mahihaber Tesettürün Kahramanı İyi Ki Bu Günleri Görmedi - Mahihaber
HADİSLERDEN

Tesettürün Kahramanı İyi Ki Bu Günleri Görmedi



Tarih O'nu Kurtuluş Savaşının ilk mimarı olarak anlatır bizlere.
Oysa yalan yazan tarih bize onu yanlış anlatmıştı.
Sürekli yeni bilgilerin öğrenildiği, sürekli bilinenlerin çürütüldüğü tarih
Yıllarca okullarda okutulan Emin Oktay tarihi hep yalana esir olmuştu.
Doğru tarih ise zamanla gelmeye başladı.
İşte o yalan tarihte de yer etse de yine biz bir kahramandan bahsedeceğiz.
Sütçü İmam
Tesettürün savunucusu, Dindar kadının hamisi
Kahramanmaraş'ın kahraman evlatlarından biri.
Kahramanmaraş'ın yüreği pek, namus ve iffete bürünmüş yiğit Anadolu erkeği.
Yaşı önemli değil. Bir Türk her zaman her yaşta gençtir, yüreği pektir
Sütçü İmam, 31 Ekim 1919'da kahpe Fransız'ı geldikleri yere geri göndermenin amacıyla şehadet şerbetini içmenin ülküsüne ulaşmayı çoktan içine kazımıştı.
Hain, işgalci Fransızlara ilk kurşunu atarak Türk Milletinin esir olamayacağını, kurtuluşu için her yolu deneyeceğini hatırlatan o koca insan aslında tesettür'ün savunucu hareketini başlatmıştı.
Maraş'ın kendi halinde süt satarak geçimini temin eden bir mübarek insan.
Asıl adı İmam Ali
Bilinen adıyla Sütçü İmam
Mihrapta Peygamber aleyhisselamın vekili, minberde Kur'anı Kerimin sözcüsü
Mahallesinde bir garip sütçü.
İçindeki iman zafer zafer diye çağlarken, sabrı cemil olmanın güzelliğinde cenabet ayaklarıyla mübarek şehit topraklarını çiğneyen Ermeni, Fransız karışımı işgalcilerin şehirde ne yapacaklarını izleyen bir çift gözün sahibi.
Fransız ordusunda kanı bozuk hain Ermeni askerinin Müslüman kadınlara sataşması
artık şahadetin geldiğini hatırlatıyordu ona..
Eli belinde gizlice taşıdığı silaha giderken gözgöze geldiği kandaşı, hemşehrisi, komşusu Çakmakçı Said ile gözgöze gelivermişti.
İkisi de bacılarının örtüsüne değen o cenabet elin idamına karar vermişti, o an.
O el, o namert ve hain el kırılmalıydı.
Ucunda ölüm de olsa o şahadetti. Şahadeti, şehitliği arzu edercesine kırmalıydı o elleri.
Said, "Gâvur oğulları! Dokunmayın bacılarıma"
Gök görültüsünü andıran o sesle şaşa kalan, ne oluyoruz diyerek bir an dilleri tutulan, oldukları yere mıh çakılmışcasına çakılan Fransız-Ermeni Lejyonerleri korkudan paniklemişti.
Silahsız yiğit Çakmakcı Said bir anlık gafletten uyanan hainlerin kurşunlarına hedef olurken, Sütçü durur mu ?
Fransız-Ermeni Lejyonerlerinden bir gebermiş, diğer, can çekişir duruma gelmişti.
Sütçü İmam sadece bu değildi.
O başörtüsünün kutsallığına inanan bir cengaverdi.
Hoş, ya ... Çok istediği halde şehadete eremedi ama gazilik şerefiyle yaşadı.
Yaşadı ve rahmana kavuştu.
25 Kasım 1922..
96 Yıl önce tesettür için canını vermeye hazır bu yiğit insan bugün hak katında.
Nur içinde yatsın diyoruz. Mezarında huzurla bulunsun.
Ve acıdır ki, onun bıraktığı mirasına bugün ihanet etmiş durumdayız.
Buna üzülüyoruz.
Günümüze bakıyoruz.
Başörtüsünün ve tesettürün nasıl oyuncak haline geldiğini ya görseydi, diye düşünüyoruz.
O'nun adına biz kahroluyoruz, isyan ediyoruz.
Uğruna şehitlerin verildiği başörtüsü şimdi zulüm altında.

Erol Kara
Google Plus'da Paylaş

0 yorum:

Yorum Gönder