Dekandan 'Diyanet İşleri Başkanlığı yeniden yapılansın'




Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "İslam'ı güncelleyebilmeliyiz" çıkışı yeni tartışmalara yol açarken NEÜ İlahiyat Dekanı Ramazan Altıntaş, "tartışılmaktan korkulmamalı" dedi.

Kendisini din adamı olarak tanımlayarak kadınlarla ilgili fetvalar verenleri eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İslam’ın güncellenmesinin gerektiğini bilmeyecek kadar aciz bunlar” dedi. Erdoğan, “Varoluş gayesi sadece istismar olan, dinimizin değerleriyle hesaplaşmaktan başka hedefi olmayan marjinalleri asla dikkate almamalıyız” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde söylediği sözler İslami çevrelerden olumlu tepkiler almaya devam ederken Necmettin Erbakan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ramazan Altıntaş bu başlığı Memleket'e değerlendirdi. "Cumhurbaşkanımız değil kutuplaşma yaratmak, kutuplaşmanın ortadan kaldırılması için çalışmalar yapıyor" şeklinde ifadeler kullanan Altıntaş, İslam’ı anlatırken de bu noktalarda dikkatli bir dil kullanmak gerekiyor. Bu anlamda tartışılmaktan korkulmamalı." dedi.

TÜRKİYE'DE İKİ TARAF ORTAYA ÇIKTI

14. yüzyıllarda verilmiş fetvaların veya dini yorumların bu günün gelişmiş toplumlarının ihtiyaçlarını karşılayamadığını hatırlatan Ramazan Altıntaş, "Sayın Cumhurbaşkanı 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde yapmış olduğu konuşmada İslam’ın güncellenmesi konusu üzerinde durdu ve bu konu basında, sosyal medyada tartışma yarattı. Herkes değişik açılardan meseleye yaklaştı. Güncellenecek olan elbette ki İslam’ın kendisi değil. Belki de burada toplumun din anlayışlarını kastettiler. 14. yüzyıllarda verilmiş fetvaların veya dini yorumların bu günün gelişmiş toplumlarının ihtiyaçlarını karşılayamadığını ifade ettiler. Bazıları da bunu farklı yönlere çekti. Şimdi Türkiye’de iki taraf ortaya çıktı. Bir taraftan İslam’a belki modernist anlayışta yaklaşanlar var. Bunlar sadece Kur’an’a dönmeyi önceleyen hatta Hz. Peygamber (a.s)’in ümmetine, hadislerine ikircikli yaklaşan, sanki bugün İslam dünyasında ortaya çıkan inanç ya da dinle ilgili problemlerin kaynağının hadisler olduğunu özellikle dile getiren, "eğer bu olmasaydı, Kur’an’dan yola çıksaydık ümmet parçalanmazdı ya da bu kadar sorunlarımız ortaya çıkmazdı" diyen ve Cumhurbaşkanımızın bu tip yaptığı konuşmayı da dinde reform olarak nitelendiren modernist bir yaklaşım tarzı sergileyen çevrelerden de geldi." diye konuştu.

ALLAH ADINA KİMSE KARAR VEREMEZ

Din adına konuşanların günümüz ihtiyaçlarını gözönünde bulundurması gerektiğini belirten Altıntaş,  "Cumhurbaşkanımız değil kutuplaşma yaratmak, kutuplaşmanın ortadan kaldırılması için çalışmalar yapıyor. Ülkemizin değişik bölgelerinde bu ülke düşmanlarına karşı milletin tek vücut halinde olmasını arzuladığı bir dönemde elbette dini alanda da kutuplaşmalara karşı çıkmamız gerekirdi. Burada kimi insanlar din altında dini istismar yapan, dini ticarileştiren kişiler var. Sosyal medya ve ekran vaizlerimizin kadın ve aile konusunda, değişik alanlarda uluorta konuşmaları ya da 10. Yüzyılda verilmiş olan, belki güncellenmesi gerekli olan fetvaları bugünün toplumunun ihtiyaçlarını dikkate almadan yürütmeleri ister istemez toplumda bir karşıtlık da oluşturdu. "Şunu yaparsan cennete, yapmazsan cehenneme gideceksin" gibi Allah adına verilen kararlar dolayısıyla toplumu rahatsız etti. Kırsal kesimdeki nüfusla şehirdeki nüfus arasında çok mesafe oluştu. Yani kırsal kesimde nüfusun %30’u kaldı. İnsanlar şehirli bir dindarlığı da öne çıkardı. Şehirli dindarlık İslam anlayışında da, kültürel açıdan da, dini bilgi açısından da belli bir mesafe kat etti. İslam’ı anlatırken de bu noktalarda dikkatli bir dil kullanmak gerekiyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın bunu kast ettiğini düşünüyorum. Yani din dili ve dini alanda hizmet veren bu dijital vaizlerimizin de akıllarını başlarına almaları gerektiğini belirtmek isterim. İslam bu noktada tartışılmaktan korkulmamalı. Gerçekten dini bilginin güncellenmesi gerekiyor. Burada kast edilen şey fetvalardır, dini yorumlardır." ifadesini kullandı.

