Mahihaber - Dini Haberler - Diyanet Haberleri

Bahattin Yıldız vefatının 7.yılı

2010 yılının Mayıs ayında Afganistan'daki uçak kazasında hayatını kaybeden Bahattin Yıldız 7. yılında anılıyor.

2017-05-17 15:10:58
Bahattin Yıldız vefatının 7.yılı

Bahattin Yıldız'ın vefatı üzerine bundan 7 yıl önce  Dünya Bülteni'nde yapılan haberde Rahmetli ile ilgili arkadaşları, tanıdıkları görüşlerini açıklamışlardı. İşte o açıklamalar 'BAHATTİN YILDIZ HERKES İÇİN AĞABEYDİ' Dünya Bülteni’ne konuşan eski Yeni Şafak Genel Yayın Yönetmeni Yusuf Ziya Cömert, ‘Öncelikle Bahattin Yıldız çok saygıdeğer, aynı zamanda sevgiyi de hak eden bir ağabeydir. O’nun döneminde yükseköğrenimi İzmir’de sürdürenler onu daha çok yakından tanırlar. İzmir’de okumadım ama İzmir’de okuyan arkadaşlar Bahattin Yıldız’ın etkisini, gönlünün zenginliğini, derinliğini, dostluğunu çok yakından bilirler. Bahattin Yıldız’ın ağabeylik vasfı İzmir’den sonra başka şehirlere de uzanmıştır.’diye konuştu. Eski Yeni Şafak Genel Yayın Yönetmeni Yusuf Ziya Cömert Bahattin Yıldız’la görüşmelerinin sınırlı sayıda olduğunu belirten Cömert, ‘Ama her görüşmenizde onun gönlünün güzelliğini, yüzünün güzelliğini tekrar tekrar görürsünüz.’ dedi. Cömert, uzun yıllarını Afganistan’da geçiren Bahattin Yıldız için ‘Afganistan’a daha önceleri özgürlük mücadelesinde bulunmak için gitmişti. Bahattin Yıldız, 80 öncesi kuşak için çok önemli bir kişiydi. Bahattin Yıldız, benim hissettiğim, okuduğum kadarıyla, İzmir’de nasıl gençlere ağabeylik yaptıysa Afganistan’da da ağabeylik yaptı.’ şeklinde konuştu. SSCB işgali sırasında Afganistan’da bulunduğunu kaydeden Cömert, Yıldız’ın Türkiye’ye döndükten sonra da iyi bir dost olmaya devam ettiğini söyledi. Bahattin Yıldız’ın çok etkisinin olduğunun altını çizen Cömert, ‘medyaya, basına yansıyan bir kişi değildi. Etkisi yanında, yakınında kendisiyle beraber olan insanlara yansıyan bir şahsiyetti. Son derece fedakar bir kişilikti. Hayatını değerli ve güzel işlere vakfetmiş biriydi. 70’li yılların sonu ve 80’li yılların başında mücadeleye katıldığı dönem Afganistan’ında nasip olmadı şehadet. yine daha önce araladığı Afganistan’da hayır kapısından yetimlere yardım etmek için yine girdi. Afganistan sanki onu geri çağırdı. Yıllarını, gönlünü verdiği o ülkede bir faninin ulaşılabileceği en yüksek mertebeye ulaştı. Hakikatlıydı, iyi bir Müslümandı, Allahın O’nu rahmetiyle karşılayacağını ümit ediyorum. '...HER SEFERİNDE AFGANİSTAN'A GİTMEK İSTERDİ' Dünya Bülteni’ne konuşan İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım, Bahattin Yıldız’ın İHH’dan bir ekiple Afganistan’da kurumun yürüttüğü yetim projesine destek olma niyetiyle ülkede bulunduğunu belirtti. (İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım) Yıldırım, ‘ Biz Bahattin Yıldız’ı birçok yerde görevlendirmek istedik. Ama her seferinde o, Afganistan’da çalışmak istedi. En son yine ‘Bahattin abi Afganistan’a değil de Avrupa’daki yardım faaliyetleri için sana ihtiyacımız var’ değimizde yine tercihini değiştirmeyerek Afganistan’a gideceğini belirtti. İHH’nın Afganistan Komisyon Başkanlığı sorumluluğunu aldı. Çünkü Afganistan’ı çok seviyordu. Sebebini şimdi daha iyi anlıyoruz. Hem İHH’nın Afganistan’da devam eden projelerini yerinde görmek hem de yeni açacağımız yetimhanenin açılışını yapmak üzere Kabil’e gitti. Uçakta İHH’dan dört