Mahihaber - Dini Haberler - Diyanet Haberleri

Bir tiyatro gibidir … Hac

2017-02-25 06:38:19
Bir tiyatro gibidir … Hac

Hac ibadetini anlatan kitaplarda haccın kelime anlamı olarak; “yönelmek, kastetmek, bir kimseyi ya da bir yeri çokça ziyaret etmek” anlamları verilmektedir. Terim anlamı olarak da “Belirli bir zamanda usulüne uygun olarak ihrama girdikten sonra Arafat’ta vakfe yapmak, Kâbe’yi tavaf ve ziyaret etmek ve diğer bazı görevleri yerine getirmek” olduğu ifade edilmektedir.

Haccın tüm bu tarifleri aşan bir yanının olduğu, birçok kimse tarafından izaha çalışılmıştır. Hacda gerçekleştirilmesi istenen “menâsik”ın yani ibadet etme şekillerinin anlamı üzerinde çeşitli yorumlar yapılmıştır. Bu yüzden hac nedir sorusuna Ali Şeriati; “hacıların sayısı kadardır” cevabını vermiştir. Ona göre ise hac, “insanın genel olarak Allah’a doğru seferidir. Âdemoğullarının yaratılış felsefesinin sembolik göstergesidir. Hac bir kelimeyle bir “yaratılış tiyatrosudur.” (Şeriati. Hac, 22.s).

Hac tecrübesi olan birçok Müslüman’ın, haccın anlamları üzerinde yaptıkları duygusal yorumlara gönülden katılıyorum. Haclarının mebrur ve makbul olmasını diliyorum. Bütün okuduğum ve dinlediğim hac anılarının bende oluşturduğu farklı bir hac yorumunu sizinle paylaşmak istiyorum.

Hacla ilgili klasik anlatımları düşüncemde değiştiren Ali Şeriati’nin “Hac bir yaratılış tiyatrosudur.” cümlesi olmuştur. Bu cümle Kuran’daki yaratılış, yaşayış, ölüm, diriliş, hesap verme ve ebedi saadet yurdu cennetle ilgili ayetlerin gözümün önünden geçmesine neden oldu. Hac, altı perdelik bir tiyatro gibi canlanıverdi gözümün önünde:

Tiyatronun konusu: İnsanın ebediyete ve Allah’a dönüşü

Tiyatronun amacı: İnsana yolunu ve hakikatini göstermek

Tiyatronun oyuncusu: İnsan

Tiyatronun sahnesi: Kâbe ve çevresi

Tiyatronun senaristi ve yapımcısı: Allah(c.c.)

İhram Öncesi; Hz. Adem Cennet’te……

Hz. Adem cennette fakat yeryüzünde sahneye çıkmak üzere yaratılmıştır. Cennette üç varlık denemeye tabi tutulmuş, Melekler konumlarını koruyan kusursuz varlıklar olarak kalırken, Âdem(as) ile İblis konumlarını kaybetmişlerdir. İblis düşman kesildiği Âdem’le uğraşmayı hayat mücadelesi haline getirerek yaptığı hatadan dönmemiş ve kibirlilik taslamıştır. Bu onu cehenneme düşürecektir. İblis son dilek olarak Allah’tan “İnsanın da kendisi gibi asi olması ve cehenneme düşmesi için kıyamete kadar mühlet istemiştir. İblis ilk olarak Âdem(a.s.) ve eşini cennetten çıkarır. Ancak Âdem(a.s.) hatasında ısrarcı değil, tövbekârdır. Bu yüzden Allah Âdem’i yeryüzüne indirir. Buradan Allah’a yöneldiği müddetçe yine cennete gidecektir(2/34-38). Kim de şeytanın izini takip ederse onunla birlikte cehenneme gönderilecektir(15/41-43). Fakat Allah’ın gösterdiği yola tabi olanlar üzülmeyecekler ve korkmayacaklardır(2/38).

