Mahihaber - Dini Haberler - Diyanet Haberleri

Herkes Din Alimi Olunca Sonuç Ne Olur

2017-02-25 06:41:37
Herkes Din Alimi Olunca Sonuç Ne Olur


Türk halkı üzerine yapılan sosyolojik etütlerden birinde, insanımızın şu beş konuda, bilgisi olsun olmasın konuştuğu ve tartıştığı görülmüş : Din–Sağlık–Ahlâk–Ekonomi–İdare.

Sohbet kültürünü alabildiğine yaşayan, yazılı kaynaktan çok destan, şiir, hikâye, deyiş v.b. sözlü geleneğe sahip olan milletimiz arasında; uzmanlık ya da yetkiye bakılmaksızın, bu beş konuda -amiyane tabirle- ağzı olan herkes konuşmaktadır. Bunlar içinde en masum, en savunmasız belki de en çok hırpalananı ne acı ki; Dindir. Mühendis yanında hesap, Doktor yanında ilaç konuşamayan kişiler, söz dinden açılınca bilgiç kesilirler. İşin tahsilini görmüş, unvan sahibi bilge kişilerle dahi kıyasıya tartışmalar yapılır ekranlarda. Bir anlık seyredilme endişesi, raiting kaygısı ve çılgın alkışlara nice dini hükümler kurban edilirken, konusunda samimi ama bilgisiz beyinler gün be gün bulandırılmaya devam edilir. Garip tezler rağbet görürken, henüz kemale ermemiş imanlar durmadan yara alır.

Ramazan-ı Şerif’e girdiğimiz şu günlerde bu tezlerden bazılarına parmak basmayı, Allah’ın verdiği ilim doğrultusunda kardeşlerimize görüş sunmayı bir görev sayarak klavyenin tuşlarına dokunuyoruz. Hemen belirtelim ki; İslam’da ruhban sınıfı yoktur ve her Müslüman, dininin görevlisidir. Âlimler, fakıhler, müfessir ve muhaddisler ise hepimizin vazgeçilmez bilgi pınarlarıdır.

Aşağıdaki gündemde olanlardan seçtiğimiz tezler ve açıklamalar, bizim şahsi yaklaşımlarımızdır. Din alanında uzmanlık iddiamız olmayıp, kaleme alınanlar anlama ve anlatma gayretinin tezahürleridir.

1- EZAN TÜRKÇE OKUNMALI

Kökleri çok derinlere uzanan bu tartışma, yıllardır kafa karıştırır durur. Şurası oldukça dikkât çekicidir ki; nedense bu istek cami cemaatinden ya da namaz kılanlardan gelmez. Onlar halinden hiçte şikâyetçi değilken, birileri bu eski ve bayat pastayı zaman zaman ısıtıp sunarlar.

Ezan bir Parola ve Şifredir.

Müminlere salat (Dua ve niyaz) çağrısı, inceleme aşamasında olanlara felah (Kurtuluş) mesajıdır. Ümmete malolan bu şifre evrenseldir. Deniz ve hava trafiğinde nasıl ki SOS işareti evrensel ve değişmez ise ezan da öyledir.

Takılmayın efendiler!

Ezan Arapça’dan da öte, Rab’cadır.

2- SADECE KUR’AN BİZE YETER

İlk bakışta masum gibi görünen bu cümle seksenli yıllarda üniversite gençliği arasında epeyce ilgi bulurdu. O dönemler mealcilik olarak filizlenen virüsün şimdiki adı Kur’an Müslümanlığı. Hissettirmeden hadisi ve Resullulah (a.s)’ı devre dışı bırakma çabasında olanlara Kuran-ı Kerim’ den şu ayet yeter sanırız;

“O kendi arzu ve hevesinden bir şey söylemez . Onun söylediği ancak vahiydir.”(Necm-3/4)

3- AMAN MUSHAFA ÇOK SAYGI DUYALIM

İçi ve Özü ihmal edildikçe Kur’an’ın kabına saygıda artış olmuştur. Aman bel hizasından aşağı tutma, aman yükseğe as, aman saygıda kusur etme ! Unutmayın, kutsal olan ne kâğıt, ne cilt, ne yazı ne de mürekkeptir.

Kutsal olan, Levh-i Mahfuz denen ana bellekte kayıtlı anlam ve mesajdır.

Biz, bu aşırı saygının da inananları Kur’an’a mesafeli tutma yönünde sinsi bir gayret olarak düşünüyoruz.

Kur’an her an yanımızda, masamızda, çantamızda, yatağın baş ucunda olmalı. Onu duvara asmak; mesajı idam etmek gibi gelir bize. Onu alın yanınıza, doğrudan bağlanın Rabbinize, konuşun, dertleşin, kendinizi seyredin Kur’an’da.

