Mahihaber - Dini Haberler - Diyanet Haberleri

Diyanet’in bilinmeyen tarihi

2017-02-25 06:04:15
Diyanet’in bilinmeyen tarihi

İşleri Başkanı Mehmet Görmez, ’in bilinmeyen tarihini anlattı.

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in konuşmasının satır başları:

Diyanet İşleri Başkanlığı 3 Mart 1924 yılında kurulmuş bugüne kadar aslında çok acıklı da bir tarihi vardır. Çok zor süreçlerden geçmiştir.

Toplum nezdindeki değeri, meşruiyeti daima yasaların önündeki meşruiyetin de önünde olmuştur. Çünkü toplumsal hayatın her anında var olmuştur. Diyanet toplumsal hayatın her yerinde hizmet yürüten bir müessesedir.

Diyanet’in ilk beş yılı, tarihin bıraktığı boşluğu doldurma çabasının içerisine girdiği beş yıldır. Fakat 1930’lara gelindiğinde Türkiye’de üzücü hadiseler yaşanacaktır. Dinin diyani kısmına dokunulmayacağı vadedildiği halde maalesef dinin diyani kısmına dokunulmuştur. Camilere girilmiştir, ezanlar değiştirilmiştir, ibadetler değiştirilmek istenmiştir.

Bu aşamada aslında Diyanet çok önemli bir vazife üstlenerek tarihi boyunca, dinin hassasiyetleri, milletin hassasiyetleri ve devletin hassasiyetlerini birlikte gözeten bir müessese olmuş. Fakat dinin ve milletin hassasiyetleri, devletin ya da hükümetin hassasiyetleri ile çeliştiği zaman –büyük bir iftiharla söylemek gerekir– daima dinin hassasiyetlerinin yanında yer alarak, milleti yanına alarak devleti düzeltmeye çalışmıştır. İstikameti korumaya çalışmıştır. Kırmadan, dökmeden, isyan etmeden, ettirmeden devlete bu yaptığın yanlış demiştir. Bunun üzerine 1930’larda o zaman 5 bin personeli vardır Diyanet’in. Bu 5 bin personel alınarak Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne verilir. Merkezde sadece Diyanet İşleri Başkanı, o zaman henüz yardımcısı da yoktur, birkaç kişi kalır. Ahmet Hamdi Akseki daima bütün hizmetlerde vardır. İki defa da idama mahkum edilecektir.

Bu inişli çıkışlı üzücü hadiseler, 1940’lı yılların sonuna kadar gelecektir. 1946-47’lere gelindiğinde ülkenin bütün düşünen insanları, yöneticileri, siyasetçileri; fikirleri, düşünceleri, ideolojileri ne olursa olsun “Biz hata ettik” demişler. Biz bu milletin dinini, imanını, din eğitimini yok sayarak yola devam etmemiz mümkün değil. Çünkü tarih sahnesinde bize millet olarak yüreklilik kazandıracak olan şey inancımızdır, dinimizdir, kimliğimizdir. Dinsiz kimlik olmaz. Tarih bize gösteriyor ki inancını kaybeden toplumlar kimliklerini kaybederler.

Bunun üzerine az da olsa imam-hatip liseleri, Ankara’da ilahiyat fakültesi kurulur. Bu arada Diyanet İşleri Başkanı Ahmet Hamdi Akseki çok büyük bir çaba içerisine girer, o 25 yıllık açıklığı doldurmak için çok yoğun çaba gösterir. Diyanet İşleri çalışanları tekrar değer kazanır. O zaman mecliste yapılan bütün konuşmalarda “Biz öyle bir noktaya geldik ki köylerimizden cenazemizi kaldıracak kimse kalmadı” denecektir.

1950’lerle birlikte Diyanet için yeni bir dönem başlayacaktır. 1960 yılına kadar bu devam edecektir. 1950’den 1960’a kadar Diyanet teşkilatı milletimizin gönlünde taht kuracaktır. Bir taraftan imam-hatip liseleri kurulacaktır, bu kaynak olacaktır. Bir taraftan Ankara ilahiyat fakültesine ilaveten Yüksek İslam Enstitüleri kurulacaktır. O yıllar önemli yıllar hakikaten.

