HADİSLERDEN

Haberi Paylaşabilirsiniz

Sahi neydi paylaşamadığımız?





Sahi neydi paylaşamadığımız? Neydi bizi birbirimize düşüren? En son ne zaman sevgimizi söylemiştik eşimize? İyice yabancılaştık son günlerde. Evde kullanılan cümleler bile standartlaştı artık… Açılan telefonlarda konuşulan konu hep aynı, değişense sadece cevaplar;

Oysa ki beraber kurmamış mıydık o hayalleri? Hani hiç bitmeyecekti sevgimiz… Yıllar geçse de çocuklar büyüse de ilk günkü gibi sevgiyle, aşkla bakacaktık gözlerimize… Şimdi mecbur kalmadıkça yüzümüze bile bakmaz olduk birbirimizin… Kavuşamamışken, sözlüyken, nişanlıyken sabaha kadar sürerdi sohbetlerimiz. Hayalini kurardık ileride sahip olacağımız çocuklarımızın. Şimdi onların yüzünden boşanamıyoruz cümlesini kurdurtan şey de ne ki? Ne zaman yabancılaşmaya başladık, ne zaman el olduk birbirimize ve ne zaman tahammül bile edemez olduk varlığımıza bile… Bu kadar kolay mıydı vazgeçmek? Hiç aklımıza gelir miydi o büyük sevdanın bir gün son bulacağı… Birbirimiz için ailelerimizi bile karşımıza almamış mıydık? Onay vermedikleri için kızmamış mıydık o en sevdiklerimize…

Kavuşamamaktansa ölümü bile göze almamış mıydık biz seninle? Bari düşman olmayalım, nefret etmeyelim diye almadık mı bu ayrılık kararını… Mutlu bir yuvanın vazgeçilmeziydi olmazsa olmazıydı çocuklar… Ama şimdi yine onlar için demiyor muyuz dostça ayrılalım diye? Sahi ne zaman tükettik sevgimizi?

Neydi yabancılaştıran bize birbirimizi?

Anladım be dostum… Geç de olsa anladım gerçek sevginin ne olduğunu. Gerçek aşkın nasıl yaşanacağını…. Hep madden sevdik biz birbirimizi. Bir bakışın, bir gülüşün, belki etkili bir sözün belki de kara kaşın kara gözün etkisiydi bizi birbirimize aşık olduğumuzu zannettiren…. Manen sevemedik biz birbirimizi. Ruhumuz hep aç kaldı, besleyemedik onu ilahi aşkın sevgisiyle… Hamdolsun inanıyorduk Rabbimize… Her cuma da giderdin sen cuma namazlarına. E yılda bir ayda orucumuzu tutuyorduk.

Türbe ziyaretlerinde başımı da örterdim. Bir de kabir ziyaretinde okurduk bir fatiha üç ihlas. Daha ne olacaktı ki müslümandık işte elhamdülillah… Değilmiş işte!!! Oysa ki ilahi aşk denen gerçek bir aşk varmış… O en sevgiliye duyulan, yaşanılası, olmayınca bir hiç olunan manevi aşk… Görmeden sevmekmiş gerçek sevgi… Tam bir teslimiyetmiş gerçek aşk… Ruhunda yaşamak ve hissetmekmiş… O’na kavuşacağın günü, ölümü düğün günü gibi beklemekmiş… Ölüm yitmek değil, varolmakmış aslında Yaradanına kavuştuğun için… Bunca yıl birbirimizde günbegün azalarak yaşadığımız aşk, sevgi hepsi yalanmış, hepsi yavanmış… Hep bir tarafı eksik kalmış… İlahi aşkı kalbimizde yaşayamadığımızdanmış tahammülsüzlüğümüz birbirimize…

Emanet bir hayat, emanet ömürler, emanet bir eş, emanet evlatlar ve sahibi olduğumuzu sandığımız tüm emanetler… Yaradılanı sevmeyişimiz Yaradandan ötürü olduğunu unuttuğumuzdanmış oysa ki…. Hayatımızın yemeğini pişirirken tüm malzemelerini ekleyip, katmayı unuttuğumuz ilahi sevgimiz olmadan tat alamayacağımız gerçeğini kabullenip; eksik olanı bulduğumuz bu emanet dünyada Yaradılanı Yaradandan ötürü sevmek adına; Sevelim….. Sevilelim…

Rukiye Yeşil Yazdı
Google Plus'da Paylaş

0 yorum:

Yorum Gönder

Haberi Dostlarınızla Paylaşabilirsiniz