4- TÜRBELER TAPINAK OLMUŞ, YIKILMALILAR …

Resulullah(a.s) önceleri kabir ziyaretini yasaklamışken, müminler ebedi hayata geçen yakınları ile bağ kursun ve ahiret zihinlerde canlı kalsın diye sonradan izin vermiştir. Mezar yapımında aşırılığa kaçılmaması tavsiye edilir.

Türbeler konusunda sanat tarihi hocam kıymetli ilim adamı Hasan ÖZÖNDER’in şu tespitini sizlerle paylaşmak istiyorum.

“Batı; kahramanları, büyük adamları gelecek nesillere heykel ve anıtlarla taşırken İslam; âlim, veli, şehit ve erenlerini gelecek nesillere abideleşen türbelerle aktarır”

Türbelerde kâh fetih coşkusuyla göğsümüz kabarır, kâh bir Allah dostunun aşkıyla gözümüz yaşarır. Hiçbir Müslüman şirk olsun diye gitmez oralara.

Türbelere olan bu tavrın altında İngiliz tesiriyle kurulan Vehhabi mantığının rolünü, dış güçlerin bizim tarihi ve dini dinamiklerimizi budamaya çalıştığını da göz ardı etmeyiniz.

5- HACCA GİDEN TİCARET YAPMASIN, TARTIYA EL VURMASIN

Hacc; Allah’ın müminlere paha biçilmez bir lütfudur. Nasibi olan gider ve günah noktasında kilometre sıfırlar, sevap enerjisiyle ruhunu yeniden şarj eder gelir.

Hacı diye bir unvan yoktur. Namazı ikame eden nasıl görevini icra ederse hacc yapan da öyledir. Hacı; melekleşmeli, ticaretten ve toplumdan el çekmeli anlayışı Müslümanları ekonomik gelişme ruhundan yoksun bırakmayı hedefleyen ruhban anlayışın savıdır ve batıldır.

6- DİN, FAKİRLERİN AFYONUDUR

Karl Marx’a ait bu görüş, diğer görüşleri gibi 70 yıl hüküm sürmüş ve bu gün çürüyüp gitmiştir. Para, sermaye, kuvvet ve lüksün saadet getirmediği, ileri batı devletlerinin intihar ve cinayet grafiklerine bakıldığında açıkça görülecektir.

Din hayattır. Din bütün bir sistemdir.

Kavrayan hayat bulur, sisteme adapte olur; kavrayamayan ise ya birilerine alet olur ya da bitmez çalkalanışlarla buhran anaforlarında çırpınır durur.

7- MÜSLÜMANLIK BİZİ GERİ BIRAKTI. BUDİST JAPONLAR VE HIRİSTİYAN BATI HEP İLERDE.

Tarih, bu sözü yalanlar. Batının ortaçağ dediği geri ve karanlık dönem, İslam’ın pırlanta çağıdır. Bugün İslam ülkelerinin düştüğü durum, İslam’a mal edilemez.

Dinin donuk, açılımsız, tıkalı gelenek çemberi içinde yaşanması ve cesur yorumların hayata geçirilemeyişi bizi bu hale getirmiştir. Sistemin işleyişinde mazerete ve acımaya yer yoktur. Çalışan kazanır. İslam Dünyası tefekkür sürecine girip, önce beyinleri çalıştırmaya başladığında parlak ufuklar açılacaktır. 21.yy başları bunun ilk sinyallerini de vermiştir.

8- MÜRŞİDİ OLMAYANIN MÜRŞİDİ SEYTANDIR.

“Kendini Hak ile meşgul etmezsen, Batıl seni işgâl eder” buyurur İmamı Şafii(Rh.a).

İlim, okuma ve tefekkür kapısını aralayamayanları şeytanın istila edeceği muhakkak. Ancak, tarikat ve tasavvuf yolu da uzun basamaklar halinde yükselir. Henüz şeriatı kavramamış kimseye hakikat dersi vermek; süt içen bebeye lokma yemeyi zorlamak kadar abestir.

En büyük mürşid Kuran’dır.

Yaşayan(!) en büyük Rehber Resullullah (a.s)’tır.

Kişi, disipline olmak için aramızda yaşayan bir fazıl kimseyi de mürşid seçebilir. İyi de olur. Ancak, henüz yeni ısınanlara baştaki cümleyi sarf etmek aksi tesirler de doğuracaktır.

9- DÜNYA MÜMİNE ZİNDAN! EZİLSEK DE, FAKİR DE OLSAK BİZ CENNET iÇİN ÇALIŞALIM.

