Header Ads

Böyle Bir Kadro Planlaması Rencide Etmek Demektir





9500 Diyanet Personel Alımının Düşündürdükleri - 2

Diliyoruz ki , Hutbelerde okunan Nahl süresi ayet 90 bu alımlarda göz ününde bulunmalıdır

Diyanet'in sözleşmeli imam hatip, müezzin kayyım ve fahri kuran kursu öğreticilerinin alım ilanına müracaatlar 16 Ocak'ta bitecek. Az bir zaman kaldı ama iptalini tekrarlıyoruz.

Çünkü oldu bittiiyle hazırlanmış gibi bir ilan var karşımızda.

Ne var ki ilanın açıklanış şekli, kategorileme, evrak talebi, müracaat şekli profesyonel bir planlamacı tarafından yapılmış ya da düşünülerek, üzerinde kafa yorularak emek harcanmış bir açıklama değil anlık, hızlı, bir an önce işleme konulmuş bir yazım türü gibi olmuş.

Yaklaşık 2014 yılından bu yana, ÖSYM'nin ilk yaptığı DHBT sınavından bu yana alım bekleyen din gönüllerinin şoka uğratıldığı, adam sendecilik üzerine kurulu bir alım gibi duruyor ki özel sektörde çalışan bir insan kaynakları uzmanı bu tür talebe imzasını koymaz.

Hayata yeni başlayan bir planlamacının dahi yapmayacağı bir çalışma ile personel alımına çıkan Diyanet'in yazılı sınav ve mülakatla çalıştıracağı elemanı aramadan önce kendi kadrosuna, bu çalışmaları teslim edeceği ekibine dönüp bakması daha uygun olacaktı.

Yıllardır beklenen bu alım aceleye getirilmemeli idi. Geç olsun komik olmasın, Ocakta değil de Şubatta açıklasaydın ama koskoca kuruma yakışan bir açıklama yapsaydın.

Sonra da kuruma alacağın insanlardan liyakat bekleseydin.

Bir önceki yazımızda ne demiştik.

 "ÖSYM sorumluluğunda İki KPSS ve iki  DHBT sınavı toplamda 4 yazılı ve yılda iki kez mülakata girip toplamda 8 mülakata girmiş, kendini kanıtlamış ve o günden bu yana yaklaşık dört yıldır FAHRİ olarak görev alan Kuran Kursu öğreticileri ve vekil imamlar  tabiri caizse şapa oturmazlardı

Bu alımların hakkı bu çilekeş din gönüllerinin olmalıydı.

Yıllar önce yangından mal kaçırır gibi binlerce diyanet çalışanı yakınlarının, melelerin hesapsız kitapsız, sorgusuz sualsiz, sınavsız danışıklı dönüşüklü hatırlı olanların apar topar alınmasına nasıl yıllar önce tepki gösterdiysek bugün de hak terazisine konulduğunda bu saydığımız kimselerin alınması karşısında liyakatsız, kayırmalı olduğunu kimse iddia etmeyeceği kanısındayız.

Diyanet İşleri Başkanlığı öyle bir ilan verdi ki gencecik ümitvar insanlar allak bullak oldu.

Hele 2 DHBT ve 8 mülakat sınav kahramanları adalet için şimdi Allah'a sığınıyor.

Bir okurumuzun naklettiği gibi cuma hutbelerinde dile getirilen adalet anlayışı yok sayılıyor.
Nahl süresi 90. ayetini de bence bundan böyle hutbelerde artık okutmayın.

Bu alımların öncelikle Diyanet camiasında görev almamışların katılımının yapılmaması gerekirdi.

Zira asıl hak edenler kaba tabir olmasın ama çıraklık dönemini öyle bir yaşadılar ki, çile, horlanma, hak hukuktan uzak çalışma şekilleri ile kapında bekleyip durdular.

Alımlarda her branşta üniversite mezunları öncelikli olmalıydı.

Kuran Kursu öğreticisinde seçtiğiniz ilahiyat mezunu olgusunu imam ve müezzinler içinde istemeliydiniz.

Bir de onur kırıcı gibi 20 imam hatip lisesi mezunu diyerek kalp kırmaya gerek var mıydı. Bunları hiç saymasaydınız.

Orantısız bir talep komik kaçmamış mı? 

İlanınıza birlikte bakalım.. Kuran Kursu Öğretmenliğinde 12, İmam hatip için 12 ve müezzin kayyım için 8 talep'de ne oluyor.

Bir alımda 32 farklı sınıflandırma de ne oluyor. Kafa karışıklığına gerek var mı.?

Eğer alımlarınız 2014 DHBT ile birlikte ( bunun öncekileri de var ) bugüne kadar yazılı ve sözlü sınav sonrası saat ücreti karşılığı çalıştırdıklarınız , vekil olarak dilediğiniz yere gönderdikleriniz olmasa idi mülakatlara almanız gerekenler üst düzey okul mezunun da en aşağıya inilmeli, en yüksek puandan an aza tercih edilmeliydi.

Biraz da açarsak artık lise mezunlarına son çare olarak bakmalısınız.

