Haberi Paylaşabilirsiniz

Diyanet Bir-Sen'in Rotası Mahkemeye Gider mi ?




Diyanet Bir-Sen, yaptığı basın açıklamasında "Yetkili sendika" kavramını eleştirdi. Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğu iddia edilen bu kavramın yanı sıra DİB Başkan yardımcısı sendikacının görevden alınmasını, hafız olanların sınavsız Diyanet kadrosuna alınmasını, Diyanet'in sendikalara olan mesafesini eleştirerek bir çok kararla Cumhurbaşkanına çıkma isteği içerisinde olacaklarını açıkladılar.

İşte o açıklama

Diyanet Bir-Sen, Mart ayı içinde Alanya’da yaptığı 2. Başkanlar kurulu toplantısında rotasını belirledi.

3 gün süren toplantı sürecinde yoğun çalışma yaparak istişarelerde bulunan Diyanet Bir-Sen, çalışma sonrasında, çıkan sonucu kamuoyu ile paylaşarak Diyanet İşleri Başkanlığı, Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı’na sunma kararı aldı. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ve tüm teşkilat çalışanlarının beklentilerini karşılayacak bir kararın ortaya çıkmış olması sevindirici bulunurken, ortaya çıkan yol haritasının Diyanet Bir-Sen’i daha etkili yapacağını gösteriyor.

Diyanet Bir-Sen Genel Başkanı Hasan Türüt, yol haritasını açıklarken önemli konulara değindi. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yeniden yapılandırılması gerektiğine dikkat çeken Türüt, Türkiye Müslümanlarının hurafelerden arındırılarak Kur’an ilminin ışığında ve sünnete uygun olarak aydınlatılmasını ve bunun da dünya Müslümanlarına örnek teşkil edecek şekilde irşat edilmesinin önemine değildi.

Diyanet Bir-Sen’in örnek bir sendika olarak yoluna devam ettiğini belirten Türüt, sivil toplum kuruluşu olarak sadece Diyanet İşleri Başkanlığıyla ilgili konuları değil, aynı zaman da diğer resmi kurumlarda çalışanların hak ve menfaatlerinin korunması ve daha iyi şartlar da çalışma ortamı sağlanarak güvenli bir geleceğe kavuşabilmesi için düşünce, fikir ve önerileriyle yol göstermek için çalışmak istediklerini belirtti.

Ülkemizde sendikacılığın kanunlar, yönetmelikler ve insan vicdanı çerçevesinde ciddi sorunlar yaşadığını ve sorunların bir an önce çözüme kavuşturularak sendikalar arasında barışın sağlanmasını ve iş dünyasındaki sendikal ayrımcılığın son bulması gerektiğini belirten Türüt, çalıştay sonrasında ortaya çıkan yol haritasını şu şekilde açıkladı.

1. “Yetkili Sendika” ibaresi Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırıdır. Hiçbir sendika, üye sayısının fazla olması nedeniyle başka bir sendikanın adına söz söyleme hakkına sahip olmadığı gibi, o sendika adına da yetkili olamaz. Kanun da yeni bir düzenleme yapılması gerekmektedir. Daha kucaklayıcı, daha etkin hizmet ve proje üreten katılımcı bir sendikal yapının oluşturulması zorunludur. Adil ve eşit düzeyde sendikal faaliyetlerin yapılabilmesi için mevcut yasadaki eksiklikler giderilmeli ve uygulamadaki yanlışlıklar ve aksaklıklar ortadan kaldırılmalıdır. Sendikalar arası barışı sağlayıcı çalışmalar yapmalıdır.

2. Sendikal ayrımcılık çalışma dünyasında birlik ve beraberliği zedelemektedir. Ülkemizin ciddi şekilde birlik ve beraberliğe ihtiyacı olduğu bu günlerde sendikal ayrımcılığın kaldırılması önemsenmelidir.

