Haberi Paylaşabilirsiniz

Kıbrıs'ta 28 Şubat Hortladı. Kur'an ve Başörtüsü Zulmü Başladı



Kıbrıs'ta bazı medya organları ve partilerin Türkiye'de 28 Şubat 1997 sonrası yaşanılan dini kesimlere baskıyı kendi vatandaşlarına da yaşatmaya çalıştıkları öğrenildi.

Dörtlü koalisyon hükümetinin başta olduğu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyet'inde iktidarda bulunan bazı partiler ile bir kısım medyanın elbirliği ile dindar kesimi rahatsız ettiği, din eğitiminin yapılmaması için her türlü kararı almaya başladıkları, Kuran Kurslarının ve KKTC'nin ilk imam hatip lisesi olan Hala Sultan İlahiyat Koleji'nin kapatılmasının istendiği mahihaber.com'a ulaşan bilgiler arasında yer aldı.

KKTC'de son olay haber sitemizde de yer alan Hala Sultan İlahiyat Koleji mezunları arasında başı örtülü öğrencilerin diplomasının verilmek istenmemesi oldu.

Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Cemal Özyiğit’in başörtüsünü hedef alarak öğrencilere diploma vermemesi dindar kesime yaşatılan son baskı örneği oldu. Dün diplomalarını almak isteyen öğrencilere başörtülü oldıukları gerekçesi ile diploma vermek istemeyen Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Cemal Özyiğit'in islamafobik davranışlarının bunlarla sınırlı olmadığı da belirtildi.

Cumhuriyet Meclis Başkan Yardımcısı Zorlu Töre, Özyiğit hakkında "Sayın Özyiğit’in İslamafobik davranışları ve sözleri ne ilktir ne de son olacaktır. Papazın ordusu-imamın ordusu örtüşmesini de yapmıştır. İlahiyat kolejinin kapatılmasını da diline dolamıştır. Din dersinin seçmeli haline getireceğini de söylemiştir. Barış Harekatının Başbakanı Sayın Bülent Ecevit’in portresini de duvardan indirip Türk Ordusu’nu işgalci ilan eden kişi yine Cemal Özyiğit’ti. Temel özgürlüklere karşı saldırı anlamı olan diploma vermeme icraatı da bilinenler arasındadır" dedi.

Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Cemal Özyiğit'in geçtiğimiz günlerde de yaz aylarında başlayacak olan Kur'an Kurslarının yapılmaması için emirler yağdırdığı söylenirken, yangına körükle giden bazı medya kuruluşları da "Eğitim Bakanı’na rağmen başladılar" başlığı ile ortalığı kızıştırmak için Bakan'a rağmen Kur'an Kurslarının başlayacağına dair haberleri yayınlamaya başladılar.


Kıbrıs Havadis'te yer alan habere göre, Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Cemal Özyiğit, Salı günü Havadis TV’de yaptığı açıklamada, Kuran Kursları konusunda net konuşarak “tarikatlara teslim olmayacağız” ifadesini kullandı. Birçok ailenin çocuğunu başka bir seçeneği olmadığı için Kuran Kurslarına gönderdiğini belirten Özyiğit, “Yerel yönetimlerle işbirliği içinde, çocuklara eğitimsel kültürel aktiviteler içeren olanaklar sağlayacağız. Buna rağmen Kuran Kurslarına talep olması halinde de gerekli değerlendirmeleri yaparız Ama tarikatlara da teslim olmayacağız bunu da herkes bilsin” dedi.

Arabahmet Cami’ndeki ilanı manşetlerine taşıyan gazetelerde"Bakana Rağmen" diyerek
Lefkoşa Surlariçi’ndeki tarihi Arabahmet Cami’nin bahçe kapısına asılan ilan ile Kuran Kurslarının başladığı haberini yaydı.




Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ'ın, "bunun kabul edilemez bir şey olduğunu vurgulayarak, "Hangi yılda yaşıyoruz. Bu devam ettirilseydi, buna da söyleyeceğim şey, faşist, insan haklarını hiçe sayan, özgürlükleri yok sayan bir uygulamadır diyecektim. Şükür ki iyi ki bu uygulamayı sonlandırıyorlar." değerlendirmesinde" bulunduğu KKTC’de diplomalarında başörtülü fotoğrafları yer alan öğrencilerin diplomalarının onaylanmamasıyla ilgili olarak Başbakan Tufan Erhürman ile görüşmesinden sonra diploma krizine son verildiği aktarılırken, Cumhuriyet Meclis Başkan Yardımcısı Zorlu Töre, İlahiyat Koleji’ndeki öğrencilere başörtüsü nedeniyle diploma verilmemesinin Anayasal suç olduğunu söyledi.