İnsanlar şimdi herşeyi biliyor. Cemaat mihraptaki, minberdeki insanı imtihan edebiliyor. Bilgisini değerlendiriyor. Cahil cemaat yok doğru yanlış yalan dolan çok şey bilen bir cemaat var artık. Önce imama bir şey soruyor, sonra internette arıyor sonra gelip imama hatasını, ya da doğru söylediğinin tasdikini yapıyor.

Lise mezunları eskiden kıymetliydi. Şimdi sokağa çıkıp elini sallasan üniversiteliye çarpıyor.

Ama artık sen Lise mezunlarını hem de 50 puanla almaya kalkma. Sen koskocaman ve tartışmaları asırlarca yapılan bir dine hizmet ediyorsun.

Çalıştırdığın adamlara dikkat etmelisin. Liyakat, ilim derecesi çok önemli olmalı. Ayrıca "diğer" tabiri de ne oluyor.

Diyanete din gönüllüsü olmaya orta okuldan gönül vermişleri alacaksın.

Diğer llise, yüksek okul ve fakülteleri neden karıştırıyorsun. Tekniker yada mühendis almıyorsun ki. Mihrap ve kuran hizmetkarı alıyorsun.

Diyoruz ki;

Önce Hafız İlahiyat mezunları, sonra ilahiyat mezunu, Önce hafız ilahiyat Yüksekokul sonra İlahiyat yüksek okul mezunları, bunlarda yetmezse ( ki yeterde artar bile )  işte o zaman süper liyakat sahibi ve sadece hafızlık belgesi olan imam hatip lise mezunlarına çok seçici davranarak yönelmen daha hayırlı olurdu.

Bu arada örgün eğitim alanla uzaktan (açık) eğitim alanları da göz önünde bulundur. Örgün eğitim alan daha kıymetli olmalı. 400 - 500 puanla fakülte kazanmış ila 200 puan açık öğretim kazanan bir olabilir mi ? Sabahtan akşama okul yolunda emek harcayanla, birebir eğitim alanla diğeri bir olabilir mi ?

Dedik ya, liyakat, bilgi ve emek saygı görsün.

Başvuruyu internetten yapıyorsun vatandaş kayıt olduğunun ispatını dahi yapamayacak bir sistemle karşı karşıya.

Dolduruyor sayfayı. Kaydet dedikten sonra sayfa yok. kayıt numarası yok, çıktı almak yok. Gitsin vatandaş ilkel yöntemle müftülükten elden yapsın. Daha iyi. Hem zorla açan sistem karşısında sabır dilemez hem de basit yoldan halleder.

İnternetten kayıt yaptırıp, oldu mu olmadı mı şüphesiyle müftülüğe git bir de orada" şuyum yok buyum yok" tarzı bir dilekçeye imza at geri dön.

Bilgi çağında bu tür ilkel çalışma mı olur.

Tüm ön başvuruları internetten al. Sorumluluk ver. Çıktısını alsın vatandaş, internetten taahhütünü versin. Kazanınca evraklarını teslim etmezse, cezayı müeyyide uygula ki, bir kurumu oyalamak ne demek görsün.

Bu arada sınav yerlerinin biraz daha net belirtilmiş olması bilhassa İstanbul gibi bir ilde çok önemliydi  Herkes seçtiği eğitim merkezinin Pendik mi Fatih mi olduğunu bilmeyebilir.

Sonra sınava girmeye hak kazananları belgeleriyle birlikte muhakkak il müftülüğüne yönlendir. Müftülükte böylece herkesle değil, gerçek adaylarla uğraşır.

Sınavları da eğitim merkezlerinde farklı illerden gelecek diyanet görevlilerine yaptırırsan , mülakatlara kamera koydurursan şaibeler de mümkün olduğunca azaltılmış olunur. Çünkü mülakat demek taraf tutmak, duygusal yaklaşım demek.

Devam edeceğiz inşaallah..

Erol Kara - 06.01.2018

4 yorum:

  1. Fatima Karaca Karataş6 Ocak 2018 23:30

    İlahiyatlılar sadece alınacak öylemi bu nasıl bir adaletsizlik söylemi basörtü zulmüyle lise ve üniversiteye gidememiş ancak medreselerde hafızlık arapca yapmış yıllarca kuran ögretmiş mukabeleleri ezbere okumuş ama sonra evlendigi çocuk sahibi oldugu için liseyi dısardan okumuş önlisans bitiren kişiler haketmiyormu yani

    YanıtlaSil
  2. Ayşenur Köksal Kazancıoglu7 Ocak 2018 12:06

    O kadar iyi olan zaten lisansi kazanmistir.

    YanıtlaSil
  3. Fatima Karaca Karataş7 Ocak 2018 12:08

    Ben ilahiyatta lisansı kazandıgım halde 2 bebegim oldugu için mecburen dısardan önlisans okudum ve çevremde benım gibi olan çok arkadasım var

    YanıtlaSil
  4. Ekrem Çetin7 Ocak 2018 12:10

    Vekil ve fahrilere kadro mu veriliyor

    YanıtlaSil

Blogger tarafından desteklenmektedir.