Haberi Paylaşabilirsiniz

Bu Dernek Kayıp Camiler İçin Kuruldu




Tarihi yarımadanın kalbi Fatih semtinde 280’den fazla cami ve mescit resmi kayıtlarda gözükmesine rağmen yerlerinde yeller esiyor. Zamanında niçin, nasıl gasp edildiği bilinmeyen bu cami ve mescitlerin bazılarının arsaları üzerinde özel mülkiyet binaları varken, bazıları da yıkık dökük ve kullanılamayacak halde. Kimi doğal afetle yıkılan kimi çeşitli oyunlarla mülkleri işgal edilmiş bu camilerin tekrar gün yüzüne çıkarılması ise tarihimize karşı boynumuzun borcu. Tam bu noktada, Fatih’in Kayıp Camileri Derneği devreye giriyor ve camileri hayata döndürmek için gerek hayırseverler gerek devlet daireleriyle el ele vererek güzel işlere imza atıyor. “Fatih’te yeni bir camiye ihtiyaç yok ama bunlar ecdat yadigârı. İleriki nesillere sağlam bir şekilde ulaştıracağız ki aynı şuur devam etsin” diyen Fatih’in Kayıp Camileri Derneği Başkanı İrfan Altıner ile bu kayıp eserleri ve projelerini konuştuk.

Fatih’in Kayıp Camileri Derneği nedir? Böyle bir dernek kurmaya nasıl karar verdiniz?

Fatih’in Kayıp Camileri Derneği, öncelikle Fatih ilçesinde ecdadımızdan bizlere emanet edilen mescit ve camileri ihya etmek ve asli işlevine döndürmek için çalışmalar yapmak amacı ile kuruldu. Gönüllülük esasına dayalı çalışan bir derneğiz. Daha önceleri ihya ettiğimiz her mescit için bir dernek kuruyorduk. Daha sonra bu çalışmalarımızı tek dernek altında toplayalım dedik. Hem bir çok derneğin bürokrasisinden ve meşguliyetinden tasarruf ettik hem de bu ihyalarımızı bir envanter, arşiv haline getirip bizden sonraki nesillere emanet etmeyi düşündük. Dünya durdukça bir daha mescitlerin kaybolmaması ve kaydının tutulması adına bir sivil toplum örgütünün temelini attık. Gayemiz ise Cenabı Mevlamızın, Tevbe suresi 18. ayetindeki “Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namazlarını dosdoğru kılan, zekâtlarını veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kişiler imar eder. İşte hidayet üzere oldukları imkanlar bunlardır” müjdesine mazhar olmaktır. Camiler ve mescitler, makam, mevki, dil, renk ve ırk gözetmeksizin insanların bir araya gelip kaynaştığı, acı ve sevinçlerini paylaştığı, Rabbimizin en sevimli kabul ettiği yerlerdir. Medresedir, dergahtır.

Restorasyonları tek başınıza mı yoksa vakıflar gibi kurumların desteği ile mi yapıyorsunuz?

İhya ettiğimiz mescitlerin arsaları Vakıflar Genel Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Fatih Belediyesi ya da hazine uhdesinde oluyor. Bu kurumlara müracaat ediyoruz, şartsız bağış sözleşmesi imzalıyoruz. Sonra proje ve ruhsat aşamalarını halledip ihyaya başlıyoruz. Bazı mescit projelerini İBB ve Fatih Belediyemiz hazırlıyor. Bazı projeleri de kendi imkânlarımızla veya hayırsever projeci arkadaşlarla hazırlıyoruz. Belediyelerimiz makina ekipmanı ve lojistik ihtiyaçlarımızda bizlere yardımcı oluyor. Özellikle İBB Genel Sekreterimiz Hayri Baraçlı ve ona bağlı daire başkanlarımız, Fatih Belediye Başkanımız, başkan yardımcılarımız ve ekipleri her zaman desteklerini verdiler. 

Kayıp camileri nasıl buluyorsunuz?

Bu kayıp camilerin kayıtlarının çoğu Vakıflar Genel Müdürlüğünde var. 1910–1911 yıllarında Alman mavileri dediğimiz haritalarda 1/500 ve 1/1000 ölçekli olarak parsellerin aşağı yukarı hepsi var. Fakat sonradan büyük bir kısmı planlardan, kayıtlardan silinmiş. Kimi camilerimiz yangınlarda kimi doğal afet, deprem, kimi kasten, kimi ise yol açma, yol genişleme, meydan ve park alanları açma adına yıktırılmış. Keşke Fatih’imize hiç dokunmasalarmış. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın da bu eserler konusunda çok hassas olduğunu biliyoruz. Zaten bu kayıp camilerin parsellerinin planlara işlenmesi ve tescillenmesi talimatlarını zatı âlileri vermişti.

Çalışmalara başlamadan önce envanter oluşturdunuz mu? Kayıp eserlerle ilgili net bir rakam var mı?

Bir envanterimiz yoktu. Vakıflar, Diyanet İşleri, Osmanlı arşivleri, eski haritalar, camiler üzerine bazı tarihçi ve yazarların hazırladıkları kitaplardaki bilgi ve belgelerinden faydalandık. Sadece Fatih’te 280’den fazla harap ve yok edilmiş cami ve mescit var. Hanlar, hamamlar, medreseler, dergahlar, çeşmeler de bu kayıpların içine konulduğunda ne kadar büyük bir tarihi eser katliamı yapıldığını düşünün!

Bu süre içinde sizleri  engellemek isteyen oldu mu?

Bu ihyalara başladığımızda, yaklaşık 20 yıl önce işgal edilmiş arsaları temizlerken birçok sıkıntılar yaşadık. Mahkemeler, taşlı sopalı silahlı saldırılar, tehditler… Allah yardım etti, büyük bir sıkıntı yaşamadan atlattık çoğunu. Parselin ve caminin tescillenmesi, planlara işlenmesi, projenin hazırlanıp Anıtlar Kurulu’ndan geçirilmesi yıllar alıyordu. O zamanlar Anıtlar Kurulu üyelerine, raportörlere erişilmez, laf söylenmez, rahatsız edilmez, boyun bükülerek kapılarda beklenilirdi. Tabiri caizse Cumhurbaşkanımızın dediği gibi, bir nevi monşerlik diyelim.

Aslına uygun ihya ediliyor

Camilerin ihya süreci nasıl ilerliyor?

Bilgi ve belgelere dayanarak, Anıtlar Kurulu’nun onayladığı projelerle mescitleri aslına göre ihya ediyoruz. Bilgi, belgesi olmayan, sadece kalıntıları bulunan mescitleri de hangi dönemlere aitse o dönemin mimarî yapısına göre Anıtlar Kurulu’nun karar ve onayına göre projelendiriyoruz. Sadece ismi olan, kaydı veya kalıntısı olmayan ve arsası bir şekilde başka yerlere kaydırılmış mescitlere de sıfırdan yeni projeler çiziyoruz.

Vakfiye olan camiler hangileri?

Fatih’teki mescitlerin büyük çoğunluğunun vakfiyesi var. Bunların Vakıflar Genel Müdürlüğünde kayıtları mevcut. Büyükşehir ve Fatih Belediyelerimiz çeşitli kitaplar, ansiklopediler bastırdı. Fatih’te geliri Kabe’nin hizmetine vakfedilmiş arsalar var yanında cami de bulunan. Ama bunlar da satılmış. İki yakası bir araya gelir mi satanın, alanın bilemiyorum.

STAR
Google Plus'da Paylaş

0 yorum:

Yorum Gönder

Haberi Dostlarınızla Paylaşabilirsiniz