Mahihaber - Dini Haberler - Diyanet Haberleri

Din görevlisinin ‘para’ ile imtihanı

2017-02-25 06:46:16
Din görevlisinin ‘para’ ile imtihanı

Allah rızası için yapılan sohbet veya Kur’an okutmak için para vermek ne kadar doğru? Bunu yapmak için para istemenin Allah katında karşılığı var mı? Galiba ilmin ve dinin izzeti ile maddî konular yan yana gelince maddiyat pek bir iğreti duruyor.

Teşvikiye Camii avlusu, alışık olduğu kalabalık günlerden birini yaşıyor. Bekleşen kadınlı-erkekli güruhun bugüne özel siyah elbiseler tercih ettiği gözden kaçmıyor. Kavurucu yaz sıcağı, şikâyetleri beraberinde getirirken, dışarıdakiler imamın bir an evvel öğle namazını bitirmesini bekliyor. Cami duvarına yaslanmış metal çelenklerin üzerindeki kabarık harfli isimlerin çokluğu ise musalla taşındaki mevtanın dünyadaki makamını gösteriyor. Neyse ki cemaat çıkıyor ve cenaze namazı kılınıyor. Omuzlara alınan tabut, son yıllarda sıkça rastlanan alkış seremonisiyle uğurlanıyor. Defin sonrası insanlar mezarlıktan bir bir ayrılırken, ölü evinin bir sakini imamın kulağına eğilerek usulca sesleniyor: “Hocam biz Kur’an bilmiyoruz, eve gelseniz kaç paraya okursunuz?”

Günümüzde din görevlilerinin birçoğu para ile Kur’an okutma talebiyle karşılaşıyor. Ne yazık ki herkes İlahî Kitab’ı okumayı bilmiyor. Allah Kelamı’yla nasiplenemeyince, ölülerinin arkasından Kur’an okutmak için para teklif ediliyor. Oysa Yüce Kitab’ımızı tilavet etmek ibadetlerin en büyüklerinden birisi. Cenâb-ı Hak muhtelif ayetlerde Ezelî Kelam’ı okuyan kimseleri medh ve sena ederek, onlara büyük mükâfatlar vereceğini vaat ediyor. Allah Resûlü de (sallallahu aleyhi ve sellem) her harf için on sevap verileceğini müjdeliyor. Bu açıdan ibadet ve dua mahiyetli yakarışların maddî ve dünyevî hiçbir amaç gütmeyen samimiyetle ve ihlasla yapılması gerekiyor. Dolayısıyla parayla Kur’an okuyana da, okutana da sorumluluk düşüyor.

Aslında işin başında “Başkası için para karşılığı Kur’an okunabilir mi?” sorusu akla geliyor. Hanefi mezhebinde ibadet karşılığında ücret almak haram olduğundan Allah Kelâmı’nı menfaat karşılığı okumak caiz görülmüyor. Hem zaten her işin en güzelini gösteren İnsanlığın Ebedî Rehberi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyuruyor: “Kur’an-ı Kerim’i tilavet ediniz. Fakat karşılığında ücret alıp menfaat sağlamayınız.” Ancak zaman içinde din eğitiminin aksamasından ve İslam şeairinin ortadan kalkmasından çekinildiği için Hanefi mezhebi ezan, imamet, vaaz ve Kur’an öğretmek mukabilinde ücret almaya cevaz veriyor. Böylece para karşılığında belirli kimselere bu vazife yaptırılıyor.

Uludağ Üniversitesi İslam Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hamdi Döndüren, sırf para için okumanın veya gösteriş için okutmanın ecir kazandırmayacağı gibi kişileri vebal altında bırakabileceğine dikkat çekiyor. Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu eski Başkanı Prof. Dr. Hamza Aktan ise mevlidin ve Kur’an’ın pazarlığa dayalı olarak okutulmasının işin ruhuna aykırı olduğu görüşünde. Bir bedel karşılığı yapılan dualar kabul edilmekten çok edilmemeye yakın olduğu için, işin başında belli bir miktar üzerinde pazarlık yapmış olmamak ve bir beklenti içinde bulunmamak kaydıyla mevlit ve Kur’an okunmasının caiz olduğunu ifade ediyor.

Hocalar da ikiye ayrılıyor: İlki; faydalı olma mülahazasını Allah rızası için yapanlar, ikincisi; okumayı geçim kaynağı olarak görenler. Fatih Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Hasan Yenibaş, dinî bilginin, para kazanmak için kullanılmasını mahzurlu görüyor. Zira para almak haram olmasa da insanların dinî ilmi, geçim kaynağı yapması doğru görülmüyor. Zaten Allah rızası için görev yapanlar ücret talep etmiyor. Cüzi miktarda alınan ücretleri ise ya vazifenin icrasındaki masraflara ya da talebelere sarf ediyor. Prof. Dr. Döndüren, uzak yer ve beldelerden ders, sohbet, konferans gibi hizmetler için vakit ayıran, başka çalışmalarına ara vererek gelen kimselerin seyahat masraflarını karşılamanın ya da belli ölçüler içinde hediye vermenin problem teşkil etmediğini görüşünde. Prof. Dr. Hamza Aktan ise bu konuda halkımızın müftüye ve özellikle mahalle imamına ikramda bulunmak istediği ve çeşitli vesilelerle yemek daveti verdiğini hatırlatıyor. Ancak yine de uyarıyor: “Din görevlisi hediye alabilir, yemek davetini kabul edebilir. Ama hediye ve davet beklentisi içinde olmamalıdır.”