3. Devlet erki, sendikaların sorunlarını, fikir ve düşüncelerini dinlemeli, iş dünyası ile ilgili konularda; özellikle toplu sözleşmeler öncesinde sendikaların görüşlerini ve taleplerini almalıdır. Çoğulcu demokrasi ve eşitlik ilkesi gereğince toplumun tüm kesimlerinin beklentilerinin karşılanması, hükümet icraatlarının kabul görmesi açısından da önemli bir adımdır. Çalışanların, uluslararası sözleşmeler, ülkemizdeki mevcut yasalar ve Anayasal çerçevede hakları genişletilmelidir. Çalışan haklarının daraltılması ekonomiye zarar verir.  Daha kucaklayıcı ve daha benimsenir bir yapı oluşturulması için çalışmalar yapılmalıdır.

4. Çalışanların, hangi durum ve şartlar da siyasi partilerle ilişkili olabileceği yasalarımızda açıkça belirtilmiş olmasına rağmen bu hükümler ihlal edilmektedir. Sendikaların güç oranları siyasi partilere göre şekillenmekte, bu da çalışma dünyasında barışı bozmaktadır. Bunun önüne geçilmesi için siyasi iktidar başta olmak üzere herkesin sorumluluklarını bilerek hareket etmesini istiyoruz.

5. Yasa gereğince işyerlerinde sendikalara sağlanan çalışma odalarını yetkili sendikalar kullanmaktadır. Yetkili sendika temsilcileri bu odaları kendilerinin çalışma ofisi gibi değerlendirmekte ve diğer sendikalara çalışma imkânı vermemektedir. Bu da çalışanlara karşı baskı oluşturmakta, aynı zaman da yöneticileri de etkilemektedir. Ayrıca diğer sendikaların eşit şekilde çalışma imkânını elinden alarak çatışmalara ve ciddi sorunların çıkmasına neden olmaktadır. Yetkili sendika temsilcileri ile bu hususlar görüşüldüğünde, “üyelerinin sorunlarını dinlemek ve idaredeki sorunların çözümünü sağlamak” şeklinde ifade edilmektedirler. Diğer sendikalar, üyelerinin sorunlarını nerede ve nasıl dinleyecek ve idareye yansımaması ve işlerin aksamaması için sorunların çözümünde nasıl ve nerede katkı sağlayacaktır? Yöneticilerin, yetkili sendikanın emrindeki memur gibi davranmaları nedeniyle çalışanlar tarafından hem yöneticilere hem de devlete olan güven zedelenmektedir. Buna çözüm bulunması zorunludur.

Önerimiz şudur;

İşyerlerinde sendikalar için tahsis edilen çalışma odalarını bütün sendikalar eşit şekilde kullanabilmelidir. İşyerlerinde bütün sendikaların kullanabileceği bir oda tahsis edilsin. İdareler tarafından, sendikaların çalışma gün ve saatleri sıraya konsun. Her sendika en çok iki saat çalışma ile sınırlandırılsın. Böylece memurun asıl işi de aksamamış olacaktır. Böylece sendikalar ve idareler arasındaki çatışma giderilmiş ve adil bir uygulama sağlanmış olur.

6. Atamalarda liyakat esası dikkate alınmalı ve adil davranılmalıdır. Atamaya yetkili amirler ile yetkili sendikanın istişaresi ile yapılan atamalar devlete güveni ortadan kaldırmakta, işyerlerinde çalışma barışını bozmakta, çalışanların moral ve motivasyonunu bozarak iş verimini tamamen ortadan kaldırmaktadır. Bu olumsuzluk hem devlete hem de vatandaşa zarar vermektedirler. Bu şekilde yapılan atamalar diğer sendikalar üzerinde baskı oluşturmaktadır. Sendikal ayrımcılık ortadan kaldırılmalıdır. Uygulamada, sendikal referansların önü kesilmelidir.

7. Devletin kalkınması ve gelişmesi, milletin refah düzeyinin artması, iş hayatında çalışma barışının sağlanması, çalışanların, aileleriyle birlikte huzurlu, mutlu ve geleceğine güvenle bakabilmesi için sendikaların siyasetin dışında olması gerektiğini düşünüyoruz.

8. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın her türlü düşüncenin üstünde olması gerektiğini düşünüyoruz. Bu güzide teşkilatın siyasi tartışmaların odağına çekilmemesi ve her türlü tartışmanın dışında tutulması gerektiği düşüncesiyle herkesin sorumluluk hissiyle duyarlı davranmasını bekliyoruz.

9. Diyanet İşleri Başkanlığı, sendikalar arasında ayrımcılık yapmamalı, bu şekilde algı oluşturacak uygulamalardan titizlikle kaçınmalı ve kucaklayıcı olmalıdır.

10. Diyanet İşleri Başkanlığı, yönetim kadrosunun değişmesi nedeniyle sendikalarla tanışma ve istişare yapmak için geniş katılımlı bir toplantı yapmalıdır.

11. Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde İlahiyat Fakültesi mezunu yüzlerce müftü ve çeşitli kademelerinde görev yapan üst düzey memurları varken, Başkanlık bünyesinde şef kadrosunda çalışan Diyanet Sen Genel Merkez Yönetim Kurulu üyesi profesyonel bir sendikacının Daire Başkanlığı’na atanmasını uygun bulmuyoruz. Bu atama kamuoyunda soru işaretlerine neden olurken, Diyanet gibi tarafsız olması gereken bir kurumun “yetkili sendika emrine tahsis edildiği” şeklinde algılara neden olmuştur. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu tür uygulamaları teşkilat çalışanlarımız arasında ayrımcılığa neden olmakta, çalışma barışını bozmakta ve derinden üzmektedir. Hak edenlerin terfi beklentilerinin boşa çıkması ve liyakate önem verilmemesi çalışma barışını bozmakta ve teşkilat mensuplarını üzmektedir. Nitekim taşra da yetkili sendika tarafından “bütün kurumlara üyelerimizi yerleştirdik” şeklindeki söylentiler devlete ve yöneticilere olan güveni ortadan kaldırmaktadır.

Önerimiz şudur;

Tüm sendikaların, kurumların ve siyasetin kendi işini yapmasından yanayız. Terfi işlemlerinde liyakat esas alınarak işlem yapılsın. STK’lar ve kurumlar çalışmalarıyla ön plana çıksın. Zira bu konularda ülkemizin kaybedecek ne zamanı, ne de tahammülü yoktur.

12. Diyanet Bir-sen olarak, ülkemizin milli ve manevi birliğinden ve bölünmez bütünlüğünden yanayız. Şanlı milletimizin huzur ve saadetinden yana açık bir şekilde taraf olduğumuzu deklare ediyoruz. Kur’an, sünnet, vatan ve bayrak ilkeleri doğrultusunda yasaların ve Anayasa’nın verdiği yetkiler çerçevesinde yanlış ve eksik gördüğümüz uygulamaları ilgili makamlara hatırlatmayı kendimize görev addediyoruz.

13. Diyanet İşleri Başkanlığının özerk bir yapıya kavuşturulması zorunludur. Ülkemizin içinde bulunduğu kültürel konjektör, gelişen durum ve şartlara cevap verebilecek, daha etkin, daha verimli ve özgür bir yapıya bir an önce kavuşturulması için özerk yapılandırma şarttır.

14. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın etkili, verimli ve güven verici bir yapıya kavuşturulması, kurumu hantallığa sevk eden, imajını zedeleyen olumsuzluklardan arındırılması için geniş çaplı bir çalışma yapılmalıdır.

