Mahihaber - Dini Haberler - Diyanet Haberleri

Size selam getirmişem!

2017-02-25 06:40:54
Size selam getirmişem!


Sene, Hicri 1424… Mekke-i Mükerreme’nin fethinin 1374. Medine-i Münevvere müdafaasında Fahreddin Paşa’nın teslim oluşunun 85. yılıydı. Hac aylarından Zilkade’nin 18. günü şiddet-i şitâ’nın zemheriden kalma bir cumartesi günüydü. Yeniden doğmak için kıyam etmişti hacı adayları dünyanın dört bir yanından Ümmül Kura’ya… Karadan, havadan ve denizden yollara düşmüştü İbrahim Halilullah’ın davetini duyan vefdullah… Beş kafileden oluşan kara sevdalılar katarı. Yunus’un ayak izlerine basarak gelmişlerdi Nevşehir Havalimanı’na…

Medine’nin girişine dizilmiş meleklerin “Ehlen ve sehlen Merhaben bi-duyûfirrahman! – Hoş geldiniz!.. Rahmanın misafirleri merhaba!” seslerine muhatap olmak için… Heyecanla bir çoğu sabun yerine sabır taşı koymuşlardı valizlerine… Ancak göz açık görülen bu rüyada Tuzköyü’nün verdiği susuzluğu ve dudakları şerha şerha yaran çat ayazın sertliğini zemzem ile gidermek için telaşe kapılmışlardı göçmen kuşları… Ilık memlekete taşıyacağı yolcuları bekliyordu pistteki THY’nin TK2120 sefer sayılı uçağı… Derken ayrılık saati gelmişti anadan, yardan ve serden… Yükler bagaja verilmiş pasaportlar kontroldan geçmiş ve yolcular kendilerini Kızıldeniz ötesi Mutluluk Diyarı’na taşıyacak demir kütlesi içinde kemerlerini bağlamışlardı… Saat 11.05’de havalanan uçağımız adını insanlığın büyük annesi Hz. Havva anamızdan alan Cidde şehrine inmişti, üç saat içinde.

(İ)mansız girilmez

Hz. Havva anamızın yeryüzüne atıldığında düştüğü ilk mekan sayfiye şehri Cidde Limanında yapılan vize kontrol ve giriş işlemleri sonunda Medine’ye doğru ilerlemeye başlamıştı bizleri taşıyan otobüsler… Yol boyunca Arapça olarak yazılan “Sübhanallah”, “Elhamdülillah”, “Allahu ekber” vb. levhalar ile “Buraya gayr-i müslim olanlar giremez” ihtar ve ikazına inat “Jeddah” ve “Makkah” yazıları kültür ve ilim ehlini gönülden yaralamıştı.

Medine girişinde hayırsever Medine halkı adına hacılarımıza yapılan kumanya dağıtım ve hediyeler o kadar memnun etmişti ki, Araplar’a tarihten gelen kinimiz Hicret Garajı’ında kalıvermişti… Besmele, salavat-ı şerife ve dualarla girilmişti uygarlığın başkentine Mesani/ sanayi bölgesinde Ebû Zerr-il Ğıfari adına inşa edilen mescid ile komşu olduk Salih Mahmud Müşrif otelinde. Kuzeyden güneye doğru Uhud yolundan gidiyorduk her gün Mescid-i Nebi’ye yorgun mücahitler gibi. Bazen İsmail Buhari Mescidinde arıyorduk millet olarak kimliğimizi. Bazen de Anberiyye’deki muattal Osmanlı tren garında. Diyanet Hastanesi’ne giderken şifa buluyorduk Bilal Mescidi’nden dönerken… Selam kapısından girip de iki cihan güneşi karşısında eriyen ruhlar Gamame Mescidi’nin duldasına sığınıyorlardı, pervazlara konan güvercinler gibi.

Hicaz makamı

Her gün onu görme hayaliyle uykuya dalanlar dudaklarının vavı bozuk olarak geliyorlardı Cibril Kapısına… Cennet-ül baki üstünde uçuşan güvercinler eminim ki, Ala-i illiyyin’e uçuşan seyyid ve şuhedânın ervahıydı. Nasıl da süzülüyorlardı akşamın alacakaranlığında, sonsuza uçan kelebekler misali… Hurma pazarına giderken elindeki iftarlık bir avuç hurmasını kapısına gelen miskine tasadduk eden Hz. Ali (r.a) aklımıza geldi. Hulefa-i Raşidin adına yaptırılan mescidleri gezerken kimsenin fiyatını veremeyeceği kervan ve yükünü fisebilillâh bağışlayan Hz. Osman’ı hatırladık. Hilafeti döneminde gezerken bir ağıt sesiyle açtığı kapının ardında torunlarını uyutmak için tenceresinde taş kaynatan gariplere sırtında bizzat un taşıyan Hz. Ömer’i hatırladık. Tebük seferinde varlığının tamamını beytül male bırakan Hz. Ebu Bekir’i (ra) hatırladık. Hasıra bürünüp “O da benden memnun mu ki?” diyenleri andıkça “Ayrıldık ırmak olduk, derlendik pınar olduk. Şol akar sular olduk. Şükür el-hamdülillâh.”