Mevlit sonrası imamın kendisine verilen parayı alıp cebine koyduğu sahnenin, kalbi imana ısınmamış insanlardaki yansıması da üzücü oluyor. O imam efendinin durumu da ne yazık ki topyekûn imamların algısını lekeliyor. Oysa dinin, ilmin ve temsil edilen makamın izzeti var. Ve kimliği, konumu ne olursa olsun bir müminin dinini koruması gerekir. Hz. Ömer’in ifadesiyle, insan her zaman mümince davranmalı, dinin emini ve kefili olmaya gayret göstermeli ve böylece bir ömür boyu hep dinin itibar, kıymet, izzet ve şerefini korumaya çalışmalıdır. Bu duruma örnek olarak Üstad Bediüzzaman iki yıl Bitlis valisinin evinde ikamet ediyor. Bu süre zarfında evde yaşayan valinin kızlarına, birbirinden ayırt etmek için bile bakmıyor. Sorduklarında ise ilmin izzetini muhafaza etmek gerektiğini söylüyor.

İlahiyatçı Hasan Yenibaş, günümüz şartlarında panel ve sohbet gibi ortamlarda alınan paraya da dikkat çekiyor. Şehir dışında yapılan bir programın giderlerinin, organizatörler tarafından karşılanması gayet makulken, bunun dışında program başına para istemek uygun düşmüyor. Üstelik burslarıyla okunan insanların karşısına çıkıp yine onların parasıyla seminer vermek talihsizliğin ayrı bir göstergesi oluyor.

İdeal olan elbette ücret talep etmeden hizmet etmek. Nitekim Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de bizlere bu konudaki ölçüyü gösteriyor. Yâsin Sûresi’nin 21. ayetinde, “Yaptıkları hizmet karşılığında sizden hiçbir ücret talep etmeyen hakiki hidayet rehberlerine tabi olun.” buyruluyor ve ücret karşılığı nasihat edenlere tavır almak gerektiğine işaret ediliyor.

Bediüzzaman Said Nursî, 2. Mektup’ta da kendisine küçük bir hediye gönderen talebesine, neden hediye kabul etmediğini izah ediyor. “Ehl-i dalâlet, ehl-i ilmi; ilmi vasıta-i cer (para kazanma vasıtası) yapmakla itham ediyorlar… Bunları fiilen tekzip lazımdır. Sun’îlikten ve başkalarına esir olmaktan beni kurtaran bir parça kuru ekmeği yemek ve yüz yamalı bir elbiseyi giymek bana daha hoş geliyor. Başkalarının en âlâ baklavasını yiyip en süslü elbiselerini giymek sonra da onların hatırlarını saymaya mecbur olmak bana nahoş geliyor.” ifadeleriyle de bu uğurda görev yapan insanlara ulaşması gereken hedefi gösteriyor.

http://www.yenibahardergisi.com/y

SİZİN YORUMLARINIZ

Reklam

Namaz Vakitleri

Videoerk

videoerk

GAZETE SAYFALARI

Gazete Manşetleri

Mekke Medine Kudüs Canlı Yayın

Mekke Medine Kudüs Canlı Yayın

Twitter

Puan Tablosu

Takımlar
O
P
  • 1
    Galatasaray
    12
    26
  • 2
    Medipol Başakşehir
    12
    26
  • 3
    Beşiktaş
    12
    22
  • 4
    Kayserispor
    11
    19
  • 5
    Demir Grup Sivasspor
    11
    19
  • 6
    Bursaspor
    12
    18
  • 7
    Göztepe
    12
    18
  • 8
    Teleset Mob. Akhisarspor
    12
    18
  • 9
    Fenerbahçe
    11
    17
  • 10
    Aytemiz Alanyaspor
    11
    14
  • 11
    Evkur Yeni Malatyaspor
    11
    14
  • 12
    Trabzonspor
    11
    13
  • 13
    Antalyaspor
    12
    13
  • 14
    Kasımpaşa
    11
    12
  • 15
    Atiker Konyaspor
    12
    11
  • 16
    Kardemir Karabükspor
    11
    8
  • 17
    Osmanlıspor FK
    11
    8
  • 18
    Gençlerbirliği
    11
    8

Facebookta Mahihaber

2017 Dini Günler

2017 Dini Günler

tesbihatlar

tesbihatlar