Mahihaber - Dini Haberler - Diyanet Haberleri

En Sevimsiz Helali Yaşamamak ya da Misakta Sabır

Kur’an-ı Kerim’de yemin taahhütle gerçekleşmiş akit anlamındaki “misak-ı galiz” tamlamasının peygamberlere kullanılması erkeklerin hanımlarına verdikleri nikâh akdi için de kullanılması hayli manidardır.

2017-08-16 23:16:00
En Sevimsiz Helali Yaşamamak ya da Misakta Sabır

Güçlü söz: Misak

Ailenin kurulmasına, erkek ile kadının birlikte yaşamasına, karşılıklı yardımlaşmalarına imkân veren ve taraflara karşılıklı hak ve ödevler yükleyen bir sözleşme, bir akittir nikâh.

Bir sözleşme olması sebebiyle hukuki boyutu vardır ve bundan ötürü dinin, toplumun ve kanunların üzerine söz söylediği, ilke ve kurallarla şekillendirdiği bir yapı ve kurumdur. Tarafların haklarının, doğacak çocuklarla yeni nesillerin korunması, toplum yapısının bu en küçük nüvesinin muhafaza edilmesi ile mümkün olabilecektir. Bu sebeple son derece bireysel bir karar olarak görünen evlilik ve bu kararın akde dönüşmüş hâli nikâh tüm toplumu ilgilendirmektedir.

Nitekim Kur’an-ı Kerim’de yemin taahhütle gerçekleşmiş akit anlamındaki “misak-ı galiz” tamlamasının Hz. Muhammed (s.a.s.), Hz. İbrahim (a.s.), Hz. Musa (a.s.) ve Hz. İsa (a.s.) gibi peygamberlerin peygamberliği kabul ile dine davet, Allah’ın emirlerini tebliğ ve icra etmeye ant ile verdikleri söz için kullanıldığı gibi (Ahzab, 33/7.) erkeklerin hanımlarına verdikleri “sağlam bir teminat” (Nisa, 4/21.) yani nikâh akdi için de kullanılması hayli manidardır.

Ayet-i kerimelerde bu denli güçlü bir söz olarak tanımlanan nikâh akdinin tabiatıyla bozulması da hoş görülmemektedir. Nikâh akdinin bozulmasının yüce Allah’a “en sevimsiz” gelen meşru işlerden biri olması (Ebu Davud, Talak, 3.) bu akdin önemi ve hiç şüphesiz boşanmanın ortaya çı- karacağı bireysel ve toplumsal sıkıntı, güçlükler ve olumsuzluklar sebebiyledir.

Bu sebeple evliliğin ciddiyetle, bilinçle, sağlam ve güçlü duygular ile yapılması gerekmektedir. “Yürümezse bitiririz”, “deneyelim” mantığı ile bu güçlü söz verilmemeli, bu güçlü sözü veren ve yüklenen çiftlere ve ailelere de bu yolda köstek olunmamalıdır. Bir çiftin boşanması kadar boşanmaya yol aç- manın, sebebiyet vermenin de Allah’a en sevimsiz geldiği göz ardı edilmemelidir.

 

Bir yastıkta kocayamamak

Nikâhın, hukuki ve dinî boyutu yanında göz ardı edilemez içsel, duygusal bir boyutu daha vardır. Kur'an-ı Kerim'de nikâhın bu boyutunun çiftlere huzur, sevgi ve karşılıklı merhameti sağladığı anlatılmakta; kadın ve erkeğin bu duygularının, yaklaşımlarının yüce Yaratıcının varlığına delil olduğu ifade edilmektedir. (Rum, 30/21.)

Belki de boşanmanın en sevimsiz kabul edilmesinin sebebi çiftler arasında sevgi, merhamet ve huzuru var eden yüce Allah’ın, bu duyguların yok olması, kulunun mahzunluğu ve mağduriyeti karşısında duyduğu rahatsızlıktır. Zira tüm toplumu etkileyen olumsuz yönlerinin ötesinde boşanma en öncelikle çiftin ve varsa bu konunun direk muhatabı olan çocuklar üzerinde yıpratıcı ve tahrip edici etkiler göstermektedir.

