Dini Haber, Diyanet Haber, Din Haberi, Dini Haberler, Diyanet Teşkilatı, Diniajans, Dibbys, DİTİB, dini gündem, dini bülten, fetvaların yer aldığı yorum haber sitesi

Hz. Hatice Annemiz ve Yaşadığı Evi

Eyüp Sabri Paşa, Mirat’ül Haremeyn adlı kitabında, “İnsanlar Kâbe’den sonra dua etmek için en çok buraya gelirlerdi” diyor.

2017-04-25 02:37:41
Hz. Hatice Annemiz ve Yaşadığı Evi

Hz. Hatice annemizin ( Allah Ondan ve hepsinden razı olsun ) ile birlikte yaşadığı evin yeri

Peygamberimiz Hazreti Muhammed Aleyhisselam Hz. Hatice Validemiz ile evlenerek onun evine yerleşmiştir ve hicret edinceye kadar orada yaşamıştır.

Bu yeni evinde Medine’ye hicret edinceye kadar hayatını sürdürmüş, Nur dağında aldığı kutlu emanet’in ilk heyecanını, annemiz Hz. Hatice’nin kollarında bu yeni evinde atmaya çalışmış, Müddessir suresinin “ ey örtüsüne bürünüp yatan!..” ayeti nazil olduğunda bu evin odasında yatıp bürünmüş, hüzün yılında eşini kaybedince bu evin çatısı başına çöker gibi olmuş, hicret edip gideceği gece yeğeni Hz. Ali bu evde O’nun nurlandırdığı yatakta yatmış, İslam’ın nuru bütün dünyaya buradan yayılmaya başlamıştır..

Bu evin yeri Merve kapısından dışarıya berberlerin sıkça bulunduğu alana doğru on – on beş adım kadar önünüzde zamanında Fahr-i Kâinat Efendimizin (s.a.s.) mübarek evleri bulunmaktaydı. 1950 yılına kadar Kız Okulu olarak kullanılan bu ev ilk Harem genişletme çalışmalarında yıkılarak Harem’in sınırlarına dahil edilmiştir

İşte buradan çıkışta Hz. Hatice ile evlilik sonrası yaşadıkları mübarek mekâna bulunduğu alana girmiş olursunuz… Üç odalı saadet yuvasının eski halinden hiçbir kalıntı yok. Eyüp Sabri Paşa, Mirat’ül Haremeyn adlı kitabında, “İnsanlar Kâbe’den sonra dua etmek için en çok buraya gelirlerdi” diyor. Bu kerpiç evin sol odasında Hz. Fatıma dünyaya gelmişti, sağ odası defalarca vahyin geldiği bir mekândı.

Peygamberi Zîşân Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) Hazreti Hatice Validemiz’le (r.anhâ) evliliklerinden sonra ikamet buyurdukları ev, eski Kuyumcular Çarşısı’ndaydı. Allah Resûlü ile Hz. Hatice’nin Hicret’e kadar mekân tuttukları, Efendimiz’in oğlu İbrahim’den başka bütün evlatlarının dünyaya gözlerini açtığı, Cebrail Aleyhissselâm’ın defalarca geldiği, vahyin ilk nüzûl ettiği günlere, İslâm’ın ilk yıllarına şahit olan bu mübarek ev, ilerleyen asırlarda mescide çevrildi. ‘Saadethane-i Haticetü’l-Kübra’da Nebiler Serveri’nin ibadet ettikleri odada, Peygamber’e secdegâh olan mahal bir mihrapla belli edilmişti. Hazreti Fatıma’nın dünyaya geldiği yerdeki taşın üzerine de sırma işlemeli örtüyle kaplı küçük bir kulübe yapılmıştı. Hazreti Hatice’nin evi, 1993 yılında yıkıldı ve arsası Mescid-i Haram’a katıldı. Sa’y yapılan koridorun dış tarafında mermer kaplı alanın altında bulunan bu mekân, Merve Tepesi’ne daha yakın bir mevkideydi.

Efendimiz’in (sas) Hazreti Hatice Validemiz’le evliliklerinden sonra ikamet ettikleri, oğlu İbrahim’den başka bütün evlatlarının dünyaya geldiği, İslâm’ın ilk yıllarına şahit olan ev, 1993 yılında Mescid-i Haram’ın genişletme çalışmaları sırasında yıkıldı.

