Mahihaber - Dini Haberler - Diyanet Haberleri

Kalpleri Hasta Olan Din Hırsızları – 5

2017-02-25 06:42:24
Kalpleri Hasta Olan Din Hırsızları – 5




En Şerli Kişiler:

Dini İslâm’ı asliyetinden çıkarmaya çalışan, safiyetinden uzaklaştırmaya çalışan bu türemelere hayret etmeyin. Zira seyyiat zamanıdır.

“İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecektir ki İslâm’ın yalnız ismi, Kur’an’ın ise resmi kalacak. Mescidler dış görünüşleri ile mamur, fakat içleri hidayetten mahrum olacak.

Onların âlimleri gök kubbe altındakilerin en şerlileridir. Fitne onlardan çıktı ve yine onlara dönecektir.” (Beyhaki)

Yani bunlar kendilerini âlim sıfatına koyuyorlar. Gayeleri din-i İslâm’ı ifsad edip aslından çıkarmak, küfre meydan bırakmak.

Hakk Celle ve Alâ Hazretleri bunlar hakkında Âyet-i kerime’sinde buyurur ki:

“Sanki onlar direk olmuş keresteler gibidirler.” (Münâfikun: 4)

Hazret-i Allah’ın ve Resulullah Aleyhisselâm’ın hükmüne iman edip amel-i salih işleyen, Hakk’ı bilen ve Hakk’ta sabredenlere müjdeler olduğu gibi; Hazret-i Allah’a ve Resulullah Aleyhisselâm’a iman etmeyi kibirlerine yediremeyenlerin, iman ettiğini sanan, fakat amel-i salih işlemeyenlerin, nefsini ilâh edinenlerin, hükm-ü ilâhiye’den sapanların din-i İslâm’dan bahsetme salahiyetleri yoktur.

“Onlar kendilerine gelmiş hiç bir delil olmadığı halde, Allah’ın âyetleri hakkında tartışırlar. Gerek Allah katında gerek iman edenlerin yanında bu davranışa karşı kızgınlık ve öfke büyümüştür.

Allah, büyüklük taslayan her zorbanın kalbini işte böyle mühürler.” (Mümin: 35)

İslâm dini’nin mânevi yıldızları olan İslâm’a nûr saçan ve bilhassa ulul-elbâb’a varan din-i İslâm’ın hakiki âlimlerinden ve müctehidlerden bahsetmeye, onları diline dahi almaya sahib-i salahiyet değildir. Zira aklı meaş akıldır. Nefsi, nefs-i emmaredir. Hakikatten habersizdir.

Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde:

“Allah inananları da ortaya çıkaracak, münafıkları da ortaya çıkaracaktır.” buyuruyor. (Ankebut: 11)

Zira Hazret-i Allah ve Resulullah Aleyhisselâm’ın emirlerini en iyi bilen zâhir ve bâtın ulemâsıdır. Her akla gelen sapığın hükmüne bakılmış olsa idi, İslâm’da hiç bir esas kalmazdı. Yaratanın hükmü esastır.

“Hüküm, yücelerin yücesi Allah’ındır.” (Mümin: 12)

Bunun tümüne ya iman edecek veyahut iman etmeyip küfre kaydığını bilecek. Ahkâm-ı ilâhî esastır. Mahlukun hiç bir hükmü yoktur. Taat ve takvâsız Hakk’tan ve hakikattan habersiz olan bu gibi kimseler suni çiçeğe benzer. Ruhu ölmüş canlı cenazedir. Nefsine tapar ve başkalarını taptırmak ister.

Bu adam namaz kılmıyor, abdest almıyor, İslâm’ı yaşamıyor, bir de İslâm’ı tanıtmaya kalkışıyor.

Namaz kılmayan, abdest almayan, İslâm’ı yaşamayan nasıl din ve imandan bahsedebilir? Nasıl İslâm hakkında konuşabilir? Neden ve niçin ortaya çıktığı belli olmayan, şeytanın askeri, nefsinin oyuncağı olan bu adam ifsad edicidir, yol kesicidir.

“Kendilerine ‘Yeryüzünde fesad çıkarmayın!’ denildiği zaman. ‘Biz ancak ıslah edicileriz.’ derler. İyi bilinki asıl ortalığı ifsad edenler kendileridirler. Lakin anlamazlar.” (Bakara: 11-12)

Allah-u Teâlâ bu ve bunun gibi kimseleri fesadçı diye nitelendiriyor. Fesadçının hükmünü ise yine Kelâm-ı kadim’inde beyan ediyor:

“Fitne çıkarmak adam öldürmekten daha kötüdür.” (Bakara: 191)

Arfece -radiyallahu anh-den rivayet edilen bir Hadis-i şerif’te ise Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyururlar:

“Şerler ve fesatlar olacak. Kim birlik içinde olan bu ümmetin içinde tefrika çıkarmak isterse, kim olursa olsun kılıçla boynunu vurun.” (Müslim: 1852)

Belki de bu adam cenabet geziyor.

