mahihaber Prof.Dr. Ali Erbaş Hayal Kırıklığımı ? - Mahihaber
HADİSLERDEN

Prof.Dr. Ali Erbaş Hayal Kırıklığımı ?



Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş son söylemleri ile adeta şok etti.
Ve Erbaş'ın kendi inisiyatifini kullanmadığı, söyleneni yapmaktan ya da gezip dolaşmaktan , kurumun başında bir kumandan gibi değil de, gezip görmekten, oraya buraya giderek vaaz vermekten ve dahi "bakın koltuğuna bile oturamıyor" dedirtmek düşüncesini çağrıştıracak icraatları yaptığını izler olduk.
Buraya nerede geldik.
Cübbeli Ahmet, İhsan Şenocak, Nureddin Yıldız vd gibi başka önemli konular, önemli meseleler yokmuş gibi İslamiyeti cinsel fanteziler üzerine kurulu bir din gibi gösterenler karşısında emir gelince konuşmasından anladık.
Anladık ki Erbaş, makamını doldurmakta yetersiz kalıyor.
Koskoca Cumhurbaşkanı söylemedikçe sessizliğini koruyacak, gittiği yerlerde mutluluk gülücükleri dağıtacaktı.
Hatta sosyal medyada kendisine ait sayfalarda ayet hadis paylaşarak vazife yaptığını sanacaktı.
İslamiyeti cinsellikle karıştırarak sürekli insanların aklına belden aşağıya olaylara sebep verecek şekilde fitne sokanlara önce kendisi müdahale edecekken,  o kadar işin gücün içerisinde millet sevdalısı Cumhurbaşkanı kalkıyor müdahale ediyor.
Ve soruldu da..
Cumhurbaşkanı söylemezse idi, ne yapacaktın. SUSACAKTI.
Sabahtan akşama kadar cemaatlerin sözde önderleri , tarikatların başları, medyatik hocalar dine hakaret edecek, peygambere iftira atacak, hatta hadlerini aşıp Allah a iftira atacak. Karşılarında Suskun bir Diyanet ve Başkanı..
Bugüne kadar neden tepki vermediniz? Susmak, onları desteklemek değil mi idi ?
Yoksa sizde aynı düşüncede misiniz? Neden tepki vermiyorsunuz ?
İyi ki Cumhurbaşkanımız var. İyi ki "konuş" dedi de, başkan konuştu. Ne kadar vahim ve içler acısı bir durum...
Bugüne kadar süren başkanlığını izliyoruz, Sayın Erbaş'ın
Henüz bir önceki başkan Prof. Dr. Mehmet Görmez'i unutturacak bir eylemi olmadı.
Atamaları dışında.
Ekran hocalarından, facebook silahşörü ya da görselci , medyatik müftülerden edindiği yardımcılarından ve en düşündürücü olanı kadınları atadığı başkan ve daire başkanlığı gibi makamlarda yaptığı değişikliklerden başka bir hareketi görülmedi.
Bildiğiniz gibi, ilk seçildiği günlerde hakkında bayağı bir haberler çıkmış, Şucu bucu denilmişti.
Biz onlarla ilgilenmiyoruz.Herkes gibi o da kandırılmış olabilirdi. Bunlar konumuz dışı.
Biz Diyanet İşleri Başkanı gibi kurumun başına Prof. Dr. Mehmet Görmez'den daha fazla icraat yapabilecek birilerini beklerken Eylül 2017 den beri koltuğa oturtulan kişiden ümitvar olmak istedik.
Belki böyle bir yazıyı yazmak için erken olabilir ama şirketlerde deneme süresi en fazla 90 gündür. Üst düzey yönetici 90 gün içinde bir çalışan 30 gün içinde aktif bir başarıya imza atmazsa gönderilir.
Eski bir Diyanet çalışanı olan, hatta Eğitim Hizmetlerinde müdürlük yapmış olan Erbaş'ın Diyanet'e "Fransız" oluş tarzı hareketleri bile şaşırtıcı olmaya başladı.
İşte bu bile "Görünen köy kılavuz istemez" dedirtmeye yeter de artar bile.
Herkes şef olabilir, müdür olabilir, başkan olabilir ama yönetici olamaz.
Diyeceksiniz ki bir üniversitenin rektörü idi, Olabilir, İhsan Süreyya hoca sağolsun diyelim..( Üniversiteye ilk girmesine, yardımcı doçent olarak atanmasına İhsan Süreyya Sırma sebep olmuştur );YÖK Başkanı Yekta Saraç zamanında da Yalova Üniversitesine rektör olarak atanmıştır )
Şimdi Diyanet'in başında "Yönetici" zafiyeti var.
Toplumun ahvaline bakarak dini koruma misyonu içerisinde ağız torbası bozuk olanlara ilk müdahale edecek kurum kendisi değilmiş gibi, susmak.
Başını kumlara gömmüş bir Diyanet değil, daima aktif, yol gösteren, vatandaşın yanında bir Diyanet lazım.
İmamları meyhanelere kadar gidin diye yönlendiren Diyanet merkez Teşkilatı sırça köşkte oturup çalışanları dahil tüm Türkiye !ile kendi arasına kalın duvarlar ördükçe başarılı olamaz. Olmuyor da.
"Bu paralar nereye gidiyor" diye bir süre önce artık tek çıkış kapısı olarak sosyal medyayı bulan,  hakkı savunan, vurguna hesap soran çalışanı bir kahraman gibi koruyup kollayacağına görevden uzaklaştırmak ve susturmak neyle ifade edilir.
Geçenlerde bir din görevlisi feryat ediyor.
Atama yapılanların bazıları sendikacı kökenli ve kendilerine muhalif. Ve soruyor. "O sendikacı şimdi bana zulüm eder mi etmez mi ?"
"O sendikacı el altından sendikasına üye toplar mı toplamaz mı ?"
Sosyal medyada Kuran ve Hadis kaynaklı sözler paylaşmak artık avamın işi iken koskoca başkanın bu tür paylaşımları ne kadar basit görülmüyor mu.