Zaten boşanma ile sonuçlanacak bir evlilik hayatında çiftler belli sorunlar yaşamakta bu sorun ve sıkıntılar psikolojik bakımdan yıpranmalarına sebep olmaktadır. Buna ilaveten boşanma sürecinin getirdiği bazı yeni problemler, zorluklar ve nihayetinde boşanma sonrası sürecin de duygusal bakımdan da kolay olmadığı aşikârdır. Çok bilinmeyenli denklem Uzun vadeli pek çok güzel duygu, ümit, hayal ve hedef ile kurulan yuvalar yıkılmakta, yapılan nikâhlar maalesef farklı sebeplerle bozulabilmektedir.

Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Hüdayar Cihan Güngör boşanmaya götüren süreçte sebeplerin bireysel olarak, çift ve geniş aile temelinde ele alınması gerektiğini ifade ediyor.

Güngör: “Bireysel olarak, kişilerin evlenmeden önce evlilikten ne bekledikleri, kendilerini eş olarak nasıl konumlandırdıkları, kendilerini yetiştiren aileden bireysel olarak ne kadar farklılaşabildikleri ve psikolojik olarak ne kadar sağlıklı oldukları önemlidir. Çift olarak, evlendikten sonra birbirlerine uyum sağlayabilmek için evliliklerine ne kadar yatırım yapmaya devam ettikleri, evlilikten beklentilerinin ve yaşam felsefelerinin ne kadar örtüştüğü, ebeveyn olduktan sonraki süreçte hâlâ çift olarak birbirleriyle ne kadar zaman geçirdikleri ve ilişkilerine yatırım yapmaya devam ettikleri ve çocuk olduktan sonra ebeveynliğe uyum sağlama süreçleri dikkat edilmesi gereken bir diğer husustur. Bizim gibi aile ilişkilerinin önemli olduğu kültürlerde çiftlerin kendi sınırlarını belirleyerek “biz” olmayı başarabilmeleri ve geniş aileden gelecek müdahaleleri bu süreçte yönetebilme süreçleri de göz önünde bulundurulmalıdır” diyor.

Bazı sebepler boşanmaya götürebilirken bazıları boşanmayı zorunlu kılabilmektedir. Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı Dr. Ülfet Görgülü:“Evliliğin sürdürülmesini zorlaştırıcı nitelik taşıyan kimi hastalık ve kusurlar, kocanın imkânı olduğu hâlde ailesinin geçimiyle ilgili sorumluluğunu yerine getirmemesi, eşlerin birbirine karşı nefret duymaları, evlilik hukukuna riayet etmemeleri, kocanın şiddet uygulaması gibi fena muamele ve geçimsizlik ile aldatma durumları genel olarak boşanma sebepleri arasında kabul edilmiştir ve eğer Kur’an’ın önerdiği tüm tedbirler alınıp evliliği kurtarmaya yönelik her türlü çabanın gösterilmesine rağmen müspet sonuç alınamamışsa boşanma da ilke olarak benimsenmiştir. Sevgi ve saygının tüketildiği, evin huzur ortamı olmaktan çıkıp adeta cehenneme döndüğü, kalplerin kırılıp onurların heder edildiği bir ortamda evliliğin sürdürülmesini şart koşmak ve boşanmaya geçit vermemek elbette realiteye uygun düşmezdi. Bu itibarla ihtiyaç durumunda boşanma başvurulacak son çare olarak meşru kabul edilmiştir.” demektedir.

