videohaber Diyanet Reisi "Hadisler Günümüze Göre Güncellenmeli"' [videohaber] - Mahihaber
HADİSLERDEN

Diyanet Reisi "Hadisler Günümüze Göre Güncellenmeli"' [videohaber]




Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Din İşleri Yüksek Kurulunun “Dinin Anlaşılması Meselesi: Sabiteler ve Değişkenler” başlığıyla İstanbul’da düzenlediği “8. Güncel Dinî Meseleler İstişare Toplantısı”nın açılış oturumuna katıldı

Toplantıda konuşan Erbaş " Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamber’in sünnetinin kıyamete kadar bütün insanlığa kılavuzluk edeceğini ifade ederek "Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus, sabite ve değişkenler arasındaki hassas dengeyi doğru kurabilmektir” dedi.

Başkan Erbaş, asırlar öncesine ait bir fetvayı, arka planını ve zamanın ruhunu dikkate almaksızın aynı form ile olduğu gibi bu güne taşımanın sağlıklı bir yaklaşım olamayacağını vurguladı

“Dinin Anlaşılması Meselesi: Sabiteler ve Değişkenler” başlığıyla İstanbul’da düzenlenen toplantının açış konuşmasını yapan Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, dinî yaşantı açısından oldukça önemli bir mesele olan dinin anlaşılması konusunu, böyle bir ilmî bir toplantıya konu ettikleri için Din İşleri Yüksek Kuruluna teşekkür etti.

İslam dininin temel kaynakları olan Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamber’in sünnetinin kıyamete kadar bütün insanlığa kılavuzluk edeceğini ifade eden Başkan Erbaş, “Zaman ve mekanla sınırlandırılmadan kıyamet kadar her çağa ve her çağın problemlerine ışık tutması, Kur’an ve sünnetin evrenselliğinin bir gereğidir. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus, sabite ve değişkenler arasındaki hassas dengeyi doğru kurabilmektir” dedi.

“Bugün, zamanın ve şartların değişmesiyle farklı mahiyet ve yönelimler kazanan meseleler karşısında kuşanmamız gereken tavır, İslam’ın sabiteleri ile birlikte hayatın gerçeklikleri ve değişkenlerini de dikkate almaktır” diyen Başkan Erbaş, “Bu çerçevede, İslam’ın ideal ve evrensel ilkelerinin farkında olarak; sosyal gerçeklikleri yok saymadan, toplumsal değişimin yasalarını doğru okumak, yaşanan hayatı doğru tahlil ederek bugünü ve yarını doğru inşa etmeye katkıda bulunmak, mühim bir ideal olarak karşımızda durmaktadır” şeklinde konuştu.

Başkan Erbaş, asırlar öncesine ait bir fetvayı, arka planını ve zamanın ruhunu dikkate almaksızın aynı form ile olduğu gibi bu güne taşımanın sağlıklı bir yaklaşım olamayacağını vurgulayarak, “Geçmişten nakledile gelen ve çoğu da ilgili olduğu dönemin örf, adet ve sosyal dokusunun gereklerini günümüze yansıtan cüzi hükümleri bilmek ve aktarmak fıkıh değildir. Zira söz konusu yöntem, kıyamete kadar baki kalacak olan İslam’ın hayata ve topluma hakim kılınması için yeterli ve işlevsel bir metot da değildir” diye konuştu.

İslam’ın kadim müktesebatının neticesi olan fıkhın ilke ve yöntemlerini göz ardı ederek, egemen paradigmaların ve konjonktürel anlayışların etkisinde kalarak fetva vermenin hakikat adına ciddi bir savrulma olduğuna dikkati çeken Başkan Erbaş, “Mezheplerde yerleşik hale gelen fetvaları, “nas” telakki edilip kutsallaştırmadan, Kur’an ve Sünnet’in belirlediği normları, tarihsel ve toplumsal şartlarla kayıtlayıp topyekun değişime konu etmeden, bahsini ettiğimiz dengeli ve tutarlı yaklaşımla hareket etmek gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

Başkan Erbaş konuşmasında şu başlıklara değindi;

“İnsanlığın sosyal ve manevi krizlerine çözüm üretmek, Müslüman ilim adamlarının sorumluluğudur”

Dün olduğu gibi bugün de İslam’ın insan, eşya ve hadiselere bakışını tahkim ederek insanlığın sosyal ve manevi krizlerine çözüm üretmek, biz Müslüman ilim adamlarının sorumluluğudur. Dolayısıyla, fıkhın hayatla birlikte yürümesi, Yüce Allah’ın erdemli bir toplum oluşturmak için gönderdiği değerlerin hayata hakim kılınabilmesi için alan uzmanlarının çok etkin bir rol üstlenmesi icap etmektedir. Söz konusu sorumluluk, dinin ana kaynaklarının yani Kur’an ve Sünnetin doğru anlaşılıp yorumlanmasını, Kur’an ve Sünnet çerçevesinde sahih doğru güncel bilgilerin üretilmesini, üretilen bu bilgilerin anlaşılır bir dil ve üslûpla sunulmasını zorunlu kılmaktadır. Bu noktadan hareketle, meseleyi aklî/naklî delillerle ve hikmet boyutuyla ortaya koyan bir yaklaşımın, ihtilaftan uzak, anlaşılır sade güncel bir dil ve üslûbun oldukça önemli olduğunu yeniden vurgulamak istiyorum.

“Boş bırakılan bir alan ya da geç kalınan bir mesele istismara açık hale gelmektedir”

Bu noktada, toplumu din konusunda en doğru şekilde Kur’an ve Sünnet çizgisinde usule riayet ederek aydınlatmak için üzerine düşen vazifeyi hakkıyla ifa etmeye çalışan Din İşleri Yüksek Kurulumuzun varlığı ve konumu oldukça önem arz etmektedir. Aksi takdirde, boş bırakılan bir alan ya da geç kalınan bir meselenin istismara açık hale geldiğini ve zaman zaman ciddi bir soruna dönüşebildiğini ifade etmek her türlü izahtan varestedir. Bu meyanda gerek ibadet, gerek muamelat ve gerekse diğer fıkhî problemler karşısında, meseleler toplumun gündemini ve algısını kuşatarak belirli teamül ve anlayış oluşmadan söz konusu hususları gündemimize almamız hayatî önemi haizdir. Her konuda topluma yön verme, rehberlik etme ve ufuk tayin etme gibi önemli bir mükellefiyetimizin olduğunun altını bir kez daha çizmek istiyorum.

İki gün sürecek toplantıya, Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı Dr. Ekrem Keleş, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Dr. Selim Argun, Diyanet İşleri eski başkanları Lutfi Doğan ve Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, İstanbul İl Müftüsü Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Din İşleri Yüksek Kurulu Üyeleri, çeşitli üniversitelerden rektör, dekan ve akademisyenler katılıyor.
Google Plus'da Paylaş

0 yorum:

Yorum Gönder