Mahihaber - Dini Haberler - Diyanet Haberleri

Hakîkî Müslüman Budur

2017-02-25 06:41:46
Hakîkî Müslüman Budur


Allahü teâlânın, kullarının nasıl olmasını istediği Kur’an-ı kerimde ne güzel açıklanmaktadır: Furkan sûresinin 63-69. âyet-i kerimelerinde meâlen, (Rahmânın [yâni kullarına acıması çok olan Allahü teâlânın fazîletli] kulları, yer yüzünde gönül alçaklığı ve vakâr ile yürürler.

Câhiller kendilerine sataştığı zaman onlara, (sağlık, esenlik size) gibi güzel sözler söyliyerek doğruluk ve tatlılıkla günahtan sakınırlar. Onlar, Rableri için, secde ve kıyâm ederek [yâni namaz kılarak] gecelerler. [Ona hamd ederler. ] Onlar (Rabbimiz Cehennem azâbını bizden uzaklaştır. Doğrusu Onun azâbı devamlı ve acıdır, orası şüphesiz ne kötü bir yer ve ne kötü bir duraktır) derler. Onlar sarf ettikleri zaman, ne isrâf, ne de cimrilik ederler, ikisi ortası bir yol tutarlar ve kimsenin hakkını kesmezler.

Onlar Allaha ortak koşmazlar. Allahın haram ettiği cana kıyıp, kimseyi öldürmezler. [Ancak suçluları cezâlandırırlar. ] Zinâ etmezler). Ve 72-74. âyetlerinde, ([Allahü teâlânın sevdiği, fazîletli kullar], Yalan yere şehâdet etmezler. Faydasız ve zararlı işlerden kaçınırlar. Böyle faydasız veya güçle yapılan bir işe tesâdüfen karışacak olurlarsa, yüz çevirip vakârla uzaklaşırlar.

Kendilerine Allahın âyetleri hâtırlatıldığı zaman, körler ve sağırlar gibi görmemezlik, dinlememezlik etmezler. Onlar, (Yâ Rabbî, bize zevcelerimizden ve çocuklarımızdan gözümüzü aydınlatacak sâlih kişiler ihsân et! Bizi, Allaha karşı gelmekten sakınanlara önder yap! diye yalvarırlar) buyurulmuştur.

Bundan başka, Sâf sûresinin ikinci ve üçüncü âyetlerinde meâlen, (Ey îman edenler! Yapmadığınız bir şeyi niçin söylersiniz?Yapamadığınız şeyi yaptık demeniz, Allah katında büyük öfkeye sebep olur) buyurulmuştur ki, bu da, bir insanın yapamıyacağı bir şeyi vaat etmesinin, onu Allah katında kötü kişi yapacağını göstermektedir.

Hakîkî müslüman, dînine, anasına, babasına, hocasına, âmirine, memleketin büyüklerine ve kanûnlara karşı son derecede saygılıdır. Lüzûmsuz şeylerle uğraşmaz. Ancak faydalı şeylerle meşgûl olur. Kumar oynamaz. Vaktini boş geçirmez.

Hakîkî müslüman, ibâdetini tam yapar. Allahü teâlâya olan şükrân borcunu öder. İbâdetini, yalnız lâf olsun veya yasak ortadan kalksın diye yapmaz. İbâdetini, büyük bir arzu, istek, sevgi ile yapar. Allahü teâlâdan korkmak demek, Onu çok sevmek demektir. İnsan, nasıl çok sevdiği bir kimsenin üzülmesini istemez ve onu üzeceğim diye korkarsa, Allahü teâlâya ibâdet de, Ona olan sevgimizi isbâtlıyacak bir şekilde yapılmalıdır.

Allahü teâlânın bize verdiği nîmetler o kadar çoktur ki, Ona olan şükrân borcumuzu ancak, Onu çok severek ve Ona candan ibâdet ederek ödemeye çalışmalıyız. İbâdetin, muhtelif nev’leri vardır. Bir kısmı, yukarıda da zikrettiğimiz gibi, Allahü teâlâ ile kul arasındadır. Allahü teâlâ, kendisine ibâdette kusur edenleri belki affeder. Başkasının hakkına ri’âyet etmek de ibâdettir. Başkalarına fenalık edenleri ve üzerinde başkasının hakkı bulunanları, hak sahipleri affetmedikçe asla affetmez.