Bunun için;

Öncelikle Diyanet İşleri Başkanlığı kendi meslek gruplarıyla, kendi içerisinde geniş bir arazi çalışması yapmalıdır.
Tüm sendikaların tekliflerini almalı ve istişare toplantıları yapmalıdır.
Vakıf, dernek ve diğer sivil toplum kuruluşlarının fikirlerini almalı ve istişare toplantıları yapmalıdır.
İlahiyat Fakültelerinin fikirleri alınmalı ve istişare toplantıları yapılmalıdır.
Din ve Diyanet Konusunda tek otorite Diyanet İşleri Başkanlığı olmalıdır.
Diyanet İşleri Başkanlığı üst düzey yönetici atamalarında liyakate önem verilmeli ve kesinlikle teşkilat dışından atama yapılmamalıdır.
Diyanet İşleri Başkanlığı her türlü düşünce ve siyaset üstü olmalıdır.
Diyanet İşleri Başkanı, teşkilat içinde yapılacak seçimle atanmalıdır.
15. İlahiyat Fakültesinden sonra 3 yıl daha okuyarak ihtisas mezunu olan il ve ilçe müftülerinin Diyanet İşleri Başkanı ve diğer üst düzey yönetim kadrolarına atanması daha doğru olacaktır. Zira bunlar, doçent ve profesör seviyesinde eğitimli ve mesleki bilgilere sahip olmaktadırlar. Bununla ilgili çalışma yapılmasını talep ediyoruz.

16. Hafızlık konusu ciddi olarak ele alınmalı ve bu müessese Diyanet’te öne çıkarılarak hak ettiği değere kavuşturulmalıdır.

Bunun için;

a- “Din Görevlileri Akademisi” bir an önce kurularak faaliyete geçirilmelidir. Bu akademiye başvurularda hafızlığa önem ve öncelik verilmelidir.

b-  Hafızlar; Hafız İlahiyat Fakültesi mezunu, Hafız İlahiyat Önlisans mezunu, Hafız İmam Hatip mezunu şeklinde yazılı ve sözlü sınavlara tabii tutulmadan şartsız alınmalıdır. Hafız olmayan ilahiyat, ilahiyat önlisans ve imam hatip mezunları ise, yazılı sınava tabii tutulmadan sözlü sınavla alınmalıdır.  ,

c- Hafızlık eğitim sistemi yeniden düzenlenmelidir. 4+4+4 eğitim sistemine göre; ikinci dört Hafızlık yapmak isteyenler için özel tahsis edilmeli, bir yıl daha ilave eğitim yaparak 5 yılda Hafızlık ve Arapça eğitimi verilerek İslami ilimler konusunda gerekli eğitim tamamlanmalıdır.

Hafızlık eğitimi tamamlandıktan sonra Arapça eğitimi alınırken, Türkçe, Matematik, Tarih ve Coğrafya eğitimi verilmelidir. Bu sistemin oluşturulması için gerekli düzenleme yapılmalıdır.

d- Hafızlık nakillerinde; orta, iyi, pekiyi şeklinde derecelendirme ile puanlandırılıp değerlendirme yapılmalı ve hafızlığın sürekli sağlam kalmasının önü açılmalıdır.

e- Akademi bir yıl eğitim vermelidir.  Müfredat; Tashihi Huruf, İslami İlimler, mezhep ve bölge farklılıkları eğitimi verilmelidir. Buradan mezun olanlar Eğitim Merkezleri tarafından gerekli bilgi ve yeteneklerine göre verilecek puanlar esas alınarak atanmalıdır.

17. Camilerin sınıfları kaldırılıp konumlarına göre puanlandırılmalıdır.

18. Halen cemaat, tarikat, vakıf ve derneklerin elinde bulunan Kur’an kursu binaları bunlardan alınarak tamamen Diyanet İşleri Başkanlığı’na tahsis edilmelidir.

19. Cemaat ve tarikatlara ait camiiler Diyanet’in emrine verilmelidir.

20. Kur’an kurslarının yönetimi Diyanet Vakfı ve Aile Birliği marifetiyle sağlanmalıdır. Bununla ilgili düzenleme yapılmalı, Diyanet Vakfının Şubeleri ile halkımızın katılımından oluşacak bir yönetimin çeşitli suiistimalleri önleme de ve şaibeleri ortadan kaldırma da etkili olacağı dikkate alınmalıdır.