Başkan ayet paylaşıyor altında yüzlerce yalaka beğeni yapıyor ve utanmadan "ağzına sağlık" nidalarını döküyorlar.Sanki o paylaşımlar Başkanın kendi sözü gibi imiş gibi..
Bu arada "en doğru bilgiye Din Hizmetlerinden ulaşırsınız" denildi. Yıllardır düzeltilmeyen bir aksaklık ya da neşter vurulması gereken bir sorun var.
Acaba Diyanet İşleri Başkanlığı dışarıdan arandığında telefonlarla iletişim sağlanıyır mu. ?
Hiç denediniz mi ?
Kendi çalışanına mesafeli olan kurum vatandaşa ne kadar yakın olabilir ki.?
Haydi, düşürdünüz..
Soğuk ve "neden arıyorsun" tarzı ilgi ve konuşmadan aciz görevlinin şoka uğratan ilgisi insanı adeta öldürüyor. Bundan haberiniz hiç oldu mu ? Dışarıdan gelen telefonlara cevap verecek konuşmasını, davranmasını , diyalog kurmasını bilen biri cevap vermelidir. Tele sekreter de hiç bir zaman kişiyi amacına ulaştırmıyor ve sonunda kopartıp atıyor.
Sayın Erbaş, bugüne kadar yaptıklarıyla görevinin, koltuğunun değil danışmanlık pozisyonunda ve talimat doğrultusunda şirin görünmekle görevli birinin misyonunu taşıyor.
Diyanet İşleri Başkanlığı "dik durma" yeridir.
Saygı gösterilmesi, nadide bir elmas gibi korunması ve ışık gibi ortalığı korkmadan aydınlatabilmelidir.
Diyanet'te düzelmesi gereken, haksızlıklarla yıllarca büyüyen onca yara varken tüm sorunlar bitmiş gibi memleket memleket dolaşmak, sorunları dağ olmuş kurumun başındaki yöneticiye göre değildir.
Şefler, Murakıplar, sorunlarının çözülmesini bekliyor.
Üç kuruşa takla attırılan, bir kaç gün SGK lı gösterilen Fahriler haklarını istiyor?
Vekiller akıbetlerinin ne olacağını bilemiyor.
9500  kişilik alımdaki şaibeler cevap bekliyor
Becayişler havada uçuşuyor. Bir yere kazık çakan bir din görevlisi bulunduğu yeri babasından miras sanıyor, emekli olunca bile bırakmak istemiyor ve hatta burası bırakacağı için hava parası istiyor.
Rotasyon konusu açığa kavuşmuş değil.
Rantiyenin son bulması için mutlak surette cami görevlileri arasında rotasyon uygulaması getirilmesi gerekir. Buna kimse cesaret edemiyor.
Halen hac hizmetlerinde kifayetsiz görevliler yer alıyor. Şikayetler bir türlü eksilmiyor.
Yeterlikleri olan müezzin kayyımların imam olmalarının sağlanması
Her ay vıcık vıcık yayınlanan boş kadrolara onca iş bekleyen görevli olduğu halde uygulama şeklinin yanlışlığının düzeltilmemesi nedeniyle atama yapılmaması
Daha neler neler..
Diyanet reisi olarak bir yiğit bekleniyordu ama hani ne derler gelen gideni aratmaya mı başladı.
Din görevlilerinin en fazla hakka kavuştuğu dönem Mehmet Görmez devri idi. Kalan sıkıntıları da gelenin gidermesi bekleniyordu.Olmayacak gibi duruyor.
Yine belirtelim, Bu makam ,pasif, söyleneni yapan, çanta misali oradan oraya dolaştırılan bir makam yeri asla değildir.
81 ilde binlerce müftü var iken, yardımcıları varken her yere koşmak pek anlamlı gelmiyor.
Korkarız ki,her yere koşuşturan, oradan oraya yetişmeye çalışan başkanı kalp krizinden yatağa düşmüş de görebiliriz...
Bari sağlığına dikkat etsin diyoruz ve son olarak Erbaş'ın, hayal kırıklığı ile dolu görev sürecinin ne zaman sonlanacağını merak ediyoruz.
Bir hataydı denilebilir... Vakit kaybı yaşanmasın.

Erol Kara - 11.03.2018
Google Plus'da Paylaş

2 yorum:

  1. Neden başkana yukleniyorsunuz. Adnan Oktar karşısında da hükümet başkanı ve başkanlığı yalnız bırakmıştır .

    YanıtlaSil
  2. sizi gidi fitneciler sizi sizi gidi fetö artıkları sizi dini haberler yetmedi bide sizmi çıktınız pardon ama şer odakları fitnede her zaman birleşir dimi onu unutmamak lazım fetöbaşkan zamanındamı çıktı diyanetin bütün sorunları ayyuka başkan zamanındamı çıktı ha yoksa sayın cumhur başkanımız gel senin elinde sihirli değnek varmış şu diyaneti düzelt dedi de millet mi duymadı biraz erkek olun erkek biraz mert olun mert değerli cumhurbaşkanımıza son fırsatımız cumhur başkanımıza düşmanlığınızı erkekçe açık açık yapamıyosunuz başkanımızdan yapmasını istediği şelerle vurmaya çalışıyosunuz ne başkanımızı ne cumhur başkanımızı size yedirtmedik yedirtmeyeceğiz gidin artık bu ülkeden gidin israile veya oyuncubaşı İngilizlere gidin bırakın artık fitne çıkarmayı

    YanıtlaSil