arkadaşımı vardı. Bahattin Yıldız’ın yanı sıra Ahmet İkbal Yoldaş, Aynüddin Yoldaş, Faruk Aktaş da uçakta bulunuyordu. Şu ana kadar kendilerine ulaşamadık, görünen o ki şehadet şerbetini içtiler. Bahattin ağabeyin Güllere Veda ve Kar Çiçekleri kitapları aslında Afganistan’da bulunduğu dönemin yansımasıymış. Şimdi karların içerisinde ona ulaşamıyoruz. Umarım Rabb’im şefaatine nail eder.’ dedi. (Yazar Cihan Aktaş) 'O HAKİKAT YOLUNUN SADIK YOLCUSUYDU' Yazar Cihan Aktaş, Bahattin Yıldız’a “Hakikati olmayanın sadakati olur mu?” diye bir sormuştum, yenilerde yayınlanan bir yazımda. Bu soru rahmetli Bahattin Yıldız’ın hayat hikayesini açıklamak için de kullanılabilir. O hakikat yolunun sadık yolcusu olarak görünüyor bana. Yazılarını kaçırmamaya çalışırdım bu yüzden. Samimi ifadeleri hayatın seslerini yansıtırdı. Bu ifadeler aynı zamanda yeniden Müslümanlaşma sürecinde paylaşılmış bir duyarlığın sürekliliği zemininde yükseldiği için de önemli gelirdi bana. Bir de “feraset” kelimesini çağrıştırıyor bana Yıldız, hayatıyla. Geçen yaz İran’da yapılan seçimlerin hemen ardından yaptığı yorumların ardından bunu düşünmüş, bu düşüncemi de bir yazımda dile getirmiştim. İran’ı çok iyi tanıdığını düşünenlerin gerçekleşen seçimler üzerine yorumlarının ötesine geçen tespitleri beni şaşırtmıştı doğrusu. Yıldız, kalp gözüyle gören bir insandı. Zor bir ölümle göçtü bu dünyadan. Bir açıdan da sürdürdüğü hayat yolculuğuyla bütünleştiği için imrenilecek bir ölüm bu. Hep önümüzde geniş bir zaman varmış gibi bir şeyleri erteleyerek yaşıyoruz. Keşke Yıldız’la yakından sohbet edebilmiş olsaydım. Kendisine rahmet, ailesine ve sevenlerine sabır ve metanet diliyorum.’ ifadeleriyle anlattı. (Alev Erkilet) Sosyolog Alev Erkilet, Bahattin Yıldız'a ilişkin tanıklığını 'Ben Bahattin beyi çok eskiden tanıyan ya da onunla fazla vakit geçirmiş biri değilim. Buna rağmen uçağının düştüğü haberini alır almaz yüreğine ateş düşenlerden biriyim. Bende kalan anısı gençler için gösterdiği yoğun çabalarla ilgili. Yaklaşık iki yıl önce, ben kendisini tanımazken, aramış ve İzmir’den bir grup genç kızla birlikte beni ve Yıldız hanım, Cihan hanım gibi bazı başörtülü yazar arkadaşlarımı ziyaret etmek istediğini söylemişti. Kendilerini ağırlamak isteyip istemeyeceğimi sormuştu. Elbette sevinerek karşıladım ve ağırladım kendilerini. Çoğu lise okuyan, üniversite macerasında kendilerini neyin beklediğini bilmedikleri için oldukça heyecanlı ve tedirgin olan, hepsi birbirinden zeki genç kızlarla uzun bir sohbet yaptık. Başörtülüydüler ve daha o zamandan önlerindeki engellerin farkındaydılar. Bahattin bey onlara, bütün bu zorluklara rağmen, başarabileceklerini göstermek istemişti; önceden yol gitmiş ablalarının hikâyeleri üzerinden. Düşe kalka, savaşa yenile neler yapılabileceğini göstermek istemişti. İnsanla hele genç insanla ilgilenmek zor bir iştir. Herhangi bir kariyere matuf değildir, kendinden vermeyi gerektirir ve attığın yüzlerce tohumdan bazen biri, bazen ikisi kök salar, o da iyimser tahminle. Buna soyunmak için gençleri sevmek lazımdır, gerçekten sevmek, Hak için sevmek. Bahattin bey ilgilendiği çocukları öyle seviyordu, önlerindeki engelleri yıkıp kaldırmak, önlerini açmak, kendi geleceklerini kurmalarına imkân verecek donanımı onlara kazandırmak istiyordu. Bunu yaparken de kendini aradan kaldırıyordu, bir derviş tevazuuyla. Onun için ben eminim ki, onun attığı tohumlar bin bereketle yeşerecek, kızlarımız göğsümüzü kabartacak anneler, bilim insanları, yazarlar ve daha aklıma gelmeyen binlerce alanda üretken olacaklar, hal dilleriyle Bahattin ağabeylerine dualar yollayarak…' ifadeleriyle anlattı.   (Şair Ahmet Mercan) 'SÖZLE DEĞİL FİİLLE KONUŞURDU' Şair ve yazar Ahmet Mercan ise 80’li yıllarda Afganistan’da bulunan Bahattin Yıldız’ın yine aynı ülkede seneler sonra şehadeti bulmuş olmasının ilginç bir tevafuk olduğunu belirterek Bahattin Yıldız’ı uzun yıllardan beri tanırım. Hep mücadelenin içinde varolmuş çok değerli bir insandı. Umudunu hiç yitirmeyen Yıldız, sözle değil fiille konuşan bir arkadaşımızdı. Afganistan’a son kez gidişi de fiille konuştuğunun bir göstergesiydi. Gençlere örneklik teşkil edecek ve yol göstecek değerli bir insandı. 'Allah rahmet etsin diyorum.’ diye konuştu. GAZİ OLARAK DÖNDÜĞÜ AFGANİSTAN'DA ŞEHİT OLDU Etiyopya’da hayır faaliyetleri yürüten Kemal Kamil Güller ise Bahattin Yıldız için ‘1972 yılı İzmir liseler arası güreş şampiyonasında Bahattin Yıldız ile tanıştık. Daha sonra MTTB’nin İzmir Basmahane fuarı giriş kapısındaki bürosunda ve toplantılarda buluştuk, arkadaşlığımız devam etti ve hiç ayrılmadık.1973 yılında İngiltere’ye gidince yazın tatillerde MTTB’ye uğrardım, Cavit Okur ağabey MTTB başkanı idi. Bahattin Sivaslıydı, ikimiz de güreşçi idik, sporu severdik. Onunla MTTB harici ayrı bir dostluğumuz vardı.İngiltere’de kalınca ve 12 Eylül 1980 araya girince bir çok arkadaşla irtibat kopmuştu.O yıllarda okul bitmiş ve Afrika’ya iş için gidiyordum. İran’a da iş için gidince Bahattin Yıldız ile tekrar buluşmak kısmet oldu. ‘Afganistan'a gidiyoruz’ dedi, Tahran'da İnkilab otelde beraber kaldık ve İran ile işlerimiz devam ederken Afganistan’dan arada sırada haber alabiliyorduk. Bahattin Yıldız kardeşim kolundan yaralanmıştı. 1980 yılların sonuna doğru İzmir’e yerleşmiştik. Karşıyaka’da bürom vardı, devamlı buluşurduk. 1990’lı yıllarda hukuk fakültesinde okuyan bir arkadaşla yanıma geldiler. ’Senin Malezya’da tanıdık vardır bu arkadaşı Malezya’ya yollayalım lisan ögrensin’ dedi ve İbrahim Karagül ile de tanışmış olduk. İbrahim Karagül’e isimler adresler verdik ve yolladık. Daha sonra yurt dışına gidecek genç arkadaşlar için yanıma gelirdi yardımcı olurduk. İzmir'de Müsiad’da beraberdik. 28 şubat kararları ve sıkıntılara rağmen Allah rızka kefildir, hayır ve şer Allah’tandır diyerek istikameti bozmadık. Müsiad’dan ayrılmadık. Haiti'ye İHH kurban programı için giderken dualar etti ve geldikten sonra Bahattin Yıldız’a Haiti’yi anlattım. Londra’dan arkadaşım İngiltere Özbekistan eski büyükelçisi Craig Murray Türkiye’ye tatile geldigi zaman Bahattin Yıldız ve Cavit Okur ile ziyaretine gittik. Craig Murray bölgeyi ve diplomatları çok iyi tanır. Bahattin Yıldız ile konuşurken şaşırdı ve Afganistan ve bu bölgelerle olan bilgisine hayret etti. Sizin diplomatlarınız bu kadar bilse bölgeye sahip olursunuz demişti. Craig Murray Özbekistan ve Afganistan ile İngiltere hükümetini tenkit eden yazılarından sonra Büyükelçilik görevinden uzaklaştırılmış ve Murder in Semerkant (Katil Semerkant’ta) kitabını yazmıştı. 