mahihaber “Alsana elinden, çocuğunu öldürüyorsun” - Mahihaber
HADİSLERDEN

“Alsana elinden, çocuğunu öldürüyorsun”




Öldüren oyuncaklar

Hastanede annesi ile poliklinik kapısında muayene sırası beklerken, fark ediyorum çocuğu.

Beş yaşında ancak var.

Fakat son yıllarda pek çok annenin yaptığı gibi o genç anne de, evladını; cep telefonuna emanet etmişti.

Çocuk kafasını kaldırmadan oyun oynuyor, tuşlara basıp program değiştiriyor, çevresi ile ilgilenmeden gerilerek kendisine yeni oyunlar buluyor fakat çok meşgul olduğundan asla etrafına bakmıyordu.

Anneyi uyaracak oldum,

“Yazık değil mi çocuğuna, elindeki ile zehirleyip sağlığını tehlikeye atıyorsun”.

Boynunu büktü, çaresizce “anlatamıyorsun ki”, dedi.

Fakat çok geçmeden bilinçli bir hemşire, bu manzaraya daha fazla kayıtsız kalamadı, bu kez daha sert şekilde anneye çıkıştı;

“Alsana elinden, çocuğunu öldürüyorsun” diye gürledi.

Annenin kılı biraz daha endişe ile kıpırdadı, sağlık personelinden fırça yediği için; “bak elindeki öldürüyormuş, bırak artık hadi” diye biraz daha kaygılanıp telaşlandı.

Fakat mümkünü mü var, mıknatıs gibi bağlandığı cep telefonundan çocuğu ayırmaya, ayaklarını yere vurup naralar attı, annesini öldüren oyuncağına yaklaştırmadı bile.

Yaşlı bir hanım söze karıştı;

“Her yıl Erzincan’a köyüme giderim, köyümüzde ne termik santral ne radyasyon sızıntısı. Her yaz bahçeme birkaç domates dikerim kapı önünden toplayıp yemek güzel oluyor. Son yıllarda artık tek domates alamıyorum önce kocaman olan domatesler sonra alttan çürümeye başlayıp kapkara olmakta. Bunun nedeni de köyümüze dikilen baz istasyonu”.

Yaşlı hanımı dinleyince taşlar yerine oturdu.

Benim bahçedeki dede yadigârı karadut ağacım son yıllarda sararıp soldu, gövdesi bembeyaz oldu, yaprakları kararıp yazı geçiremeden dökülüp kele dönüşmekte, meyve verememekte, parmak gibi dutlar kayboldu, ekşi kara tadı da yok artık. Çevredeki internetten, wi-fi ağlarından muhtemelen kanser oldu nazlı karadut ağacı.

Yaşlı kadının toprağının zehirlenmesi gibi, ağaçlar, bitkiler, kuşlar, arılar, sular, yağmurlar, buğdaylar, bulutlar, çocuklar, insanlar bu vahşi savaşta alçakça katledilmekte.

Tarım, hayvancılık can çekişmekte, denizlerde balık kalmadı, teneffüs ettiğimiz her yan kirli. Hava kirliliğinden, termik santrallerden, baz istasyonlarından; şehirler, havası, suyu, toprağı, kuşları, balıkları, arıları, ağaçları, insanları ile topyekûn kanser. Gün geçmesin ki konunun vahameti ile ilgili bir haber okumayalım;

“20 saat cep telefonuna bakan kadın ölüyordu! Çin’de, cep telefonu ekranına 20 saat bakan bir kadın, beyninde oluşan kan pıhtıları nedeniyle ölüm tehlikesi atlattı.

Kadın, 20 saatlik tren yolcuğunda elini telefondan ayırmadı.

Kadın trenden indiğinde zor konuşuyor ve vücudunun bir yanında elini, kolunu ve bacaklarını hareket ettirmekte zorlanıyordu.

Doktor, hemen ameliyata alınmamış olsaydı kadının ölebileceğini söyledi.

Gençler arasında kan pıhtılaşmasının yaygınlaştığına dikkat çeken Doktor Meng, cep telefonu kullanırken aynı pozisyonda çok uzun süre durulmamalı, dedi.

Dünyada en çok internet kullanıcısı 772 milyonla Çin’de”.

Sadece ülkemiz değil, tüm yeryüzü ölümcül bir tehlike ile karşı karşıya.

İnsanoğlu kendi kıyametini koparmak için öylesine acele etmekteki.

MİNE ALPAY GÜN / MİLLİ GAZETE YAZARI
Google Plus'da Paylaş

0 yorum:

Yorum Gönder