Haberi Paylaşabilirsiniz

Vakıf Eserleri, Bugünkü Cuma Hutbesi ve Düşündürdükleri




Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Müdürülüğünce bugün 81 ilin camilerinde cuma saatinde okunacak olan hutbenin konusu "Kesintisiz Hayır Çeşmesi: Vakıflar" olmasına rağmen Vakıflara ait yapıların halktan kopartılarak bazı kişi ve kurumlara peşkeş çekildiği bazı eserlerin ise amacından saptığı biliniyor.

Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Müdürülüğünce  hazırlanıp 81 ilin tüm camilerinde irat edilecek olan hutben gerçekten önem arzediyor. Geneli Osmanlılardan kalan ve Selçuklularında miras olarak bıraktığı bir çok cami, çeşme, kervansaray, kütüphane, okul vs gibi yapılar ya amaçlarının dışında kullanılmakta ya da bazı kurum ve kuruluşlara peşkeş çekilerek halkın istifasıdnan uzaklaştırılmaktadır.

Bilhassa hastane olarak kullanılması gereken ve hasta olarak gelen tüm yoksulların ücretsiz faydalanması için vakfedilen yerler bugün özel kurumlara devredilerek amacından saptırılmıştır.

Diyanet'in hutbesinde "Müslümanlar, infakı kalıcı hale getirmeye gayret etmiştir. Hem sahabiler hem de onları takip eden nesiller, vakıfların kesintisiz birer hayır çeşmesi olduğu bilinciyle hareket etmiştir. Böylece İslâm dünyasının dört bir köşesi, iyiliğin insanlığa ulaştığı en değerli kaynaklar olan vakıflarla donatılmıştır." denilerek işaret edilen Vakıflar konusunda aynı hutbede "Vakıf, Allah’ın sevgisini ve rızasını kazanma umuduyla harcanan malın, kalıcı bir iyilik haline gelmesidir. Vakıf, Rabbimizin ikramı olan servetle, şefkat ve merhamet köprüleri inşa etmektir. Vakıf, müminin kendisine emanet edilen mülkü ibadete dönüştürebilme çabasıdır. Vakıf, insanı incitmeden, sağ elin verdiğini sol ele duyurmadan hayırda bulunmanın adıdır." denilmiş ve en ince noktada şunlar ifade edilmiştir.

"Bencilliği ve hırsı bir kenara bırakarak, cömertliğe ve ihsana yapılan yatırım, vakıf eliyle süregelen bir sevaba dönüşür. Medeniyetimiz, yolcuya barınak, yoksula aş, işsize iş, borçluya destek, öğrenciye aile olan nice vakfa ev sahipliği yapar. Vakıflarımız, yetimler için şefkat yuvası, hastalar için şifa kapısı, muhtaçlar için yardım eli, yaşlılar için huzur vesilesidir. Ormanların, yaralı ve yuvasız hayvanların korunması için kurulan tarihî vakıflarımız, sadece insana değil, canlı-cansız bütün varlık âlemine şefkat nazarıyla bakmanın eşsiz örnekleridir.

Aziz Müminler!

Âlicenap ecdadımızın yurt içinde ve yurt dışında kurmuş olduğu vakıflardan bugün de istifade ediyoruz. Camiler, çeşmeler, hanlar, kervansaraylar, kışlalar, hastaneler, kütüphaneler ve daha nice hayır hizmeti, atalarımızın yadigârı olarak yaşamaya devam ediyor.

Geliniz, geçmişten devraldığımız bu yüce emaneti koruyalım; engin bir gönülle vakıf geleneğimizi güçlendirelim. Mayasında samimiyet olan, yeryüzünde hayrın ve hasenatın, iyiliğin ve güzelliğin hâkim olması için kurulan vakıflarımıza sahip çıkalım."

Diyanet, cuma hutbesinde milyonlarca insana bunları tebliğ ederken " Peygamber Efendimizin (aleyhisselam ) “İnsan ölünce şu üçü dışında bütün amellerinin sevabı kesilir: Sadaka-i câriye yani faydası süregelen hayır, kendisinden istifade edilen ilim ve arkasından dua eden hayırlı evlât.” hadisiyle de vakfedenlerin hayırlarının amacının dışında kullanılmasını ne kadar yanlış olduğunu da vurguladı.