Aşağıdaki hadis-i şerifler, meşhûr (Mişkât-ül-mesâbih)[1] kitabının fârisî şerhi olan (Eşi’at-ül-lemeât) ın dördüncü cildinden alınmıştır [Mişkâtın müellifi Veliyyüddîn Muhammed, 749 [m. 1348] da vefât etti. ]:

1 – İnsanlara merhamet etmeyene, Allahü teâlâ merhamet etmez.

2 – Zulme mani olarak, zâlime de mazluma da yardım ediniz!

3 – Satın alınan bir gömleğe verilen paranın onda dokuzu helâl ve onda biri haram olsa, bu gömlekle kılınan namazı, Allahü teâlâ kabûl etmez.

4 – Müslüman, müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez. Onun yardımına koşar. Onu küçük ve kendinden aşağı görmez. Onun kanına, malına, ırzına, nâmusuna zarar vermesi haramdır.

5 – Allaha yemin ederim ki, bir kimse kendisi için sevdiğini, din kardeşi için de sevmedikçe îmanı tamam olmaz.

6 – Allaha yemin ederim ki, kötülüğünden komşusu emîn olmıyanın, îmanı yoktur. [Yâni, hakîkî mümin değildir. ]

7 – Kalbinde merhameti olmıyanın îmanı yoktur. [Yâni kâmil değildir. ]

8 – İnsanlara merhamet edene, Allahü teâlâ merhamet eder.

9 – Küçüklerimize acımayan ve büyüklerimize saygılı olmıyan, bizden değildir.

10 – İhtiyârlara saygı gösteren ve yardım eden ihtiyârlayınca, Allahü teâlâ ona da yardımcılar nasip eder.

11 – Allahü teâlânın sevdiği ev, yetîm bulundurulan ve ona iyilik yapılan evdir.

12 – Yanında birini gıybet edeni susturan kimseye, Allahü teâlâ dünyada ve âhirette yardım eder. Gücü yeterken susturmazsa, Allahü teâlâ onu dünyada ve âhirette cezâlandırır.

13 – Din kardeşinin aybını, utanç verici hâlini görüp de, bunu örten, gizliyen kimse, islâmiyetten önce arabların yaptıkları gibi, diri gömülen kızı mezardan çıkarmış, ölümden kurtarmış gibidir.

14 – İki arkadaştan Allahü teâlâ indinde daha iyi olanı, arkadaşına iyiliği daha çok olanıdır.

15 – Bir kimsenin iyi veya kötü olduğu, [müslüman] komşularının onu beğenip beğenmemesi ile anlaşılır.

16 – Çok namaz kılan, çok oruç tutan, çok sadaka veren, fakat dili ile komşularını inciten kimsenin gideceği yer Cehennemdir. Namazı, orucu, sadakası az olup, dili ile komşularını incitmiyenin yeri Cennettir.

17 – Allahü teâlâ, dünyalığı, dostlarına da düşmanlarına da vermiştir. Güzel ahlâkı ise, yalnız sevdiklerine vermiştir. [İyi huylu olan kâfirlerin ölümleri yaklaşınca, îmana kavuşacakları umulur sözünün doğru olduğu buradan da anlaşılmaktadır. ]

18 – Bir kimsenin ırzına, malına saldıranın sevapları, kıyâmet günü o kimseye verilir. İbâdetleri, iyilikleri yoksa, o kimsenin günahları buna verilir.

19 – Allahü teâlâ indinde günahların en büyüğü, kötü huylu olmaktır.

20 – Bir kimse, sevmediği birisine belâ, sıkıntı geldiği için sevinirse, Allahü teâlâ, bu kimseye de bu belâyı verir.

21 – İki kişi mescide gelip namaz kıldılar. Kendilerine birşey ikrâm edildi. Oruclu olduklarını söylediler. Konuştuktan sonra, kalkıp giderlerken, Resûlullah, bunlara, (Namazlarınızı tekrar kılınız ve oruclarınızı, tekrar tutunuz! Çünkü konuşurken bir kimseyi gıybet ettiniz. [Kusurunu söylediniz. ] Gıybet etmek, ibâdetlerin sevabını giderir) buyurdu.

22 – Haset etmeyiniz! Ateş odunu yok ettiği gibi, haset de insanın sevaplarını giderir. [Haset, kıskanmak, çekememek demektir. Yâni, Allahü teâlânın birisine vermiş olduğu nîmetim ondan gitmesini istemek demektir. Ondan gitmesini istemeyip de, kendisinde de olmasını istemek, haset olmaz. Buna (Gıbta) etmek, imrenmek denir. Birisinde bulunan kötü, zararlı şeyin gitmesini istemek, (Gayret) ve (Hamiyyet) olur. ]

23 – İyi huylu kimse, dünyada ve âhirette iyiliklere kavuşacaktır.