Bugün her ne kadar üzeri örtülmüş olsa da mekânın yanından geçerken o günleri hatırlar gibi olmanızda fayda vardır.

BU VESİLE İLE HAZRETİ HATİCE ANNEMİZİ BİR KEZ DAHA HATIRLAYALIM

HAZRETİ HATİCE

Adı : Hatice
Lakabı : Kübra
Doğumu : Fil Vakasından 15 Yıl Sonra
Doğum Yeri : Mekke
Babası : Hüveylid
Annesi : Fatıma
Ömrü : 64 Yıl

Defnedildiği Yer : Mekke’deki Hacun Kabristanı

“Sizi bir nefisten yaratan ve gönlünü huzura kavuşacağı eşini de ondan var eden Allah’tır.” ( Araf Süresi : 189. ) Habil ile Kabil arasındaki kavgalarının sebebini anlatmıştık ki ecnebi yazarların getirdikleri belgelerin doğru olmadığını kanıtlamıştık. Allah Hz. ‘Adem’i yarattıktan sonrada onun kaburga kemiğinden de eşi olan Hz. Havva annemizi yaratmıştı. Acaba yedi gök kainatı yaratan ve insan oğlunun da yaratmasından aciz olmayan yüce Allah nasıl oluyorda Âdem oğullarını kız kardeşleriyle evlendiriyor, bence sizinde buna inancınız varmıdır.

Hz. Hatice, Mekke’de ikamet eden genç bir dul kadındı. Yaşadığı yer ve zaman itibariyle, tarihte insan oğlunun “Kadın” açısından en kötü değer veren dönemi idi.

Mekke’de kız çocuğu, ailesi için bir utanç kaynağı diye kabul ediliyordu. Doğan bebek kız ise diri diri toprağa gömüyorlardı ve aynı zamandan da yaptıkları bu iğrenç harekete övünüyorlardı. ޞanslı olup da yaşayan genç kızlar, iradeleri dışında evlendiriliyordu. Dul kadınlar, erkekler tarafından kolaylıkla kendi cinsel çıkarları için kullanılıyordu. Kadın , ezilen satılan, sömürülen, işkence gören, istimar edilen bir mataryalizmin meta parpaçası olarakta aldılanıyordu.


Rasulullah’ın Hz. Hatice r.anha ile birlikte yaşadığı evinin zemin planı.
(Hz. Fatımatuz-Zehra bu mekanda dünyaya gelmiştir.)

Sanki insan değil gibi muamele görüyor kadının her türlü hakkı hukuku gasb ediliyordu. Böyle bir normlu bir ortamba kadının insan olarak yaşama hakkı olabilmesi için özel bazı vasıflara haiz olması gerekiyordu. Ve hatta Ömer b. Hatab’ta kızını diri diri gömen insanlardandır. Her nedense Ehl-i Sünnet alimleri bunu görmezlikten geliyorlar. Ömer b. Hatab kızını diri diri gömdükten sonra puthanelerine giderek kızının gömüldüğünün şerefine kadeh kaldırıyor ve insanlara yaptı bu iğrenç işide överek anlatıyordu.

Huveylid’ın kızı Hatıce, sahip olduğu iradesi ile hareket edilen akıllı bir kadındı. Mekke’yi ayakta tutan diş ticarette ömenli bir isimdi. Bu alanda Mekke’nin büyük tacirler ( yani mevfuatçılar ve idarecileri ) ile rekabet edebilecek güçte bir iş insanıydı. O, peygamberle olan evliliği de ona güç

üstünde güç katması oldu. Ve bu güzel evlilikten sonra Fatıma’nın annesi oldu, Hatice. Ümmü Gülsüm’ün, Rukeyye’nin ve Zeyneb’in de ki anneleriydi. Bunlardan her biri İslam tarihinin ömenli simalarından biri olacaktır sonraları. Ve en önemlisi o , artık kadınlardan değil Mü’minelerin annesidir. Ümmü Gülsüm, Rukeyye ve Zeynep Hz. Muhammed ( s.a.v. )’ın öz kızları değildir. Biz bu konuyu Hz. Peygamberimizin evlatları kısmında belgelerle ispatladık.