Boşanma sebeplerinin evlilikten evliliğe farklılık gösteren öznel yönleri bulunmakla birlikte kültürel, ekonomik, toplumsal değişimlerden kaynaklanan yönleri de vardır. Ancak bu sebepler çok karmaşık ve iç içe geçmiş karakterde olabilirler. Aynı durum bir kişi için boşanma sebebi kabuledilirken bir başkası için öyle görülmeyebilir. Bu sebeple bireysel farklılıklar ve öznellikler boşanma sebeplerini, çok bilinmeyenli bir denkleme dönüştürebilmektedir.

Esas olan çiftlerin bu sebepler karşısındaki tercihlerinin, yaklaşımlarının ve evliliği devam ettirme isteklerinin, sorunlarını çözmek için atılacak adımların ve gösterilecek çabanın değerli olduğunu unutmamaktır. Ya iyilikle geçin ya güzellikle bırak Evliliğin devamı için olduğu kadar boşanmanın da doğru ve usulüne uygun gerçekleşmesi için gayret edilmesi dinî bir gereklilik olarak karşımıza çıkmaktadır. Kur’an’ın boşanmayı bir süreç olarak ele alması, ortaya koyduğu detaylı ilke ve yöntemlerle bu konuda yönlendirmede bulunması dikkat çekicidir.

Çiftlerin boşanmayı bir zorunluluk olarak gördükleri durumda bunu bir sürece yaymak suretiyle verilecek kararın sağlıklı olması sağlanarak ani ve fevri uygulamaların önü kesilecektir.

Görgülü, boşanma sürecine girilmeden takip edilecek adımları şöyle açıklamaktadır: “Kur'an-ı Kerim eşler arası problemlerin çözümünde konuşup, anlaşma yolunu ilk yöntem olarak sunmaktadır. (Nisa, 4/34, 128.) Bunun için eşlerin iyi niyetle, önyargısız birbirini dinlemeleri, anlamaya çabalamaları ve öfkelerini kontrol etmeleri gerekir. (Âl-i İmran, 3/134.) Buna rağmen sorunlar, eşlerin kendi arasında çözebileceği boyutu aşmışsa bu durumda aile büyükleri ve yakın akrabanın ya da güven duyulan kimselerin tecrübe ve hakemliğine müracaat edilir. (Nisa, 4/35.) Burada önemli olan eşler arasında yaşanan sorunların dal budak salmadan, mahkemeye aksedip toplumsal boyuta taşınmadan önce aile içinde çözümlenebilmesidir. Kur’an-ı Kerim, aile büyüklerine eşler arası anlaşmazlıklarda yapıcı bir rol üstlenip, problemlerin çözümüne bilgi ve tecrübeleriyle katkı sağlamak gibi bir sorumluluk yüklemiştir. Dolayısıyla aileler ve hakemlik görevini üstlenen kimseler adil olmalı, kendilerini haklı, karşı tarafı haksız görerek, önyargı ile değil, yüce Kitabımızın uyarısı doğrultusunda hareket etmelidirler. (Nisa, 4/58, 135.) Bu süreçlerin ardından anlaşma sağlanamayıp son çare olarak boşanmaya gidilmişse, bu durumda da dinî ve ahlaki ölçülere uygun hareket edilmesine önem verilmelidir. Kerim Kitabımız ayrılık aşamasında da kişilik haklarına saygılı olunması ve boşanmanın düşmanlığa dönüştürülmemesi, husumetin sürdürülmemesi için uyarıda bulunmaktadır. (Talak, 65/6.)” Boşanma sürecini ilkelerle belirleyen Kur’an, boşanmada da “iyilik” ilkesini arar. Bakara Suresi 229. ayette “Boşanma iki defadır. Her ikisinden sonra ya iyilikle evlilik içinde tutmak ya da güzellikle serbest bırakmak gerekir” buyuran Kur’an, boşanan eşlere, karşılıklı ilişkilerde “iyilik ve güzelliği” emrederek, bu süreci birbirleri için kolaylaştırmalarını istemiştir. İlişkileri gerecek her türlü haksız tutum ve davranışı yasaklamıştır.