Bunlar yoldan çıkmışlar, küfre kaymışlardır.

Yoldan çıkmak nasıl olur? Allah-u Teâlâ kalbini çevirdiği zaman o artık orada kalır. Bunun daha başka türlü dönmesi mümkün değildir. Meğer Cenâb-ı Hakk kalbinin üzerindeki mührünü söksün.

Enes -radiyallahu anh- buyurur ki:

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şu duâyı çok yapardı:

“Ey kalpleri çeviren Allah’ım! Kalbimi dinin üzerine sabit kıl!”

Ben bir gün kendisine:

“Yâ Resulellah! Biz sana ve senin getirdiklerine inandık. Sen bizim hakkımızda korkuyor musun?” dedim.

Bana şöyle cevap verdi:

“Evet! Kalpler, Rahman’ın iki parmağı arasındadır. Onları istediği tarafa çevirir.” (Tirmizî: 2141)

Allah-u Teâlâ bir anda parmağıyla çeviriverir. Müslüman iken münafık olur.

Hatta Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in:

“Ey kalpleri çeviren Allah’ım! Kalblerimizi senin taâtına çevir.” diye nizayı vardır. (Buhari)

Şerlerini ve ifsatlarını ortaya koymaya çalıştığımız bu adam Allah-u Teâlâ’nın dinini bırakmış, şeytanın adımlarına uymuştur. Onun içindir ki bu hale düşmüştür. Bu hale düştükleri gibi, müslümanları da bu hale düşürmeye çalışıyor.

Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde:

“Kim ki ben âlimim derse, bilin ki o cahildir.” (Münâvi)

Buyurduğu halde onlar kendilerini âlim yerine koyarlar, işte bu zanları onları aldattı. Âlim olduğunu sandılar, ulema sıfatı altında cehaletlerini ve küfürlerini yaydılar. Bunlar imandan mahrumdurlar. İfsatları çok, tahribatları büyüktür.

Zan, nam, şöhret, madde ve menfaat uğruna dinden çıktıkları gibi, başkalarını da çıkarmaya çalışırlar.

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif’Ierinde şöyle buyurmuşlardır:

“Gizli şehvetten sakınınız. Bir âlimin, insanların rağbet ve hüsnü zannını arzu edip başına toplanmasını sevdiği gibi.” (C. Sağir)

Nam ve şöhret için ilim satanların durumu budur.

Onlar dünyayı ahirete tercih ederler. Allah-u Teâlâ onları “İlmi ile dünyalık elde edenler” diye vasıflandırarak şöyle buyurmuştur:

“Onlar ise bunu arkalarına attılar ve az bir dünyalığa değiştiler. Yaptıkları alış-veriş ne kötü!” (Âl-i imran: 187)

Onlar artık Hazret-i Allah ile ilgilerini kesmişler, halk ile ilgilerini kurmuşlar. Onların alış-verişi halk iledir. Yalnız nam ve şöhret düşünürler, gösteriş, riyaset ve mevkii düşünürler. Halk da bunlara rağbet eder. Sözüne, kalıbına, elbisesine bakar.

Halbuki Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde buyurur ki:

“Sen o münafıkları gördüğün zaman, kalıpları hoşuna gider, ne söylerlerse dediklerine kulak verirsin. Sanki onlar direk olmuş keresteler gibidirler.” (Münâfikun: 4)

Bu halleri ile kendilerini halkın en iyileri, en faziletlileri zannederler. Oysa bunlar nefislerine değer verdikleri için, Hazret-i Allah’ın yanında gerçekten en düşük insanlardır.

bu yazı hakikat.com sitesinden alınmıştır|

SİZİN YORUMLARINIZ

Reklam

Namaz Vakitleri

Videoerk

videoerk

GAZETE SAYFALARI

Gazete Manşetleri

Mekke Medine Kudüs Canlı Yayın

Mekke Medine Kudüs Canlı Yayın

Twitter

Puan Tablosu

Takımlar
O
P
  • 1
    Galatasaray
    12
    26
  • 2
    Medipol Başakşehir
    12
    26
  • 3
    Beşiktaş
    12
    22
  • 4
    Kayserispor
    11
    19
  • 5
    Demir Grup Sivasspor
    11
    19
  • 6
    Bursaspor
    12
    18
  • 7
    Göztepe
    12
    18
  • 8
    Teleset Mob. Akhisarspor
    12
    18
  • 9
    Fenerbahçe
    11
    17
  • 10
    Aytemiz Alanyaspor
    11
    14
  • 11
    Evkur Yeni Malatyaspor
    11
    14
  • 12
    Trabzonspor
    11
    13
  • 13
    Antalyaspor
    12
    13
  • 14
    Kasımpaşa
    11
    12
  • 15
    Atiker Konyaspor
    12
    11
  • 16
    Kardemir Karabükspor
    11
    8
  • 17
    Osmanlıspor FK
    11
    8
  • 18
    Gençlerbirliği
    11
    8

Facebookta Mahihaber

2017 Dini Günler

2017 Dini Günler

tesbihatlar

tesbihatlar