Mahihaber - Dini Haberler - Diyanet Haberleri

Mukaddes emanetler

Sakal-ı Şerifi ve Efendimiz (s.a.s.)’in mukaddes hırkasını ziyaret edip o manevi kokuyu alabiliyorsak, bunu Sultan Selim Han’a borçluyuz

2017-02-25 06:01:25
Mukaddes emanetler

Bugün, Sakal-ı Şerifi ve Efendimiz (s.a.s.)’in mukaddes hırkasını ziyaret edip o manevi kokuyu alabiliyorsak, bunu Sultan Selim Han’a borçluyuz.

Topkapı Sarayı ihmal edilmemeli, Topkapı Sarayına bayramlaşmak niyetiyle ziyaret yapılmalıdır. Bu asır kültür savaşlarının cereyan ettiği ve birçok toplumun kültürel olarak tarih sahnesinden düşeceği bir yüzyıldır.

 Bu sebepten dinimize ve mânevî hassasiyetimize uygun bütün hâtırâtımızı ve değerlerimizi taze ve dipdiri tutmak zorundayız.

 Bu günler toplum olarak da kimliğimizi ve mânevî bütünlüğümüzü farkedebileceğimiz mevsimdir.
 Kutsal emanetler, günümüzde Topkapı Sarayının özel bir bölümünde muhafaza edilen, Müslümanların mukaddes saydığı ve asırlardır hürmetle koruduğu Efendimiz (s.a.s.)’e, O’nun ehl-i beytine, dört büyük halîfeye, İslâm büyüklerine ve bazı peygamberlere ait olan eşyalardır. Bu eşyaların en kıymetlileri, hiç şüphesiz diğerlerinin de kıymetine vesile teşkil eden, Efendimiz (s.a.s.)’e ait olanlardır. Bu mukaddesatın neler olduğundan bahsetmeden önce günümüze kadar nasıl geldikleriyle ilgili birkaç şey söylemek yerinde olacaktır.

 Efendimiz (s.a.s.)’e ait olan kutsal emanetler, sadece kullandıkları eşyalar değildir, mübarek Sakal-ı Şerîf’leri, Kadem-i Şerîf’leri, gasl-i Nebevî suyu gibi mukaddesat da bunların içindedir. Efendimiz (s.a.s.)’in ashabını düşündüğümüzde bunların günümüze kadar gelebilmiş olması şaşırtıcı değildir.
 Efendimiz (s.a.s.) için canını, malını, her şeyini feda eden ashabı O’na ait olan her şey için birbirleriyle yarışıyorlardı.

Nitekim Efendimiz (s.a.s.) ile görüşmeye gelen müşrikler dahi şöyle diyorlardı: ” Vallahi Muhammed’in dostlarının Muhammed’e gösterdikleri hürmet ve itaati, sıdk ve ihlası hiçbir kavimde görmedim.

Hatta o kadar ki Muhammed, konuşmak arzu ettiği an etrafı bir sükût kaplıyor. Sanki semâ ebkem, arz hâmuş O’nu dinliyorlar. Hiç kimse yüzünü yerden kaldırmaya dahi cesaret edemiyor.” Bir müşrikin bile müşrikliğiyle idrak ettiği bu muhabbet elbette bundan da fazlaydı.

İşte bu Ashab-ı kiram hazerâtı, Efendimiz (s.a.s.)’e ait olan her şeye sonsuz bir saygı ve hürmet göstererek muhafaza ediyorlardı.

Bu emanetler, Efendimiz (s.a.s.)’in rıhletlerinden ve dört halîfe döneminden sonra sırasıyla Emevî ve Abbasî devletlerine geçmiştir.

