mahihaber Bir Semte Adını Veren Selami Baba'nın Türbesi - Mahihaber
HADİSLERDEN

Bir Semte Adını Veren Selami Baba'nın Türbesi




Bir mahalleye adını veren Selami Baba Türbesi İstanbul Üsküdar Kısıklı semtindedir.
(d.? / ö.1595)

Celvetiyye tarikatı büyüklerinden bir zat olup, Menteşe (Aydın)'ın Kozyaka köyündedir. Meşrepleri birbirine zıt olduğu için Niyazi Mısrî ile ara­larında geçen mektuplaşmalar çok önemlidir. Tasavvufla ilgili basılmış risalesiyle, tasavvuf vadisinde ilahîleri çok değerlidir. Üsküdar'da Selamsız, Acıbadem, Bulgurlu camileri ile Bursa'da Çelebi Mehmed Cami civarında bulunan dergâh onun hayırlı eserleri arasındadır. "Hitab-ı Elest" terkibinin delalet ettiği 1104 (m.1595) yılında vefat etmiş, Üsküdar Kısıklı'da yaptırmış olduğu caminin yakınında defnolunmuştur. Halifelerinin önde gelenlerinden olup, hicri 1158 (m.1745) yılında ve­fat ederek Üsküdar Pazarbaşı mahallesinde yaptırdığı dergâha defnedilen Kü­tahyalı Ferayi Ali Efendi Hazretleri de arif ve kâmil bir zattır. Feraî mahlası ile yazdığı ilahileri çok ünlüdür. Onlardan küçük bir örnek aşağıdadır:

Yâ ilâhî âsitânın hastaya dârü'ş-şifâ,
Şerbet-i vaslın içenler buldular derde deva..
Yüce Allah sırlarını mukaddes ve mübarek kılsın.

****
Üsküdar'daki Selamsız mahallesine adını veren Selami Ali Baba'nın farklı bir anlatımla hikayesi...



Selami Ali Efendi, Selamiyye ismiyle bilinen ve türbesi Kısıklı’da Çamlıca’ya giden yol üzerinde olan,

Celveti Şeyhi Selami Ali Efendi’nin Muğla’da başlayan hayat hikayesi İstanköy kadılığı ile devam eden,

Tasavvufi eğitimini tamamlayıp önce Bursa ve sonra Üsküdar’da dört asitane inşa ettiren,

Selami Ali Mahallesi, Selami Ali Çeşmesi, Selami Ali Efendi Camii, Selami Tekkesiyle adının yaşatıldığı,

Tek eseri olan ‘’Tarikat-name’’sinde Celvetiyye mensuplarına ait uygulamaları ana hatlarıyla anlatan,

Halifelerin mürşidlerine ve dervişlerine karşı davranışlarını, halka ve Hakk’a sorumluluklarına değinen,

 ‘’Selamsız Şeyh’’ olan diğer lakabı Üsküdar’da ki Selamsız mahallesiyle özdeşleşen,

Şeyh Hayrullah Taceddin Efendi ‘’Asrının bir danesi’’ dediği Selami Efendi kabrini ,

Aşıkların edeple ziyaret etmesi gerektiğini şiirindeki beyitlerinde dile getiren,

‘’Ya Allah, Ya Hu’’ diye zikreden, servetinin tamamını hayır işlerinde kullanan,

Varlıklı mutasavvıf Selami Efendi, Bursa’da zaviye, Üsküdar’da bir tekke ve cami,

Acıbadem ve Bülbülderesi’nde tekke ve cami, Kısıklı’da zaviye, kırka yakın çeşme inşa ve tamir ettiren,

Kısıklı Selami Ali Efendi Tekkesi ve Camisinde üzeri açık  türbesi bulunan,

Muhteşem manzarası olan mabet, bir Celveti Tekkesi olarak inşa edilen,

Şeyh Selami Ali Efendi tarafından yaptırılan Üsküdar Toygartepesi’ndeki Selamsız Tekkesi,

Acıbadem Tekkesi, Fıstıkağacı adıyla bilinen, Selamsız Hamamı,

Bülbülderesi Camii, Şeyhin aziz hatırasını yad etmek için yaptırılan Şeyh Selami Ali Efendi Çeşmesi gibi eserleri bulunan,

‘’Selami Baba, yolda yürürken sağına soluna bakmaz önüne bakarmış, Müritleriyle birlikte Cuma namazına giderken, yolun kenarında kendisine selam veren halkı görmezmiş.

Yanındaki dervişlerden biri, Azizim insanlar saygıyla ayağa kalkıp sizi selamlıyorlar fakat siz başınızı sağa sola çevirmeden yürüyorsunuz, bunun sebebi nedir.? diye sorar. Selami Baba’da ‘’bir daha selam vermek isteyenler olursa bana haber ver’’ diye cevap verir.

Biraz ilerleyince yine halk ayağa kalkar ve Derviş, Sultanım sizi selamlıyorlar dediğinde Selami Baba, Derviş’in gözlerindeki perdeyi kaldırır ve Derviş selam verenleri çeşitli mahlukat olarak görür.

At, katır, kedi, köpek, gibi görür ve sokak hayvanlarla dolmuş diye bağırarak camiye girer. Oradakileri de hayvan gibi görür ve ‘’manda ezan okuyor, deve hutbe okuyor’’ diyince halk onu döver ve büyük bir acıyla Selami Baba’nın yanına gelir. ‘’Geçmiş olsun’’ dediğinde başına gelenleri anlatınca Selami Baba ona ‘’bundan sonra benim selamıma karışma, olur mu’’ der.

O günden sonra ‘’Selamsız Şeyh’’ olarak anılır. Üsküdar’daki bir semtin adı da Selamsız olarak kalır.

Celvetiyye yolunda yetişen velilerden olan Selami Ali Efendi, ‘’Hak sahibi olan Sufiler, Sünnete bağlı olmalı, Hazreti Muhammed’in ve sahabenin sünnetine tabi olup onların halleriyle hallenmelidir’’ der Tarikat-namesinde.

1691 yılında İstanbul’da vefat eden Selami Ali Efendi’ye göre, Tevekkül edebilmek kolay değil, Tevekkül eden az bulunur, Tevekkül için Allahü tealanın rahmet, sonsuzluk ve kudretine, büyük olduğuna kalbin inanmasıdır.

İnsanoğlu her zaman bir şeylere inanıp bağlanmak ister, Kutsal sayılan yerlerde edilen duaların çabuk kabul edileceğine inanır. Kutsal mekanlara türbelere gidilip dua edilir.

Üsküdar’ın en ünlüsü Selami Baba’da edilen tüm duaların kabul olup gerçekleşmesi dileğiyle…

Sema Özbay
Google Plus'da Paylaş

0 yorum:

Yorum Gönder