Diyanet'in Kadınlaşması Kırmızı Alarm mı ?



Diyanet İşleri Başkanlığında Prof. Dr. Mehmet Görmez'in gidişiyle başlayan atama rüzgarları  devam ederken, alınan kararlar her seferinde yeni bir şaşırtmaya, alışkanlıkların yıkılmış olmasına meydan veriyor.

Diyanet İşleri Başkan Yardımcısından tutun Daire Başkanlıkları ve müftü yardımcılığına kadar uzanan atamalarda "kadın" unsuru öne çıkmakta ve "nereye gidiyoruz, neler oluyor" soruları da çoğalmaya başlıyor.

Yıllarca erkek hegemonyası altında erkil bir yapı olarak görülen Diyanet İşleri Başkanlığı kadrosunda kadın unsurunun Prof.Dr.Ali Erbaş'la yıkılması ve son atama ile belirgin bir kadın makam sahiplerinin oluşması diyanet camiasının içerisinde ve taşrada yaşayan alim, kanaat önderleri ve ilmi yönden kendini aşmış olanların da sıcak bakmadıkları bir değişime yerini bırakmaktadır.

Kadın yapılaşması, Diyanet İşleri Başkanlığı gibi bir kurum için bu kadar çok olmamalıdır. Erkeklerin "bayan ve haram" olarak algılamak zorunda kalacakları bu yapılanmada emir ve komuta unsuru nasıl çözülecek merak konusu olmaktadır.

Cicim ayları olarak yaşanılan bu ayların arkası iç çekişmeye, çatışmalara ve hatta dedikodulara gebe olarak önümüzdeki aylarda önce merkez çatı içerisinde daha sonra taşra yapılanmalarında "mobbing" oluşturacaktır. Hele ki taşra yapılanmalarında ortaya çıkabilecek dedikodulara da şimdiden hazırlıklı olunmalıdır.

Şirin görünme ve vitrin değişikliği kadın merkezli hiç hoş olmamaktadır. Olmayacaktır. Kadın yönetici, kadın başkan kavramı da hoş durmamaktadır.Ve düşünün ki, kadın yöneticinin yanına girerek bir konuda fikir alış verişi yapmak zorunda kalan bir eşmakam ya da ast erkek kapıyı açık mı yoksa kapalı mı tutmak zorunda kalmalıdır.Kapalı kapılar ardında mı yoksa ulu orta mı fikirler bir araya gelecek düşünülmelidir.

"Bir kadınla bir erkeğin yalnız kaldığı odada üçüncü şeytandır", hadisi şerifi bile plan proje üzerinde saatler geçirecek olan iki karşı cinsin nasıl ve ne şartlarda bir arada olacağı tartışılmalarında sıkça hatırlanacak mıdır.

Bayan görevli yurt içi ve/veya yurt dışı gezilerde kimlerle olacaktır. Eşi bu durumda ne düşünecektir. ( Hacda görevlendirilen bayan din görevlilerinin eşleri tarafından nasıl göz hapsine alındığını, sık sık tartıştıkları bilinen gerçektir )

İmdi,tüm bunlar göz ardı edilip, hadi canım denilip göz mü yumulacaktır.

Haber yapmak için basının kullanması gereken atanan bayan diyanet yöneticilerinin resimlerinin verilmemesi ya da uzaktan görüntü alınması gibi malzemelerin kısıtlanması dahi sınırlandırmalar nereye kadar olacaktır.

Çiçeği burnunda atananların bu durumda fotoğraf verme ya da açıklama yapma hallerinde nasıl sıkıldıkları ya da erkek meslektaşlarının nasıl koruma iç güdüleriyle mücadele verdikleri yakında fıkralara dahi konu olacaktır

Bayan görevlilerin erkek ziyaretçi kabulü, kuruma bağlı yerleri ziyaretlerinde muhatap ve sunularda kimlere hitap edeceği düşünülmediği kesin olan bu atama rüzgarları hiç sağlıklı olmamıştır ve olmayacaktır.

30 yılı aşkın özel şirketlerde üst düzey bir yönetici olarak bu durumları yaşamış, hatta bayan işverenlerle bir arada olmuş biri olarak huzurun ve şüphelerin olmadığı bir gün dahi yaşanmadığı bilinen bir gerçek olarak Diyanet'in kadın üst düzey yöneticiyi taşıyamayacağı kesindir. Önlemler alınmalıdıır. Gerek olmayan bu tür atamalar sadece yardımcı pozisyonunda olmalıdır.

Ya da kadınlarla erkeklerin ve çevrenin çok geniş bir algıya ihtiyacı olacaktır.

Erkil Diyanet cemaatine, erkil diyanet kadrolaşmasının başına oturtulan kadınlar neyi ne kadar yapabilecektir.

Aslında yardımcı konumu ile "yer" verilmesi gereken kadınların çekingenliği, dikkate zorunlu olarak alınmaları, "kadın aklı" sözlerinin bir yerden ortaya çıkması çok yakındır.

Bu yazıyı okuyup "fitne"den söz edenler olursa onlara şimdilik bekle ve görün diyeceğim.

Zira Diyanet camiasında .çalışan bayan din görevlilerinin halen haram / harem kavramına sığındıkları, erkeklerle görüşmek , konuşmak, tokalaşmak, alışveriş yapmak gibi diyaloglardan kaçındıkları apaçıktır.

Erol Kara - 17.02.2018
Google Plus'da Paylaş

0 yorum:

Yorum Gönder