Temeli takva üzerine bina edilen Kuba Mescidi’ni gezince Dırar Mescidi’nin hükmünü daha iyi anladık… Bütün dünya Müslümanlarının ticari, siyasi, askeri, idari ve mali kıblelerinin tek olması gerektiğini Mescid-i Kıbleteyni gezince anladık. Cumanın devlet namazı olduğunu Cuma mescidinde daha iyi kavradık. Sinesinde barındırdığı şehitleri öğrenince Uhud sevgisi bir kez daha arttı. Evladı Rasulü Kerbela önlerinde şehid edip Hz. Ali’yi Kufe’ye defnedenlerin torunlarının Baki mezarlığı önündeki koro halindeki ağıtları inşallah samimidir.

Takva Caddesi

Malum vechile düm’a da süm’a gibi manevi bir kalp hastalığıdır. Al-i Faris’in hükümranlığını kaim kılmak için malumu ilan edici slogan ve tavırlarıyla bütün dikkatleri üzerine çekenler “Büyük Şeytan”ın tuzağına takılıp cemeratta can vermektedirler. Ecyad Kalesi yıkıldıktan sonra bakalım ilahi takdir Haremeyn’e hizmet etme şerefine nereye kadar Suud ailesinin elinde tutacaktır. Evet… Rasulullah’ın misafirleri olarak Medine’de 40 vakit namaz eda olunmuş ve 19 Ocak 2004 günü Mekke’ye hicret başlamıştı. Medine’den ayrılırken herkesin içinde bir hüzün vardı.

Bu gözler dünya gözüyle Beytullah’ı görecekti. Mağribi Şirketi’nin otobüsleri bizi gündüz gözüyle dünyanın başkentine getirmişti. Takva Caddesi’nden girmiştik Mesfele’ye… Hintli varoşların kaldığı Aşağı Mahalleye… Taifli Cabir Cüveybir el-Hümeydani’nin otelinde komşu olduk Harem’e. Abyar-ı Ali’de giydiğimiz ihram ağırlaşmaya başlamıştı… Tavaf ve Sa’yimizi yaparak tıraş olup ihramdan çıkıp umremizi eda ettik… Kabe’ye gelirken 246 kişiden oluşan bir tabur asker gibi lebbeyk sadaları ile inlettik Mekke sokaklarını… Rabbimizin izniyle Abdullah’ın önderliğinde, Muhammed’in rehberliğinde, Hamdi’nin övgüsüyle, Zeki’nin firasetiyle, İsa’nın müjdesiyle ve Mahir’in maharetiyle tastamam döndük kışlamıza… Afven evimize… Cidde ekonomik form toplantısına gelen Başbakan Recep Tayyib Erdoğan ile umre arkadaşı olduk. Artık bizim de halkı ile birlikte ihrama girebilen bir Başbakanımız vardı. Ne güzel…

Marmara grubu

Zemzem ve hurma… Huccacın temel gıdasıydı. Zemzem sayesinde nice kalp ve şeker hastaları iyi olduklarını ifade etmişlerdi.

Temettu Haccının ümresinden sonra Sevr Dağı, Hira-nur ve Cebeli rahmet ziyaret edilmişti. Peygamberimizin hicreti esnasında saklandığı Sevr, ilk vahyin indiği Hira-nur ve veda hutbesini irad ettiği Cebel-i Rahmeti görünce imanımız bir kat daha artmıştı, İmam-ı Rabbani gibi.

Nihayet tevriye günü gelip çatmıştı. Evlerde hac için ihramını giyen hacılardan: “Allah’ım!.. Senin rızan için Hac etmek istiyorum. Onu bana kolay kıl ve benden kabul eyle!” dua ve niyetleri yükselmişti. Kumanyasını alan hacı kendisini Arafat’ta bulmuştu. Mü’minler “esas duruş”larıyla vakfe yapmıştı. Diyanet İşleri Başkanlığı’nca Arafat’ta icra edilen vakfe özel programına Marmara grubu damgasını vurmuştu. Hacılar memnundu. Bir kuş gibi uçuvermişti hacılar Arafat’tan Müzdelife’ye… Müzdelife’den Mina’ya… Mina’dan Cemerat’a Hava, su ve toprak derken cemre mü’minlerin kalbine düşmüştü. Bayramın ilk günü Cemre-i Akabe’ye atılan yedi taş ile telbiyeler son bulmuştu… Her zamanki gibi yine cemeratta izdihamdan dolayı Azrail, 254 kişinin canını kabzımal edivermişti oracıkta… Kurbanlar kesilmiş, ziyaret tavafları yapılmış, sa’yden sonra tıraş olunan saçlar mizana konulmuştu. Bayram tebrikleri yapıldı. Mü’minlerin zaten secde izi o pak alnına Hacı damgası vurulmuştu. Anasından yeni doğmuş çocuklar gibi sevinç gözyaşları döküyordu hacılar.