Hz. Hatice ( a.s. )’nin soyu ve Seceresi :

Hz. Hatice, yaşadığı sosyal çevre içinde oldukça soylu ve şerefli bir aileye mensuptu. Bu konumunun her zaman korudu. Aslında Hatice hem baba tarafından ve hemde anne tarafından soyu Hz. Peygamber ile birleşik bir secereye sahipti. Annesi tarafından, Hz. Peygamber’in baba tarafından dedsi olan Lüey ile birleşiyor, baba tarafından da dördüncü dedesi Kusay’da birleşiyordu. Annesi Fatıma idi. Anneannesi Hale ise Peygamber’in üçüncü dedesi Abdumenaf’ın kızıydı.

Babası, Abduluzza oğlu Hüveylid temiz kalplı, faziletli, vefakar, emin, dürüst ve güzel ahlâk sahibiydi. Amcasıoğlu Varaka bin Nevfel bin Esed, dönemlerinde dört bilgili kişilerden biriydi. Bu dört kişi Kureyşliler’in taştan yaptıkları putlara tapmalarına ; Putları, İbrahim ve oğlu İsmail’in birlikte inşaa ettikleri Kabe’ye koyarak onlara secde etmelerine razı olmuyorlardı. Aksine

Araplar’ı İbrahim’in İlahı’ndan başka bir ilaha ibadet etmemeye çağrıyorlardı ve onlara şöyle diyorlardı : “Allah’a yemin ederiz ki bildiğimiz gibi kavminiz hiçbir şey değildir. Babanız İbrahim ( a.s. ) dininden saptınız.”

Gerçek olarakta Hz. Hatice, bir tek Allah’a inanan Hanif dinini benimsemiş bir ailenin ve çevresininde mensubuydu. Biz araştırmalarımızı tek bir kaynak üzerine yapmadığımız için belgelerimizin kimsenin karşı çıkamadığının bir gerçeğıdır. Onun için çalışmalrımızı detaylığıyla geniş kapsamlı olarakta ele almayı uygun görüyoruz. Bazı kişilerin elbette bizlere karşı ihtirazları olabilir ki biz onlarında eleştirilerinede açığız. Yalnız verdiğimiz belgelerinin kontrol etmeleri veya onların üzerinde birazda olsa kendilerininde kafa yormaları onların menfaatine olur kanısındayız. Biz burda sayın araştırmacı Hasibe Turan’a teşekkür ederken çalışmalarımızı Türkiye diyanet Vakfı tarafından kaleme alınan İslam Ansiklopedisinin 16. cilt’ininde ki Hz. Hatice’nin hayatına bir göz atmayıda uygun gördük. Ve daha sonrada çalışmalarımızı devam edeceğiz.

Hz. HATİCE ( a.s. )

Ümmü’l-Kâsım ( Ümmü’l- Hind )

Hatice binti Huveylid b. Esed b.

Abddiluzzâ b. Kusay el-Kureşiyye

( Ölü. Ms. 620 )

Hz. Peygamber’imizin İlk Hanımı :

Milladi 556 yılında Mekke’de doğduğu anlaşılmaktadır. Soyu dedelerinden Kusay’da

Resul-i Ekrem ( s.a.v. )’in soyu ile birleşir. Kureyş’in eşrafından olan babası Huveylid kaynakların önemli bir kısmına göre Ficâr savaşından önce öldü ( meselâ bk. İbn-i Sa’d, c. 8, sayfa . 16 ) Annesi Fâtıma bint Zâid ( Zeyd ) b. Cündeb ( Esam ) el- Âmiriy’ye olup onun soyu da Lüey b. Gâlib’de Resulullah’ın soyu ile birleşir ( İbn-Hazm, sayfa 171. ) Hatice’nin üstün iffeti sebebiyle İslâmiyet’ten önce “Tâhire” lakabıyla anıldığı bilinmektedir. “Kübrâ ” sıfatı

ise Resül-i Ekrem’in en büyük hanımı olması sebebiyle daha sonraları ki dönemlerden itibaren kullanılmıştır. Biz burda şunu şöylemek istiyoruz.

Çalışmaşlarımızı çok değişik kaynak ve belgelerin yanında bir değişik fikirlerden değerlendirme yapmış düşüncelerin felsefi filozoflarında görüşlerine yer vereceğiz. Onun içinde Kur’an ve Ehl-i beyt tarihi yeni değer kazanağını umut ediyoruz. Olayların o zaman ki birimin nedeniyle ceriyan ettiği için konuların o günkü şartlarda nasıl vuku bulmuşsa aynısını yansıtmak isteğimizi için çalışlarımız uzun bir zaman birimine ait bir tarih teşkil edecektir.