21. Kur’an kursları, okullar gibi merkezlerde yer almalıdır. Yatılı kısmı ve Eğitim binaları ayrı binalar olarak inşa edilmeli ve tüm sosyal imkânları sağlanmalıdır.

22. Emekliliği gelmiş, beklentisi kalmamış, yorgun bir kadro anlayışıyla din hizmeti verilmesi uygulamasına son verilmelidir. Genç ve dinamik din görevlilerinin kendilerini ispatlamasına imkân verilmelidir.

23. İl ve ilçe müftülüklerine atamalar da yeni bir sistem geliştirilmelidir. İl Müftüleri, hafızlık eğitimi almış ve Diyanetin İhtisas Eğitiminden mezun olmuş olanlar arasından seçilmelidir.

24. Diyanet İşleri Başkanlığı, istihdam kapısı olarak değil, hizmet kapısı olarak değerlendirilmelidir.

25. Müftülükler, tamamen irşat hizmetleriyle ilgilenmeli ve toplumun dini ihtiyaçlarına göre çalışma yapmalıdır.  Atama ve nakil işlerinden el çektirilmelidir.

26. Diyanette nakil sınavları tamamen kaldırılmalıdır. Camiler ve camii görevlileri puanlandırılarak 15 genel tercih sistemi getirilmeli, görevliler kendi puan ve durumlarıyla yüzleştirilmelidir.

27. Camii görevlileri arasında ilmi yarışın önü açılmalıdır.

28. Camiiler, merkezi camii ve cemaat konumuna göre 100 puandan aşağıya doğru derecelendirilerek camii sınıflandırılması kaldırılmalıdır.

       Puanlandırarak derecelendirme şu şekilde yapılmalıdır:

       a- Görevlilerin puanları İlahiyat Fakültesi+Hafız+Aşere takrip( 98-99-100)

       b- İlahiyat fakültesi+Hafız+Tashihi Huruf (96-97)

       c- İlahiyat fakültesi+Hafız+(95)

d- İlahiyat önlisans hafız+tashihi huruf (94)

e- İmam hatip mezunu Hafız Tashihi huruf (93)

f- Bu sıralama, şu an eğitim durumlarına göre böyle devam ederken, İlahiyat Fakülteleri müfredatlarında Kur’an ve Arapça’ya daha fazla ağırlık verecek duruma geldiği ve akademi etkin bir şekilde devreye girdiği zaman yeniden düzenlenebilir.

g- Görevlileri puanlandırırken; eğitim durumları, görev yılı, makam, ses ve sosyal ilişkileri dikkate alarak puanlandırılmalı ve buna göre tercih yapılmasına imkan tanınarak nakiller sağlanmalıdır. Bu uygulama ilmi yarışı, liyakati, adaleti beraberinde getirecektir.

h- Tashihi Huruf eğitimi, Diyanet Akademisi faaliyete başlayana kadar daha geniş bir şekilde yaygınlaştırılmalıdır.

I- Tüm Kur’an kursu öğretmenleri, sınavsız 6 aylık Tashihi Huruf eğitimine alınmalıdır.

29. MBSTS sınavı geciktirilmeksizin kaldırılmalıdır. Sonuçlarının kurumumuza hiçbir faydasının olmadığı gibi tam aksine ciddi sorunlar oluşturduğu açık ve nettir. Diyanet İşleri Başkanlığı, bu sınavın olumsuz sonuçlarını tespit etmekle yükümlüdür.

30. Sınavsız İlahiyat Fakültesinin önü açılarak din görevlilerinin Hafız ve İlahiyat Fakültesi mezunu olmalarının alt yapısı oluşturulmalıdır.

a- İlahiyat Fakültelerinde dışarıdan lisans tamamlama eğitimi uygulaması zaman kaybetmeden başlatılmalıdır. Özellikle Diyanet Personelinin sınavsız lisans tamamlamasının önü açılmalıdır. Bu konularda İlahiyat Fakültelerinin çalışma yapmaları ve bu uygulamanın tüm İlahiyat Fakültelerini kapsayacak şekilde yaygınlaştırılması sağlanmalı ve gerekli yasal düzenlemeler bir an önce yapılmalıdır.