Görgülü, “Kesin ayrılık gerçekleştikten sonra eşler birbirine yabancı hâle gelmekte, aralarındaki mahremiyet ortadan kalkmaktadır. Bu yüzden boşanan eşlerin çeşitli nedenlerle aynı evde yaşamayı sürdürmeleri dinen mümkün olmadığı gibi birbirlerinin özel hayatlarına müdahale etme yetkileri de bulunmamaktadır. Özellikle erkeğin boşandığı eşi üzerinde söz sahibi olduğunu düşünmesi, söz ve davranışlarıyla eski eşini rencide etmesi, ayrılmış olmanın intikamını alırcasına zor kullanmaya kalkması dinen kesinlikle tasvip edilemez. Diğer yandan boşanmayı düşmanlığa dönüştürmek, eşlerin birbirlerine duydukları nefreti çocuğa yansıtması çocuğu anne, baba ve diğer akrabalardan soğutmaya çalışmak gibi gayrı ahlaki tutum ve davranışların da dinen onaylanması mümkün değildir” demektedir.

Hakka riayet, hatıraya hürmet 

Boşanma, adabına uygun gerçekleştirilmeli, gerek ekonomik gerek duygusal karşılıklı haklar ihlal edilmemelidir. Evlilik hayatı içinde yaşanan iyi, kötü her şeyin mahremiyet bilinci ile korunması, ifşa edilmemesine dikkat edilmelidir. Özellikle çocuğun varlığının söz konusu olduğu durumlarda boşanılan kişinin çocuğumuzun annesi/babası olduğu unutulmadan hareket edilmelidir. Güngör, “Boşanma çok sancılı ve tarafların kamplara ayrıldığı bir süreç ise ne yazık ki en büyük zorluğu ve sıkıntıyı çocuklar çekmektedir” tespitinde bulunmaktadır. Bu sebeple boşanma sonrasının tahribe devam edilen değil yeniden sağaltmaya yönelik olmasına dikkat edilmelidir. Çiftlerin yeni bir hayat kurabilmesi ve gerek bireysel gerek toplumsal düzlemde boşanmanın vereceği olumsuzluklardan korunabilmesi ancak böylelikle mümkün olabilecektir.

Dr. Fatma Bayraktar KARAHAN Diyanet İşleri Uzmanı

Diyanet Aile Dergisi - Kasım Sayısı

SİZİN YORUMLARINIZ

Reklam

Namaz Vakitleri

GAZETE SAYFALARI

Gazete Manşetleri

Mekke Medine Kudüs Canlı Yayın

Mekke Medine Kudüs Canlı Yayın

Oyun ve Eğlence - Çocuklar İçin

Çocuklar için Oyun Eğlence

Twitter

Puan Tablosu

Takımlar
O
P
  • 1
    Galatasaray
    15
    32
  • 2
    Medipol Başakşehir
    15
    30
  • 3
    Fenerbahçe
    15
    29
  • 4
    Beşiktaş
    15
    27
  • 5
    Kayserispor
    15
    27
  • 6
    Göztepe
    15
    27
  • 7
    Trabzonspor
    15
    25
  • 8
    Bursaspor
    15
    24
  • 9
    Demir Grup Sivasspor
    15
    22
  • 10
    Teleset Mob. Akhisarspor
    15
    19
  • 11
    Kasımpaşa
    15
    18
  • 12
    Aytemiz Alanyaspor
    15
    17
  • 13
    Evkur Yeni Malatyaspor
    15
    16
  • 14
    Osmanlıspor FK
    15
    14
  • 15
    Atiker Konyaspor
    15
    14
  • 16
    Antalyaspor
    15
    14
  • 17
    Gençlerbirliği
    15
    12
  • 18
    Kardemir Karabükspor
    15
    8

Facebookta Mahihaber

2017 Dini Günler

2017 Dini Günler

tesbihatlar

tesbihatlar