Hz. Hatice’nin evlilik çağına gelince amcasının oğlu Varaka b. Vevfel ile evlenmesi uygun görülmüşse de bu evlilik gerçekleşmemiştir. Hz. Peygamber ile evlenmeden önce iki evlilik yapan Hatice, ilk evliliğini Ebü Hâle Hind b. ( Nebbâş b. ) Zürâre et-Temimi ile yaptı.

Bu evlilikten, Resül’-i Ekrem’in şemâiline dair rivayetiyle tanınan ve onun terbiyesinde Hind adlı oğlu doğdu. Ebü Hâle’den bir de kız olduğunu söylenmektedir. Ve bizimde Hz. Peygamberlerin evlatlarının verdiği seceredeki övey kızlarının olduğunu doğrular niteliktedir. ( İbn İshak,

sayfa. 229. ) Daha sonra Atik ( Uteyyik ) b. Âbid ( Âiz ) el-Mahümi ile evlendi.

Ondan da Hind ( Ümmü Muhammed ) adında bir kızı oldu. Kaynakların bir kısmında

Hatice’nin önce Âtik ile , onun ölümü üzerine Ebü Hâle ile evlendiği de kaydedilmektedir. İkici kocasının ölümünden sonra Kureyş’in ileri gelenlerinden bazıları soylu, güzel ve zengin oluşu sebebiyle evlenmek istediler : ancak Hatice bu tekliflerin hiçbirini kabul etmedi. Güvenli bulduğu kimselerle ortaklaşa ticaret yapmaktaydı. Tanıdıklarının tavsiyesi üzerine, çevresinde

üstün ahlak sahibi ve güvelinir bir genç olarak bilinen Hz. Muhammed ( s.a.v. ) ile ortaklık anlaşması yaptı ve kölesi Meysere’yi de hizmetine vererek ޞam’a ( bugün kü Suriye ) gitmesini istedi. Dönüşte başarılı bir ticaret, dürüst ve doğru sözlü bir insan olduğunu gördüğü, Meysere’den ahlâkı ve davranışlarını hakkında bilgi aldığı, bütün bu sözellikleri sebebiyle kendisine hayran kaldığı Hz. Muhammed ( s.a.v. )’e evlenmesine, Hatice’nin arkadaşı olup daha sonra sahabe arasında yer alan Nefise bint Ümeyye’nin aracılık ettiği Hz. Muhammed’e

Hatice ile evlenmeyi düşündüğü takdirde bunu sağlamaya çalışacağını belirtti, kaynakların çoğunda ikinci bir ihtimal olarak kaydedilmektedir.

Hz. Muhammed aldığı bu teklifi amcalarına götürdü. Ebü Talib, kardeşleri ve Hz. Muhammed’in katılması ile Hatice’nin evinde yapılan toplantıda onun amcası Amr b. Esed’den yeğeni Muhammed için hatice’ye tâlip olduğunu söyledi ve yeğeninin 500 ( veya 400 ) dirhem, bazı

kaynaklara göre ise yirmi dişi deve mehir vereceğini belirttir. Amr’ da bu evliliğe izin verdi. Bazı rivayetlerde Ebu Talib’in yerine kardeşi Hamza, Hatice’nin amcasının yerine de babası Huveylid zikredilmektedir. Kaynakların bir kısmında, babasının ( veya amcasının ) bu evliliğe razı olmayacağını bilen Hatice’nin onu merasimden önce sarhoş ettiği, ayılıp kızını evlendirdiğini

