Haberi Paylaşabilirsiniz

İmam Hatip Ortaokulları Hafızlık Çalıştayı




İstanbul Müftülüğü, Proje İmam Hatip Ortaokulları’nda hafızlık eğitimi veren Kur’an kurslarına yönelik bir çalıştay gerçekleştirdi.

İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, “İmam hatip okullarının açıldığı 1950’li yıllardan sonra tarihle olan köprümüzü oluşturma noktasında çok önemli bir yeri ve payı olmuştur. İmam hatiplerin yetiştirdiği insanların devlet yönetiminde söz sahibi olmaları halka da bir özgüven kazandırmıştır. Bu bakımdan imam hatip okullarımızın kalitesinin ve keyfiyetinin artırılması çok önemlidir” dedi.

İstanbul Müftülüğü, Proje İmam Hatip Ortaokulları’nda hafızlık eğitimi veren Kur’an kurslarına yönelik bir çalıştay gerçekleştirdi. İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, çalıştayı proje İmam Hatipler’deki öğrencilere hafızlık eğitim veren Kur’an kurslarında gündeme gelen sorunlar ve tam gün eğitime geçildikten sonraki süreçte karşılaşılan zorluklarla ilgili fikir alışverişi yapmak amacıyla düzenlediklerini söyledi.

Türkiye’de yüzyıllardır süren din hizmeti ve eğitiminin 1925’ten 50’li yıllar arasında ciddi bir yara aldığını söyleyen Yılmaz, “Bu dönemde zarurat tarzındaki din hizmetlerini görmek üzere bazı yerlerde gizli kapaklı, bazı yerlerde belli izinlerle Kur’an kursları açılmış kah hafızlık, kah diğer dini bilgiler verilmek üzere sınırlı sayıda kursalar açılmış. Ardından 1948’da imam hatip kursları açılmış, sonrada İlahiyat fakülteleri, imam hatip okulları ve Yüksek İslam Enstitüleri açılarak çeyrek asırlık bir inkıtadan sonra din eğitimi ve öğretimi alanında çalışmalar başlamıştır. O günden bugüne imam hatip okulları hakikaten önemli bir boşluğu doldurmuş ama hafızlık ile imam hatip okulu talebeliği birlikte götürülemediği için gelenek bozulmuştur. Bundan 5-6 sene öncesine kadar da problemler var olagelmiştir. Son yıllarda devletin katkısıyla beraber imam hatip okullarının keyfiyetinin artırılma çabası, proje imam hatipler ve Kur’an kursları, hatta imam hatiplerin kendi içinde Kur’an kursu açma çabaları, biraz el yordamı biraz sınama-yanılma yöntemiyle yeni yol arayışları şeklinde gerçekleşmektedir. Ancak önümüzdeki süreçte tam gün eğitime geçişle yaşanacak sıkıntılar da gündemimize düşüyor” dedi. 

Klasik hafızlık eğitiminde öğrencinin 2-3 yılını hafızlığa ayırdıktan sonra dini eğitimine devam ettiğini belirten Yılmaz, “Ama şu anda 4+4+4’ eğitim sistemiyle 12 yıllık zorunlu eğitimin gerçekleşmesinden sonraki süreçte öğrencilerin bir ara vermeden hafız olmalarıyla ilgili ciddi problemler ortaya çıkmıştır. Kaliteli din âlimi ve hadimi olmanın yolu hafızlıkla beraber ‘Ulum-u İslamiye’yi tedris etmekten geçer. Hafızlığı olmayan ‘Ulum-u İslamiye’ sahiplerinin zorlandığını ve hakikaten çok fazla randımanlı olmadığını biliyoruz. O bakımdan nihai hedef âlimlerimizin hafız olarak hayata atılmaları ve ‘Ulum-u İslamiye’yi de beraberinde götürmeleridir. Ama bunun için bir yol ve yöntem henüz oturmadı. Sistematik olarak denenmiş ve çok iyi sonuç alınmış bir sistem dünyanın hiçbir yerinde yok. Herkes kendi sistemini kuruyor ve ona göre sonuç almanın gayreti içerisinde. Bütün mesele zamanla ilgili yarış meselesidir. Hafızlığın İslami ilimlerin alt zemini olarak önemli bir yeri var.Her kurum daha kısa sürede hafızlığı yaptırmak ve öğrencinin kalan zamanının ‘Ulum-u İslamiye’ye ayrılması istikametindedir” diye konuştu.

