HADİSLERDEN

Haberi Paylaşabilirsiniz

Kabe Örtüsünün Açılması Suudluların Sonuna mı İşaret Ediyor ve O Kapı




Geçtiğimiz günlerde fırtına nedeniyle savrulan Kabe örtüsü yıllardır gizlenen bir kapıyı ortaya çıkarmıştı.

Meraklı bakışlar farklı bir şekilde örülen kısmın bir kapıyı andırdığını görüyor ancak bir anlam veremiyordu.

Gerçi olayının ertesi günlerinde bir çok yayında bu kapıdan söz edilse de teferruatına inen olmadı.

Mahihaber ibretlik bir olaya dayanan bu kapının yapılma nedenini , yapanın akıbetini okurları için araştırdı.

Arge grubu konuyu araştırırken bu kez çok farklı bilgilere ulaştı. Örtüsü açılan ve çıplak kalan Kabe yekın gelecekte yeni bir olayın işaretçis mi idi. Mesela Suud iktidarının sonuna mı işaret ediyordu.

Hac farizasını yerine getirmek için Mekke'de bulunan hacı adayları şimdiye kadar kimsenin şahit olmadığı bir akşam yaşadılar. Aniden kararan hava ve sonrasında başlayan fırtına Kabe'nin örtüsünü havalandırdı ve Kabe'nin Emeviler döneminde kapatılan Batı kapısının izi ilk kez görüldü.

Yaşanan şiddetli fırtına, Kâbe'de sıra dışı görüntüler oluşturdu. Yaşanan fırtına Kabe'nin örtüsünü havalandırdı. Kabe'nin şimdiye kadar hacı adayları tarafından hiç görülmeyen kısımları ilk kez görüldü.

En enterasnı ise kabe duvarlarını teşkil eden örme taşların arasında farklı duran bir kısım vardı ki, en çok ilgiyi burası çekti.  Kâbe duvarına Abdullah bin Zübeyr'in emriyle açılan, daha sonra ise Emevîler tarafından taşla örülerek kapatılan batı kapısının izi görülüyordu.

Uzun yıllar örtüsü açılmayan , duvarları pek görülmeyen ve rüzgarın oyununa gelmeyen Kabe örtüsü bundan asırlar önce yine böyle bir fırtına ile açılmıştı.

İbni Kesir “el Bidaye ven Nihaye” kitabında şöyle nakleder:

Hicri 644 yılında Kâbe’nin örtüsü şiddetli bir rüzgar vesilesiyle parçalandı ve Kâbe tüm çıplaklığıyla ortaya çıktı ve bu ABBASİ DEVLETİNİN yıkılışının başlangıcı oldu ve kıssa zamanda yıkıldı (İbni Kesir, el-Bidaye ven Nihaye, c.17, s. 289)

İbnu’l Hüseyin Kenaşetu’l İtibar kitabında şöyle der: “Bazı tarihçiler nakleder ki; Kabe’nin örtüsünün rüzgar vesilesiyle parçalanıp açılması sultanın veya hükümetin sonunun geldiğinin habercisidir. Mansur zamanında da böyle birşey oldu ve çok geçmeden Mansur öldü"

Acaba vehhebiliğin önde gideni Suudi Kraliyet ailesi son zamanlarda Mekke ve Medine'de kutsallara ve mekke imamlarına yaptılları zulümlerle kendi sonunu mu hazırlıyor.

Bu rüzgar ve rüzgarla birlikte milyonlarca hacının gözü önünde açılan bişr çeşit çıplak kalan Kabe'nın durum bunların, Suudi ailesinin sonunun geldiğini mi gösteriyordu.

Zaman bakalım ne gösterecek diyor ve örülen kapının hikayesine geçiyoruz

Evet, pek de hayra yorulmayan olaylardan biri de Kabe'yi onaran Abdullah Bin Zubeyr'in de farklı kapı açması ile bağlantılı olarak Emeviler tarafından öldürülmesi de tarihteki notlardan bazıları idi.


İşte şu an kapalı olan kapının hikayesi.

Kâbe’nin batı tarafında Rükn-i Şami ile Rükn-i Yemani arasında açılan kapı Abdullah bin Zübeyr (ra) tarafından yapılmıştı.

Geçmişten Abdullah Bin Zubeyr'e kadar gelirsek Kabe inşaası milyarlarca yıl öncesinden başlar.

