarak kabul etmeyeceklerini deklare ederler. Kendi kiliselerini yaptıkları için gerek kalmamıştır artık. Tahmin etmek zor değil,Fener Rum patriği olanlar karşısında çileden çıkar ve 1872’de Bulgarları aforoz eder. Bulgarlar önemsemez tabi, çünkü çağın gereği Bulgarların önderi Bulgarlardır, Fener Rum Patrikhanesi’nin devri kapanmıştır artık.

Uzun süren bir mücadeleden sonra kilise yapılır. Aynı yerde yapılan ahşap kilisenin (Sveti Stefan ) adıyla 1898’de ibadete açılır.

Geldik kilisenin neden demirden yapıldığı kısmına. Masalda kilisenin 1 ayda inşa edildiği söylenir, ama kilisenin inşası 1,5 yıl sürmüştür.

Bunun üzerine 1892 yılında Waagner firması tarafından Viyana’da hazırlanan dökme demir yapı iskeleti parçaları Tuna Nehri ve Karadeniz üzerinden İstanbul’a getirilerek, Osmanlı yönetiminin verdiği süre içinde yapının inşası sağlanmıştır ve kilise 1898’de ibadete açılmıştır.İlk prefabrik yapılardan biri olarak dünya mimarlık tarihinde önemli bir yer tutan bu yapının mimari projesi Ermeni mimar Hovsep Aznavour tarafından gerçekleştirilmiştir.

Kilisede bütün dış cephe, yan duvarlar, pencere kenarları, merdivenler, kabartmalar, çan kulesi neredeyse hemen hemen her şey inanması çok güç ama demirdendir. Bu yüzden Demir Kilise olarak da bilinir. Bildiğim kadarıyla da dünyadaki tek demirden kilisedir.

Hiçte az olmayan birileri kilise arazisinin kıyıda bulunmasından dolayı zemine güvenilmediğini  ve zeminde bir problemin çıkması durumunda kilisenin sökülüp başka bir yere inşa edilmesi için demirden yapıldığını söylerler. Bu düşünce mantıklı görünmekle beraber çağı gözardı etmektedir.

Oysa insan içinde bulunduğu çağın kodlarına göre düşünür.

Aynı yıllarda Paris’te göklere olanca heybetiyle uzanan Eyfel Kulesi de demirden yapılmıştı. Çağ demirin mimaride kullanıldığı çağdı ve demir modern olmanın, çağı yakalamanın bir tür alemet-i farikasıydı. Kilise çağın ruhunun Haliç’e  demirden bir elle ve olabildiğince zarifçe işlenmesinin şık bir özetidir.

(Eksarh, yönetici sıfatıyla görev yapan din adamlarına verilen isimdir ve Eksarhhane de patrikhane görevi gören Bulgar Kilisesi olarak adlandırılabilir.)

mahihaber / arge / Dış Haberler

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.