Mahihaber - Dini Haberler - Diyanet Haberleri

Ekran Ulemalarına Bir Kaç Söz

2017-02-25 06:04:13
Ekran Ulemalarına Bir Kaç Söz

Siyasete daldık gidiyoruz. Ramazan-ı Şerif ne oldu haberimiz yok.
Gafletin bir başka çeşidi yaşadığımız. ‘Bilinç’ kisvesiyle aramızda dolaşıyor.
Hızla geçip gidiyoruz Ramazan’ın içinden. Tramvayla pazar yapmak gibi.
Bu gün (dün) bizim mahallenin pazarıydı. Pazar yaptım. Herhalde buradan çağrışım yaptı.
Acelem vardı, pazarın hemen girişindeki pazarcılardan aldım gittim. Bunlar, galiba bir sülale. Tezgahın başında on kişi var.
Nereli olduklarını sormadım ama Kürtler. Esnaflıkları da iyi.
Ramazan’da insanın kafası başka bir ‘işletim sistemi’yle çalışıyor herhalde. Neyi hatırladım.
Otuz seneye yaklaştı, Kocamustafapaşa’daki Cuma Pazarı’nda Sabah Kara’ya rastladım. (Şimdi de rastlasam iyi olur.)
O zaman da Kürt pazarcılar vardı.
Sabah, Kürtçe konuşana muamelelerinin daha iyi olduğunu söyledi. Şimdi hepsi profesyonel oldu. Kürtçe konuşmasan da iletişimleri iyi.
Tamam da, tramvay neydi o deminki?
Tramvay?
Biz de Ramazan-ı Şerif’in içinden transit geçiyoruz. Odur herhalde. Ramazan kafası, troleybüs demediğime dua edin.
Bugün, Ramazan’ı bahane ederek, sağda solda söyleyip de henüz yazmaya fırsat bulamadığım bir bahsi açacağım.
Hocalar.
Ekran hocaları.
Ben ilmi sohbet dinlemeyi severim.
Dinlerken yeni bir şey öğrenmeyi ümid ederim.
Ekrandaki hocanın, bir kaç dakika içinde, beylik lafların ötesine geçip ciddi ciddi, bir şey öğreteceğini hissedersem, dinlemeye devam ederim.
Eğer ilimden ümidim yoksa, üslubuna, anlatım zenginliğine, bakarım.
Gerçekten, bazıları çok renkli, çok eğlenceli anlatıyor.
Bazılarınınsa şivesi çok tatlı.
Mesela, Necmettin Nursaçan Hoca, babamın da arkadaşıdır. Hem ilim sahibidir, hem de şivesi tatlıdır.
Cevat Akşit Hoca da güzel bir Ege şivesiyle konuşuyor.
Ömer Döngeloğlu’nun Tokat şivesi de yabana atılamaz.
Ömer Hoca’yı ben, Hilmi Oflaz’ın cenazesinde tanıdım. O gün beni ağlatmıştı.
Bu hocalar ve diğer hocalar, başka Müslümanları çalakalem tekfir etmiyorsa, ben bunları dinleyebiliyorum.
Fakat, bazı şeyler, beni, ekranda hoca dinlemekten soğutuyor.
Nedir o şeyler?
Profesyonellik.
Hocalığın değil, ekranın profesyonelliği.
Tamam, hocalığın profesyonelliği de matah bir şey değil.
Böyle işlerde içtenlik önemlidir, karşılıksızlık önemlidir.
‘Ucuz bir fiyata satmamak’ önemlidir.
‘Kuldan ecir istememek’ önemlidir.
Fakat sonuçta bir iş görülüyor.
Adam, evinden kalkıp stüdyoya geliyor, bir kaç saatini oralarda harcıyor.
Uykusuz kalıyor. Çoluk çocuğundan ayrı kalıyor.
Bu durumda, işin ücrete tabi olması normal.
Yeter ki, hocalar, doğruyu söylesin.
Bilmediği durumlarda gürültüye getirmesin, ‘çalışayım, bir dahaki programda anlatayım’ diyebilsin.
Demiyor bazıları, okumamış, bilmiyor, göz göre göre sallıyor.
Bazıları da, dinin köşeli taraflarını seyircinin veya rical-i devletin hatırı için yuvarlıyor.
(28 Şubat’ta daha çoktu bu ‘yuvarlama’lar.)
Asıl demek istediğim ‘profesyonelleşme’ başka.
Bazı hocalarla konuştum bunu.
Şimdi hocam, diyelim, Kerbela’yı anlatıyorsun.
Birinci defa anlattın. Sözün bir yerinde, dinleyicinin çok duygulandığını gördün.
İkinci anlatışta, aynı yerdesin.
Ve üçüncüde. Dördüncüde, beşincide…
Biliyorsun, şimdi bir şey diyeceksin ve dinleyenler ağlayacak. Ve diyelim kırkıncı defa bu tekerrür edecek.
Rutinleşmiyor mu?
Bir oyununun repliğini yüzüncü defa tekrarlar gibi… Yani, seyirci açısından değil. Seyirci bunu fark etmeyebilir.
Hoca’nın kendisi açısından.
Sıradanlaşmıyor mu? Olay, senin için, her gün kullanılan bir anlatım nesnesine dönüşmüyor mu?
Ben, işte bazen böyle siyasi önemi olmayan, fuzuli konulara takılıyorum!
Çağrı filminde Hamza rolünü oynayan veya Bilal-i Habeşi’yi, Zeyd’i, Sümeyye’yi oynayan oyunculara da takılmıştım.
Hadi ötekilerin insanın zihnine yerleşecek kadar uzun sahnesi yok ama Anthony Quinn filmin her tarafında.
Hepimizin bir Hamza’sı var. Simasını tarif edemediğimiz ama hissettiğimiz, bir Yiğit, bir Şehit sahabi…
Filmi seyrettikten sonra, muhayyilemizdeki ‘Seyyidina Hamza’nın yerine başka bir suratın, bir artist suratının yerleşme ihtimali yok mu?
Yanlış anlaşılmasın, o va’zu nasihatları da, usulünce çalışılmış filmleri de lüzumsuz görmüyorum.
Bu ‘cehalet çağı’nda, bakarsın insanlar bir şey öğrenir.
Ama doğru yöntemin, yüzyüze ve yaşayarak insandan; okuyarak kitaptan öğrenmek olduğunu söylemek istiyorum.
Uygun görürseniz, bu benim Ramazan yazım olsun.
Ramazan-ı Şerif’iniz mübarek olsun.