31. Örgün okuyan, eğitimi devam eden İlahiyat Fakültesi öğrencilerinin yaşadığı mağduriyetleri ortadan kaldırmak amacıyla yasal tedbirlerin alınması gerekir.

32. Murakıpların il müfettişi olarak görevlendirilmeleri için düzenleme yapılmalıdır. Görev yaptıkları müftülükler ve eğitim merkezlerinin çalışmalarını ve çalışanlarını denetlemelidir. Murakıplar, müfettiş unvanıyla Başkanlıktaki Rehberlik ve Teftiş Kuruluna bağlı olarak çalışmalıdır.

33. Diyanet İşleri Başkanlığı’nda en küçük basit kusur ve hatalar da hemen soruşturma açılarak çalışanlar tedirgin edilmekte, moral ve motivasyonları bozulmaktadır. Bunu önlemek ve verimi artırmak için hemen soruşturma açmak yerine Kamu Denetçiliği (Ombudsmanlık) gibi bir sistem getirilmeli ve sözünü ettiğimiz şekildeki konular için istişare yoluyla çözüm aranmalıdır.

Yer değişikliğini gerektirecek durumlarda, görevlinin ailevi, sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınmalı ve görevliye tercih hakkı verilmelidir.
İl Müfettişleri Başkanlığa karşı sorumlu olmalı ve il de Valilik onayı ile çalışmalıdır.
34. Eğitim Merkezlerinde görev yapan öğretim görevlileri ilçe müftüleriyle aynı ekonomik ve sosyal haklara sahip olmalı, isterlerse sınavsız ilçe müftüsü olarak atanabilmelidirler.

35. İhtisas eğitimi 3 yıl olmalı ve ihtisası bitirenler Doçentlik unvanıyla mezun olacak şekilde yasal düzenleme yapılmalıdır.

36. Yurt dışı görevlendirmelerinde yazılı sınav kaldırılmalıdır. İlahiyat Fakültesi mezunu-Pekiyi veya iyi derece hafızlık şartı getirilmeli ve görevde 10 yılı tamamlamak şartıyla mülakatla belirlenmelidir. Bunlar, 4 ay özel eğitim verildikten sonra görevlendirilmelidir.

37. Hac görevlendirmelerinde ise;  hizmette 25 yılını doldurmuş olmak şartıyla, emekli olmadan önce bir defaya mahsus olmak üzere hac da görevlendirme yapılmalıdır. Bunlara 3 aylık ciddi bir eğitim verilmeli ve daha önce umre yapmış olmak şartıyla ihtiyaca göre görevlendirme yapılmalıdır.

38. Umre görevlendirmelerinde ise; emekli olmadan önce bir defaya mahsus olmak üzere hac ve umre de görevlendirilecek şekilde tüm görevlileri kapsayacak bir düzenleme yapılmalıdır.

39. Diyanet Akademisi kurulup ihtiyaç duyulan personel eğitilene kadar yapılacak açıktan atamalar şu şekilde olmalıdır.

Geçici görevliler, Vekiller, İŞKUR üzerinden göreve alınanlar öncelikli alınmalı, ihtiyaç duyulursa diğer başvurular kabul edilmelidir.

İŞKUR üzerinden yapılacak alımlar için mağduriyetleri önleyecek şekilde yasal düzenleme yapılmalıdır. İŞKUR üzerinden mevsimlik camilere atama yapılabilir. Ancak İŞKUR’daki gibi temizlikçi adı altına din görevlisi atanmamalıdır. İŞKUR Mevsimlik Din Görevlisi şeklinde düzenleme yapmalı ve atamalar bu şekilde olmalıdır.