2009 şubatında Yvoone Ridley ve George Galoway Gazze konvoyu ile Londra'dan Yola çıkarken telefon ile aradım. Bahatin Yıldız Almanya’dan ‘biz de gelelim’ dedi. Nerede bir faaliyet olsa hemen katılmak isterdi heyecanını hiç kaybetmedi. Ağır duruşuna rağmen islami bir mücadele ve davada hemen gelirdi. ‘Afrika’ya Etiyopya’ya gidiyorum sen de gel Somali’ye geçelim şu korsanlar ile yazı hazırlayalım’ demiştim. ’Benim nereye gideceğim belli olamaz atlar gelirim’ demişti. İstanbul’da İbrahim Karagül ve Bahattin Yıldız ile Kadir Mısıroğlu ağabeye gitmiştik. Vefakar ve zor günlerin adamı idi. Birçok hatıramız vardı kendisiyle. İHH’da çalışan ve İsrail'de göz altına alınıp haber alamadığımız İzzet Şahin kardeşimizi düşünürken Bahattin Yıldız’ın acı haberi ve vefakar zor bulunur dostu kaybetmenin ızdırabı içindeyiz. Allah tüm sevenlere sabırlar versin sevdiği topraklara, gazi olarak döndüğü Afganistan’da şehit oldu. Allah dualarını kabul etti. Müslümanların başı sağolsun’ şeklinde konuştu. 'ÜMMETİN BAŞI SAĞOLSUN' Çizer-yazar Hasan Aycın ise Bahattin Yıldız için ‘Hiçbir şey söyleyemiyorum, ümmetin başı sağolsun. Allah onu cennetine dahil etsin inşaallah’ dedi. İMH'den Orhan Demiral ise Bahattin Yıldız için 'Herkes gibi yıllar önce taze, toy bir delikanlı iken tanımıştım Bahattin abiyi. Hani insan alışkındır ya Yazar, Çizer, Akademisyen, İşadamı vb kişilere 'Sayın' diye başlayan, adı ve soyadı ile devam eden hitap tarzlarına. Bahattin Abi tüm bu alışkanlıkları ve önyargıları yıkan bir abimizdi. Her tanıştığı kişi, hatta iş yaptığı muhatapları bile abi derdi ona. Nasıl yaptığını anlamadığım bir tarzla daha ilk görüşmenizden itibaren abi olarak görmeye başlardınız onu. Olanca doğallığı ve sıcaklığıyla her tanıştığı kişinin hayatında hemencecik özel bir yer edinirdi. Çözümüne imkanı olsun olmasın herkesin derdini dinler, elinden gelen bir şey olursa yapar olmazsa onunla beraber dertlenirdi. Okulu bitene iş bulmaya, bekar olana eş bulmaya çalışırdı.  Onun için mekan ve sınır yoktu adeta bu dünyada. Vakit ve imkan bulduğu her zaman başka bir yerde bulurdunuz onu. Bir arardı Bosna’da. Bir arardı Afganistan’da. Bir bakmışsınız bambaşka bir diyarda ama her zaman bir Müslümanın yanında. Nereye giderse gitsin orada mutlaka ziyaret edecek birini bulurdu O. Zaten onu herkesin abisi yapan özellikte sanırım buydu. Yıllar önce Sovyet kızıl ordusunun işgal ettiği Afgan dağlarında korkusuzca çarpışan, yaralanıp gazi olan, ameliyathane çıkışında narkozun etkisi devam ederken, “Kaçırmayın, vurun, bırakmayın” nidalarını haykıran abimizi özlüyoruz. Herkesin kendisine hayran olduğu komutan Ahmet Şah Mesud’un, kendisine hayran olduğu ve “Türkiye’li Müslümanlar Bahattin Yıldız gibi bir adamları olduğu için ne kadar övünseler azdır” diye arkasından iltifat ettiği abimizi özlüyoruz. Yılar önce gazilik şerefini aldığı dağlarda, yıllar sonra izini ararken, sesini özlüyoruz. Orada izini arayan her bir adamın yerinde kendimizi hissediyoruz. Kitabında yazdığın gibi “Karda Ayak İzleri”ini arıyoruz. “Kar Çiçeği”ni arıyoruz abi. “Bahattin Abiiii” diye sesleniyoruz avazımız çıktığı kadar. Duy sesimizi, elini salla, yanına gelelim diyoruz. Bembeyaz örtülü Hindikuş dağlarında gözlerimizi kısıyoruz tıpkı senin kıstığın gibi.  Damarlarımızdan çekilen kanı, boşalan sinirlerimizi, tutamadığımız gözyaşlarını cennet ve Allah (c.c)’ın Rızasını düşünerek kontrol etmeye çalışıyoruz. Ama başaramıyoruz abi.  Seni arıyoruz, Seni çok özlüyoruz abi.' şeklinde duygularını paylaştı.   