Cennette ayıp yerlerini fark eden Hz. Âdem ve eşi ayıplarını örtmeye çalışırlar (7/22). Bu halde yeryüzünde bir süreye kadar geçinme hakkı elde ederler(7/24).

Yukarıda özetlemeye çalıştığım yaratılış kıssasındaki cennet, ihramsız dünyanın karşılığıdır. Çünkü ihramsıza serbest olan birçok şey ihramlı olunduğunda yasaklanmaktadır. Cennette yasak birdi, dünyaya inişte bu bine çıktı. İhram giyen hacı da cennetten atılmış Âdem (a.s.) gibi, iki parça örtüsüyle haram bölgesinde birçok yasak ve mahrumiyetle karşı karşıya kalır.

İhram, Allah’a karşı aczin ve yetersizliğin bilincine varma sembolüdür. Kısa süreli bir dünyada haramlara dikkat etmeyi öğrenmene yardım eder. İhramlılık, hem acziyetini hem de yasaklılığını ve yasakları unutmamaktır.

İhram, insana kulluk statüsünden ayrılmamasını öğretmektedir. Dünyada başı açık yalın ayak aşıklar gibi Allah’a aşık ol ki Allah’a dönüşün olabilsin. Başka şeylere takılıp kalma.

Mikat, randevu yeri. Mikat yerini geçen hacı, Arafat’ta kısa bir yeryüzü duruşu sergileyecektir. İnsan yeryüzünde, uzun yolculuğu sırasında kısa bir müddet için kaldığını bilmeli, Rabb’ine olan yolculuğunun farkında olmalıdır. Rabb’ine yolculuğun ilk durağı dünya hayatıdır. Haccın da ilk durağı Arafat’tır.

Arafat; Yeryüzü…..

“Arafe” bilmek, farkına varmak, tanımak anlamlarına gelmektedir. Yeryüzüne iki parça yaprakla inen Adem (a.s.), Arafat’ta yeryüzü insanlığının başlangıcı olur. Adem (a.s.) bilmektedir ki Arafat kalınacak yer değildir. Tekrar yitik cennetini bulmak için kısa bir duraklama yeridir. Adem (a.s.) Arafat’tan yani dünyadan gideceği yeri bilmektedir. Geldiği cennete özlem duymaktadır. Arafat vakfesine duran hacı da Adem (a.s.) gibi bu dünyanın kalıcı olmadığını, burada kalınacak vaktin uzun bir yolculuğa çıkan bir yolcunun ikindi üzeri bir saat mola vermesi kadar olduğunu anlayacaktır(10/45). Çünkü Arafat vakfesi arefe günü öğleden sonra Arafat’ta bir anlık duruş hatta bulunuşla gerçekleşmektedir. Hz. Peygamber(s.a.v): “Hac Arafat’tır.” buyurmuş, Arafat’ta bulunmadan haccın gerçekleşmeyeceğini ifade etmiştir. Hacı olmanın yolu Arafat’ta bulunmaksa, insan olmanın yolu da dünyada bulunmaktır.

İnsan için Allah’ı ve ahireti bilmenin yurdudur dünya. Arafat arif oluşun mekânıdır. Bayram’dan önceki güne arefe günü denmiştir. Bunun sebebi bayramı bilmektir. Ahiret mü’minin bayramı olduğu için bu dünya onun arefesidir. Arefeyi idrak eden bayrama ulaşacağını da idrak eder. “Kendini bilen Rabb’ini bilir” cümlesinin ifadelendirdiği gerçek bu olsa gerekir. Arafat’ta kendini ve Rabb’ini tanıyan O’nunla buluşma bayramına erecektir.

