Dini Haber, Diyanet Haber, Din Haberi, Dini Haberler, Diyanet Teşkilatı, Diniajans, Dibbys, DİTİB, dini gündem, dini bülten, fetvaların yer aldığı yorum haber sitesi

O Ramazanlardan Söz Edersek

2017-06-03 16:32:59
O Ramazanlardan Söz Edersek

Osmanlı’da ramazan, gün boyu dini musikiye sahne olurdu. Ruhun gıdası olarak: İftardan önce mukabele, teravih arasında ilahi ve sahurda temcid…

”ZEVK-İ Selim’de (Beyazıt’ta dönemin seçkin bir restoranı) ramazan geceleri ince saz takımıyla icra-yı ahenk edeceğini işittiğim zaman içimden bir akşam orada iftara karar verdimdi.” Böyle yazmıştı Cenab Şehabeddin 1920’de. Tabii icrayı dinlemek için teravihden sonrasını beklemesi gerekecekti. Restoranlarda, yemek sırasında müzik çalınması, o dönemde bir yenilikti. Ama günümüzde ‘musiki’ ve ‘light’ ilahiler, pek çok mekanda ‘iftar programı’nın ayrılmaz parçası. Artık ramazanın yaklaştığını fark etmek için sadece reklamlardaki ney, kanun veya davul seslerine kulak kabartmak bile yeterli. Peki eski ramazanlarda mideler, iftar sofralarında çeşit çeşit yemekle doyarken, ‘ruhun gıdası’ müzik nasıl alınıyordu?

MUKABELE GELENEĞİ

Kuran’ın uygun usulde, sesli okunması ve tabii ki ezan, İslam kültüründe musikinin temelini oluşturmuştur. Ramazan boyunca camilerde sabah, öğle ve ikindi namazından sonra sesli Kuran okuması ve camidekilerin bunu takip etmesine ‘mukabele’ denir. Dini müziğe büyük zenginlik katan Osmanlı kültüründe mukabele, İstanbul camilerinde ramazandan 15 gün önce başlıyor ve Kadir Gecesi tamamlanıyordu. Ayrıca, zengin konaklarında ramazanda özel müezzinler görev yapar; hem teravih konakta kılınır hem de mukabele okunurdu.

CAMİDEKİ DİNLEYİCİLER

Elbette mukabelede, hafızın ses güzelliği ve mahareti, farklı bir etki bırakıyordu. Örneğin Ahmed Midhat Efendi, Hafız Sami’nin okuyuşu (1874-1943) hakkında 1898’da şöyle yazmıştır: “Bu kıraatin asıl dikkate değer yönü ise musikisidir ve emsaliyle mukayese kabul etmez… Cemaatin büyük bir kısmı boyunlarını bükmüş, abidane bir sükût içerisinde, gözlerinden yaşlar akıtarak okunan musikiyi dinliyordu”. Ali Rıza Sağman ise 1947’de Hafız Sami’nin etkisini şu sözlerle anlatır: “[Israr üzerine] o ramazan birkaç günde bir okumaya başladı. Cemaatin çok azalmaya başladığı o koca mabet, halkı alamıyordu… Fatih Camisi’ne koşan yüzlerce insan görüldü. Bu âşıklar arasında, İzmit, İzmir, hatta Ankara gibi başka şehirlerden gelmiş olanları da gördük… Mabedin içi bir fuar halini gösteriyordu. Türlü kılıkta adamlar, kadınlar, gençler, ihtiyarlar, kimi oturmuş gözü kapıda, kimi bir küme halinde beklemekte.” (Y. Demirtaş 2008 ve E. Ateş 2014’ten naklen).

Kayıp gelenek temcid

KAYBOLAN bir musiki geleneği ise, ramazan ayında müezzinlerin sahurda minarelerden okuduğu ‘temcid’tir. Temcid, halk arasında sahur anlamında da kullanılmıştır ve tekrar ısıtılıp sofraya getirilen “temcit pilavı” sözü de buradan gelir. Asıl anlamıyla temcid, Allah’a yapılan dua ve yakarışlara salavatın eşlik ettiği bir musiki biçimiydi. Özellikle dergâh ve tekkelerde, zakirler tarafından okunan temcidler ayrı bir yere sahipti. Elbette, ramazanın sesleri sadece dini musikiden ibaret değildi. Acemice çalındığında kaba gürültüye dönüşen davul, ustasının elinde ve maniler eşliğinde, keyif veren bir çalgıydı. Tüm bunların ötesinde bir de ‘ramazan eğlenceleri’ vardı ki, o ayrı bir yazının konusu.

Enderun usulü Türkçe ilahi

ABDÜLKADİR-i Meragi ve İsmail Dede Efendi gibi büyük ustaların hayatında ramazan ayının özel bir yeri olmuştur. Çünkü saray, musiki ve ramazan ayrılmaz bir bütündü adeta. Ruşen Eşref Ünaydın (1892-1959), Topkapı Sarayı’nda, Hırka-i Saadet dairesindeki teravih namazını hayranlıkla anlatır: “Sütun gövdeleri arasında rüya hayaletleri gibi silikleşmiş küçük cemaat, işte teravihe kalktı. Her iki rekâtta bir güzel sesli hafızlar, salavat getirmeğe başladı. Ve her dört rekât başında Enderunlular bestenigardan, sabadan, hüzzamdan ve acemaşirandan, kadim besteli Türkçe ilahiler okuyorlardı.” Sarayda doruğa çıkmış bu usulde, teravih namazları arasında ilahi okunması, büyük camilerde cemaatin salavata katılmasıyla apayrı bir boyuta taşınır. Anadolu ve Balkanlar’da yerleşen bu gelenek, -niteliği değişmiş olsa da- günümüze kadar ulaşmıştır.

Naci Cem Öncel Yazdı

http://sosyal.hurriyet.com.tr/yazar/naci-cem-oncel_500/ruhumuzu-doyurmak-icin_29446763

SİZİN YORUMLARINIZ

Namaz Vakitleri

Videoerk

videoerk

Reklam

GAZETE SAYFALARI

Mekke Medine Kudüs Canlı Yayın

Twıtter

Bilgiyi Keşfedin

mahihaber

Puan Tablosu

Takımlar
O
P
  • 1
    Beşiktaş
    34
    77
  • 2
    Medipol Başakşehir
    34
    73
  • 3
    Fenerbahçe
    34
    64
  • 4
    Galatasaray
    34
    64
  • 5
    Antalyaspor
    34
    58
  • 6
    Trabzonspor
    34
    51
  • 7
    Akhisar Bld.Spor
    34
    48
  • 8
    Gençlerbirliği
    34
    46
  • 9
    Atiker Konyaspor
    34
    43
  • 10
    Kasımpaşa
    34
    43
  • 11
    Kardemir Karabükspor
    34
    43
  • 12
    Aytemiz Alanyaspor
    34
    40
  • 13
    Osmanlıspor FK
    34
    38
  • 14
    Bursaspor
    34
    38
  • 15
    Kayserispor
    34
    38
  • 16
    Çaykur Rizespor
    34
    36
  • 17
    Gaziantepspor
    34
    26
  • 18
    Adanaspor
    34
    25

Facebook\'ta DiniHabergentr

2017 Dini Günler