Bu kararı veren Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Cemal Özyiğit’in hükümete dinamit de koymuş olduğunu savunan Töre, “Başbakan, Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı bu konuyu masaya yatırmalı Özyiğit’in görevine son vermelidir. Aksi halde bu hükümet ömrünü kısa sürede tamamlayacaktır” dedi.

İlahiyat Koleji ile ilgili yazılı açıklama yapan Töre şu ifadelerle suçladı:

“Milli Eğitim Bakanı Cemal Özyiğit’in başörtüsünü hedef alarak öğrencilere diploma vermemesi Anayasal suç oluşturmaktadır. Sayın Özyiğit’in İslamafobik davranışları ve sözleri ne ilktir ne de son olacaktır. Papazın ordusu-imamın ordusu örtüşmesini de yapmıştır. İlahiyat kolejinin kapatılmasını da diline dolamıştır. Din dersinin seçmeli haline getireceğini de söylemiştir. Barış Harekatının Başbakanı Sayın Bülent Ecevit’in portresini de duvardan indirip Türk Ordusu’nu işgalci ilan eden kişi yine Cemal Özyiğit’ti. Temel özgürlüklere karşı saldırı anlamı olan diploma vermeme icraatını Sayın Özyiğit’ten zaten bekliyorduk.  Özyiğit 4’lü koalisyonun altına dinamit koyup patlatmıştır. Özyiğit’in Milli Eğitim Bakanlığını Başbakan, Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı masaya yatırmalı ve görevine son vermelidir. Aksi halde bu hükümet ömrünü kısa sürede tamamlayacaktır.” dedi.


Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün, Hala Sultan İlahiyat Koleji’ndeki diploma olayını, “skandal, inanç özgürlüğüne saygısızlık, öğrencilerine ve ailelerine yaşatılan ağır travma” olarak değerlendirdi.

İlahiyat Koleji’yle ilgili yazılı açıklama yapan Özgürgün, şu ifadelere yer verdi.

“Dün akşam Hala Sultan İlahiyat Koleji’nde yaşatılan diploma skandalı ,inanç özgürlüğüne saygısızlık çocuklarımıza ve ailelerine yaşatılan ağır bir travmadır. Demokrasiyi, insan haklarını ve özgürlüklerini dillerinden düşürmeyenlerin daha lise çağındaki çocuklarımıza yaşatmış oldukları psikoloji asla kabul edilemez. Bu okulu tercih eden çocuklarımızın inançlarını ve yaşam biçimlerini diploma alacakları gün sorgulamak ve mahkum etmeye çalışmak insafsızlıktır ,günahtır, ayıptır.

Ulusal Birlik Partisi olarak, Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığının inanç özgürlüğüne karşı zihniyetinin sonucu ve KKTC tarihine insan haklarına indirilen ağır darbe,düşürülen bir leke olarak geçecek ‘başını aç,kıyafetini değiştir yoksa diploma alamazsın’ tavrını şiddetle kınarız.” dedi

BAĞIMSIZLIK YOLU CHP'nin KIBRIS ŞUBESİ GİBİ

Bağımsızlık Yolu adlı parti de  Hala Sultan İlahiyat Koleji’nin derhal kapatılması gerektiğini savunarak, devletin de,  her türlü dinsel inancın kendi inananları tarafından finanse edileceği ve hiçbir dış yardımın yapılamayacağı bir denetleme sistemiyle, dinsel alana kamusal kaynak aktarımından çekilmesi gerektiğini savundu.

Bağımsızlık Yolu Genel Sekreteri Münür Rahvancıoğlu yaptığı yazılı açıklama ile Hala Sultan İlahiyat Koleji’ndeki başörtülü diploma fotoğrafı konusuna değinerek, “Bu şekilde oluşturulacak okullarda, kimin diplomasına hangi resmi koyacağına devlet karışmamalı ancak bilimin inkarına da sessiz kalmamalıdır. Kamusal kaynaklar, tüm vatandaşların ortak ihtiyacı olan sağlık, eğitim, ulaşım, barınma ve bilimsel yatırımlara yönlendirilmedir. Din dersleri ise elbette farklılıklara saygının gereği olarak seçmeli olmalıdır” ifadelerini kullandı.