Arafat’ta takılı kalan Kâbe’yi göremez, onun etrafında dönemez, bayrama eremez. Dünyanın da Arafat gibi geçici ve kısa bir süre konaklanılan yer olduğu bilinci yitirilmemelidir. Arafat’ta kalıcı konutların yapılmamasının sırrı belki buradan kaynaklanmaktadır. Geldiğim gibi giderimin anlatımıdır bu.Arafat’ta vaktini boşa geçirmemen gerekir. Arafat’ta iyi bir duruş ancak Allah’a yönelerek yaptığın tövbe, dua, yakarış ve ihramlıya yasak olan işlerden uzak durarak gerçekleşir. Bu duruşu dünya hayatının her anında gerçekleştirdiğin sürece sonsuz saadet yurdu cennete, dolayısıyla Rabb’ine arınmış olarak döneceğini anlamalısın. İhram yasakları sana nasıl bir insan olman gerektiğini öğretecektir: Cinsel arzularına uyma, kendinle ve çevrenle barış, her türlü günah ve kötülükten uzak dur, takva elbiseni giy, insanı ayrıma tabi tutan her türlü sembollerden kurtul.

Cennette serbest olan şeylerin dünyada yasaklanmış olması gibi, ihramsıza serbest olan şeyler de ihramlıya yasaklanmıştır. Bu sana yasakların geçici olduğunu anlatmaktadır. Yarın hesap verildikten sonra yani ihramdan çıkıldıktan sonra yasaklar kalkacaktır. Fakat Arafat’ta yasaklara sıkı sıkıya bağlı kalmalısın ki cezaya çarptırılmayasın. İhram Rabb’ine bağlılığının nişanesidir. Başı açıklık ve yalın ayaklık O’nun karşısındaki acziyetimizin bir ifadesidir. Dünyevi rütbelerin önemsizliğini anlamalısın, bunu anlamadan mahşer başarısı sağlayamazsın.

Haccın kelime anlamı yönelmek ya, işte sen Arafat’ta Allah’a yönel, Kâbe’ye doğru git, yoksa kaybolursun.Yeryüzü ülken, şeytan düşmanın, milletin İslam, devletin adalet, rütben iman, dostun Allah, cennet ülkün olmalı. Çünkü cennetten sürgünsün bu dünyaya. Fakat mahkûmu değilsin dünyanın. Sadece geçici bir süreliğine uzaklaştırıldın esas yurdundan. Hacı da geçici ve az bir süreliğine Kâbe’den Arafat’a uzaklaştırılmıştır. Ancak hacının tek derdi vardır, Kâbe’ye dönmek. Bu yüzden hep yönünü ve yolunu Kâbe’ye doğrultur ki uzaklaştırıldığı yere varabilsin.

Hz. Âdem (a.s.) cennetten kovuldu. Ancak tekrar cennete kavuşacak yolu buldu. Hacı da onun ve diğer yol gösterici peygamberleri izlerse cennete kavuşacaktır.Arafat başlangıçtır, hem hac için hem yaratılış için. Arafat’ta yönü ve gideceği yeri iyi tayin etmeli, çünkü yönü ve hedefi Kâbe olmayan kaybolur. Dünya hayatının yönü Allah’a olmayan da kaybolur. Dünya hayatının geçici bir duraktan ibaret olduğunu Arafat çok net bir şekilde anlatmaktadır. Arafat’ta öğle ile ikindi namazının ve Müzdelife’de akşam ile yatsı namazının birleştirilerek kılınması, sanki insana ebediyete yolcu olduğunu hatırlatmaktadır. Çünkü yolcuya bu namazları birleştirme ruhsatı verilmiştir. Hacda buralar dışında namazların bileştirilmemesi insana bunu düşündürmektedir.

