videohaber Cübbeli Ahmet'ten Olay Fotoğraf.. Nakşi Şeyhinin... - Mahihaber
HADİSLERDEN

Cübbeli Ahmet'ten Olay Fotoğraf.. Nakşi Şeyhinin...




Kamuoyunda Cübbeli Ahmet olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü'nün, Nakşibendi yolunun büyüklerinden Şeyh Muhammed Diyaüddin'in protez kolunu öptüğü sırada çekilen fotoğrafı sosyal medyayı salladı.

Cihan Aslan adlı bir vatandaşın twıtter üzerinden paylaştığı Cübbeli Ahmet'in fotoğrafı adeta sosyal medyada ve bir çok haber sitesinde viral oldu.

Medyada " Cübbeli Ahmet, Menzil şeyhinin protez kolunu öptü" şeklinde verilen haberin yanlışlığı da ayrıca tartışma konusu oldu.Haberi "Menzil şeyhinin" diye veren haber sitelerine cehalet damgası vuruldu.

Cübbeli Ahmet olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü en son tavuk canlandırma ile ilgili olarak gündemdeki yerini korurken bu kez twıtter'dan yayınlanan fotoğrafla gündemdeki yerini korunmaya çalışıldı.

Paylaşılan fotoğrafta, Cübbeli Ahmet'in 1. Dünya Savaşı sırasında kolunu kaybeden ve Sultan Mehmed Reşad tarafından kendisine protez kol yaptırılan Nakşibendi yolunun büyüklerinden Şeyh Muhammed Diyaüddin'in protez kolunu öptüğü görülüyor.

***
Şeyh Muhammed Diyaüddin Hz.kimdir

Nakşibendi yolunun büyüklerinden olan Şeyh Muhammed Diyaüddin k.s. hazretleri otuz dört yıllık irşat hayatında çevre köy ve kasabalarda medreseler kurup talebe yetiştirdi, dergâhlar açıp gönüller yaptı.

Birinci Dünya Savaşı başladığında Hizan’daydı. Seferberlik ilan edilmiş, medrese talebeleri de askere çağrılmıştı. Ancak bedel ödedikleri takdirde medrese talebeleri askerlikten muaf tutulabiliyordu. Muhammed Diyaüddin hazretleri, ilmî çalışmalar aksamasın diye, bütün talebelerinin askerlik bedelini ödeyerek medrese tahsilinin devamını sağladı.

Fakat bir müddet sonra cihadın farz-ı ayın haline geldiğini gördü. 1915 sonlarıydı ve bölgede müthiş bir kış yaşanıyordu. Soğuk ve kıtlık yüzünden geçici bir süre memleketlerine gönderdiği talebelerini, olumsuz kış şartlarına rağmen geri çağırdı. Önceden bedellerini ödediği halde talebeleri ve sofileri ile cepheye koştu. Hazret, Bitlis ve çevresinin Rus işgalinden kurtulmasında etkili olmuş, hizmetlerinden dolayı daha sonra başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere devrin yöneticilerinden tebrik ve teşekkür mektupları almıştı.

İlmi ve fazîletiyle insanları hak yola dâvet eden Muhammed Ziyâeddîn Nurşînî hazretleri, aynı zamanda dîni, vatanı ve milleti için savaşarak büyük kahramanlıklar gösterdi. Birinci Dünyâ Savaşında talebeleriyle birlikte Ruslara ve Ermenilere karşı kahramanca savaştı. Kardeşleri Muhammed Saîd ve Muhammed Eşref ile birçok müridi şehîd oldular.

Kardeşinin şehitlik haberini getirene "Kurşun neresinden gelmiş?" şeklinde sorusuna, "Göğsünden." diye cevap alınca, "Elhamdülillah kaçarken değil, hucüm ederken şehit olmuş." diyecek kadar hassas bir zât idi..

Birinci Dünyâ Harbine katılarak büyük kahramanlıklar gösteren Muhammed Ziyâeddîn Nurşînî hazretleri, koluna isâbet eden bir mermi sebebiyle felç oldu. Felcin bütün vücûda yayılmaması için Bitlis Askerî Hastânesinde sağ kolu kesildi. Bu hizmetlerine karşılık olarak Sultan Reşat tarafından kendisine bir takma kol ve madalya verilmiştir.

