HADİSLERDEN

Haberi Paylaşabilirsiniz

Eski Diyanet Başkanından Şaşırtan İfadeler



Diyanet İşleri eski Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, matbaanın icat edilmesinin tüm dinleri etkilediğini belirterek, "Bu icat Hristiyanlığı hallaç pamuğu gibi alt üst etmiştir" dedi.

Gaziantep Üniversitesi Mavera Kongre ve Sanat Merkezi'nde düzenlenen 'Günümüz Türkiye'sinde İslam ve Müslümanlık' konulu toplantı sonrası medyada gündeme gelen sözler gayet düşündürücü oldu.

Prof. Dr. Mehmet Görmez, konuşmasında Hristiyanları kastederken acaba, "Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla" mı demek istedi.

Diyanet İşleri 17'nci Dönem Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, "Dini bilgi konusunda matbaanın icadı tüm dinleri etkilemiştir. Bu icat Hristiyanlığı hallaç pamuğu gibi alt üst etmiştir. Çünkü kiliselerin üzerine aldığı bütün otorite kitaplar basılıp her eve girince doğru söylemek niteliği ortaya çıkmıştır" diye konuştu.

Burada düşünmek zorunda kaldık.

Ne diyor Görmez; "Kiliselerin üzerine aldığı bütün otorite kitaplar basılıp her eve girince doğru söylemek niteliği ortaya çıkmıştır"

Türkiye'de İslam üzerinde yaşanılan Cumhuriyet dönemine baktığımızda da yıllarca "Dokunma çarpılırsın" denilen ve duvarda asılı bulundurulan çeyiz çantalarda yıllarca üzerine toz ve nemden leke kaplayan, dokunulması zinhar yasak olan Kur'an-ı kerimler kimse Arapça bilmediği için açılmamış idi.

Bunda bir dönem Kur'anı kerimlerin yasak edilmesi de etkili olmuş, latin harfe geçen Türk toplumunun bunu okumaktan uzak tutulması da eklenince İslam taklidi bir eyleme dönüşmüş vaziyette yaşanılır olmuştu.

Dini kitaplar sınırlı sayıda yayınlanmaya başlamıştı. Zaman zaman polis baskınlarıyla yine korkulan kitap görünümünde olan dini kitaplar özgürce halkın içerisinde bulunması bir yana kitapçılarda bile arka taraflarda kuytu, karanlık yerlerde satışa sunuluyordu.

Son 20 yılın içerisinde yaygınlaşan dini kitaplar internetin bilhassa sosyal medyanın yaygınlaşması ile artık her bireyin cebinde canlanmaya başladı.

Bilhassa sosyal medya gençliği eskilerin yaptığı gibi cahil ya da yarı cahil cami imamlarına değil daha bilimsel açıklamalar yapan kaynaklara ulaşmaya başlayınca sürekli yanlış yapan bir dini otoritenin varlığı da ortaya çıkmış oldu.

İnsanların körü körüne bağlandığı cemaatler ve onların göz boyacılığı yapan liderlerine kadar sorgulanması büyük bir aşamadır.

Diyanet İşleri Başkanlığının da daha doğru açıklamalar yapma yönünde son 10 yılda karar üstüne karar alması da bunun sonucudur.

Yani yayınlar ve kaynaklar vatandaşın önüne çıkmasıyla bazı dini çevrelerin, ilahiyatçıların, dini otoritenin söylemlerinde "düşünerek" açıklama yapması da bu zenginliğin eseridir.

Bunun yanında hatası çıkanların da "ne oldum delisi" olmalarının önüne geçilmesi de yayınların bolluğu, sosyal medyada iletişimin artması, internet gibi yayın bolluğuna kolayca ulaşılmasıdır.

Hatta dini anlamda aklına takılan konuyu cami imamına soran bir halk kitlesinden, cami,imamını sorgulayan bir halk kitlesine geçilmiş olması da insanların dini kaynakların esasına ulaşma kolaylığı, bilgilerin teyid imkanı, yanılma payının azlığı hep bu zenginliktendir.

Şimdilerde kürsüye çıkan hangi din görevlisi olursa olsun, müezzin,imam, vaiz,ilahiyaçı, doçent yada profesör konuşurken "acaba yanlışım olur mu" endişesi ile daha temkinli konuşmaya başlamıştır.

İşte Mehmet Görmez'in korkusu bu zenginliğin varlığıdır.

İşte Görmez, bu rahatsızlık içerisinde "matbaanın icadından" rahatsızlığını dile getirmesi zamanımız teknolojik gelişmelerinde gülünç bir şekilde ortaya çıkmış, internetten ve sosyal medyadan şikayetçi olursa buna tepki duyulmasından korkmuş olacak ki asırlar öncesi icatları gündeme getirmiş oldu.

Zira açıklaması bu yöne işaret etmektedir.

Ve biz de bunu şahsen, Mehmet Görmez hocadan beklemez idik.

Bu ülkede uzun yıllar Diyanet İşleri Başkanlığı yapmış bir otoritenin bu söylemi ,çok düşündürücü değil mi?

Mahihaber / Erol Kara / Editör
Google Plus'da Paylaş

0 yorum:

Yorum Gönder

Haberi Dostlarınızla Paylaşabilirsiniz