Haberi Paylaşabilirsiniz

Arabistan'da Bir Çok Kilise Var, Şaşıracak Ne Var




"Bizde pek bilinmez ama Suudiler senelerdir kilise üstüne kilise açtırıyorlar!" başlığı ile yazan Habertürk yazarı Murat Bardakçı bugünkü yazısında " Arabistan'daki Kiliselere" değindi.

Bardakçı, İngilizler başta olmak üzere batı Hristiyan milletlerinin kucaklarına oturmaya 100 yılı aşkın zamandır hevesli olan Suud,Hanedanının kiliseler göz yummasının yeni bir durum olmadığını belirtti.

"Suudiler tuhaflaştılar. Amerika ile kucak kucağa işlere kalkışmalarının, Körfez’de bir yeni bloklar teşkiline çalışmalarının, hattâ İsrail’in Filistin’e karşı senelerdir devam ettirdiği zulüm politikasını tasdik eder hâle gelmelerinin ardından şimdi de Suudi topraklarında yeni kiliselere izin vermeleri ihtimali konuşuluyor..." diyen yazar Murat Bardakçı "Suudi Kralı ile Vatikan’ın bu güçlü kardinali arasında kameralar önünde yaşanan bu cilveleşme Mekke ve Medine’de kiliseler açılması ile neticelenir mi?" diye yazdığı yazısında "Hayır! Zira gayrımüslimlerin Mekke ile Medine’nin “mikat” denen ihrama bürünme sınırlarından içeriye girebilmeleri mümkün değildir, buna Suudiler bile izin veremezler ama Suudi hanedanı canı istediği takdirde bu sınırların dışındaki yerlerde kilise de kurdurabilir, hattâ İsrail ile son yakınlaşmasının ilhamı ile havra bile açtırabilir!" dedi.

İşte Bardakçı'nın yazısında önemli satır araları

"Üstelik, kiliseler Suudi Arabistan’da senelerden buyana zaten mevcuttur!"

"Hristiyan dünyasına dayanmanın öncülüğünü Şerif Hüseyin yapmış, 1916’da İngiltere’nin desteği ile bize karşı isyan etmiş, Hüseyin’i deviren ve Suudi Hanedanı’nı kuran İbni Suud da arkasına 1932’den itibaren yine İngilizler’i, onların zayıflaması üzerine de Amerika’yı almıştı ve bu vaziyet günümüze kadar aksamadan devam etti.

İşte bu yakınlaşmanın ve içiçe bir hâle gelmenin neticesinde, “kutsal topraklar” diye bildiğimiz Suudi Arabistan’da dünya kadar kilise açılmıştır. Meselâ, 1933’ten itibaren değişik isimlerle faaliyet gösteren ve şimdi “Saudi-Aramco” olan petrol şirketinin Dahran şehrinin ilerisinde geniş alana yayılmış bir merkezi vardır; burası barları, sinemaları, klüpleri ve kiliseleri ile “Küçük Amerika”dır.

1990’larda Suudi Arabistan’da yeni bir kilisenin, hem de bir “çadır kilise”nin kuruluş haberini ilk defa ben yayınlamıştım:

Birinci Körfez Savaşı’nı başından sonuna kadar muhabir olarak takip ettiğim günlerde Kuveyt sınırına yakın yerlerdeki bir Amerikan karargâhında tuhaf bir çadır dikkatimi çekmişti. Üzerinde “chapel”, yani “küçük kilise” yazıyordu, içine girdim, askerî bir rahiple karşılaştım ve adam herşeyi açık açık anlattı: Amerikan Kumandanlığı’nın kilise konusundaki talebi Suudiler tarafından makul karşılanmış ve büyük bir çadırı kilise hâline getirmişlerdi. Pazartesi, Çarşamba, Cuma ve Pazar günleri Katolik, yine her Pazar da Protestan âyinleri yapılıyordu ve kilise 30 Eylül 1990’da faaliyete geçmişti!

Suudiler gibi iktidarınızın devamı için başka memleketlerin siyasî ve askerî gücünden medet umduğunuz takdirde sırtınızı dayadığınız memleketlerin dinî taleplerini de kabul etmek zorunda kalırsınız ve burnundan kıl aldırmayan Vehhabi ulemâsı bile kardinallere şirin gözükebilmek için kameralar önünde işte böyle sırıttıkça sırıtır!"
Google Plus'da Paylaş

0 yorum:

Yorum Gönder

Haberi Dostlarınızla Paylaşabilirsiniz