Mahihaber - Dini Haberler - Diyanet Haberleri

Danışmak ama Nereye Kadar

2017-02-25 06:44:34
Danışmak ama Nereye Kadar


Günümüz insanları olsun ondan öncekiler olsun insanın mürşidi olmalı. Mürşidi olmayanın mürşidi şeytandır.diyerek insanların muhakkak surette birine bağlı olmalarını söylemektedirler. Oysa ki insanın her işinde Allah c.c ‘ ın emir ve yasaklarını bilerek bunların çerçevesinde yapacaklarını yapması gerektiğini bilmesi gerekir. Tabii ki her insan her hangi bir işi yaparken benzerini yapan birinden akıl alabilir , ondan yol göstermesini isteyebilir. Hatta birçok konuda gün görmüş insanlara danışabilir. Bunu peygamber as’ın yaptığını da görmekteyiz. İstişare yani danışmak sevaptır.Güzeldir. Ancak ne olursa olsun insan bir işi yaptığında son kararı kendisi verecektir ve bununla birlikte Allah c.c a sığınacaktır. Sığınmak zorundadır.

Allah c.c., iradesine boyun bükülecek yani Kendisine kulluk yapılacak merci olarak yalnız Kendisini tanımayı ve yalnız Kendisine kulluk yapmayı açık bir şekilde emir etmiş ve hükmün-hâkimiyetin, egemenliğin ancak Kendisine ait olduğunu bildirmiştir. Şöyle buyurmuştur:

“Ey iman edenler! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk edin. Ki böylece Allah’ın azabından korunmuş olursunuz.” (Bakara: 21)

“Allah’a kulluk edin ve O’na hiç bir şeyi ortak koşmayın.” (Nisa: 36)

“Yoksa (o müşrikler) yerden bir takım ilahlar mı edindiler de (ölüleri) onlar mı diriltecekler? Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilahlar olsaydı, yer ve gök ifsad olurdu. Demek ki arşın Rabbı olan Allah, onların yakıştırdıkları sıfatlardan münezzehtir. Allah, yaptığından sorumlu tutulmaz, onlar ise sorguya çekileceklerdir. Yoksa O’ndan başka bir takım ilahlar mı edindiler? De ki; Haydi delillerinizi getirin! İşte benimle beraber olanların zikri (Kitabı) ve benden öncekilerin zikri. Hayır, onların çoğu hakkı bilmezler, bu yüzden yüz çevirirler. Senden önce hiç bir Rasul göndermedik ki ona Benden başka ilah yoktur. Şu halde Bana kulluk edin, diye vahyetmiş olmayalım.” (Enbiya: 21-25)

Allah’tan başka yerden ilahlar edinmek , bu da şirkin-küfrün ta kendisidir.

“Siz Allah’ı bırakıp da sizin ve atalarınızın taktığı (bir takım) isimlere tapıyorsunuz. Allah, onlar hakkında herhangi bir delil indirmemiştir. Hüküm Allah’tan başkasının değildir. O da, kendisinden başkasına kulluk etmemenizi emretmiştir. İşte dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.” (Yusuf: 40)

Zira şura ve istişare, danışmak demektir. Danışılanların iradesine göre karar almak değildir. Nitekim Şura ayeti de bunu açıkça ortaya koymaktadır. Allahu Tealâ şöyle buyurmaktadır:

“Yönetim işlerinde onlara danış. Bir kere de azmettin mi (karar verdin mi) Allah’a güvenip dayan. Çünkü Allah, Kendine güvenip dayananları sever.” (Ali İmran: 159)

Görüldüğü gibi ayette karar verici merci, istişare edilenler değil de istişare edene ait kılınmıştır.

“Sen karar verdiğinde” denilmiştir. “Karar verdiğinizde” ya da “karar verdiklerinde” denilmemiştir…

Evet Allahu Tealâ, müslümanların aralarında istişare etmelerini methetmiştir. (Şura: 30) Rasul (SAV) de, müslümanlarla bazı konularda istişare ederek şura ve istişarenin hangi konularda ve nasıl yapılacağını göstermiştir. Ve Rasul (SAV)’in uygulamasından da anlaşılacağı üzere, istişare ancak mübah olan alanda, halkın ihtiyaç ve işlerini belirleme hususlarında yapılır. Uzmanlık alanına giren hususlar uzmanlarla (Bedir kuyuları etrafında ordunun konuşlandırılması gibi), direk halkın ihtiyaçlarını ve yapacağı işleri tesbit hususunda da halkla yapılır (Uhud Savaşında, Medine içinde mi dışında mı savaşılsın hususunu belirlemek gibi). Bunun dışında teşride yani hükümleri belirlemede, helâl-haramı, mübah ve yasağı, farzı ve mendubu, mekruhu belirlemede şuraya baş vurulmaz. Bu hususlar, şeriat koyucu olan Allah’ın vahiyle gelen hitabından yani şerî delilden alınır. Bunun yolu da şura ve istişare değil içtihaddır. İçtihad, müçtehidin vakıaya mutabık şerî delilden o vakıaya ait şerî hükmü şerî disiplin içinde istinbat ve istihrac etmesi yani çıkartmasıdır. Müçtehidin içtihadı ile ortaya çıkan hüküm, kullar için bağlayıcı olan Allah’ın hükmüdür, müçtehidin şahsî görüşü ve iradesi değildir… Müçtehitlerin içtihad yoluyla belirledikleri şerî hükümlerden birisini yasa haline getirme yetkisi de biat yolu ile başa gelmiş olan halifeye aittir. Bunun böyle olduğunun delili de Allah ve Rasulü’nün halifeye itaatı emretmesi ve sahabelerin icmaıdır…