öğrenince Ebu Talib’in yetimine kız veremeyeceğini söyleyerek bu evliliğe itiraz ettiği, Hatice’nin ise böyle bir şey yapmaya kalkıştığı takdirde Kureyş nezdinde itibar kaybedeceğini hatırlatarak onu bu evliliğe ikna ettiği ile sürülmektedir. Burda tekrar yapmakta yarar var sanırım bunun gerçeklerle bir bağlantısı olmadığının inancındayız. ( Müsned, 1, 312 ;Abdürrezzâk es-San’âni, 5, 320 ; Zübeyr b. Bekkâr, sayfa. 25–27 . ) fakat bu rivayetlerin güvenilir olmadığı

belirtilmektedir. Bu evlilik sırasında Hatice muhtemelen kırk yaşlarında bulunuyordu. Onun otuz yedi ( a.g.e., sayfa 33 ) veya yirmi sekiz ( İbn Sa’d, c. 8, 17 ) yaşında olduğuna dair rivayetler zayif kabul edilmekle birlikte bilhassa ikinci rivayet, hepsi de İslâmiyet’ten önce olmak üzere Hat,ce’nin bu evlilikten yedi çocuk sahibi oluşu gerçeğiyle daha iyi bağdaşmaktadır. Hz. Muhammed ( s.a.v. )’ın ise o tarihte yirmi beş yaşında olduğu rivayeti ağırlık kazanmaktadır, otuz ( Zübeyr b. Bekkâr, sayfa. 32. ) veya yirmi bir yaş ( Taberâni, 22, 449 ; Heysemi, 9, 35 ) cıvarında bulunduğuna dair rivayetler ise zayıf sayılmaktadır. Hz. Muhammed ile Hatice’nin ilk çocukları Kâsım olup iki yaşına kadar yaşadı. Resül-i Ekrem Ebü’l-Kâsım künyesini onun adından almıştır.

En büyük çocuklarının Zeynep olduğu da söylenmektedir. Daha sonra Rukıyye, Ümmü

Külsüm ve Fâtıma doğdu. Çocuklarından Tayyip ( Abdullah ) ile Tâhir peygamberlikten önce vefat etti. Bazı kaynaklarda Abdullah, Tâhir ve Tayyib’in aynı çocuk olduğu, İslâmiyet’ten sonra doğduğu için bu çocuğun Tayyib ve Tâhir lakabıyla anıldığını kaydedilmektedir. ( BeLâzüri, 1 . 405 ; İbn Abdülber, 4, 1819 ) Hiç bir kaynakta yer almadığı halde Muhammed Hüseyin Heykel’in, çocuklarının ölümü üzerine Hz. Hatice’nin ilâhların merhametsizliğinden
sızlandığını Kâbe İlâhlarına adaklar adadığını ve Hübel, Lât, Uzzâ ve Menât namına kurbanlar kestiğini söylemesi ( Hz. Muhammed Mustafa sayfa. 118-119 ) onun Batılı yazarlardan etkilendiğini göstermektedirler. ( Mûsâ Şžâhin Lâşin, sayfa. 40. )

Peygamberlik gelmeden önce Hz. Muhammed’in şehirlerden uzakta özellikle Hirâ’da tefekkür ibadet ettiği günlerde Hatice onunla hep meşgul olmuş eve dönmesi geciktiği zaman hizmetkârları vasıtasıyla ona ulaşmıştır. Hz. Hatice’nin Resülüllah’ın hayatındaki en önemli rollerinden biri, peygamberlik geldiği zaman kendisine herkesten önce iman etmesi ve onun bütün varlığı ile desteklemesidir. Bu desteklemenin sadece mal varlığıyla belirli bir tarzda sözlenmesinin bir alay şekilinde teşkil edilmektedir. Gerçektende Diyanet işleri vakfında oturanların İslâm-ı kavramadıklarının ve Hz. Hatice ( a.s. ) gibi muterem bir insanın

değerine erişemediklerinn bir gerçekleşmeleridir. Biz bu konularda geniş bir kapsamlı çalışma yaptık ve aynı zamanda da belgelerin sergilemelerinde de geliller verdik ve daha sonrada Hz.Hatice anamızın hayatında tekrar bu konuların gerçekliklerinin olup olmadıklarını işleyeceğimiz zamanda tekrar duracağız. Hz. Muhammed ( s.a.v. )’ın Hira mağarasındaki ibadetine gelince biz Hz. Abdülmuttalib ( a.s. )’mın hayatını anlatımında Hz. Adulmuttalib’in Hira mağarasında ibadet ettiğini kanıtlamıştık ki Hz. Muhammed ( s.a.v. ) Dedeleriyle ve amcası Hz. Ebü Talib’lede bu mağarada ibadet ettiğini göz önünde bulundurmak lazım gelecek kanısındayın.