Arefe günü insanlarla dolan Arafat’ta, güneş batınca kimse kalmayacak, Arafat boşalacaktır. Sanki ölümün ve kıyametin dünyayı boşalttığı gibi boşaltılacaktır. Kur’an’da dünya hayatının geçiciliğini anlatan veciz ifadelere dikkat edersek bunu daha iyi anlarız: “Dünya hayatı, gökten indirdiğimiz su gibidir. İnsanların ve hayvanların yiyeceği bitkiler, onunla birbirine örülür. Yeryüzünün süsünü takınıp bezendiği ve yerin sahiplerinin bunlara malik olduklarını sandıkları sırada, gece veya gündüz buyruğumuz oraya geliverir de, orayı biçilmişe çeviririz ve sanki bir gün önce bir şey yokmuş gibi olur. Biz ayetleri, düşünenlere böyle açıklıyoruz.” (10/24). “Dünya hayatının oyun, oyalanma, süslenme, aranızda övünme ve daha çok mal ve çocuk sahibi olma çabasından ibaret olduğunu bilin. Bunların durumu, yağmurun bitirdiği, ekincilerin de hoşuna giden bir bitkiye benzer; sonra kurur, sapsarı olduğu görülür, sonra çerçöp olur. Ahirette çetin bir azap da , Allah’ın hoşnutluğu ve bağışlaması da vardır; dünya hayatı ise sadece aldatıcı bir geçimliktir.” (57/20).

Tüm hayatı bu dünyadan ibaret sayanlar, materyalizmin bağında kalmış, özgürlüğünü ve yolunu kaybetmiştir. Müzdelife’yi, Mina’yı ve Kâbe’yi bilmeyen hacı Arafat’ı geçemezse haccı tamamlayamaz. Arafat son değil başlangıçtır. Bu dünya da son değil başlangıçtır. Bu başlangıçta iyi hazırlan ki diğer duraklarda sıkıntı çekmeyesin. Arafat’ta Allah’ı unutmadığın gibi, dünya hayatında da unutma. Arafat’a yani Dünya’ya takılı kalma, daha gideceğin Müzdelife’yi/Kabir’i, Mina’yı/Mahşer’i, Kâbe’yi/Cennet’i düşün. Bu dünya hayatı, bir hacıya Arafat neyi ifade ediyorsa sana da onu ifade etsin. Fazlasını ondan bekleme. Hacı için Arafat bağlanılacak ve kalınacak yer değildir. “Bize kavuşmayı ummayanlar, dünya hayatından hoşnut olup, ona gönülden bağlanan ve ayetlerimizden habersiz olanlar var ya; işte bunların kazandıklarına karşılık varacakları yer ateştir.”(10/7-8).

Dünyevi yani seküler bir hayat tarzı ve anlayışında olanlar Arafat ötesini bilemeyenlerdir. Arafat dünyevileşmemek gerektiği konusunda insana derslerle doludur. Arafat, ırk, dil ve cinsiyet ayrımını ortadan kaldıran bir meydandır. Dünyada ırkı, dili, cinsiyeti öncelemenin anlamsızlığını ne güzel öğretmektedir. Arafat, zenginliğin, şöhretin ve makamın uzun yaratılış serüveninde anlamını yitirmesi gerektiğini öğreten meydandır. Bu hayatta zenginliğin, şöhretin ve makamın geçici olduğunu ahirete taşınamayacağını yaşatan bir meydandır. Zenginliğine, şöhretine ve makamına güvenmemen gerektiğini anlamalısın. Arafat, dünya duruşunu tayin eden meydandır. Kime, neye, niçin, nasıl ve nerede duracağını anlatır sana. Şeytan ve onun hizbine karşı, Allah’ın ve O’nun dostlarının yanında yer alman gerektiğini anlamış olmalısın, bu meydanda. Çünkü yarın hesap meydanında/Mina’da bunlardan sorguya çekileceksin.

Arafat arif olma yeri, kendini ve Rabb’ini bilme ve bulma yeridir. Hz. Adem’in, Hz. İbrahim’in, Hz. Muhammed’in(S.A.V.) milleti olma bilincine erme yeridir. Dünya’da Hz. Adem, Hz. İbrahim ve Hz. Muhammed’in yolunu izle, Arafat’ta onlar gibi dua etmelisin. Dualarını hayata geçirmelisin. Sözlü duadan fiili duaya geçmelisin. Hz. Muhammed’in Arafat’ta söylediği “Veda Hutbesini” yeniden anlamalısın.