24 – Allahü teâlâ, dünyada güzel sûret ve iyi huy ihsân ettiği kulunu, âhirette Cehenneme sokmaz.

25 – Ebû Hüreyreye (İyi huylu ol!) buyurdu. İyi huy nedir deyince, (Senden uzaklaşana yaklaşıp nasihat et ve sana zulmedeni affet ve malını, ilmini, yardımını senden esirgeyene bunları bol bol ver!) buyurdu.

26 – Kibirden, hıyânetten ve borçtan temiz olarak ölen kimsenin gideceği yer Cennettir.

27 – Peygamberimiz borçlu olan birinin cenâze namazını kılmak istemedi. Ebû Katâde ismindeki bir sahâbî, onun borcunu, havâle yolu ile kendi üzerine aldı. Peygamberimiz de cenâze namazını kılmağı kabûl buyurdu.

28 – Zevcelerinizi dövmeyiniz! Onlar, sizin köleniz değildir.

29 – Allahü teâlâ indinde en iyiniz, zevcesine karşı en iyi olanınızdır. Zevcesine karşı en iyi olanınız, benim.

30 – Îmanı üstün olanınız, huyu daha güzel ve zevcesine daha yumuşak olanınızdır.

Yukarıda yazılı hadis-i şeriflerin çoğu, büyük islâm âlimi, İbni Hacer-i Mekkînin (Zevâcir)inde, (ihtikâr)dan önce yazılıdır. [İbni Hacer, 974 [m. 1566] de vefât etti. ] Bunlar, güzel islâm ahlâkının kaynağıdırlar. İslâm âlimleri, bu hadis-i şeriflerden, çeşidli hükmler çıkarmışlardır. Bu hükmlerin birkaçı şunlardır.

1 – Dâr-ül-harbe, yâni kâfirlerin memleketine giden müslümanın, onların mallarına, canlarına ve ırzlarına saldırması, orada hırsızlık yapması haramdır. Onların kanûnlarına karşı gelmemeli, alış-verişte ve nakil vâsıtalarında hîle ve hıyânet yapmamalıdır.

2 – Kâfirin malını almak, kalbini kırmak, müslümanın malını almaktan daha büyük günahtır. Hayvan hakkı, insan hakkından, kâfirin hakkı da, hayvan hakkından daha büyük günahtır.

3 – Başkasının malını ondan izinsiz alıp, kullanıp, zarar yapmadan yerine bırakmak haramdır.

4 – Bir kimse, malı olduğu hâlde, borcunu ödemeyi bir saat geciktirirse, zâlim ve âsî olur. Her an lânet altında bulunur. Borç ödememek öyle bir günahtır ki, uykuda bile durmadan yazılır. Değeri düşük olan para veya işe yaramayan mal vererek öder ve bunu hak sahibi istemiyerek alırsa, yine günah olur. Onu râzı etmedikçe, gönlünü almadıkça günahtan kurtulamaz

SİZİN YORUMLARINIZ

Reklam

Namaz Vakitleri

Videoerk

videoerk

GAZETE SAYFALARI

Gazete Manşetleri

Mekke Medine Kudüs Canlı Yayın

Mekke Medine Kudüs Canlı Yayın

Twitter

Puan Tablosu

Takımlar
O
P
  • 1
    Galatasaray
    12
    26
  • 2
    Medipol Başakşehir
    12
    26
  • 3
    Beşiktaş
    12
    22
  • 4
    Kayserispor
    11
    19
  • 5
    Demir Grup Sivasspor
    11
    19
  • 6
    Bursaspor
    12
    18
  • 7
    Göztepe
    12
    18
  • 8
    Teleset Mob. Akhisarspor
    12
    18
  • 9
    Fenerbahçe
    11
    17
  • 10
    Aytemiz Alanyaspor
    11
    14
  • 11
    Evkur Yeni Malatyaspor
    11
    14
  • 12
    Trabzonspor
    11
    13
  • 13
    Antalyaspor
    12
    13
  • 14
    Kasımpaşa
    11
    12
  • 15
    Atiker Konyaspor
    12
    11
  • 16
    Kardemir Karabükspor
    11
    8
  • 17
    Osmanlıspor FK
    11
    8
  • 18
    Gençlerbirliği
    11
    8

Facebookta Mahihaber

2017 Dini Günler

2017 Dini Günler

tesbihatlar

tesbihatlar