 Kutsal emanetlerin necip milletimize geçişi ise 1517 yılında Sultan Selim Han’ın Mısır seferi ile gerçekleşmiştir. Mukaddes emanetlerin büyük bir kısmı, hilâfeti Sultan Selim’e devreden III. Mütevekkil ile Kahire’ye kadar gelerek Mekke ve Medine’nin anahtarını teslim eden Mekke Şerîfi Ebû’l-Berekat’ın oğlu emir Ebû Numey tarafından getirilmiştir. İslâm mukaddesatına çok önem veren Osmanlı padişahlarının gayretleriyle İstanbul’a kutsal emanet akışı 20. yy’a kadar devam etmiştir. Milletimiz en zor günlerinde dahi bu emanetlere karşı vazifesinden vazgeçmemiştir. Bugünün Müslümanları olarak Sakal-ı Şerîfi, Efendimiz (s.a.s.)’ in mübarek hırkasını görebilme, o mânevî kokuyu alabilme lutfunu yaşayabiliyorsak elbette buna Allah’ın takdiri ile vesile olan Sultan Selim Han’a vefa borcumuz olduğunu bilmeliyiz. Nitekim milletimizde kendisini dâima saygı ve minnetle yadeder. Sultan Selim Han’ın bu emanetlere gösterdiği hürmet ve iltizam da anlatılması gereken bir mevzudur.

 Sultan Selim Han, Mekke ve Medine şehirlerinin anahtarları ve mukaddes emanetlerle Mısır seferinden döndüğünde halk kendisini şa’şa ve debdebe ile karşılar düşüncesiyle şehre geceleyin girilmesini emretmiştir.

 Onun bu davranışı belki de emanetlere ancak mahviyetle hizmetkâr olunabileceğini gösteriyordu.
Şehre girdikten sonra sefer yorgunu oldukları halde kutsal emanetler yerleştirilirken ayakta beklemiş ve 40 hafız, Kur’an-ı Kerim’i tilavet ederek günümüze kadar bu geleneğin devam etmesini sağlamışlardır.

 Yahya Kemal O’nun bu mirasını İstanbul’u İstanbul yapan iki şeyden biri olarak ifade eder: ‘Anladım ki İstanbul’da iki şey var İstanbul’u İstanbul yapan; Ayasofya’da ezan, Hırka- i Saadet’te Kur’ân.’ Günümüze kadar büyük bir titizlikle korunan bu eserler için sanat değeri yüksek gümüş ve altın işlemeli özel muhafazalar yapılmıştır. Mukaddes emanetlerden bazıları şunlardır:
 Hırka-i Saadet: İstanbul’da iki adet Hırka-i Şerîf’in varlığı bilinmektedir. Birinci Hırka, Sultan Abdülaziz tarafından yaptırılan iç içe iki altın sandıkta, altın sırmalı, yedi ipek kadife kumaştan oluşan bohçalara sarılı olarak korunmaktadır.

 Bu Hırka, 630 yılında Hz. Peygamber (s.a.s.)’in huzurunda, ensar ve muhacirlerden oluşan topluluk önünde, İslâm’ı kabul eden Ka’b b. Züheyr’e, orada okuduğu kaside dolayısıyla bizzat Peygamber Efendimiz (s.a.s.) tarafından giydirilmek sûretiyle hediye edilmiştir. Bu sebeple, şairin bu kasidesi daha sonra İslâm literatüründe ‘Kasîdetü’l Bürde’ adıyla meşhur olmuştur. Osmanlı devletinde Topkapı sarayında Ramzan ayının 15. gününden sonra Hırka-i Şerîf ziyarete açılır, ‘destimal’ denilen mendiller hırka-i şerife sürülerek misafirlere hediye edilir ve onlar da öldüklerinde yüzlerine örtülmesini vasiyet ederlerdi.

 Efendimiz (s.a.s.)’e ait diğer hırka ise kendilerine Mi’rac’ta Cebrail tarafından giydirilen ve dokumasıyla bugün dahi insanı hayran bırakan, Efendimiz (s.a.s.)’in Veysel Karani Hazretleri’ne verilmesini vasiyet ettiği Hırka-i Şerîftir. Sahabeler tarafından bu vasiyet yerine getirilmiştir. 1617 tarihinde Üveysî sülalesinden Şükrullah Efendi tarafından İstanbul’a getirilen ve kendilerine “Hırka-i Şerîf şeyhleri” adı verilen bu ailenin elinde muhafaza edilmiştir. Bugün bu hırka, İstanbul Fatih’te Sultan Abdülmecid tarafından 1851 yılında yaptırılan Hırka-i Şerîf Camii’nde muhafaza edilmekte ve Ramazan ayında ziyarete açılmaktadır.