Veda Hutbesi ki insanlığa dünya hayatının niteliğini ifade eden bir manifestodur. Bunun Arafat’ta söylenmesi, Arafat’ın yaratılış serüveninde dünyayı sembolize ettiği şeklideki düşüncemi pekiştirmiştir. Çünkü Veda Hutbesi’nde Rasûlullah özetle şu esasları insanlığa tebliğ ediyordu:

1. Allah’tan başkasına tapılmayacak

2. Cana, mala, akla, dine ve nesle zarar verilmeyecek

3. Herkes yaptığının hesabını verecek

4. Cahiliye geleneklerinden uzak durulacak

5. Şeytana küçük günahlarda bile uyulmayacak

6. Allah’ın helal kıldığı helal, haram kıldığı haram sayılacak

7. Aile hukuku gözetilecek

8. Sosyal haklar korunacak

9. Renk, ırk, dil ve makam imtiyazı olmayacak

10. Müminler kardeş olacak

11. Suçların şahsiliği prensibi olacak

12. Kur’an yol gösterici kabul edilecek

13. Dine ekleme ve çıkarma yapılmayacak

14. İslam’ı tebliğ vazifesi herkesin sırtında olacak.

Arafat meydanında Rasûlullah tarafından bu esaslara bağlanan dünya hayatı, hacca gidenler tarafından Arafat Vakfesi’nde (duruşunda) yeniden düşünülmelidir. Öldükten sonra yeniden dünyaya gelip iyilerden olabilmeyi dileyenler bunu elde edemezler.(Mu’minun 99). Ancak hacda var oluş tiyatrosunda rol alan hacı ölmeden ölümü de oynadığı için, pişmanlığa düşmekten kendini kurtarabilmeyi elde etmiş olur. Çünkü hac, varoluşu bu dünyada prova ettiriyor gibidir.

Arafat’ı iyi değerlendirmelisin, çünkü bu perde kapanmaktadır, yeni perde açılmak üzeredir. Perde kapanmadan, Şeytanını taşla İsmail’ini kurban et. Çünkü bunlardan hesaba çekileceksin. Şeytana uyma, seni tutsak alan tüm dünya tağutlarına baş kaldır. Allah’a verdiğin sözü tut. O’na kulluğun şerefine yüksel. Allah’ın hidayetine tabi ol, korkudan ve üzüntüden kurtul.

İşte Arafat’ta gün batmaktadır. Ölüm gelmekte, Sur’a üfürülmektedir. Gece olmakta, kabre girilmektedir.

HASAN TÜFEK

http://ilkhabergazetesi.tv/insanin-yaratilis-seruveninin-tiyatrosu-hacc/

SİZİN YORUMLARINIZ

Reklam

Namaz Vakitleri

GAZETE SAYFALARI

Gazete Manşetleri

Mekke Medine Kudüs Canlı Yayın

Mekke Medine Kudüs Canlı Yayın

Oyun ve Eğlence - Çocuklar İçin

Çocuklar için Oyun Eğlence

Twitter

Puan Tablosu

Takımlar
O
P
  • 1
    Galatasaray
    15
    32
  • 2
    Medipol Başakşehir
    15
    30
  • 3
    Fenerbahçe
    15
    29
  • 4
    Beşiktaş
    15
    27
  • 5
    Kayserispor
    15
    27
  • 6
    Göztepe
    15
    27
  • 7
    Trabzonspor
    15
    25
  • 8
    Bursaspor
    15
    24
  • 9
    Demir Grup Sivasspor
    15
    22
  • 10
    Teleset Mob. Akhisarspor
    15
    19
  • 11
    Kasımpaşa
    15
    18
  • 12
    Aytemiz Alanyaspor
    15
    17
  • 13
    Evkur Yeni Malatyaspor
    15
    16
  • 14
    Osmanlıspor FK
    15
    14
  • 15
    Atiker Konyaspor
    15
    14
  • 16
    Antalyaspor
    15
    14
  • 17
    Gençlerbirliği
    15
    12
  • 18
    Kardemir Karabükspor
    15
    8

Facebookta Mahihaber

2017 Dini Günler

2017 Dini Günler

tesbihatlar

tesbihatlar