Diyarbakır Söz Gazetesi Yazarı M.Ali Altındağ " Bir yazısında Diyarbakırdaki vakıf eserlerinin peşkeş çekildiği konusunu gündeme taşıyarak " İnceden inceye, detayıyla ülkemizde özellikle bölgemizde Vakıflarla ilgili birçok şaibeler söz konusudur. Usulsüzlükler, rantların zincirlemesi bir hayli yaşanmaktadır. Ki halen de devam ede gelmektedir. Uzun süreden beri bizim kafamızı kurcalamıyor değil "bu kirli ve ranta dayalı" işbirlikler?." diye vicdan yaparken "Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün araziyi ve yetimhaneyi "yap-sat"çılara "formülüne uygun" biçimde nasıl hediye ettiğini "Gerçek bir hayat hikâyesi" olarak sayın okuyucularıma duyurmuştum" diyen Milliyet Gazetesinin yazarlarından Güngör gibi, Dostbeykoz'un haber sitesinin aktardığına göre, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal, Anadolu Kavağı'na çıkarken Beykoz Kışlası'nda devam eden çalışmaları da incelerken, Beykoz Kışlası'nın üniversite olacağını açıkladı. Dostbeykoz'un aktardığına göre, Mevlüt Uysal, Beykoz Kışlası'nın Bezmi Alem Vakıf Üniversitesi'ne devredilerek Ocak 2018'de açılacağını ve Kanser Araştırma Merkezi olacağını belirtmiş.

Ayrıca İstanbul Vatan Caddesinde bulunan 1845 yılında yoksul ve kimsesizlere hizmet vermek üzere kurulan "Bezmiâlem Gureba-i Müslimîn Hastanesi" bugün aynı isim altında özel bir üniversiteye devredilerek banisinin hayır amaçlı bıraktığı eser bugün tüm vatandaşlara özel ya da SGK sigortalılara ve parası olanlara hizmet vererek rant kapısı olmuş. Ayrıca özel üniversite olarak da çalışmaktadır. 

Fatihhaber olarak yayın yapan bir yerel medya da ise "İstanbul'un göbeğinde dev arazisi ile örnek bir sağlık kurumu olan Bezmi Alem vakıf gureba hastahanesinin Üniversite yapılarak döner sermaye yönetimine geçmesi, fakir fukara-garip gureba hastahanesi olmaktan çıkarak ilçedeki diğer üniversite hastahanelerine dönüşmesi halkın menfaatine olduğunu düşünmüyoruz." denilmektedir.

Haber sitesi konu hakkında şunları ifade etmiştir "Bezmi alemin vakfiyesinin önemli bölümü günümüzde, eski adıyla Yukarı gureba (çapa tıp Fakültesi ) olarak vakfın elinden alınmıştır. Şimdi 50.000 M2 civarındaki aşağı gureba hastahanesinin 25.000 M2lik güney bahçesi milyonluk yatırımla park haline getirildi. 12.000 m2 ön bahçede katlı otopark yapımı planlanıyor, 10.000 m2 kurulu ana binaya birçok ek binalar yapılmıştır. Yarın elden çıkarılma, özelleştirilme tehlikesi olan bu dev alanı kimlere kaç paraya devredeceklerini hep birlikte göreceğiz.

Son olarak bugün hutbede vakıf eserlerinin öneminden bahsedilirken Bezmialem valide Sultan'ın vasiyeti olarak Bezm-i Alem Valide Sultan Vakfiyesinde bugünlere kadar gelen sözlerinin de hatırlatmakta fayda olacak.

“Allah’ın rızasına dayanarak hayır maksadıyla sağladığım evkafım ve bu sefer bu vakfiye zeylinde yazılı bulunanlar, ahret gününe kadar şartlarıyla icra oluna. Bu şartların Sultan Abdülmecid Han devrinde haleldar olması mümkün değilse de herhangi bir devirde, zikredilen evkafımın şartları tebdil ve tahrif edilirse, buna sebep olanlar; -Kim (ölünün vasiyetini) işittikten sonra onu tebdil ederse vebali onu değiştirenlerin üzerinedir. Şüphesiz ki, Allah hakkıyla işitici ve bilicidir (Bakara suresi 181)- ayetinin ifade ettiği üzere dünya ve ahrette cezaya müstahak olsunlar” demektedir (Bezm-i Alem Vakfiyesi).

Hutbelerde milyonlarca Müslümana vakıf konusu hatırlatılırken yetkililerin "ele verir talkını" sözünü hatırlatması acı değil mi ?

Oral Kaya - İstanbul - 04.05.2018
Google Plus'da Paylaş

0 yorum:

Yorum Gönder

Haberi Dostlarınızla Paylaşabilirsiniz