Bu söz -güya- hadislerden ilhamla söylenir. Zahiri bakışa göre ikilem vardır: Dünya ve Ahiret. Batını kavrayan ise Dünya ve Ahiret’i birbirinin mütemmimi (bütünleyicisi) görür ve ona göre davranır. Dini kavrayan beyinlere dünya bir cennet, saadet ve huzurdur. Asıl cennete kıyasla Dünya, elbet zindandır. Ancak Din, Dünya’ya gönderilmiş ve yaşansın diye ikame olunmuştur. Ne Kur’an, ne Hadis müminlere “ezik olun, sömürülün, geri durun, fakir kalın dememektedir.”

Dünya ve Ahiret’i bitişik süreç olarak görür ve sistemi kavrarsanız basit dünya hayatı da size cennet kılınır.

Ayrıca; her ne kadar sırf cennet amacı ile ibadet caiz ise de asıl olan ALLAH’A ERMEK olmalıdır. Bakışınız “Bana Seni, Gerek Seni” olmuş ise ezilme, fakirlik, zindan sizin için söz konusu değildir artık.

10- KADIN İSLAM’DA İKİNCİ SINIFTIR VE EZİLMEKTEDİR..

En çok zihin bulandıran sözlerden biri daha. Kadın İslam’da ezilmektedir, ikinci sınıftır öyle mi?

Kur’an’ın en büyük dört suresinden birinin adı NİSA’dır.

Efendimiz(a.s) son evrensel mesajı olan Veda Hutbesi’nde kadınlarla ilgili çok ulvi ve çok yüce bir sıfat kullanarak erkekleri uyarır: “Onlar size ALLAH’IN EMANETİDİR!..”

Kadın haklarını en çok savunan din ve uygulayan sistemin adıdır İslam!..

Öyle olmasa, CENNET ANALARIMIZIN AYAKLARI ALTINA SERİLİR MİYDİ?..

11- RAMAZAN EĞLENCESİ!. AHH O ESKİ RAMAZANLAR!..

“Ramazan Eğlencesi…” Sevmediğim, iğrenç bir kavram bu. Ramazanla eğlenceyi yan yana koymak, öyle mi?.. Osmanlı’nın yıkılış sürecinde azınlıkların başrol oynadığı direklerarası şamataların, Ramazan’ın ruhu ile uzaktan yakından alakası yoktur.

Ramazan; Kur’an Ayı’dır.

Ramazan; Oruç Ayı’dır.

Ramazan; müminlerin mukabele (Allah’la konuşma) ayıdır.

“Eski Ramazanlar” teranelerini de atın artık. Unutmayın; “Sufi, vakit çocuğudur. Geçmişe takılmaz, geleceği düşünmez, An’ı yaşar.” ( Mevlana)

Ramazan’ı yaşamaya bakalım.

Dostlar,

Sürç-i lisan etmiş isek affola!.

Zihin; zikirle antrenman yapar, Fikir; dua ile durulur, Bakış Kur’anca, Yaşam Resulce olursa korku ve hüzün yok size!.. Tedirgin olmayın, işte o zaman hiçbir tez bulandırmaz beyninizi.

Kur’an ikliminde nice Ramazanlara!..

Selam hidayete talip olanlara olsun.

Mehmet DOĞRAMACI
İstanbul – 05.11.2002
sozeri2001@mynet.com
http://sufizmveinsan.com

SİZİN YORUMLARINIZ

Reklam

Namaz Vakitleri

Videoerk

videoerk

GAZETE SAYFALARI

Gazete Manşetleri

Mekke Medine Kudüs Canlı Yayın

Mekke Medine Kudüs Canlı Yayın

Twitter

Puan Tablosu

Takımlar
O
P
  • 1
    Galatasaray
    12
    26
  • 2
    Medipol Başakşehir
    12
    26
  • 3
    Beşiktaş
    12
    22
  • 4
    Kayserispor
    11
    19
  • 5
    Demir Grup Sivasspor
    11
    19
  • 6
    Bursaspor
    12
    18
  • 7
    Göztepe
    12
    18
  • 8
    Teleset Mob. Akhisarspor
    12
    18
  • 9
    Fenerbahçe
    11
    17
  • 10
    Aytemiz Alanyaspor
    11
    14
  • 11
    Evkur Yeni Malatyaspor
    11
    14
  • 12
    Trabzonspor
    11
    13
  • 13
    Antalyaspor
    12
    13
  • 14
    Kasımpaşa
    11
    12
  • 15
    Atiker Konyaspor
    12
    11
  • 16
    Kardemir Karabükspor
    11
    8
  • 17
    Osmanlıspor FK
    11
    8
  • 18
    Gençlerbirliği
    11
    8

Facebookta Mahihaber

2017 Dini Günler

2017 Dini Günler

tesbihatlar

tesbihatlar