HADİSLERDEN

Haberi Paylaşabilirsiniz

Müslüman dünyanın kalbi “Kraliyet” değildir.




Amerika'nın yalakası olan ve İslamiyetin yaşanılmadığı ülke konumuna getirilen Suudi Arabistan Medya Bakanlığı'nın, hac mevsimi için “Dünya Kraliyetin Kalbinde”sloganına tepkiler gelmeye başladı.

Bu slogana tepki gösterenlerden biri de Yeniakit gazetesinin yazarı Hüseyin Öztürk oldu. Öztürk yazısında "Bir kere Kraliyetin niyeti ne olursa olsun, Müslüman dünyanın kalbi “Kraliyet” değildir. Müslümanın dünyanın kalbi Kâbe’dir, Arafat’tır, Mescid-i Nebevi’dir. “Dünya Kraliyetin Kalbinde” ifadesi, İslam âlemine karşı yapılmış, son derece kibirli ve bencilce bir hakarettir." dedi.

İşte Yeniakit yazarı Hüseyin Öztürk'ün o yazısı

"Suudi Arabistan Medya Bakanlığı, bu yılki sloganını “Dünya Kraliyetin Kalbinde” olarak belirlemiş.

Bakanlığın resmi sözcüsü Abdullah bin Ahmed el-Meğlus, bakanlığın resmi sitesindeki açıklamasında, slogan için tasarlanan logonun, hac kapsamında yerine getirilen ibadetler, tarihi mekânlar ve hedefleri temsil eden 8 unsurdan oluştuğunu ifade etmiş.

Yeni tasarımın Medya Bakanlığının hac planlaması çerçevesindeki girişimlerinden biri olduğunu belirten Meğlus, Suudi Arabistanlı gençlerden oluşan bir grup tarafından hazırlanan logoda, hacla ilgili unsurların yansıtılmaya çalışıldığını aktarmış. Haber böyle.

…………………

Bir kere Kraliyetin niyeti ne olursa olsun, Müslüman dünyanın kalbi “Kraliyet” değildir. Müslümanın dünyanın kalbi Kâbe’dir, Arafat’tır, Mescid-i Nebevi’dir.

“Dünya Kraliyetin Kalbinde” ifadesi, İslam âlemine karşı yapılmış, son derece kibirli ve bencilce bir hakarettir.

Kraliyetin kalbinde ne olduğunu görmek isteyenler, iman ehli Müslümanların kalbinden bakarlarsa şunu görebilirler.

Kraliyetin kalbinde İsrail, Amerika ve Avrupa vardır. Onların kalbinde de Kraliyet vardır. Kraliyetin kalbinde olmayan tek şey Müslüman dünyadır.

Test etmek kolaydır. Kraliyetin “dost ve kardeş” olduğu bir tek İslam ülkesi bulamazsınız! Ekonomik, sosyal ve kültürel hangi İslam ülkesiyle iş birliği içindedir?

İşbirliği içinde olduğu ülkeler varsa, onlarla da İsrail yahut Amerika’nın müsaade ettiği ölçüde iletişim içindedirler.

Kraliyet için Mekke ve Medine ticari bir merkezdir. Dini merkez olarak görmezler. Öyle görselerdi, Kâbe-i Muazzama ve Mescidi Nebevi’yi, Osmanlı’nın sahiplendiği gibi sahiplenir, hürmet ederlerdi.

…………………

Devlet-i Aliye’nin nasıl sahip çıktığına dair bir iki örnek verelim:

Mekke yahut Medine’de yapılacak işler için fermana şöyle başlanır:

“Müslümanların Kıblesi ve Yüce Allah’ın Nazarını Eksik Etmediği Yer Olan Mekke-i Mükerreme ….” Nezakete, hürmete, sevgi ve bağlılığa bakar mısınız?

Yavuz Sultan Selim, kutlu emanetleri getirdiğinde kendi has odasını tahsis eder ve emanetler odaya taşınıncaya kadar sabaha kadar başında nöbet tutar.

Gelelim günümüzdeki Müslüman ülkelerin bu slogan karşısındaki sessizliğine.

Türkiye’de veya bir başka İslam ülkesinde, o ülkelerde bulunan tarikat yahut cemaat liderlerine bir eleştiri yöneltilse, eleştiriyi yöneltenlerin vay haline. Geçelim.

………………..

Suudi Arabistan böylesine saygısız ve edepsizce bir slogan üretiyor, bunu bütün dünyaya duyuruyor ve hiçbir Müslümandan çıt çıkmıyor.

Hiç olmazsa birkaç İslam âlimi yahut Müslüman ülkelerin önde gelen dini liderleri ya da çeşitli sivil toplum örgütleri;

- “Bu slogan Müslüman halkları incitmiştir. Kâbe’ye Kraliyetin kalbi demek yanlıştır. Kâbe Allah’ın evidir ve Müslümanların sığınağıdır” diyemezler miydi?

………………

Mehmet Akif’ten, Kraliyetin dışındaki bütün Müslümanlara ithaf olunur.

Müslümanlık nerde bizden geçmiş insanlık bile

Âlem aldatmaksa maksat aldanan yok nafile

Kaç hakiki Müslüman gördümse hep makberdedir

Müslümanlık bilmem ama galiba göklerdedir. "
Google Plus'da Paylaş

0 yorum:

Yorum Gönder

Haberi Dostlarınızla Paylaşabilirsiniz