mahihaber Milli Gazete Yazarı "Görmez'in Yeri Doldurulamadı " - Mahihaber
HADİSLERDEN

Milli Gazete Yazarı "Görmez'in Yeri Doldurulamadı "




"Eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez görevi bırakalı az zaman olmamasına rağmen hâlâ yeri doldurulmuş değil. Elbette şu an bu görevi yerine getiren bir başkan var. Resmi anlamda bir yönetim boşluğu yok. Fakat Sayın Görmez’in halk nezdinde doldurduğu farklı bir yer vardı. Bilgisi, bilinci, sahih refleksleri ve duruşu beklenen ve özlenen bir din bilgininin boşluğunu dolduruyordu. Neden gitti, ne oldu da gitti konusuna girecek değilim." diyerek yazısına başlayan Milli Gazete Yazarı Hüseyin Akın önemli bir noktaya değindi.

Yazar Akın, yazsında Prof. Dr. Mehmet Görmez'in geçtiğimiz günlerde Gerçek Hayat dergisinden Emeti Saruhan’ın sorularını cevaplandırmasıyla kamuoyuna yansıyan düşünceleri,nin değerlendirlmesi gerektiğini belirterek şunları yazdı.

"Eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez görevi bırakalı az zaman olmamasına rağmen hâlâ yeri doldurulmuş değil. Elbette şu an bu görevi yerine getiren bir başkan var. Resmi anlamda bir yönetim boşluğu yok. Fakat Sayın Görmez’in halk nezdinde doldurduğu farklı bir yer vardı. Bilgisi, bilinci, sahih refleksleri ve duruşu beklenen ve özlenen bir din bilgininin boşluğunu dolduruyordu. Neden gitti, ne oldu da gitti konusuna girecek değilim. Bu memleketin tarihini ve makûs talihini bilenler meselenin bu noktasını da çözmekte zorlanmayacaklardır. Prof. Dr. Mehmet Görmez geçtiğimiz günlerde Gerçek Hayat dergisinden Emeti Saruhan’ın sorularını cevaplandırdı. Bu söyleşiyi okuyan herkes eminim birçok satırın altını kalın çizgilerle çizecektir. Önce şu satırlara dikkat!

* Türkiye insanı iki egemenliğin kurbanı olmuştur: ‘Niceliğin egemenliği’, ‘Gösterişin egemenliği’.

* Kur’an’ın sünnetullah dediği ilahi yasaları bırakıp ahir zaman edebiyatı ile âlemin sonunu ilan ediyoruz. Başkaları tarihin sonunu ilan ediyor, biz âlemin sonunu ilan ediyoruz.

* Bizi birleştirmeye gelen din gelişigüzel yorumlarımızla ayrıştırıyor.

* Üniversitelerimiz evrenselleşemedi, ilahiyat eğitimimiz ise üniversiteleşemedi.

* Hayırseverin sponsora dönüştüğü, vakıfların STK’laştığı bir dönemden geçiyoruz.

* İslâm dünyası olarak ahlak konusunda insanlığın idrakine söyleyeceğimiz çok ama çok sözümüz var ancak o sözleri söyleyecek yüzümüz yok.

* Yemen’de birbirine düşen Müslüman’ın açlığını gidermeyi, komşuya eziyet etmemeyi, trafikte yürürken hayvan çiğnememeyi takvanın içinde zikretmiyoruz.

* Bazen de ahlaksızlığı dinîleştiriyor; yaptığımız bütün yolsuzlukların, düzenbazlıkların, hilelerin, dinden meşruiyetini arıyoruz.

* Hacer-i Esved’i öpmenin bizi cennete götüreceğine inanıyoruz ama Kâbe’nin etrafında tavaf eden yüzbinlerce insanı rahatsız etmeyi önemli görmüyoruz.

* Bir toplumun bilgi üretmesi, ahlak üretmesi, örneklik oluşturması için öncelikle şu iki sorununu çözmesi lazım: Selam ve eman yani barış ve güvenlik.

* Tefkir (düşünce) olmazsa tekfir olur. Tefkirsiz tekfir, tekbir ile adam öldürmeyi getirdi beraberinde.

Problemin ne olduğunu bilmek çözüme en yakın noktada bulunmaktır. Mehmet Görmez tam da böyle bir ümidi besliyordu. Kurum ve durum noktasında yüzleşmekten hiçbir zaman kaçınmadı. Yukarıda söyleşiden seçtiğimiz cümleler hali pür melalimizin resmidir. Diyanet ülkemizi de kuşatan küresel vahameti görmezden gelerek hareket edemez. Kendisini mutlaka güncelleştirmesi gereklidir. Birçok şey için vakit çok geç olabilir. Özellikle gençlerimiz için yara daha bir derinleşmeden hâl çareleri düşünülmelidir. Diyanet meseleye vakıf insanlardan oluşan gençlik birimi kurmalıdır. Kendisine tahsis edilen bütçenin hiç olmazsa hatırı sayılır bir bölümünü gençler ve çocuklar için faaliyetlere ayırmalıdır."
Google Plus'da Paylaş

0 yorum:

Yorum Gönder