Mahihaber - Dini Haberler - Diyanet Haberleri

Osmanlının Kudüs’te Bıraktığı İzler

2017-02-25 06:21:40
Osmanlının Kudüs’te Bıraktığı İzler

Kutsal Mescidi Aksa’yı ve Kubbetu’s-sahra’yı Osmanlılar onarmış ve çevresine sağlam bir kale yapmışlardır. Bunun yanı sıra oranın etrafındaki medreseleri, zaviyeleri, tekkeleri, çarşıları ve hanları da tamir etmişlerdir.

Kudüs Tren İstasyonu’nun açılışı – 1892 (IRCICA arşivinden)
Kutsal sorumluluk Osmanlı tarihçisi Âşıkpaşazade’nin kayıtlarında henüz Osmanlı egemenliğinde değilken dahi Haremeyn ile Kudüs ve Halilürrahman’a II. Murat’ın her yıl 3500 filoriyi (Cenova altını) yardım ve hizmetlerin karşılanması için gönderdiği haberi yer almaktadır.

Bir bölgeyi fetheden Osmanlının bölgede asayiş ve huzuru sağladıktan sonra ilk hedefi bölgenin kalkındırılması çalışmaları olmuştur. Bu meyanda 1517’de Hicaz’ın ardından Kudüs ve çevresinin Osmanlı idaresine girmesiyle siyasal ve sosyal anlamda başlayan
Osmanlı hâkimiyeti Kudüs’ün asayişinin sağlanması ve kalkınması ciddi manada etkisini göstermiştir. Bu bağlamda Kudüs’e yönelik ihsan ve iyilikleri bakımından Osmanlılar kendilerinden önceki Abbasi, Eyyubi ve Memlüklü İslam devletlerini dahi geride bırakmışlardır.
Günümüzde en güzelleri Yafa ve
Gazze belediye binaları olarak
kullanılan ve Filistin’in genelinde
hâlen ayakta duran camilerin ve
belediye binalarının çoğu Osmanlılar
tarafından inşa edilmişlerdir.
Hatta Akka bölgesindeki su kanalları,
su yolları, hanları, köprüleri,
zaviyeleri ve benzeri eserleri görmezlikten
gelmek imkânsızdır.
Osmanlılar bütün Filistin şehirlerindeki
ve özellikle el-Halil
kentindeki kutsal yerlere ayrı bir
önem vermişlerdir. Türklerin Kudüs
olarak adlandırdıkları Beytü’lMakdis’in
ise ayrı bir yeri olmuş ve
gösterilen özenden en büyük payı
burası almıştır. Kutsal Mescid-i
Aksa’yı ve Kubbetüssahra’yı Osmanlılar
onarmış ve çevresine sağ-
lam bir kale yapmışlardır. Bunun
yanı sıra oranın etrafındaki medreseleri,
zaviyeleri, tekkeleri, çarşıları
ve hanları da tamir etmişlerdir.
Kudüs’e yönelik her türlü hizmetinde
öncelikli niyeti, İslam
dininin mukaddes kabul edilen
topraklarını her türlü tehlikeye
karşı korumak, Kudüs halkının
huzur ve güven içinde yaşamasını
temin edip onlara ihsanlarda bulunarak
Allah’ın rızasını kazanmak
olan Osmanlılar bu topraklardaki
hâkimiyeti boyunca ırk, dil ve din
ayrımı gözetmeksizin adaletli bir
yönetim izlemişlerdir.
Kanuni’nin 40 milyon akçelik yatırımı,
Sultan IV. Murat’ın şehrin
güvenliği için yaptırmış olduğu
kale ve bu kalenin içinde mescit
ve askerî bir kışla bulundurması,
Sultan Abdülmecid’in 20 bin altın,
Sultan Abdülaziz’in 30 bin akçe
yatırımları ve bilhassa Osmanlı’nın
son dönemlerinde yapılan Hicaz
demiryolu hattı ve buna bağlı olarak
gerek Filistin’in iç bölgelerinde
gerekse kıyı kesimlerinde kurulan
zarif istasyonları ile Kudüs bugün
hâlâ Osmanlı’nın adalet ve hoş-
görüsüne muhtaç bir pozisyonda
sabırla beklemektedir. Zira Birinci
Savaşı sonunda Osmanlı
İmparatorluğu (1918 yılı içinde)
Filistin’i çok sayıda eserini de bu
mübarek beldede bırakmak suretiyle
terk etmek mecburiyetinde
kalmıştır.
Kudüs’teki Osmanlı
Mescid-i Aksa’nın kubbesi: Tarih
boyunca bölgeye hâkim olan Müslümanlar
tarafından saygı gören,
bakımı ve tamiri yapılan Kubbetüssahra
Kanuni Sultan Süleyman
tarafından köklü bir şekilde tamir
ettirilmiş ve binanın dış cephesi çinilerle
kaplatılmıştır.
Mescid-i Aksa’nın İmar Heyet Ofisi:
1700’de inşa edilen ve önemli
bir Osmanlı eseri olan bu kü-
çük odayı günümüzde Mescid-i
Aksa’nın İmar Heyeti, muhasebe
ofisi olarak kullanmaktadır.
Tercüme Odası: Kubbetüssahra
avlusunun kuzey doğu yönünde
yer alan oda tercüme ofisi olarak
kullanılmakta olup, burada paragraf
tercümeleri ve ziyaretçiler için
bilgilendirme kitapları tercüme
edilmektedir.
Öğretmenlerin Odası: Osmanlı
yapımı olup Kubbetüssahra avlusunun
doğu taraflarında yer alan
bu oda ibadet ve inziva için ayrılmış
olup, günümüzde ise Mescid-i
Aksa’nın fıkıh hocaları tarafından
kullanılmaktadır.
Müezzinler Odası: Osmanlı binası
olan bu oda Kubbetüssahra
avlusunun batı tarafında kuzey ve
güney kemerlerine yakındır. Gü-
nümüzde Mescid-i Aksa’nın ezan
seslerinin yükseldiği bir yerdir.
Sedne Odası: Kubbetüssahra’nın
avlusunun batı tarafında olup,
ortada bulunan kuzey kemeri civarlarındadır.
Osmanlı binasıdır.
Bugün Mescid-i Aksa’nın şeflerinin
odası olarak değerlendirilmektedir.
İtfaiye Merkezi: Kubbetüssahra’nın
kuzeyinde olup kuzey ve
batı kemerleri arasında bulunan
geniş bir binadır. Osmanlı dö-
neminde yapılmıştır ve şu an
Mescid-i Aksa’nın itfaiye merkezi
olarak kullanılmaktadır.