1958 yılına gelindiğinde yavaş yavaş şartların değişmeye başladığını görüyoruz. Nereden görüyoruz? Eyüp Sabri Uzunluoğlu o zaman Diyanet İşleri Başkanı’dır. 1958’den 1960’a kadar bütün saldırılar Diyanet’e ve Diyanet İşleri Başkanlığı’na yönelik olacaktır. Aslında 1949’da 1950’li yıllarda da var böyle şeyler. Mesela Ahmet Hamdi Akseki bu ilk hamlelerini başlattığı zaman çok büyük zorluklarla karşılaşacaktır. O zaman Van milletvekili Ferit Mele’nin mecliste yaptığı çok ağır bir konuşmadan dolayı gece rahatsız olacaktır. Ve hastaneye kaldırılacaktır. Hatta bunu tarihler yazmaz ama inşallah ileride yazacak. Bunu da ilk defa burada bugünkü Diyanet İşleri Başkanı’nın ağzından duyunuz; aslında Ahmet Hamdi Akseki’nin vefatı sıradan bir vefat değildir. Böylesine üzücü hadiseden sonra geçirdiği kalp krizi neticesinde vefat etmiştir.

1958 ile 1960 yılları arasında da en büyük saldırılar Diyanet’e yapılıyor çünkü anlaşılıyor ki ihtilalin alt yapısı hazırlanıyor. 1960’ta ihtilal olur ve Diyanet İşleri Başkanı görevden alınır. O zaman Türkiye’nin en büyük alimlerinden birisi İstanbul müftüsüdür. Ömer Nasuhi Bilmen Diyanet İşleri Başkanı olur.

Ömer Nasuhi Hoca başkan olarak atanır. İstanbul’dan trene biner ve Ankara Garı’na indiğinde bir polis memuru ile bir şoför kendisini arabaya alırlar. Hocam sizi otelinize götürüyoruz deyince “Hayır olmaz” der. “Nereye gitmek istiyorsunuz?” diye sorduklarında “Önce Eyüp Sabri Hayırlıoğlu’nun evine gidelim” der. Tabi polis memuru şaşırmıştır. Yolda, Opera’nın orada arabayı sağa çeker. Arkasına döner “Hocam, bu ülkede bir ihtilal oldu, biliyor musun?” Hoca “Biliyorum, evladım” der. “Bu ihtilal Diyanet işleri başkanını görevden aldı biliyor musun?”, hoca “Biliyorum” der. “Seni de Diyanet İşleri Başkanı yaptı.” “Evet, biliyorum”. “Peki, yeni Diyanet işleri başkanının Ankara’ya geldiğinde ilk görevi görevden azledilen Diyanet İşleri Başkanı’nı ziyaret etmek mi olmalıdır” der. Hoca, “Evladım, siz gitmek istemiyorsanız ben evi bilirim, yaya da giderim” diyor. Ve gidiyor, kapı çalınıyor. Karşısında Ömer Nasuhi Hoca’yı görünce şaşırıyor tabii. Ömer Nasuhi Bilmen:

“Efendim, bana bir vazife yüklediler. Ben de Ankara’ya geldim o makama, göreve başlamadan önce sizden izin almaya geldim.”

Eyüp Sabri Hoca Ömer Nasuhi Hoca’yı içeri alır ve ona: “Devir devri mefsedet devri, celvi maslahat devri değil. Zor günler geçireceğiz. Ben hamdettim Allah’a seni bu makama getirdiler. Çünkü sen yine devletimizi, milletimizi Diyanet’in tarihinde olduğu gibi nice kötülüklerden, yanlışlıklardan vazgeçireceksin inşallah.” der.

İcazeti Ömer Nasuhi Hoca’ya böylelikle vermiştir. Tabi hoca göreve başlar ve 8 ay sonra istifa etmek zorunda kalır. Çünkü o zaman Menderes ve arkadaşlarının idamıyla ilgili “katillerinin dinen de caiz olduğu hatta vacip olduğu”na dair bir hutbe isnat etmek isterler. O kabul etmez.

İrfan Gündüz: Bunları hiç bilmiyoruz?

“Diyanet’in tarihi bilinmez” hocam. Diyanet’in tarihini yazacağız inşallah. Bu çok önemli.

Türkiye’de din-devlet ilişkileri Diyanet’in tarihi bilinmeden yazılmaz, yazılamaz. Ve bizim gelecek kuşaklarımıza nasıl bir miras bıraktığımızı görmeleri bakımından da bu tarihin çok incelikli olarak yazılması lazım.