Rahvancıoğlu, Hala Sultan İlahiyat Koleji’nde yaşananların   “siyasal İslamcıların kadın bedenini kalkan yaparak kendilerini mağdur gibi göstermek amacıyla kurguladıkları süreç” olduğunu  ileri sürerek, “konuyu  bürokratik baskı yöntemleri ile çözmeye çalışmanın , gerici kitleye bir mağduriyet hediye etmekten öteye bir anlam ifade etmediğini” savundu.
Rahvancıoğlu, “Bürokratik yöntemlerle inanan insanlara baskı uygulamak dinsel gericiliğe karşı bir mücadele biçimi değildir. Soyut özgürlükler söylemi ile ‘bırakınız yapsınlar’ tutumu da siyasal İslam’a koltuk değneği olmaktan öte bir anlam ifade etmez. Bağımsızlık Yolu, her türlü dinsel inanca saygı temelinde ancak bilimsel gerçekleri de dinsel hurafeler karşısında aktif bir şekilde savunarak devrimci bir laiklik çağrısı yapar” ifadelerini kullandı.

Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS) Genel Sekreteri Şener Elcil, İlahiyat Koleji üzerinden yapılan tartışmaları “yaygara” olarak değerlendirerek, “Bu yaygara siyasi rant sağlamaya yöneliktir” dedi.


Dini siyaset aracı olarak kullananların yarattığı yıkımdan tüm Ortadoğu’nun etkilediğini, halkların bunun bedelini kan ve gözyaşıyla ödediğini söyleyen Elcil, “Türkiye halkı da bu yıkımı yaşıyor” değerlendirmesinde bulundu.

İlahiyat Koleji’ndeki olayla ilgili yazılı açıklama yapan Elcil, “İslam dinini yaşamak, Suudi Arap kültürünü özümsemek değildir. Çok kültürlü, çok dinli Kıbrıs’ta dini özgürlük sorunu hiçbir zaman olmamıştır. Eğitim üzerinden dini siyaset aracı olarak kullananların amacı AKP anlayışını Kıbrıs Türk toplumuna dayatmaktır, koparılan yaygara da siyasi rant sağlamaya yöneliktir” ifadelerini kullandı.

Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde resmi kurum ve okullarda dini sembol olan giyim tarzının yasaklandığını da belirten Şener Elcil, “Bizde aile baskısıyla küçücük kız çocukları kara çarşafa büründürülüp dini özgürlük adı altında yaygara koparılmaktadır. Kuran kursları adı altında camilerdeki misyonerlik faaliyetleri yanında, Hala Sultan İlahiyat Koleji ile resmi eğitim sistemi de baskı altına alındı” görüşünü savundu.

Elcil, AKP hükümetini “Türkiye’yi Suudi Arap kılığına sokmak ve aynı baskıyı Kuzey Kıbrıs’ta da başlatmakla” suçlayarak, “Bu olayda özgürlüklerden bahsedenler, AKP’nin ne kadar özgürlükçü olduğunu bugün Türkiye hapishanelerinde yatan aydın, gazeteci, düşünür, bilim adamı, siyasetçi, akademisyen sayısından da anlayabilirler” ifadelerine yer verdi.

Öte yandan, Kıbrıs'ta dindar kesime ve ilahiyat öğrencilerine baskılar sürerken bu konuda KKTC Din İşleri Başkanlığının suskun kalması da dikkatlerden kaçmadı. KKTC Din İşleri Başkanı Talip Atalay'ın sessiz kalması, açıklamada bulunmaması cami ve Kur'an Kursu çalışanlarının yalnızlığa itmesine neden olduğu bildirildi.

mahihaber.com / Özel Haber / Kıbrıs

Skandal.. KKTC Milli Eğitim Bakanlığı Başörtülülere Diploma Vermedi

Başörtüsü Düşmanı Bakan Geri Adım Attı
Google Plus'da Paylaş

0 yorum:

Yorum Gönder

Haberi Dostlarınızla Paylaşabilirsiniz