Mescid-i Aksa Güvenlik Müdü-
rünün odası: Kubbetüssahra’nın
kuzeyinde yer alan bir Osmanlı
binasıdır. Daha önce halvet (inziva)
odası olarak kullanılan bu oda
günümüzde Mescid-i Aksa’nın
güvenlik müdürünün ofisi olarak
kullanılmaktadır.
Kayd Bayd Çeşmesi: Bu çeşme
de Mescid-i Aksa’da bulunan bir
Osmanlı eseridir. Çeşmenin üzerine
nakışlarla kubbeyi inşa edenin
adı ve yapılış tarihi yazılmıştır.
Filistin’de böyle güzellikte bir çeş-
me daha yoktur.
Şalan Çeşmesi Mescidi: Günü-
müzde mihrapsız bir şekilde gü-
venlik odası olarak kullanılan bu
mescit 1651’de Sultan IV. Mehmet
tarafından inşa edilmiştir.
GEÇMİŞ ZAMANIN İZİNDE
72 DİYANET AYLIK DERGİ TEMMUZ 2015
Bederi Çeşmesi: Bu çeşme Kudüs
kaymakamı Mustafa Ağa gözetiminde
Osmanlı Sultanı I. Mahmut
tarafından yapılmıştır.
Asardiye Medresesinin namazgâhı:
Bu namazgâh, Asardiye
Medresesi’nin güneydoğu tarafındadır.
Osmanlıların son zamanlarında
inşa edilmiştir.
Peygamber Âşıkları kubbesi:
Bu kubbe 1808’de Osmanlı padişahlarından
Sultan II. Mahmut
Dönemi’nde yapılmıştır.
Osmanlı Medresesi: Osmanlı
Medresesi, Eşrefiye Medresesi’nin
ve Mathara Kapısı’nın arasında
yer almakta olup iki kattan oluş-
maktadır. Daha sonra medreseyi
ele geçiren pencerelerini taşlarla
örmüşlerdir. O pencereler Mescidi
Aksa’nın avlusuna bakan tarafta
yer almaktadırlar.
Osmanlılar’ın bıraktığı eserlerin
tümünü burada ifade etmek elbette
mümkün değildir. Bunun
yanında sadece Kudüs Suru içinde
ve 1 kilometrelik bir alan üzerinde
bulunanları ise şu şekilde sıralayabiliriz:
Kudüs tarihçisi Muciruddin elHanbeli
Türbesi (1520), el-Ervâh
(Ruhlar) Kubbesi, Hızır Kubbesi,
Kırmızı Minare, Sultan Hamamı
(Günümüzde Süryaniler
Kilisesi’nin bir bölümünü oluşturmaktadır),
Davud Peygamber Türbesi
(Davud Peygamber kapısının
150 m. güneyindedir) (1523),
Mahkeme Kapısı Sebili (Çeşmesi)
(Kasım Paşa Sebili) (1526), Kudüs
Kalesi Minaresi (1531) (1655 yı-
lında onarımı yapılmıştır), Sultan
Bereketi Sebili (1536), Vâd Yolu
Sebili (1536), Silsile Kapısı Sebili
(1536), el-Atem Kapısı Sebili
(1536), Süleyman Sebili Kıraathanesi
(1536), Nâzır Kapısı Sebili
(1536).
Ayrıca Osmanlıların 1530-1537
tarihleri arasında yapmış oldukları
surlar, kapılar ve burçlar ise şu şekilde
sıralanabilir:
el-Amud Kapısı (Dımeşk Kapı-
sı) (Yeniden inşa edildiği tarih:
1537), Sâhire Kapısı (1537), Laklak
Burcu (1538), Siti Meryem
Kapısı (1538), El-Halil Kapısı
(Yafa kapısı) (1538), Peygamber
Davud (a.s.) Kapısı (1538), Kibrit
Burcu (1540), Mağripliler Kapısı
(Zebel Kapısı) (1540), Bayram Çavuş
Kulesi (1540), Bayram Çavuş
Medresesi (1540), Haseki Sultan
(1551), Mevleviye Camisi (1586),
Muhammed Ağa Halvethânesi
(1587), Nakşibendiler (Özbekiler)
Zaviyesi (1616), Afganiler Zaviyesi
(1630), Ali Paşa Mihrabı (1637),
Yusuf Ağa Kubbesi (1681), Çorbacı
Sebili Camisi (1685), Peygamber
Mescidi (Hızır Namazgâhı, diğer
adıyla Bahbah Kubbesi) (1700),
Şeyh Bedir Sebili (1740), et-Tin
(toprak) Kıraathanesi (1734), İzz
Evi, (1790), Sultan Mahmud Eyvanı
(1808), Esbât Kapısı (Harem)
(1808), Veliyyullah Ebu Medyen
Zaviyesi (Mağripliler zaviyesi)
(1852).
İnşa ediliş tarihleri bilinmeyen Osmanlı
eserleri ise şu şekilde sıralanabilir:
Disi Camisi, Ömer-i Safir Camisi,
Musap Camisi, Han Sultan Camisi,
Ebu Bekir Sıddık Camisi,
Osman bin Affan Camisi, Suveyka
Allun Camisi, Burak Camisi,
Şeyh Reyhan Camisi, Şeyh Mekki
Türbesi, Şeyh Hasan Türbesi,
Hz. Süleyman’ın (a.s.) Makamı ve
Camisi, el-Halil Kapısı Kabirleri,
Attarlar Çarşısı Sebili, Zeytinyağı
Hânı Sebili, Dercu’l-Vâd Sebili,
Dercu Hitta Sebili, Dâri Şeref ve
bunlara ilaveten çok sayıda köprü
ve çarşı yapımı…
Sonuç
Her karış toprağında Osmanlı izi
taşıyan Kudüs’te tüm insanlığın
adalet numunesi olan Osmanlı fotoğrafını
görmek mümkündür.
Okurken dahi hayranlık ve minnet
duygularımızı kabartan tüm
bu eserler ancak ve ancak kutsal
bir sorumluluk ve ilahî bir aşkın
neticesi olarak vücut bulmuşlardır.
Ecdadımız, “ayinesi iştir kişinin
lafa bakılmaz” düsturuyla iş ve
eser üretmişler ve bırakmış oldukları
eserleriyle hâlâ dimdik ayakta
durmayı başarmışlardır.
Yapıtları ile tüm insanlığın saadet
ve huzurunu hedefleyen Osmanlı-
nın, bugün insanlığın ortak kültür
mirasına katkısı tüm dünya tarafından
kabul edilmektedir.
Sayısız cami, çeşme ve külliyesiyle
her karış toprağında inşa etmiş
olduğu eserlerini insanlığa miras
olarak bırakan Osmanlı izleri, maalesef
bugün bir yok oluş tehdidi
ve tehlikesi ile de karşı karşıya bı-
rakılmaktadırlar.
Tüm bu eserler elbette ki insanlık
için, ümmet için birer övünç kaynağıdır.
Ancak insanlığa ve ümmete
düşen görev; övünmek mi,
yoksa sahip çıkmak mı?

