Header Ads

mahihaber.com/

Cami ve Ezan Sesine Hasret Kalıyoruz



"Dervişin fikri ne ise zikri odur" demiş atalarımız. Siyaset ve referandumun yoğun olduğu, kutuplaşmanın çirkin bir hal aldığı zamanımızda, herkes kendisine yakışanı yapar misali, bende siz değerli okurlarımla, Camisi olmayan ve ezan duyulmayan yerlerden söz edeyim.

Tövbe Suresi 18 ayet:

"Allah'ın mescitlerini, ancak Allah'a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur."

Allah'ın Resulu Mekke'den Medineye hicret ettiği zaman kısa bir süre dinlendiği Kuba'da ve Medine'ye vardığından da ilk iş olarak Mesidi nebi inşaa etmesi ve sahabenin ısrarına rağmen, kelpiç taşıması ve çalışması Cami'nin dinimizde ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.

 "Bu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli,

Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli." Diyen M.Akif ne güzel söylemiş.

Yurdumuz üstünde ebediyete kadar susmayacak olan Ezan, maalesef yeni yerleşim birimleri, metropoller, mega şehirleri ve büyük sitelerin oluşması ile, pek duyulmaz oldu. Resmen olmazsa da fiilen ezanlar susturulmuş durumda.

Suçlu kim?

Yeni yerleşim alanları imara açılırken arsanın %40 belediyeye tahsis edilip;, yol, okul, park ve bahçe, karakol, İBADETHANE ...vb. gibi yerler yapılması gerekirken, Cami yerini belirtmeyen ve yer tahsis yapmayan belediyeler mi?

Din hizmetlerini sunan bir kurum olan "Kanuni görevim değil" deyip çaba göstermeyen Müftülükler mi?

Cami yapımı için belirli kriterler getiren ve netice itibari ile büyük maliyetlerin oluşmasına sebebiyet olan Diyanet İşleri Başkanlığımı?

Cami konusunda duyarsız olan ve o yerleşim alanlarında yaşayan Müslümanlar mı?...

Her ne ise suçlu ve sorumlu kişiyi arama yerine var olan bir fiil söz konusu, çaresi bulunmalı ve sorun hal edilmeli.

Diyarbakır ili bağlar ilçesi içerisinde yer alan, Nevroz alanı dediğimiz miting ve piknik yeri ile civarının camisiz ve ezansız olduğudur. Geniş bir alana sahip olan bu bölgeye en yakın cami, yarım saatan fazla mesafedeki, trafiğin yoğun olduğu ana caddenin karşısındaki Zümrüt kent camisidir.

Baharın gelmesiyle, hafta sonları tıklım tıklım olan nevroz alanı ile mücavir yerlerdeki meskun yerler, camisiz ve ezansız.

Hani öyle yüksek maliyetli muhteşem diyeceğimiz bir cami istemiyoruz, sade mütevazi olsun. Çinisi, avizesi, kubbesi olmazsa da olur, rahatlıkla bay ve bayanların namaz kılacağı bir yer olsun yeterli.

Gerçi ben, yüksek maliyetli, ihtişamlı yapılan camilere karşıyım (kişi yapıyorsa karşı değilim).

Ömer b. Hattap (ra) Resulüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruken duydum dedi:

 "Bir kimse Allah rızası için içerisinde namaz kılınan bir cami yaparsa, Allah o kimse için Cennette bir köşk yapar." (İbn Mace: İbn Hıbban "sahih"inde rivayet etmişlerdir.)

Diğer şehirlerde olduğu gibi, Diyarbakır'da da yerleşime açılan bir çok yeni yerlerde camilerin olmayışı neticesinde, ezan sesini duymayan bir nesil yetiştiği dir. Hele yapılan binaların izalasyonu, çift camların oluşu, ses yalıtımı, ezanların duyulmasını önlediği, bu yetmiyormuş gibi, Diyanet İşleri Başkanlığının Ezana standart adı altında yapmak istediği düzenleme ile galiba yeni nesil dahada ezansız kalacağa benziyor.

 Ebu Hüreyre (ra) nlatıyor: "Resulullah sallallahu alehi ve sellem buyurdular ki: "Namaz için ezan okunduğu zaman şeytan oradan sesli sesli yellenerek uzaklaşır, ezani duyamayacağı yere kadar kaçar. Ezan bitince geri gelir. İkamete başlayınca yine uzaklaşır, ikamet bitince geri dönüp kişi ile kalbinin arasına girer ve şunu hatırla, bunu düşün diye aklında daha önce hiç olmayan şeylerle vesvese verir. Öyle ki, kişi kaç rekat kıldığını bilmeyecek hale gelir." (Buhari Ezan4, Müslim, Salat 19, edbu davud,salat 31 Kut. sitte 2433)

Gerçi günümüzde Cami, Ezan ve önemini anlatmak zor, anlatsan anlayanı bulmakta zor.

Ev alınırken, tüm detaylar düşünüldüğü halde cami düşünülmez, evin akıllısı istenirken ezan sesi duyuluyor mu diye bir istekte bulunulmaz. Hele uydusu, Yüzme havzu, bahçesi... lazım olanlar.

Şöyle bir kıyaslayın bakalım, Mekke, Medine ve Osmanlı dönemi yerleşim alanlarındaki camiler arasındaki mesafe ile günümüz Türkiye'si ve camileri. Hele devlet kurumları, hastahaneler, iş merkezleri, fabrikalar... bir çoğunda cami ve ezan yokken, olanların da bodrum katlarında kuytu yerlerde belki az kısmında cami bulunmakta.

Ebu Zer (ra) Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğu rivayet edilir:

"Bir kimse Allah için katat denilen kuşun yuvası kadar bir cami yaparsa, Allah o kimse için cennette bir köşk bina eder." (bezzar, taberani "sağir"de ve İbn Hıbban "sahih"inde rivayet etmiştir.

Kolaylıkla bulabileceğimiz ve rahatlıkla bay ve bayanların namaz kılacağı mütevazi Camiler ve ezan sesini duymak isteriz..

DUA VE SELAMLARA

Fatih Yokuş

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.