Ülker kümesi

Kabe’nin 95 kapısı vardı, adına Razı kapısı denilen cümle kapısı hariç… Adına metaf denilen denize dalan dalgıçlar hep o kapının zembereğine tutunmuşlardı… Tavaf ve sa’yin her şavtında hacılar hem kendi ekseni etrafında hem de beytullah etrafında iç içe dürülmüş küçük bir kainat gibi yüzüp duruyordu. Kimisi kutup yıldızı gibi tek başına dönüyordu, kimisi de ülker kümesi içinde dalıp gidiyordu. Arafat-müzdelife-mina hattında banttan geçen simalar bu defa istilam yoluyla Haceru’l

Esved ile kameraya alınıyordu…

Taşı yediği ilk günden beri iblis ve avanesi kurmayları ile birlikte sayacı sıfırlanmış saatlere fatura kesmeye çalışıyorlardı Aziziye ve Şişe’de… Mesfele ve mahbes’ül cin’de. Kendisini telefonla arayan torununa Aziziye’de oturan bir hacı teyze kaldığı otelin yerini tarif ederken: “Yavrum, Şeytan’a pek yakınız, lakin Beytullah’a biraz uzağız.” diyordu… Can havliyle şeytana taş atarken vekalet verenler çarşı ve pazarda alış veriş yaparken jilet gibi oluyorlardı… Hayret…

Günlük nafakasını önündeki bir naylon leğen içindeki kına ile temin etmeye çalışan zenci kadınları görünce içim burkuluyordu… Asiller, köleler ve mevaliler ayrımı hala devam ediyordu. Cehaletin dikta rejimi adını kraliyet olarak değiştirmişti… bizdeki demokrasinin lafzi ve mecazi olduğu gibi…

THY ve DİB

Cenneti Mualla, Cin Mescidi ve Peygamberimizin evinin olduğu mekan ziyaretiyle birlikte sayılı günlerimiz tükenmişti. Nafile tavaf, nafile umre derken sıra veda tavafına gelmişti. Aşk, heyecan ve gözyaşı yerini durgun bakışlara bırakmıştı. Belli ki gözler doymamıştı Beytullah’a. Ali Ercan da öyle diyordu açıktan çalan kasetlerinde…

İmam-ı Azam’ın 55 defa hacca gittiğini öğrenenler ahdetmeye başlamıştı tekrar umre yapmaya. Bir daha nasip olur mu ki diye diye… Herkesin dönüş bileti kesilmiş, dönüş tarih ve saati belli idi. Ancak THY, Diyanet İşleri’ni ciddiye almayışı nedeniyle yolcularını tam on saat Cidde hava limanında bekletmişti. Azazil’in kışkırtmasıyla huccac pıskırmaya başlamıştı. THY, pastayı başkaları ile paylaşmamak fikrinden vazgeçip acil durumlarda uçak kiralamalıdır…

İkiz kulelerin yıkılışından sonra Üsame bin Laden, bin Davud, bin Süleyman, bin Yakup, bin Yusuf olmuş hicaz illerinde. Arap aleminin büyük şeytan ile dostluğunun mecazî olduğu anlaşılmıştır. Millet, USD’den vazgeçip Euro’ya yönelmiştir. Gördüm ki Muhammed ümmeti artık uyanıyor. Varsın fitne uykuda kalsın. Evet… Galiba ben de uyandım ve 32 günlük rüyanın sonunda… Rüyama dalıp giderken ne diyordum hele:

“Kabe’nin yollarına Ravza’nın kollarına,

Gidip selam vereyim Rahmanın kullarına…”

“Kutlu Hicaz çölünden Hakkın solmaz gülünden,

Ol müminler selinden size selam getirmişem…”

A. HAMİD ÖZYAYLA Yazdı
SİZİN YORUMLARINIZ

Reklam

Namaz Vakitleri

GAZETE SAYFALARI

Gazete Manşetleri

Mekke Medine Kudüs Canlı Yayın

Mekke Medine Kudüs Canlı Yayın

Oyun ve Eğlence - Çocuklar İçin

Çocuklar için Oyun Eğlence

Twitter

Puan Tablosu

Takımlar
O
P
  • 1
    Galatasaray
    15
    32
  • 2
    Medipol Başakşehir
    15
    30
  • 3
    Fenerbahçe
    15
    29
  • 4
    Beşiktaş
    15
    27
  • 5
    Kayserispor
    15
    27
  • 6
    Göztepe
    15
    27
  • 7
    Trabzonspor
    15
    25
  • 8
    Bursaspor
    15
    24
  • 9
    Demir Grup Sivasspor
    15
    22
  • 10
    Teleset Mob. Akhisarspor
    15
    19
  • 11
    Kasımpaşa
    15
    18
  • 12
    Aytemiz Alanyaspor
    15
    17
  • 13
    Evkur Yeni Malatyaspor
    15
    16
  • 14
    Osmanlıspor FK
    15
    14
  • 15
    Atiker Konyaspor
    15
    14
  • 16
    Antalyaspor
    15
    14
  • 17
    Gençlerbirliği
    15
    12
  • 18
    Kardemir Karabükspor
    15
    8

Facebookta Mahihaber

2017 Dini Günler

2017 Dini Günler

tesbihatlar

tesbihatlar