SİZİN YORUMLARINIZ

Reklam

Namaz Vakitleri

GAZETE SAYFALARI

Gazete Manşetleri

Mekke Medine Kudüs Canlı Yayın

Mekke Medine Kudüs Canlı Yayın

Oyun ve Eğlence - Çocuklar İçin

Çocuklar için Oyun Eğlence

Twitter

Puan Tablosu

Takımlar
O
P
  • 1
    Galatasaray
    15
    32
  • 2
    Medipol Başakşehir
    15
    30
  • 3
    Fenerbahçe
    15
    29
  • 4
    Beşiktaş
    15
    27
  • 5
    Kayserispor
    15
    27
  • 6
    Göztepe
    15
    27
  • 7
    Trabzonspor
    15
    25
  • 8
    Bursaspor
    15
    24
  • 9
    Demir Grup Sivasspor
    15
    22
  • 10
    Teleset Mob. Akhisarspor
    15
    19
  • 11
    Kasımpaşa
    15
    18
  • 12
    Aytemiz Alanyaspor
    15
    17
  • 13
    Evkur Yeni Malatyaspor
    15
    16
  • 14
    Osmanlıspor FK
    15
    14
  • 15
    Atiker Konyaspor
    15
    14
  • 16
    Antalyaspor
    15
    14
  • 17
    Gençlerbirliği
    15
    12
  • 18
    Kardemir Karabükspor
    15
    8

Facebookta Mahihaber

2017 Dini Günler

2017 Dini Günler

tesbihatlar

tesbihatlar