1923 yılında Güroymak’ta hakkın rahmetine kavuşmuş, Güroymak’ta bulunan babalarının yanına defnedilmiştir.

MENZİL CEMAATİ İLE BAĞLANTISI

Bir çok medya yayınında Menzil şeyhi olarak lanse edilen Diyaüüddin hazretlerinin Menzil cemaat i ile ilişkisi birebir yoktur. Ancak, Adıyaman Kahta ilçesi Menzil köyünde ikamet eden Gavs-ı Sani Şeyh Seyyid Abdulbaki Erol'un babası olan Gavs-ı Kasrevi olarak tanımlanan Seyyid Abdulhakim Erol'un ilk mürşidi olarak bilinmektedir.

MUSTAFA KEMAL'İN MUHAMMED DİYAUDDİN'E MEKTUBU

Muhammed Diyauddin'in savaşta gösterdiği kahramanlık, Mustafa Kemal tarafından büyük iltifatlarla takdir edilmiştir. Mustafa Kemal, bu takdirlerini 1919 yılında yazdığı bu mektupta şöyle dile getirmektedir:

Vesika, 52 13.08.1919
Nurşin'li Büyük Şeyh, Şeyh Muhammed Diyauddin Efendi Hazretlerine

Faziletli Efendim:

Zat-ı fazilanelerinizin Birinci Dünya Savaşı boyunca Osmanlı Ordusuna yapmış olduğunuz üstün vazifeler ve yüksek Hilafet makamına ve saltanata göstermiş olduğunuz bağlılıklara içten ve yakından haberdar bulunuyorum. Bu sebeple zat-ı âlinize kalben pek büyük hürmetim vardır.

Bugün Hilafet makamının, Osmanlı Saltanatının ve mukaddes vatanımızın düşmanlarımız tarafından nasıl rencide edilmekte ve Vilayati Şarkiyemizin (Şark vilayetlerimizin) Ermenilere hediye edilmesinde nasıl ısrar olunduğu sizin malumunuzdur. Millete dayanmayan İstanbul Hükümeti, bütün düşman saldırıları karşısında aciz ve naçiz kalarak, milletin hukuku ve memleketi müdafaa edememekte olduğu görülmektedir. Bu sebeple milletimizin varlığını bütün dünyaya göstermek ve hukukumuzun şahsi kararlarla yok edilmesine müsaade etmeyeceğimizi anlatmak maksadıyla resmî makam ve sıfatımdan ayrılarak, milletin içinde ve milletle beraber çalışmaktan başka çare görmedim ve derhal askerlikten istifa ettim.

Acı olaylar karşısında her tarafta teşekkül eden Millî ve Vatanî cemiyetlerin yetkililerinden oluşmak üzere Erzurum'da toplanan bir kongre ile "Şarkî Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" teşekkül etti ve millî birliğimizi içte ve dışta temsil eylemek üzere bir temsil heyeti kabul edildi. Bu hususa ait beyan-name ve nizamnamelerden yüce zatınıza takdim ediyorum. Zat-ı fazilaneleri cemiyetimizin en muhterem üyesinden bulunduğunuz vesilesiyle mukaddes için cümlece kabul edilen himmet ve gayretlerinin, teşkilatımızın o mıntıkaca tesiri ve zarar veren düşmanın telkinlerinin boşa gitmiş olacağına eminim. Birkaç güne kadar Batı Anadolu ve Rumeli'nin bütün vilayetinden gelmekte olan yetkililerle de genel bir Kongre Sivas'ta yapılacaktır. Cenab-ı Hakkın yardımı ve Peygamberi Zişanımızın Şefaati ile bütün milletimizin bir noktada birlikte olduğunu ve hukukunu muhafaza ve müdafaaya kadir bulunduğunu cihana göstereceğiz.

Yakında Millet Meclisini açtırmak ve millete dayanan kuvvetli bir hükümeti iktidara geçirerek, vatanın selametini temin eylemek nasip olacaktır.

 Muhabbet ve hürmetlerimin kabulünü ve havalideki bilcümle vatandaşlarıma selam ederim. Efendim Hazretleri.

Sabık Üçüncü Ordu Müfettişi
Mustafa Kemal



Google Plus'da Paylaş

0 yorum:

Yorum Gönder