Kâbe-i Muazzama,

1- Melekler,
2- Âdem aleyhisselam,
3- Şit aleyhisselam,
4- İbrahim ve İsmail aleyhimesselâm,
Hz. İbrahim ve İsmail (a.s.) binanın duvarlarını, harçsız olarak üst üste konulan taşlarla örmek suretiyle yaptılar. Birisi şimdiki kapının yerinde, diğeri onun tam karşısında olmak üzere yer hizâsında iki kapı koydular. Binanın üzerini açık bırakıp, ortasına da bir mahzen yaptılar.
5- Amalikalılar,
6- Cürhüm kabilesi,
7- Kusay bin Kilap, (Peygamber Efendimizin ceddi)
8- Kureyş (Rasülüllah Efendimizin gençliğinde nübüvvetten evvel)
Kureyşliler, 605 yılında malzeme yetmediği için Kâbe-i Muazzama’yı kısalttılar. Hatim kısmının duvarlarını ve tavanınını yapamadılar. Fakat bu kısmın etrâfına bir duvar çekilerek ileride burasının da Kâbe’ye ilâvesini düşündüler.
Peygamber Efendimiz, (s.a.v.) Amcası Hz. Abbas ile berâber bizzat bedenen çalışarak Kâbe-i Muazzama’nın yapılışına iştirak etmiştir. Haceri-l Esved’in yerine yerleştirilmesi esnasında kabileler arasında çıkması muhtemel bir çatışmayı da ferâsetiyle önlemiştir.
ve  Abdullah İbni Zübeyr tarafından tekrar onarılmıştır.

Abdullah İbni Zübeyr, (r.a.) Milâdi 684 yılında yıkılıp, tahrip olan Kâbe-i Muazzama’yı İbrâhim Aleyhisselâm’ın temellerini esas alarak yeniden yaptırdı ve Kureyş tarafından dışarda bırakılan Hatim’i Kâbe’ye dâhil etti.

Zâten Peygamber Efendimiz'in de arzusu bu idi. Ama Allah’ın Rasülü Kureyş’in fitnesinden çekindiği için bu arzusunu tahakkuk ettirememişti.

İbrahim Aleyhisselam, Kâbe’yi inşa ettiğinde yerle aynı seviye de tek bir kapısı vardı. Kureyş, Kâbe’yi yeniden inşa ederken, Ebu Hüzeyfe b. el muğire’nin teklifi ile kapı yerden yüksek bir seviye de yapılmıştır.

Kaynaklarda nakledilen bu haberde, Hz. Muhammed hanımı Hz. Aişe'ye hitaben şöyle demektedir: "Eğer senin kavminin İslam'ı kabulü üzerinden biraz fazla bir zaman geçmiş olsaydı, Kabe'yi yıkar ve onu İbrahim'in yaptığı temeller üzerinde yeni baştan inşa ederdim.

H. 63/M. 682yıIında Emevı Halifesi Yezid b. Muaviye bir grup Müslüman tarafından halife seçilen ve bir türlü hilafet iddiasından vazgeçmeyen Abdullah b. Zubeyr üzerine asker gönderir. Kabe'ye sığınan Abdullah mancınıkla taşa tutulur. Kabe bu kuşatma sırasında, atılan bir ateşle yanar ve kısmen tahrip olur.

Yezid b. Muaviye'nin ölümüyle kuşatma sona erer ve Abdullah b. Zübeyr kurtulur. H. 64/M. 683 yılında Abdullah b.Zübeyr kısmen tahrip olmuş Kabe'yi yenilerneye karar verir

Abdullah b. Zübeyr Hz. Muhammed!in Kabe ile ilgili bir sözünü gerekçe göstererek, Kabe'yi Hz. İbrahim zamanında olduğu gibi bina etniştir.

Abdullah b. zübeyr in inşasında, Kabe'yi yeni baştan inşa ederken, Kureyş'in dışarda bıraktığı Hıcr'ı binaya dahil etmiş Kâbe’de kapı yeniden yer seviyesinde tutulmuş ve buna ilave olarak, Kâbe’nin batı tarafında rükn-i şami ile rükn-i yemani arasında bir başka kapı daha yapılmıştır.

Ayrıca Abdullah İbni Zübeyr, (r.a.) damın altına üç adet direk koydu. Çift kanatlı iki kapı ile Ruknü-l İrâkî köşesine içerden dama çıkmak için ağaçtan döner bir merdiven yaptırdı. İpekten yeni bir örtü giydirildi ve binanın etrafına çepe çevre taş döşendi.

Daha sonraları Haccac ibni Yusuf es Sekafi, Milâdi 692 de Halife Merva’nın tâlimatıyla Abdullah İbni Zübeyr (r.a.) tarafından ilâve edilen duvarı yıkıp, Kureyş’in yaptığı temel üzerine geri çekti.

Böylece Hatim’i tekrar binadan ayırdı. Abdullah İbni Zübeyr, (r.a.) tarafından yapılan ikinci kapıyı taşla örerek kapattı. Mevcut kapıyı da biraz yükseltti. Kâbe’nin diğer taraflarına ise dokunmadı.

Şu anda hizmet veren mevcut olan kapı ise saf altından yapılmış olup, kral halid b. Abdülaziz tarafından yaptırılmıştır. Kâbe’nin de içerisinde yer aldığı mescid-i haramı çevreleyen duvarlarda 19 tane kapı bulunmaktadır.

mahihaber / Arge

İlişkili haber

Kum Fırtınası Kabe Örtüsünü Parçaladı [videohaber]

Google Plus'da Paylaş

0 yorum:

Yorum Gönder

Haberi Dostlarınızla Paylaşabilirsiniz