Haberi Paylaşabilirsiniz

Fidye Vermeye Gücü Yetmeyen ve Oruç Tutamayan Ne Yapmalıdır [videohaber]




"O size farz kılınan oruç, sayılı günlerdir. O günlerde sizden kim hasta, yahut seferde olur da oruç tutmazsa, tutamadığı günler sayısınca, sıhhat bulduğu veya yolcu olmadığı başka günlerde oruç tutar. Fazla ihtiyarlık veya ağır hastalık gibi sebeplerle oruç tutmaya gücü yetmeyenler üzerine, bir yoksul doyuracak kadar fidye vermek lâzımdır..."(Bakara, 2/184).

Ayetin açık ifadesinden de anlaşıldığı gibi, oruç hakkındaki fidye; hastalık ve ihtiyarlık gibi bir mazeret dolayısıyla eza ve kazaya imkân bulunmadığı zaman verilir.

Bir kişi fidyesini verse, sonra da oruç tutabilecek duruma kavuşsa, evvelâ verdiği fidyelerle yetinemez, tutamadığı oruçları kaza gerekir. Bu durumda kaza etmeden ölürse, oruç borcunun ödenmesi için varislerine vasiyette bulunması gerekir. Sıhhatine kavuşmadan vefât edecek olsa verdiği fidyeler kâfi gelir, vasiyette bulunması gerekmez.

İhtiyarlık ve şifa ümidi olmayan bir hastalık sebebiyle oruç tutamayan kişiler, daha sonra kaza etmesi mümkün olmayan kimseler oruç tutamadığı her gün için fidye öder.

Oruç fidyeleri Ramazan ayının sonunda topluca verilebileceği gibi, Ramazan ayında günlük olarak ve ayın başında da verilebilir.

Fidye vermek durumunda olan ancak maddi gücü bulunmayan kişiler ise Allah'tan af diler.

Günler uzun olduğu için oruç tutamayan hasta veya yaşlılar kısa günlerde oruç tutarak kaza edebilirler.

Oruç tutma gücünde olmayan kimse, fidye verebilecek kadar zengin de değilse, yapacağı iş, Allah`tan af ve mağfiret dilemektir. Fidye vermek mecburiyeti, onun üzerinden kalkmıştır.




Oruç fidyesi vermesi gereken kişinin imkanı yoksa, oğlunun, torunlarının veya diğer yakınlarının onun fidyesini verme mecburiyetleri yoktur. Ancak onların imkanı var ise ve gönüllü olarak bu fidyeyi verirlerse, fazileti büyük bir iş yapmış olurlar.

İslam’da teklif-i malayutak / insan gücünün üstünde bir yükümlülük yoktur. Şayet bir kimse oruç tutamıyorsa ve fidye verecek durumu da yoksa onun -dinî açıdan- yapacak bir şeyi de yok demektir. Bu iş onun elinde olmayan bir durum olduğundan, sorumluluğu da yoktur.

Ancak, başta da ifade ettiğimiz gibi, eğer yakınlarının durumu müsaitse, onların bu konuda yardımcı olmaları önem arz etmektedir. Kullara bir borcu olması durumunda onu ödeyebilecek gücü olan yakınlarının, Allah’a olan borcunu da ödemeye gayret etmeleri bir vefakarlığın örneği olacaktır.




Oruç fidyesi kimlere verilmez?

Ramazan fidyesi zekat verilen kişilere verilebilir.

Yani bireyin kendi torunu veya çocuğuna fidye vermesi mümkün değildir. Bunun yanında dedeye, anneye, babaya, büyük anneye, toruna, hanıma, evlada ve kafire fitre vermez mümkün değildir.

Eğer gelin, damat, kayınvalide,kayınpeder, üvey çocuk ve kayınbirader gibi kan bağı olmayan akrabalar fakir ise onlara verilebilir.

Hala, dayı, amca, teyze gibi kan bağı olan akrabalara fitre vermek daha çok sevaptır.

Borçlu ve fakir kişiye hanımının fitre verebileceği ise İmameyne göre mümkündür.
Google Plus'da Paylaş

0 yorum:

Yorum Gönder

Haberi Dostlarınızla Paylaşabilirsiniz