HADİSLERDEN

Haberi Paylaşabilirsiniz

Mesnevi Beşeri Aşklarla Kutsal Sayıldı, Ya Aşk-ı memnu


İnsan merkezli kutsala dönüşen metinler

Uzun bir vakit önceydi. Öğretmenliğe yeni başlamıştım. Şimdi ismini ve şemalini hayal meyal hatırladığım bir din kültürü hocası vardı. Bu din kültürü hocası öğrencisinin elinde “Aşk-ı Memnu’” kitabını görmüş ve ona şu nasihatte bulunmuştu.

“Kızım bu kitabı götürüp Mevlana’nın Mesnevi’siyle değiştir. O kitapta dinî açıdan daha güzel bilgiler var, demişti.” Bu olaya şahit olan fakir, öğrenci ile hocasına Mevlânâ’nın mesnevisinde de beşeri aşkların anlatıldığı bölümler olduğunu hatta Mesnevi’nin birçok kısmının sabık mütercimler tarafından çıkarılıp öyle Türkçeye çevrildiğini anlatmıştım. Bu anlattıklarıma inanmayan din kültürü hocasına bir sonraki gün Mesnevi’nin orijinal çevirisini getirip takdim ettiğimde ise bu hocamız ne söyleyeceğini şaşırmıştı.

Mesnevi Kutsal Kitap Değildir

Daha sonra bu hocamızla samimi olmuş. Kendisine Mevlana hakkında bildiklerini sormuştum. Mesnevinin bütün ciltlerinden derleme bir kitap oluşturularak hazırlanan bir mesnevi kitabı kendisine hediye edilmiş. Din kültürü hocası, bu seçki kitabıyla bu zata aşinalık duyduğunu söylemişti. Bunun dışında Mevlana ve Mesnevi hakkında başkaca bir kitap okumamıştı.

Bu hocamıza şunları da anlatmıştım. Şimdi Mevlana ve Mesnevisi diyoruz. Kitabın adını da kendimize kolayca uydurmuş ve kutsallarımız arasına koymuşuz. Mesnevi, gazel gibi, kaside gibi klasik şiirimizde edebî bir tür olduğu unutulmuş gitmiş. Birisi kalkıp söylese ki “ Mevlana Celaleddin Rumî’nin “Hüsaminame” adlı eseri var mı? Hepimiz şaşırıp kalırız. Mevlana’nın öyle bir eseri mi vardı?!...

Halbuki hazret bizziatihi eserinde ben bu kitabın adını “Hüsaminame” koydum, demiyor mu? Bilgiler başka bir bilgiyi beraberinde getiriyor. Mevlana isminin bile klasik dönemde birçok şair ve zatın ismiyken şimdilerde sadece Mevlana Celaleddin Rumî ile anılır olmuş. Mevlana Halidî Bağdadî, Mevlana Zatî… Hatta modern zamanımızda Mevlana İdris Zengin ismini unutur olmuşuz.

Sol Cenahın Kutsalı Aşı Memnu

Şimdi bunları neden anlatıyorum? Bir gün gelecek “Aşk-ı Memnu” kitabı da insanların elinde kutsal bir metin olarak gezdirilecek. Oysa bu metin, edebî bir metin olarak kalsaydı daha güzel olurdu. Edebimizle eleştirisini yapar, edebî eleştiriler içerisinde kitap, edebiyat tarihinde gerçek yerini hak ederdi.

Şimdi ne yazık ki bunu da yapamıyoruz. Bu kitap, cinselliği önceleyen sol cenahın elinde çoktan beri kutsal bir metne dönüşüvermiş durumda. Niye böyle oldu diye bir soralım. Kimse araştırmadan, incelemeden hemencecik bir tarafgirlik vaziyetine bürünmüş. Bu din için de böyle olmuş, sosyal hayatımızda da böyle olmuş, siyaset ilminde de böyle olmuş ve böyle gidiyor.

Bir yazar için yorum yapmaya kalktığımızda sıkıntı çekiyoruz. Bu yazar iyidir, şundan bundan dolayı diyemiyoruz. Evet, bu şarkıcı iyidir şundan ya da bundan diyemiyoruz. Futbolcu için hakeza, sağlıkçı için de. Hocalar da bundan nasibini almış gidiyor. Yeri olmasa olmasa da söyleyelim. Bir zaman insanlar teravih namazını aşağıdaki cami imamı erken kıldırıyor diye oraya akın etmemişler miydi? Bu iş biraz da buna benziyor. Bu cami imamının iyiliği onun teravih namazını erken kılmasıyla ölçülebiliyor.

Başa dönecek olursak şunları söyleyebiliriz. Herhangi bir din araştırmacısı bile o dinin sadece ana ilkeleri ve naslarına dayanarak nihaî hükmünü veremezken bu güzelim İslam dininin kapsamlı portresini kulaktan duyma ya da üstün körü bilgilerimizle nasıl çizebiliyoruz. Evet bir edebî eser, edebi eser kaldığı ölçüde güzeldir. Ve eseri din merkezine çekmeye kimsenin hakkı yoktur diye düşünüyorum.

milatgazetesi.com / Eyyup Azlal
Google Plus'da Paylaş

0 yorum:

Yorum Gönder

Haberi Dostlarınızla Paylaşabilirsiniz