http://www.gazeteciler.com/

SİZİN YORUMLARINIZ

Reklam

Namaz Vakitleri

GAZETE SAYFALARI

Gazete Manşetleri

Mekke Medine Kudüs Canlı Yayın

Mekke Medine Kudüs Canlı Yayın

Oyun ve Eğlence - Çocuklar İçin

Çocuklar için Oyun Eğlence

Twitter

Puan Tablosu

Takımlar
O
P
  • 1
    Galatasaray
    15
    32
  • 2
    Medipol Başakşehir
    15
    30
  • 3
    Fenerbahçe
    15
    29
  • 4
    Beşiktaş
    15
    27
  • 5
    Kayserispor
    15
    27
  • 6
    Göztepe
    15
    27
  • 7
    Trabzonspor
    15
    25
  • 8
    Bursaspor
    15
    24
  • 9
    Demir Grup Sivasspor
    15
    22
  • 10
    Teleset Mob. Akhisarspor
    15
    19
  • 11
    Kasımpaşa
    15
    18
  • 12
    Aytemiz Alanyaspor
    15
    17
  • 13
    Evkur Yeni Malatyaspor
    15
    16
  • 14
    Osmanlıspor FK
    15
    14
  • 15
    Atiker Konyaspor
    15
    14
  • 16
    Antalyaspor
    15
    14
  • 17
    Gençlerbirliği
    15
    12
  • 18
    Kardemir Karabükspor
    15
    8

Facebookta Mahihaber

2017 Dini Günler

2017 Dini Günler

tesbihatlar

tesbihatlar