Allah şurayı emretmiştir, Rasulullah da istişare etmiştir” denilecek. Yani Allah, insanların ya da çoğunluğun iradesine bağımlı kalmayı, boyun bükmeyi mi emretmiştir?.. Rasulullah (SAV) de, yönetim işlerindeki emir ve nehiylerini, helâl ve haramlarını tamamen halkın iradesine dayalı olarak mı almıştır?!.. Bunu mu demek istiyorlar?!! Böyle diyorlarsa ne büyük kâfir ve ne büyük zalim ve demagogdurlar.!..

Halbuki Allahu Tealâ Rasulüne ancak Kendi indirdiği ile yönetmesini ve ancak kendisine vahyedilene tabi olmasını ve kendisinin ona gösterdiği biçimde yönetmesini açıkça emretmiş ve bu emrini de bize şöyle bildirmiştir:

“Aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet (yönet) ve onların arzularına (iradelerine-hükümlerine) uyma. Allah’ın sana indirdiği hükümlerin bir kısmından da olsa seni saptırmalarından sakın. Eğer (Allah’ın hükmünden) yüz çevirirlerse, bil ki (bununla) Allah ancak günahlarının bir kısmını onların başına belâ etmek ister. İnsanların bir çoğu zaten fasıktırlar.. Yoksa onlar cahiliyye (İslâm dışı) yönetim mi istiyorlar? İyi anlayan bir toplum için Allah’ın hükmünden (Allah’tan gelen yönetim tarzından) daha güzel yönetim sahibi kim vardır?” (Maide: 49-50)

“De ki; Ben ancak bana Rabbim’den vahy olunana uyarım.” (A’raf: 203)

“Allah’ın sana gösterdiği biçimde insanlar arasında hükmedesin-yönetesin diye sana Kitab’ı hak ile indirdik, hainlerden taraf olma!” (Nisa: 105)

Bu hakikatlardan sonra “Peygamber de istişare etmiştir, İslâm’da şura vardır. şura hakikatını tahrif ederek kendi elleriyle uydurdukları cemaatleri, haktır, Allah’tandır diye satmaya kalkışmak, sapıklığı ve saptırıcılığı, Allah’ın lânetlediği yahudi ahlâkıdır. O tür kimselerin dikkatine şu ayeti kerimeler sunulur:

“Sözlerini bozmaları sebebi ile onları lânetledik ve kalplerini katılaştırdık. Onlar kendilerine zikredilen ahkâmın önemli bir bölümünü unutarak kelimelerin yerlerini (manalarını) tahrif ederler (değiştirirler).” (Maide: 13)

“Şimdi de onların size inanacaklarını mı sanıyorsunuz? Gerçek şu ki; onlardan bir zümre vardır ki, Allah’ın kelâmını işitirler sonra onu iyice anlamalarına müteakip bile bile tahrif ederlerdi.” (Bakara: 75)

“Ayetlerimizi az bir karşılık ile satmayın. Yalnız Ben’den korkun. Hakkı batıl ile karıştırmayın, bildiğiniz halde Hakkı gizlemeyin.” (Bakara: 41-42)

“Vay haline o kimselerin ki, kitabı elleriyle yazarlar sonra o yazdıkları şeyi az bir para karşılığında satmak için ‘Bu Allah katındandır’ derler. Ellerinin yazdıklarından ötürü vay haline onların! Yine kazandıklarından ötürü vay haline onların!” (Bakara: 79)

“Kendi kurdukları tarikatlari, İslâm Dinine uygundur, İslâm’dandır” demek, “O, Allah katındandır” demektir. Bu çağdaş şirki “haktır” diye müslümanlara pazarlayanların vay o haline.!!.