Hira mağarasında bulunduğu sırada daha önce hiç karşılaşmadığı Cebrâil ona peygamber olduğunu tebliği ve vücudunu üç defa kucaklayıp kuvvetlice sıktıktan sonra Âlak süresinin ilk beş âyetini öğrettiği zaman büyük bir heyecana kapıldı ve korkudan yüreği titreyerek evine döndü. Başına gelenleri anlattıktan sonra, “Bana neler oluyor, Hatice ?” diyerek kendisinden korktuğunu söyledi.

Bunun üzerine Hz. Hatice Resulullah’ın korku ve endişelerini gideren şu sözleri söyledi : “Öyle deme ! Yemin ederim ki Allah hiçbir zaman seni utandırıp üzmez. Çünkü sen akrabanı gözetirsin , doğru konuşursun, işini görmekten âciz kimselerin elinden tutarsın, yoksulları kayırırsın ( yani korursun ), misafirleri ağırlarsın, haksızlığa uğrayan kimselere yardım edersiz.” ( Buhâri, “Bed’ül-vahy” 3, “Tefsir” 96/1, “Ta’bir”, 1 ; Müslim, “İm3an”, 252 )

Hatice daha sonra Hz. Peygamber’i alıp amcasının oğlu Varaka b. Nevfel’e götürdü. İbrânice bilen, bu sözleri tevrat ve İncil’i okuyan daha önceleri Hıristiyanlığı kabul etmiş bu âlim, Resül-i Ekrem’i dinledikten sonra ona görünen meleğin bütün peygamberlere vahy getiren melek olduğunu söyledi ( Buhâari, “Bed’ü’l-vahy”, 3 ). Hatice’de Resül-i Ekrem’e “senin Allah’ın Resülü olduğuna şehâdet ederim” diyerek Müslümanlığı ilk olarakta kabul etti. Hz. Hatice, yeryüzünde sadece üç müslümanın bulunduğu İslâmiyet’in ilk günlerinde Resulullah ve İmam Ali ile beraber bazan Kâbe civarında , bazan evinde ibadet etti. ( Müsned, 1, 209-210 ).

Abdullah b. Mes’ud, Mekke’ye ticaret için gittiğinde onların üçünü bir arada Kâbe’yi tavaf ederken gördüğünü, bu esnada Hz. Hatice’nin tessettüre riayet ettiğni söylemektedir. ( Zehebi, A’lâmü’n-nübelâ, 1. 463. ) Hatice müşriklerin zulmü ve haksızlığı karşısında Resulullah’ı hiçbir zaman yalnız bırakmadı. Mekke’li müşrikler ޞi’bü Ebi Talib’de müslümanları kuşattığında kendisi de Hz. Peygamber ile birlikte iki üç yıl boyunca muhasaraya göğüs gerdi. Servetini onun davası uğrunda harcamaktan geri durmadı.

Hz. Hatice yirmi beş yıl kadar süren mutlu bir evlilik hayatından sonra hicretten üç yıl kadar önce 10 Ramazan’da ( 19 Nisan 620 ) vefat etti ve Hacün kabristanı’na defnedildi. Hicret’ten dört veya beş yıl önce öldüğünü de söylenmektedirler. Resül-i Ekrem, Hatice’nin vefatından üç gün önce amcası Hz. Ebu Talib ( a.s. )’i kaybettiği için düşmanlarına karşı kendisini savunan iki mücadele gücünü kaybetmiş oldu. Kanuni Sultan Süleyman tarafından Hz. Hatice ( a.s. ) kabri üzerinde yaptırılan türbe, Mekke’nin Münafik ve fasik Suudi yeönetimine geçmesi üzerine diğer türbelerle birlikte 1926 yılında yıktırılmıştır. ( DİA, 7, 388. )

Reül-i Ekrem, Hz. Tatice’nin vefatından sonra çeşitli hanımlarla evlendiği halde hiçbir zaman mutlu bir hayat sürmemiştir. Ve Hz. Hatice’yide hiçbir zaman unutamamışdir, eşinin fedakârlığını ve dostluğunu her fırsatta anmış, evde koyun kestiği zaman Hatice’nin eski dostlarına ondan birer parça göndermeyi ihmal etmemiştir

Hz. Hatice, hangi mezhepbe bağlı olursa olsun bütün müslümanlar tarafından çok sevilmiş ve sayılmış, Arap olan ve olmayan İslam toplumlarında Hatice adı kız çocukları için yaygın bir isim haline gelmiştir. Hz. Hatice’nin hayatına dair çeşitli dillerde kaleme alınmış eserler bulunmaktadır.