Lıhye-i Saadet: Ülkemizde birçok camide cam mahfazalar içinde bulunmakta ve ziyeret edilmekte olan Sakal-ı Şerîf’tir.

Dendan-ı Saadet: Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in Uhud Savaşı sırasında şehid olan dişlerinin bir parçasıdır.

Livâ-i Saâdet: Ukab adı da verilen Sancak- ı Şerîftir.

 Mühr-i Saâdet: Efendimiz (s.a.s.)’in mührüdür.

Nâme-i Saâdet: Peygamber Efendimiz (s.a.s.), Hicretin 9. yılında, başta Bizans İmparatoru olmak üzere, İran, Mısır ve Habeşistan devlet başkanlarına birer mektup yazarak onları İslâm’a davet etmiştir. Mısır hükümdarı Mukavkıs’a gönderdiği mektup, asırlar sonra 1850 yılında, Barthelemy adlı bir Fransız tarafından, Mısır’da bir manastırın kütüphanesinde, yazma bir İncil’in kapağına yapıştırılmış olarak bulunmuştur.

 Süyûf-ı Mübareke: Hırka-i Saadet Dairesi’nde bulunan kılıçlardır. Bunların iki tanesi Efendimiz (s.a.s.)’e aittir. Diğer kılıçlardan biri Hz. Davud (a.s.)’a, diğerleri ise Hulefâ-yı Raşidîn ve sahabe-i kirâma ait kılıçlardır.

Kadem-i Şerîf: Hz. Peygamber (s.a.s.)’in ayak izidir.

Kemân-ı Peygamberî: Hz. Peygamber’in kullandığı yaydır.

Na’leyn-i Saadet: Hz. Peygamber’in pabuçlarıdır.

Kadeh-i Şerîf: Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in su içtiği ve mübarek dudaklarının değdiği kadehtir.
Gubar-ı Şerîf: Hücre-i Saâdet’in tamiri sırasında çıkarıldığına dair vesikalar bulunan topraktır.
Gasl-i Nebevî Suyu: Peygamberimizin gasil suyunun muhafaza edildiği yeşil şişenin günümüze ancak kırık parçaları ulaşabilmiştir.

 Diğer Mukaddes Emanetlerin bazıları da şunlardır: Kâbe’nin anahtarı, Hacer-i Esved Çerçevesi, Mîzab-i zer (Altınoluk), Kâbe’nin kadim kapılarından bir kapı, Hz. İbrahim’in Tenceresi, Hz. Yusuf’un Sarığı, Hz. Davud’un Kılıcı, Hz. Yahya’nın Kol Kemiği, Hz. Musa’nın Asâsı, Hz. Fatıma’nın (r.a.) hırkası, Sahabe-i Kiram’ın kılıçları

takvim.com.tr

SİZİN YORUMLARINIZ

Reklam

Namaz Vakitleri

Videoerk

videoerk

GAZETE SAYFALARI

Gazete Manşetleri

Mekke Medine Kudüs Canlı Yayın

Mekke Medine Kudüs Canlı Yayın

Twitter

Puan Tablosu

Takımlar
O
P
  • 1
    Galatasaray
    11
    26
  • 2
    Medipol Başakşehir
    11
    23
  • 3
    Beşiktaş
    12
    22
  • 4
    Kayserispor
    11
    19
  • 5
    Demir Grup Sivasspor
    11
    19
  • 6
    Teleset Mob. Akhisarspor
    12
    18
  • 7
    Bursaspor
    11
    17
  • 8
    Fenerbahçe
    11
    17
  • 9
    Göztepe
    11
    17
  • 10
    Aytemiz Alanyaspor
    11
    14
  • 11
    Evkur Yeni Malatyaspor
    11
    14
  • 12
    Trabzonspor
    11
    13
  • 13
    Kasımpaşa
    11
    12
  • 14
    Antalyaspor
    11
    12
  • 15
    Atiker Konyaspor
    11
    10
  • 16
    Kardemir Karabükspor
    11
    8
  • 17
    Osmanlıspor FK
    11
    8
  • 18
    Gençlerbirliği
    11
    8

Facebookta Mahihaber

2017 Dini Günler

2017 Dini Günler

tesbihatlar

tesbihatlar