videohaber 1374 Yıl Önce Bir Kahpe Hançer... - Mahihaber
HADİSLERDEN

1374 Yıl Önce Bir Kahpe Hançer...




Hazreti Ömer'e Vurulan Kahpe Hançer.. Onu Aramızdan Ayırdı

O, dünyada iken cennetle müjdelenen bir insandı.

Hz. Ömer, müminlerin halifesiydi.

 "Hak ile batılı birbirinden ayıran" manasına "Faruk" ismi ona bizzat Allah Resulü tarafından verilmişti.

İki Cihan Serveri onun için , "Benden sonra peygamber gelecek olsaydı Ömer olurdu" (Tirmizi, Menâkıb 18) demişti ve yine onu yeryüzündeki iki vezirinden biri olarak saymıştı. Diğeri ise Hz. Ebu Bekir (r.a.)’di.

Miladî 642’de yapılan Nihavend muharebesinde esir düşen ve Ebû Lü’lüe Fîrûz en-Nihâvendî adındaki hıristiyan bir köle Medine’de oturuyordu.

Kendisi, Basra Valisi Mugire bin Şu’be’nin kölesi idi.

31 Ekim 644 Hz. Ömer. Medine çarşısında gezerken, Ebu Lü’lü ona yaklaşarak: “Ya Emire’l-Mü’minin! Mugire bin Şu’be benim üzerime (ağır) bir vergi koydu. Onu hafiflet” dedi.

Hz. Ömer: “Haracın ne kadardır?” diye sorunca, Firuz: “Günde iki dirhem” diye cevap verdi.

Bunun üzerine Hz. Ömer: “Sanatın nedir?” diye sordu.

O da: “Dülgerim, demirciyim ve nakkaşım” diye cevap verdi.

Hz. Ömer: “Bu sanatlara göre haracını çok görmüyorum. Hem de işittim ki sen, yeldeğirmeni yapabilirim demişsin” deyince o da: “Evet” demekle, Hz. Ömer: “Öyle ise bana bir yeldeğirmeni yap” dedi.

Hz. Ömer’e kızan Firuz: “Sana bir değirmen yapayım ki, doğuda ve batıda dillere destan olsun” deyip gitti.

Hz. Ömer. onun bu cevabı üzerine yanındakilere: “Köle, beni tehdit etti” dedi ve sonra evine gitti.

Ertesi gün, sabah namazı vakti girince. Hz. Ömer sabah namazını kıldırmak için Mescid-i Nebevi’ye gitti. Mihraba durdu. Safları düzeltti.

Bu sırada Ebu Lü’lü, elbisesinin altında sakladığı iki başlı hançeri ile camiye girip bir kenara saklandı.

Hz. Ömer namaza başladığı vakit, saklandığı yerden hemen çıkarak, Hz. Ömer’in üzerine hücum etti ve onu altı yerinden yaraladı.

Bu arada karnında da ağır bir yara açtı.

Sonra üzerine varan müslümanlardan birkaçını da hançerleyerek, kurtulamayacağını anlayınca intihar etti.

Hz. Ömer, aldığı yaraların tesiri ile yere düşüp serilince, namazı kıldırmak için Abdurrahman bin Avf’a emir verdi. O da imam olup cemaat ile namazı kıldı. Ve sonra Hz. Ömer’i kaldırarak evine götürdüler.

Hz. Ömer, yaralı olarak evine götürülüp yatağına konulduktan sonra, kendisini kimin hançerlediğini sordu. Bir gayri müslim tarafından hançerlendiğini öğrenince gözlerinde memnuniyet ışığı parıldadı ve bir müslüman tarafından vurulmadığı için Allah’a şükretti.

Hz. Ömer, yaralandığının ikinci günü, oğlu Abdullah’ı Hz. Aişe’ye göndererek, vefat ettiğinde, hücre-i saadete defnedilmesi için izin istedi. Hz. Aişe de izin verdi. Abdullah bin Ömer, eve gelip Hz. Ömer’e durumu anlatınca Hz. Ömer: “Elhamdülillâh, en mühim işim bu idi” dedi.

Sonra oğluna hitaben: “Ya Abdullah, vefatımda beni hücre-i saadete götürdüğünüz vakit, yine Aişe’den izin isteyiniz. Verirse oraya defnedersiniz. Vermez ise Baki Kabristanı’na götürüp defnedersiniz” diye vasiyet etti.

26 Zilhicce H. 23 (3 Kasım M. 644) günü, yani Hz. Ömer’in yaralandığının üçüncü günü bir doktor getirtilerek yaraları muayene ettirildi. Göbeğinin altındaki yara derin ve tehlikeli olduğundan, doktor ona: “Ya Emire’l-Mü’minin, vasiyetini yap” dedi.

Doktorun "Ya Ömer! Vasiyetini yap" dediğini duyunca bir anda içeride bir feryad u figan koptu.Herkes ağlıyordu.

Hz. Ömer, "Ağlamayın! Ağlayacak olan yanımdan çıksın. Siz Allah Resulü’nün, ‘Ehlinin ağlamasıyla ölü eziyet çeker’ dediğini duymadınız mı" diyerek onların ağlamasına mani olmaya çalıştı.

Vakit, bir hayli ilerlemiş, gece yaklaşmıştı. Hz. Ömer, şehadet ve zikrullah ile meşgul oluyordu.

Çok kereler gözünü açamayacak kadar halsizleşiyordu. Başındakiler ne yemek ne de su teklifiyle onu uyandıramıyorlardı. Fakat içlerinden birisi "Ömer namaz vakti geçiyor" dediği an Hz. Ömer birden ayağa fırlıyor "Namaz! Namazsız adamın İslam’dan nasibi yoktur" diyor ve namazını eda edip tekrar uzanıyordu.

Nihayet o gece 27 Zilhicce H. 23’te. (4 Kasım M. 644) hayata ebedi olarak gözlerini kapayıp rahmet-i Rahmana kavuştu.

Cenaze namazını Suheyb-i Rumi kaldırdı. Naaşı. Resûlüllah’ın kereveti üzerine konarak Hz. Aişe’nin evine götürüldü. Vasiyeti üzerine oğlu Abdullah bin Ömer, ikinci defa: “Ya Aişe! Ömer hücre-i saadete defnolunmak üzere rica eder. İzin var mı?” diye sordu. Bunun üzerine Hz. Aişe ağlayarak: “Ben orayı kendim için ayırmıştım. Fakat madem ki Emirü’l-Mü’minin istedi. Gözyaşlarını şahidimdir. Bütün kalbimle onun arzusunun gerçekleşmesini istiyorum” mealinde bir hitabede bulunarak gereken izni verdi.

Bunun üzerine Hz. Ömer’in diğer oğlu Abdurrahman. Osman bin Affan, Abdurrahman bin Avf ve Saad bin Ebi Vakkas kabrine inerek, onu Hz. Ebubekir’in yanına defnettiler.

Hz. Ömer. borçlu olarak vefat ettiği için, emlâkı satılarak borçları tamamen ödendi.
Google Plus'da Paylaş

0 yorum:

Yorum Gönder