Bidat, bilindiği gibi şerî istilahta; İslâm’da olmayan bir şeyi sonradan bu da İslâm’dandır iddiasında bulunmaktır. Bunu da Rasul (SAV) şöyle red etmiştir:

“Kim bizim bu dinimizde olmayan bir şeyi sonradan ortaya koyarsa (dindendir iddiasında bulunursa) o red olunur.” (Buhari, Müslim)

“Her sonradan (din adına) ortaya konulan bidattır. Her bidat sapıklıktır. Her sapıklık da ateştedir.” (Buhari, Müslim)

“Bir toplum dinlerinde bir bidatı ihdas ettiği zaman, o bidatın misli sünnetten kaldırılır. Şu halde sünnete sarılmak bidat ihdas etmekten hayırlıdır.” (Ahmed b. Hanbel, Mişkatül Mesâbih, c.1, sf.66)

Allah’ın Dini, hayatın bir çok detayında dahi açıklama yaparken, hayatın üçte ikilik kesimi olan sosyal yaşantı ve yönetimi ihmal mi edilmiştir? O halde Allah’ın Dini nakıs bir din midir? Elbette ki hayır.. O din, her şey için bir açıklama getirmiştir. (Nahl: 89) Ve hayatın tamamını kuşatan bir kemaletle tamamlanmıştır. (Maide: 3)

“Kendisine bağlanıp nesilden nesile devredilecek” olunan, bidatlar değil sünnettir, dalâletler değil hidayettir, Peygamber kürsüsü ve minberinden anlatılıp bağlanmaya davet edilecek olunan husus da bidatlar değil, hidayet, İslâm olmalıdır. Bunun tersini yapanların vay o haline.!. İşte onlar Allah’ın Rasulü’nün tabiri ile sapıklığın kendilerinden çıkıp kendilerine döndüğü toplumun en şerli mahluklarıdırlar.!..

“Görmedin mi Allah nasıl bir misal getirdi? Güzel bir kelimeyi (kelime-i tevhidi), kökü yerde sabit dalları gökte olan güzel bir ağaca benzetti. O ağaç, Rabbinin izni ile her zaman yemişini verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara misaller getirir. Pis bir kelimenin (küfür kelimesinin) misali, gövdesi yerden koparılmış, o yüzden ayakta durma imkânı olmayan pis bir ağaca benzer.” (İbrahim: 24-26)

“(Allah) kâfirlerin kelimesini (inanç ve düşüncelerini) alçak kıldı. Allah’ın kelimesi ise (zaten) yücedir. Çünkü Allah daima üstündür, hikmet sahibidir.” (Tevbe: 40)

“Kim izzet ve şeref istiyorsa, bilsin ki izzet ve şerefin hepsi Allah’a aittir. O’na ancak güzel kelime (kelime-i tevhid) yükselir. Onu da Allah’a salih amel ulaştırır. Kötülükleri tuzak yapanlara gelince, onlar için çetin bir azap vardır. Ve onların tuzağı bozulur. (Fatır: 10)

Allah’tan korkun.

Ey müslümanlar !

Yahudi ve hıristiyan ahlâkı ile ahlâklanmış bu tür sapık ve saptırıcılara uymayın! Allah’ın şu kavline kulak asın:

“Kendilerine Kitap’tan nasip verilenlere baksana! Sapıklığı satın alıyorlar ve sizin de yoldan çıkmanızı istiyorlar!” (Nisa: 44)

Bütün bu hakikatlar unutturulup o köhne, pis, kokuşmuş küfür kelimesi şirin gösterilmeye, halka benimsetilmeye çalışılmaktadır. Ancak güneş, balçıkla sıvanamayacağı gibi hakikatlar da bütün çabalara rağmen dalkavuk ulema, Hoca efendi, şeyh, prof. gibi ünvanlarla halkı saptıran saptırıcı önderlerin varlığına rağmen örtbas edilemez ve edilemeyecektir.

Mü’minleri bu yola davet ediyoruz. “De ki; İşte benim yolum budur. Ben ve bana uyanlarla birlikte basiret üzere Allah’a (sadece Allah’a kulluğa) davet ediyorum. Allah’ı (ortaklardan) tenzih ederim. Ve ben müşriklerden değilim.” (Yusuf: 108)

SİZİN YORUMLARINIZ

Reklam

Namaz Vakitleri

GAZETE SAYFALARI

Gazete Manşetleri

Mekke Medine Kudüs Canlı Yayın

Mekke Medine Kudüs Canlı Yayın

Oyun ve Eğlence - Çocuklar İçin

Çocuklar için Oyun Eğlence

Twitter

Puan Tablosu

Takımlar
O
P
  • 1
    Galatasaray
    15
    32
  • 2
    Medipol Başakşehir
    15
    30
  • 3
    Fenerbahçe
    15
    29
  • 4
    Beşiktaş
    15
    27
  • 5
    Kayserispor
    15
    27
  • 6
    Göztepe
    15
    27
  • 7
    Trabzonspor
    15
    25
  • 8
    Bursaspor
    15
    24
  • 9
    Demir Grup Sivasspor
    15
    22
  • 10
    Teleset Mob. Akhisarspor
    15
    19
  • 11
    Kasımpaşa
    15
    18
  • 12
    Aytemiz Alanyaspor
    15
    17
  • 13
    Evkur Yeni Malatyaspor
    15
    16
  • 14
    Osmanlıspor FK
    15
    14
  • 15
    Atiker Konyaspor
    15
    14
  • 16
    Antalyaspor
    15
    14
  • 17
    Gençlerbirliği
    15
    12
  • 18
    Kardemir Karabükspor
    15
    8

Facebookta Mahihaber

2017 Dini Günler

2017 Dini Günler

tesbihatlar

tesbihatlar