Ömer Nasuhi Bilmen 8 ay sonra görevden alınır. Ankara ilahiyatta hadis hocası olan Hasan Hüsnü Erdem Hoca Diyanet İşleri Başkanı olur. Tabii, orada da bir müddet sonra kendisine yardımcı tayin edilir. Yardımcının görevi ve ünvanı tuğgeneraldir. Tuğgeneral Sadettin Evrin Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı yapılır. Bazı şeyleri ona da kabul ettiremezler. O da istifa eder ve görevden ayrılır. Arkasından, anayasa mahkemesi başkanlığından emekli olmuş Mehmet Tevfik Gerçeker Diyanet İşleri Başkanı olur. Fakat o zatın da bilhassa Diyanet’in toplum nezdinde o gönüllerdeki yerine hitap edecek bir konumu olmamış. Arkasından tekrar ihtilal döneminden çıkıp seçimler başlayınca, demokrasi işlevsel hale gelince İbrahim Bedreddin Elmalılı Diyanet İşleri Başkanı olur.

İbrahim Bedreddin Elmalılı, dirayetli bir insandır. İlk defa Tunus’a bir ziyaret gerçekleştirmek üzere davet alır. Fakat kendisine bu izin verilmez. Neden? Çünkü 1924’ten 1965 yılına kadar hiçbir Diyanet İşleri Başkanı resmi bir hüviyetle yurtdışına çıkmamış, çıkmasına izin verilmemiştir. Uzun hikaye tabii… Sonradan hocaya izin verilir. Tunus’ta çok iyi karşılanır. Türkiye’de o zaman “şeyhülislam gibi karşılandı” vs. gibi gazete başlıkları atılır, tartışılır.

Bu gezi devam ederken Libya’dan bir davet gelir. O zaman Senusiler Libya’yı idare ediyor. “Osmanlı’dan ilk defa bir Diyanet İşleri Başkanı buraya kadar geldi. Lütfen, sizin ayaklarınız bizim ülkemize değmeden dönmeyin. Bingazi’ye gidelim, sizi Bingazi’den İstanbul’a gönderelim” diyeceklerdir. Elmalılı, Bingazi’ye izinsiz geçtiği için bir nota ile “Hoca gerekirse derdest edilerek, uçağa bindirilip gönderilmesi” diye talep edilir. Dış İşleri Bakanlığı Libya’dan böyle ister. Hoca Türkiye’ye geri döner. Kendisinden derhal görevi terk etmesi istenir bundan dolayı. Niye bunları anlatıyorum:

Çünkü bir Afrika ülkesine gittiği için istifa etmek zorunda bırakılan Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan bugün Afrika’nın 40 noktasında hizmet yürüten bir Diyanet İşleri Başkanlığı’na geldik. Nereden nereye geldiğimizi görmek açısından bunu paylaşıyorum.

http://www.islamveihsan.com/diyanetin-bilinmeyen-tarihi.html

SİZİN YORUMLARINIZ

Reklam

Namaz Vakitleri

GAZETE SAYFALARI

Gazete Manşetleri

Mekke Medine Kudüs Canlı Yayın

Mekke Medine Kudüs Canlı Yayın

Oyun ve Eğlence - Çocuklar İçin

Çocuklar için Oyun Eğlence

Twitter

Puan Tablosu

Takımlar
O
P
  • 1
    Galatasaray
    15
    32
  • 2
    Medipol Başakşehir
    15
    30
  • 3
    Fenerbahçe
    15
    29
  • 4
    Beşiktaş
    15
    27
  • 5
    Kayserispor
    15
    27
  • 6
    Göztepe
    15
    27
  • 7
    Trabzonspor
    15
    25
  • 8
    Bursaspor
    15
    24
  • 9
    Demir Grup Sivasspor
    15
    22
  • 10
    Teleset Mob. Akhisarspor
    15
    19
  • 11
    Kasımpaşa
    15
    18
  • 12
    Aytemiz Alanyaspor
    15
    17
  • 13
    Evkur Yeni Malatyaspor
    15
    16
  • 14
    Osmanlıspor FK
    15
    14
  • 15
    Antalyaspor
    15
    14
  • 16
    Gençlerbirliği
    15
    12
  • 17
    Atiker Konyaspor
    14
    11
  • 18
    Kardemir Karabükspor
    14
    8

Facebookta Mahihaber

2017 Dini Günler

2017 Dini Günler

tesbihatlar

tesbihatlar