Bunlardan Arapça olanlar arasında şu eserler anılabilir : Abdülhamid ez-Zehrâvi, Hatice ümmü’l-mü’minin ( Kahire 1328, 1345 ) Abdüsselâm el-Işri, Hatice bint Huveylid ( kahire 1960 ) ; Âmir el- Akkâd, el-Mişâlü’n-nâdir Hatice bint Huveylid ( Beyrut 1974 ( ? ), Dârü’l-Cil ) ; Abdullah el-Alâyili, Meşelühün-ne’l-âlâ- es- Seyyide Hatice ( Beyrut 1983 ) ; ;brâhim Muhammed Hasan el- Cemel, Ümmü’l-mü-minin Hatice bint Huveylid el- meşelü’l-alâ li-nisâ’i’l-âlemin ( Kahire 1987 ) ; Mahmut ޞelebi, Hayâtü Ümmi’l-mü’minin Hatice aleyselam ( Beyrut 1989 ) ; Abdülhamid Mahmüd Tahmâz, es-Seyyide Hatice ümmü’l-mü’minin ve sebbâkatü’l- halkı ile’l-İslâm ( dımaşk 1410/1990 ).

Seyyidâtü nisâ’il- âlemin siretühünne ve fezâ’ilühünne ( Kuveyt 1988 ) adlı eserini Resül-i Ekrem’in bir hadisinden yola çıkarak kaleme aldığı anlaşılan Mûsâ el-Evsed bu eserinde Hz. Meryem, Fâtıma, Hatice ve Âsiye’nin hayatını anlatmıştır. Türkçe eserler arasında da şunlar sayıla bilir : Fatıma ޞâdiye, Zevce-i Muhtereme-i Hazret-i Fahr-i Âlem Ümmü’l-mü’minin

Hazret-i Hadicetü’l- Kübrâ ( İstanbul 1322 ) : Mehmed Gavsi, Ümmü’l-mü’minin ( Müminlerin annesi ) Seyyidetü’n-nisâ Hz. Haticetü’l-Kübrâ binti Huveylid ( İslam’da Veliyye kadınların Menkıbesi, ( İstanbul 1956 ) ; Ahmet Cemil Akıncı, hazret-i Hatice ( istanbul, 1966 ) ; yakup Necefzâde, Hatice anamız ( İstanbul, 1968 ) ; Serap Yavuz. Hazret-i Hatice ( istanbul 1985 ) ; Mustafa Necati Bursalı, ilk Müslüman ilk Zevce ( istanbul , 1988 ).

Kaynaklar :