DÜNYADA DA DİYANET'TEN BEKLENTİ BÜYÜK

Sadece Diyanet değil Türkiye’de bütün kurumların müfredat programlarıyla gidişatına uygun olarak güncellemek gerekiyor uyarısı da yapan İlahiyat Dekanı Prof. Dr. Ramazan Altıntaş, "Güncellenmezse tarih dışı kalınır, eskiyi tekrarlarsınız ama bugüne hitap etmezsiniz. Bütün kurumların böyle yapması gerekiyor. Belki Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan da bu isteniyor. Çünkü Diyanet İşleri Başkanlığı son dönemlerde özellikle küresel ve Türkiye sınırlarını aşan bir konum kazandı. Birçok ülkede Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı olarak çalışan okullar var. Kur’an kursu değil, daha çok imam hatip lisesi ayarında okullar var. Bazı ülkelerde buna dönük çalışmalar da var. Ve bütün bunları diyanet götürüyor. Biliyorsunuz Türkiye büyükelçilikler açısından yeni yeni teşkilatlanıyor. Bilgiler Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan alınıyor. Çünkü Diyanet oralara gitmiş ve bir deneyimi var. Bu şekilde global, küresel bir hizmet alanını oluşturunca Diyanet'ten beklentiler de artıyor. Yani genel müdürlüklerine baktığımız zaman bir dış ilişkiler var ki bakanlık gibi. Din hizmetleri eğitimi, eğitim hizmetleri, basın yayın gibi kuruluşlar sadece bir daireden ibaret değil ve bunların altında değişik daireler var. Bütün bunlar diyanete bir misyon yükleyince “diyanet nerede?” diyoruz. Aslında Diyanet Anadolu’da, bütün Türkiye’de ve Türkiye’nin dışında, yani gönül coğrafyamızda." dedi.

İNSANLIK  İÇİN BİR ŞEYLER ORTAYA KOYMAMIZ LAZIM

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yeniden yapılanmasından da bahseden Ramazan Altıntaş, "Önümüzdeki günlerde bir Diyanet Akademi’si kuruluyor. Bir ihtisas merkezleri var. Yaklaşık iki buçuk senedir orada imtihanla alınıyor. İslami ilimler Arapça olarak öğretiliyor, geleceğe hazırlanıyor. Bu biraz daha üst bir şey. Müezzin, imam, vaiz, müftü herkes oradan geçiriliyor ve bütün din hizmetleri buradan geçirilecek. Bu arkadaşlarımız yan bir İlahiyat Fakültesi bitirmiş gibi olacak, kendilerini yenileyecekler. Biraz da karşıdaki muhatabın alıcı kalitesiyle alakalı olan bir şey. Alıcı olmazsa ne kadar çalışırsanız çalışın iyi bir sonuç alamazsınız. Cumhurbaşkanımızın bu açıklamasından hepimiz bir sonuç çıkardık. Çalışmamız ve insanlık için bir şey ortaya çıkarmamız lazım. Türkiye, sınırları içerisinde kalan bir ülke değil. Artık global bir ülkeyiz. Ümmet coğrafyasına hükmeder pozisyonda olan bir ülkeyiz ki bu da doğaldır. Dünya mazlumları bizi bekliyor. Milletimiz zaten bu anlamda varını yoğunu ortaya koymuş bir millet. Kendisi aç kalmaya razı  ama dünyada ırkına, diline, dinine, rengine, inancına bakmadan kim acılar içerisinde ise onunla ekmeğini paylaşıyor. Bu da bizim Osmanlı bakiyesi dediğimiz şey. Büyüyen, kendi kabına sığmaz olan bir ülkeyiz. Bizler de ona göre kendimizi yetiştirmek zorundayız. Mademki İslam evrensel bir dinse bunun aziz, İslam Peygamberi’miz evrensel bir peygamberse evrensel dinin mensupları da üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirmesi gerekiyor. Cumhurbaşkanımız da her alanda böyle bir kitle istiyor." şeklinde konuştu.

İLAHİYAT FAKÜLTELERİMİZ VE İMAM HATİPLERİMİZ DÜNYAYA ÖRNEK

İlahiyat Fakültelerinin din alanında yaptığı üretimi hem Türkiye hem de dünyaya kazandırılması gerektiğini de söyleyen Altıntaş, "Bugün İlahiyat Fakültelerinde üretilen bilgi belki birçok İslam ülkesindeki üretilen dini bilgiden fersah fersah daha ileride olduğunu söyleyebilirim. Çünkü henüz biz İlahiyat birikimini dünyaya aktaramadık. Bu yabancı yaygın dillerle aktarılır. Türkiye’de kaliteli üretilen tezler var, makaleler var, başka yapılan çalışmalar var. Bunların Arapça’ya, İngilizce’ye tercüme edilmesi için bir çalışma vardı. Bunu yapmamız lazım. Dini kurumlar bağlamında da İslam dünyasında bizim kadar derli toplu, resmi, disiplinli çalışmaların olduğunun kanaatinde de değilim. Türkiye kadar bu işi ciddiye alan,  bu kadar önem veren başka ülke daha yok. Bu kadar ilahiyat fakültesini, imam hatip lisesini başka bir ülkede daha bulamazsınız. İlahiyat fakültelerimizin ve imam hatip liselerimizin varlığı dünya için de bir örnektir." şeklinde sözlerini sürdürdü.

M. Ali Elmacı-Memleket
Google Plus'da Paylaş

0 yorum:

Yorum Gönder