SİZİN YORUMLARINIZ

Reklam

Namaz Vakitleri

Videoerk

videoerk

GAZETE SAYFALARI

Gazete Manşetleri

Mekke Medine Kudüs Canlı Yayın

Mekke Medine Kudüs Canlı Yayın

Twitter

Puan Tablosu

Takımlar
O
P
  • 1
    Galatasaray
    12
    26
  • 2
    Medipol Başakşehir
    12
    26
  • 3
    Beşiktaş
    12
    22
  • 4
    Kayserispor
    12
    22
  • 5
    Fenerbahçe
    12
    20
  • 6
    Demir Grup Sivasspor
    12
    19
  • 7
    Bursaspor
    12
    18
  • 8
    Göztepe
    12
    18
  • 9
    Teleset Mob. Akhisarspor
    12
    18
  • 10
    Aytemiz Alanyaspor
    12
    17
  • 11
    Trabzonspor
    12
    16
  • 12
    Kasımpaşa
    12
    15
  • 13
    Evkur Yeni Malatyaspor
    12
    14
  • 14
    Antalyaspor
    12
    13
  • 15
    Atiker Konyaspor
    12
    11
  • 16
    Osmanlıspor FK
    13
    11
  • 17
    Kardemir Karabükspor
    12
    8
  • 18
    Gençlerbirliği
    13
    8

Facebookta Mahihaber

2017 Dini Günler

2017 Dini Günler

tesbihatlar

tesbihatlar