Müned, 1, 209-210, 312 ; ıv,117-118 ; Buhâri, “Ta’bir”, 1 ” Bed’ü’l-vahy”, 3, “Umre” 11, “Enbiyâ” 45. ” Menâkıbü’l-evsâr” 20, “Nikâh “, 108, Edeb” , 23, ” Tevhid ” , 32, “Tevsir ” , 96/1 ; Müslim, “İman”, 252, “Fezâ’ilü’s-sahâbe” 69- 71-78 ; İbn- İshak, es-Sire, sayfa. 59-61, 94-95, 102, 103 , 112-114, 116, 117, 227-229,238, 250-251 ; Ma’mer b. Müsennâ Tesmiyetü ezvâci-n-nebi ve evlâdihi ( nrş. Kemâl Yûsuf el- Hüt ). Beyrut 1410/ 1990, sayfa. 46-50 ; Abdürrezzâk es-San’âni,el- Musannef, v, 320-321 ; İbn Hişâm, es- Sire, 1, 198-203, 253-255, 257, ayrıca bk., indeks ; İbn Sa’d, et- Tabakât, vııı, 14-19 ; İbn Habib, el – Muhabber, sayfa. 9, 11, 18, 77-79, 408, 452 ; Zübery b. Bekkâr, el-Münteehab min Kitabi Ezvâci’n-nebi sallallaâhu aeyhi ve sellem ( nrş., Sekine eş-ޞehâbi ). Beyrut 1983. sayfa. 23-34 ; Belâzüri, Ensâb, 1, 97- 99, 396- 409 ; Müberred,el-Kâmil ( nşr. M. Ahmed ed-Dâli ). Beyrut 1986, ııı, 1362 ; Dûlâbi, ez-Züriyyetü’t-tâhire ( nşr. M. Hüseyin el-Celâli ), Beyrut 1408/1988, sayfa 42-67 ; Taberâni, el-Mucemü’l- Kebir ( nşr. Hamdi Abdülmecid es-Selefi ), Beyrut, ts. ( Dârü ihyâi’t-türâsi’l-Arabi ) xxıı, 444-453 ; İbn Hazm, cemhere, s. 171 ; İbn Abdülber, el-İsti’âb ( Bicâvi ), ıv, 1817- 1825 ; İbnü’l-Esir, Üsdü’l-ğâbe, vıı, 78- 85, 283 ; Nüveyri, Nihâyetü’-ereb, xvı, 279 ; xvııı,170-172 ; Mizzi, Tehzibü’l-Kemâl,”, 191 ; Zehebi, A’lâmü’n-nübelâ, 1, 463 ; ıı, 109-117 ; Heysemi, Mecma’u’z-zevâ’id ( Derviş ), ıx, 350 – 362 ; İbn Hacer, el-İşâbe ( Bicâvi ), vıı, 600-605 ; ޞâmi, Sübülü’l-hüdâ, ıı, 214-227, 312-316, 402-407, 571 ; a.mlf., Ezvâcü’n-nebi ( nşr. M. Nizâmeddin el-Fettih ). Medine 1413/1992, s. 53-76 ; ޞevkâni, Derrü’s- sehâbe, s. 313-317, 608 ; mehmed Zihni, Meşâhirü’n-nisâ, İstanbul 1294,1, 188-189 ; M. Hüseyin Heykel, Hazret-i Muhammed Mustafa ( trc. Ömer Rıza doğrul ), İstanbul 1948, s. 112-114, 118-119 ; Miftâhu kü-nüzi’s- sünne,s. 174-175 ; Kehhâle, A’lâmü’n-nisâ , 1, 326-331 ; v, 186; Müsâ Şžâhin Lâşin, Ezvâcü’n-nebi sallallahû aleyhi ve sellem, Riyad 1407/1987, s. 29-45 ; Hamiddullah, İslam Peygamber’i ( Tuğ ),1, 61-70, 180-181 ; Abdüssabür ޞâhin-İslâh Abdüsselâm er-Rifâi, Mevsû’atü ümmehâti’l-mü’minin, Kahire 1412/1991, s. 75-86 ; M.J. Kister, “The Sons of Khadija”, Jerusalem Studies in Arabic and İslam, xvı, Jerusalem 1993, s . 59-95 ; Fr. Buhl,”Hatice”, İA,v/ı, s. 43-44 : W. Montgomery Matt, “Khadidja”, El ( Fr ), ıv, 931; Mustafa Fayda, “Cennetü’l- Muhallâ”, DİA,vıı,388. M. Yaşar kandemir. ( Türkiye Diyanet vakfı İslâm Ansiklopedisi, Cilt. 16. sayfa, 466. )

SİZİN YORUMLARINIZ

Namaz Vakitleri

Reklam

GAZETE SAYFALARI

Canlı Yayın

Twıtter

Puan Tablosu

Takımlar
O
P
  • 1
    Beşiktaş
    34
    77
  • 2
    Medipol Başakşehir
    34
    73
  • 3
    Fenerbahçe
    34
    64
  • 4
    Galatasaray
    34
    64
  • 5
    Antalyaspor
    34
    58
  • 6
    Trabzonspor
    34
    51
  • 7
    Akhisar Bld.Spor
    34
    48
  • 8
    Gençlerbirliği
    34
    46
  • 9
    Atiker Konyaspor
    34
    43
  • 10
    Kasımpaşa
    34
    43
  • 11
    Kardemir Karabükspor
    34
    43
  • 12
    Aytemiz Alanyaspor
    34
    40
  • 13
    Osmanlıspor FK
    34
    38
  • 14
    Bursaspor
    34
    38
  • 15
    Kayserispor
    34
    38
  • 16
    Çaykur Rizespor
    34
    36
  • 17
    Gaziantepspor
    34
    26
  • 18
    Adanaspor
    34
    25

Facebook\'ta DiniHabergentr

Gönderin yayınlayalım

2017 Dini Günler