Askere giden görevlinin, görevlisi bulunduğu hâlde çeşitli nedenlerle görev yapamayan veya yapmayan görevlilerin yerine, açık camilere, Kur’an kurslarına, yayla ve mezralardaki mevsimlik camilere, geçici görevli, vekil ve İŞKUR’dan yapılan alımlarla atama yapılmalıdır.
Din Görevlisi Akademisi açıldığı zaman geçici görev, vekil ve İŞKUR üzerinden mevsimlik din görevlisi olarak çalışanlar sınavsız olarak Akademiye bir sefere mahsus olarak alınmalıdır.

40. Başkanlıkta ve taşra teşkilatlarının dairelerinde geçici görevli kesinlikle çalıştırılmamalıdır.

41. Bir sefere mahsus olmak üzere, hizmetli kadrosunda çalışanlara memur kadrosuna geçiş hakkı verilmelidir.

42. Hizmetli kadrosu kaldırılmalıdır. Bu kadrolar için İŞKUR üzerinden hizmetli alımı yapılmalıdır.

43. Diyanet İşleri Başkanlığı ve bağlı teşkilatlarında yalan yanlış bilgilerle basın açıklaması yapanlar hakkında derhal gereği yapılmalıdır. Ayrıca kamuoyunda infiale neden olan açıklamalar yapanlar hakkında da Diyanet İşleri Başkanlığı’nca Cumhuriyet Başsavcılıklarına suç duyurusu yapılmalıdır.

44. İbadet ve muamelat konularında, Din İşleri Yüksek Kurulu tarafından güncel konularda çalışma yapılıp kamuoyu ile paylaşılmalıdır.

45. Diyanet evleri konusunda gerekli yasal düzenlemeler yapılmalı, finansman konusunda Diyanet’e daha fazla pay ayrılması sağlanmalı ve öncelikle her ilde Diyanet evleri projesi geliştirilmeli ve uygulanmalıdır.

46. Özellikle büyük kentler de ve kırsal da görev yapan din görevlileri lojman konusunda büyük sıkıntı yaşamaktadırlar. Bu konu da etkin çalışma yapılmalıdır. Lojmanlar, camii müştemilatından sayılmalıdır. Lojmanı bulunmayan camilere kadro verilmemelidir.

47. Teşkilatımızda yaklaşık 20 bini aşkın kadın personel bulunmaktadır. Bu nedenle Diyanet’te kadınlara mahsus birimler oluşturulmalıdır. Her ile kadın il müftü yardımcısı atanmalı, bunun için gerekli kadrolar tahsis edilmelidir. Ayrıca kız öğrencilerin hafızlık sınavları kadın komisyonlar tarafından yapılacak şekilde düzenleme yapılmalıdır.  Kadın personel alımlarında aynı hassasiyetin gözetilmesi gerekmektedir. Diyanet Akademisinde kadınlara mahsus birimler oluşturulmalıdır.

48. Diyanet İşleri Başkanlığı’ndaki uygulamalar kanunlara olduğu kadar, İslami ölçülere de uygun olmalıdır. Yüce İslam Dininin asli değerlerinden asla taviz verilmemelidir.

Yukarıda belirttiğimiz hususlar, teşkilatımızın daha etkin ve verimli bir şekilde din hizmetleri sunumunu sağlıklı olarak yapabilmesi için tespitlerimiz ve tekliflerimizdir.

Diyanet Bir-Sen olarak gayemiz, milletin tamamını kucaklayacak ve ümmet bilincini oluşturarak geliştirecek bir yapının sağlam bir şekilde kurulmasıdır. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, halkımızın nezdinde güven ve itibarının daha yüksek seviyelere çıkarılmasını istiyoruz. Düşüncemizin, teklif ve önerilerimizin dikkate alınmasını ve incelenmesini bekliyoruz. Eleştiri ve önerilerimiz iyi niyetle değerlendirilmeli ve var olan sorunlar bir an önce giderilmelidir.
Google Plus'da Paylaş

0 yorum:

Yorum Gönder

Haberi Dostlarınızla Paylaşabilirsiniz