Mahihaber - Dini Haberler - Diyanet Haberleri

Size Resullullah Aleyhisselam’ı Tanıtayım mı – Hilye-i Şerif

2017-02-25 06:17:15
Size Resullullah Aleyhisselam’ı Tanıtayım mı – Hilye-i Şerif

Allah-u Zülcelal’in Habibi, Hz.Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimizin mübarek yüz ve vücut güzelliklerini anlatan rivayet ve eserlere Şemâil-i Şerif; bu bilgileri konu ederek oluşturulan hat-tezhib eserlerine de Hilye-i Şerîfe denir.

İslam alimleri, Peygamber (asv)’ın ve salih alimlerin yaşarken yüzüne bakmak nasıl ibadetse; O’nun sıfatlarının anlatıldığı Hilye-i Şerîflere bakmanın da ibadet sevabına ve Allah’ın rahmetine vesile olacağını beyan etmişlerdir. Bu yüzden ceddimiz çeşitli vesilelerle bu eserler üzerinde önemle durmuştur.

Peygamberimiz (sav) Efendimizin mübarek vücutlarında toplanan ve bâtınî güzelliklerine delalet eden zâhiri güzellikler; hiçbir kimsenin vücudunda toplanmamıştır. Hatta İmam-ı Kurtubî rivayet eder ki; Nebiyy-i Muhterem( sav) Efendimizin cemalinin güzelliği tamamen ortaya çıkmamıştır. Eğer dış görünüşünün bütün güzelliği görünür olsaydı, Sahabe-i Kiram ona bakmaya takat getiremezlerdi.

Cabir bin Semure (ra) demiştir ki; bir mehtaplı gecede âlemin güneşi Efendimizi (sav) gördüm. Üzerlerinde kırmızı alacadan bir hulle vardı. Nebi (sav)’in nurlu yüzü ile aydan hangisinin güzelliği daha fazla diye; bir kere Resulullah (sav)’in nurlu yüzüne, bir kere de ayın yüzüne bakmaya başladım. Allah’a yemin ederim ki, benim yanımda Nebiyy-i Muhteremin saadetli yüzü, aydan daha güzel idi.

Peygamberimiz (sav) Efendimizin sakal-ı şerifleri büyükçe; her tarafı birbirine uygun, ne düz ne de dıraz (uzun) idi. Mübarek yanakları yumru olmayıp düz idi. Mübarek ağızları geniş, ön dişleri seyrekçe idi.

Mübarek göğüslerinden saadetli göbeğine kadar ince hat gibi kıllar var idi. Rasul-ü Ekrem (sav) Efendimizin bütün âzaları mutedil, şerefli vücutlarında olan mübarek etleri sık olup sarkmış değildi.

Özetle ifade edecek olursak, Resul-ü Zişân Efendimizin vücut etleri semizlikle zaiflik arasında idi. Mübarek karınları ile göğsü düz; yani aynı hizada olup mübarek göğüsleri geniş idi.

Geçen rivayetlerde de işaret edildiği gibi iki omuz arası geniş, mafsalları toplayan kemikleri iri idi. Mübarek âzaları, elbisesini çıkardığı zaman gâyet nurlu pırıl pırıl parlardı. Vücudunda; mübarek iki memeleri ve karnında, göksünden göbeklerine varıncaya kadar ince bir hat gibi uzanmış olan kıllardan başka kıl yok idi.

Resul-ü Ekrem (sav) Efendimizin kollarında, omuzlarında ve göğsünün üst taraflarında çok kıl vardı. Bileğinin iki yanında bulunan yumru kemikleri uzun el ayası geniş idi. (Malum olduğu üzere, el ayasının genişliği cömertlik alametidir.)

Resul-ü Ekrem (sav) Efendimizin mübarek ellerinin ve ayaklarının parmakları kalın, elleri ve ayakları büyükçe; mübarek parmakları mutedil olmak üzere uzunca idi. Mübarek ayaklarının altı yerden yüksekçe, üst kısmı düz olup üzerlerinde kir yarık ve yırtık yok idi.

Resul-ü Ekrem (sav) Efendimizin mübarek ayaklarının eti hafif, üstü ziyade düz olduğundan su dökülse üstünde durmayıp iki tarafına akıp giderdi. Yürüdükleri zaman ayaklarını yerden kuvvetle kaldırırlar, istedikleri tarafa yönelirler, sağ ve sollarına meyletmeyerek bir miktar ön tarafa doğru eğilirlerdi.

Rasul-ü Zişân Efendimiz yürürken ayaklarını yere vurmadan vakar, sükünet ve tavazu ile yürürlerdi. Yürüyüşleri süratli adımları uzun idi. Sanki yer ayakları altında dürülürdü. Yürüyüşleri süratli, adımları uzun olmakla birlikte, yürüyüşleri vakar üzere olup acele değildi.

Resul-ü Ekrem (sav) Efendimiz bir şeye teveccüh ettikleri zaman, bütün beden, endam ve tenleri ile yönelirlerdi. Sebepsiz etrafına bakınmaz, ön taraflarına nazar ederdi. Yer yüzüne bakışları gök yüzüne bakışlarından daha çok idi. Yeryüzüne bakışları nihayet tevazuları, ziyade hudu’ ve huşularından ve Cenab-ı Haktan ziyade hayalarından dolayı idi.

Resul-ü Ekrem (sav) Efendimizin mubah olan şeylere yüce bakışları göz ucu ile idi. Ashab-ı Kiramı ile beraber yolculuk ettikleri zaman, Ashab-ı Kiramını korumak ve himaye etmek; zayıflarını gözetmek ve fakirlerine yardımcı olmak için kendileri hepsinin ardınca yürürler, karşılaştığı kimselere selamı ilk önce kendileri verirlerdi. (Bu şekilde ilk önce selam vermek tevazu sahiplerinin âdetidir.)

Kaynak: Muhammed Raif Efendi; Muhtasar Şemâil-i Şerif Tercemesi.

SİZİN YORUMLARINIZ

Reklam

Namaz Vakitleri

Videoerk

videoerk

GAZETE SAYFALARI

Gazete Manşetleri

Mekke Medine Kudüs Canlı Yayın

Mekke Medine Kudüs Canlı Yayın

Twitter

Puan Tablosu

Takımlar
O
P
  • 1
    Galatasaray
    12
    26
  • 2
    Medipol Başakşehir
    12
    26
  • 3
    Beşiktaş
    12
    22
  • 4
    Kayserispor
    12
    22
  • 5
    Fenerbahçe
    12
    20
  • 6
    Demir Grup Sivasspor
    12
    19
  • 7
    Bursaspor
    12
    18
  • 8
    Göztepe
    12
    18
  • 9
    Teleset Mob. Akhisarspor
    12
    18
  • 10
    Aytemiz Alanyaspor
    12
    17
  • 11
    Trabzonspor
    12
    16
  • 12
    Kasımpaşa
    12
    15
  • 13
    Evkur Yeni Malatyaspor
    12
    14
  • 14
    Antalyaspor
    12
    13
  • 15
    Atiker Konyaspor
    12
    11
  • 16
    Osmanlıspor FK
    13
    11
  • 17
    Kardemir Karabükspor
    12
    8
  • 18
    Gençlerbirliği
    13
    8

Facebookta Mahihaber

2017 Dini Günler

2017 Dini Günler

tesbihatlar

tesbihatlar