Asıl meselenin bütün okullarla birlikte imam hatip okullarındaki keyfiyeti artırmak olduğunu belirten Yılmaz, şunları söyledi:

“Okullarda sayısal çoğunluk değil; hem bilgi, hem kabiliyet ama daha çok da ahlaki formasyon olarak kalitenin artırılması meselesi önemlidir. Hafızlık bunun için önemli bir argüman ama tek başına hafızlık da yeterli değil. Hafızlığın yanında duygu olarak dini hayata bağlılık açısından imam hatip okullarının ele alınması önemli bir problemimiz. İmam hatipli dediğiniz insan iyilikte, temizlikte, ihlasta, değerlerine bağlı kalmakta akranlarından bir adım önde olan insan demektir. Hafızlık bunu pekiştirme açısından önemli bir imkâna sahiptir. İmam hatipli olmak sevgilerin en güzeli olan Allah sevgisini, Peygamber (SAV) sevgisini gönlümüzün derinliklerinde hissedip yaşamak, yaşatmak ve çevresine ışık saçan insan olmak demektir. İmam hatip okullarının açıldığı 1950’li yıllardan sonra tarihle olan köprümüzü oluşturma noktasında çok önemli bir yeri ve payı olmuştur. Bunu ifade etmek bizim vefa borcumuzdur. Çünkü imam hatipler sayesinde Türkiye yeniden İslam dünyasında konuşulur hale gelmiştir. İmam hatiplerin yetiştirdiği insanların devlet yönetiminde söz sahibi olmaları halka da bir özgüven kazandırmıştır. Bu bakımdan imam hatip okullarımızın kalitesinin ve keyfiyetinin artırılması çok önemlidir.”

28 Şubat sürecinden sonra 100 binlerin altına düşen imam hatip öğrencisi sayısının şu anda 1 milyon 200 binlere geldiği bilgisini veren Yılmaz, “1925’lerden itibaren ötelenmiş olmanın, ikinci sınıf vatandaş gibi görülmenin meydana getirdiği duygu telafi ve tamir edilerek gençlerimizin özgüveni artırılmalı ve önemli oldukları hissettirilmeli. Çocuk sadece hafız değil, aynı zamanda lider olduğunu ve ilerde inşallah toplumun rehberi olacağını hissedebilmeli. Onun için bu gençlerin özellikle gönül dünyalarına girmek ve onlara değer vermek, önemsediğimizi hissettirmek ve onların bu sorumluluk duygusuyla hayata atılmaları gerektiğini anlatmak çok önemli. İnsanoğlu kendisine verilen değer kadar hayatı yorumluyor ve çevresine değer veriyor. Biz bu gençlerden ülkemiz ve milletimiz adına değer görmeyi önemsiyorsak önce onları değerli görmeliyiz. Bulundukları yerde, yaptıkları işlerle yarın milletin ve ümmetin rehberliğinde önemli insanlar olduklarını onlara anlatmalıyız” ifadelerini kullandı.

Son olarak hafızlık öğrencilerine yönelik yapılan bir anket hakkında bilgi veren Yılmaz, şunları söyledi:  “ ‘Hafızlığa başladıktan sonra hayatınızda neler değişti’ şeklindeki soruya öğrencilerin yüzde 75’i ‘olumlu değişiklikler’ yaşadıkları cevabını vermiş. Bence çok güzel bir şey bu. ‘Hafızlık yapmaktan mutlu olup olmadıkları’ şeklindeki bir soruya ise öğrencilerin yüzde 76’sı ‘mutlu olduklarını’, yüzde 11’i ise ‘biraz mutlu oldukları’ cevabını vermiş. Demek ki, Kur’an kurslarında sunulan imkânlar hamdolsun düne göre bugün daha iyi ve çocuklarımız şikâyetçi değiller.”

Çalıştaya İstanbul Müftü Yardımcısı Veysel Işıldar’ın yanı sıra Kur’an kursu yöneticileri ve eğitimciler katıldı.

Haber7
Google Plus'da Paylaş

0 yorum:

Yorum Gönder

Haberi Dostlarınızla Paylaşabilirsiniz