Header Ads

mahihaber.com/

Traşlanmamış – Hikaye

Okuldan eve dönüyorduk. Babamla birlikte bindiğimiz otobüs her durağa yanaştığında yolcuların sayısı da artıyordu.

Genci yaşlısı kadını erkeği ile otobüse binenler ilk önce çevreye göz gezdiriyordu.

Oturacak bir yer arıyordu. Bulanlar mutlu bir şekilde oturmakta bulamayanlar da ayakta durmaktaydılar. Biz de ayakta arka boşlukta durduk. Yolcusu artan otobüste artık yer bulmak güçleşiyordu.

Durakların birinden yeni yolcuları alan otobüs tekrar hareket etti.

Kalabalık, şoförün: “İlerleyelim.” demesiyle arkaya doğru ilerledi. İlerledi diyorum ama yolcular pek ilerlemek istemiyorlardı. Orta kapının önünde bir kalabalık oluştu. Şoförün uyarısının arkasından:
– Amcaya yer verecek yok mu, sözü ortalığı kapladı.

Sesi duyanlar önce sesin geldiği yöne, daha doğrusu yaşlı amcaya yöneldi. Sonra da yer verecek birileri gözlerle tarandı.

Oturanlarda bir hareket görülmedi. Yaşlı amcaya baktım. Ak sakalları yüzünün zayıflığını kapatmış, ufak tefek biri idi. Buruşuk yüzü yılların yorgunluğunu taşıyordu. Omuzları çökmüş, elinde bulunan bastonu ile ayakta zorla durmaya çalışıyordu. Aman Allah’ım o da neydi öyle. Göğsünde bir madalya vardı. Pırıl pırıl parlıyordu.

Daha önce, Cumhuriyet Bayramı törenlerinde bunları taşıyanları görmüştüm. Gaziler bu madalyonları taşıyordu. Bu amca… Evet, evet bu amca bir İstiklal Savaşı gazisi idi. Bizim için savaşta yer almıştı. Bugün bizim rahatça yaşayabilmemiz için canını hiçbir şeyden sakınmayan bu dede, bu Gazi Dede yer verecek birini bekliyordu.

Oturanlara hayretle baktım. İki delikanlı birbirlerine bir şeyler anlatıyorlar ve etraflarına bakmadan gülüyorlardı. Gazi Dedenin hemen yanında bulunan koltukta da yüzünü cama çevirmiş başka bir genç duruyordu. Babama:

– Neden dedeye yer vermiyorlar, dedim.

Babam nereye baktığımı görmüş ve bana:

– Kızım bunlar tıraşlanmamış, dedi.

Babamın bu sözüne şaşırdım. Ne demekti ki tıraşlanmamış. Kafam allak bullak oldu. Babamın bu sözü sadece beni şaşırtmamış yanımızda bulunan diğer yolcuların da gülüşmesine neden olmuştu. Bir başka yolcu babama dönerek:

– Haklısın ağabey, hakikaten tıraşlanmamış bunlar, dedi.

Onlar böyle konuşurken ben Gazi Dedenin derdine düşmüştüm. Ona yer vermeye insanların duyarsız kalmasına hayret ediyordum.

Gazi Dede babama baktı. Acı acı gülümsedi. “Boş ver.” gibilerinden el salladı. O anda gençlerden biri yerinden kalktı ve dedeye yer verdi. Rahatlamıştım. Gazi Dede oturduktan sonra yer veren gence teşekkür etti.

Sonunda otobüsten inmiş, babamla eve doğru yürüyorduk. Ben hâlâ “tıraşlanmamış” sözünü merak ediyordum. Babama ısrar ettim.

Açıkladı: “Kızım hani bir kalemi güzel yazı yazması için kalemtıraşla açarsın ya, ona tıraşlanmak.” denir. Kalem, yazar hâle gelir. Kabaca yaşlıya saygı göstermeyen gençler için kullandığım tıraşlanmamış sözü de böyle bir şey işte.

Eve gelmiştik. Babamın anlattıklarını düşünmeye başladım. Bazıların anlamış bazılarını anlamaya çalışıyordum. “Yazmayan kalem ne işe yarar ki?” diye geçirdim içimden. Ve bir söz kulaklarımda çınlıyordu. “Adam olmak için tıraşlanmak lazım.”

Dünya Öykü Yarışması İkincisi "Dilara Nur Kara" tarafından yazıldı

Şubat 2005

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.